Kalb, ruh ve nefis

Kalb, ruh ve nefis

İnsanoğlunun yaşayabilmesi, hayatiyetini devam ettirebilmesi için nefse ihtiyaç vardır. Fakat, nefis, kendi haline bırakıldığı zaman da zararlı olmaktadır....

Salihlerin sohbetinde bulunmalıdır

Salihlerin sohbetinde bulunmalıdır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı Rabbânî hazretleri gibi büyük zatların hakkı ödenmez. Onlar olmasaydı kim bilir ne kötü yollara...

Her yıl daha kötü olacaktır

Her yıl daha kötü olacaktır

Zamanımızda helâl ve haramı gözetmek, hatta Ebülleys-i Semerkandînin en kolay olan fetvâsına bile uymak çok güc oldu. Bu fetvâya...

Ümmetim!.. ümmetim!..

Ümmetim!.. ümmetim!..

Kâinatın efendisi doğduğu sırada, hazret-i Amine validemizin yanında Abdurrahman bin Avf’ın annesi Şifa Hatun, Osman bin Ebil-As’ın annesi Fatıma...

Sehl Bin Sa'd

Sehl Bin Sa'd

Medîne'de en son vefât eden sahâbî. Sehl bin Sa'd çok genç yaşta olduğundan Peygamberimizle hiçbir savaşa katılamadı,...

Sultan yine tebdil-i kıyafet

Sultan yine tebdil-i kıyafet

Sultan İkinci Mahmud Han, musahibi (sohbet arkadaşı) Said Efendi ile birlikte ramazanda Dersaadet sokaklarını gezerler. Balıkçılıkla uğraşan garip ve fakir bir ihtiyara...

İbâdetlerin en kolayı ve en hafifi

İbâdetlerin en kolayı ve en hafifi

Müslümanların ihtiyâçlarını karşılamanın ve onları sevindirmenin ve güzel ahlâklı olmanın önemiyle ilgili hadis-i şeriflere bugün...

Sevmek itaatle ölçülür

Sevmek itaatle ölçülür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Âmir durumunda olanlar, işine daha çok dikkat etmeli. O oturursa, emri altındakiler yatar. O hep ayakta olmalı yani...

Otlukbeli Savaşı

Otlukbeli Savaşı

Karamanoğlu İbrahim'in 1464'te ölmesi üzerine oğulları birbirlerine düşmüşlerdi. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın yardımıyla İshak...

Doğru yolda olmanın ölçüsü

Doğru yolda olmanın ölçüsü

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı Rabbânî hazretleri, (Allahü teâlânın rızasını kazanmak için, Onun emirlerini, Onun emrettiği gibi...

Eden kendine eder

Eden kendine eder

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İyilik eden de, kötülük eden de kendine eder. O hâlde hep iyilik etmeli. Yaratılış itibarıyla, insan kendine...

Hizmette insan eğitimi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Büyük zatlar...

Elçi Hazretleri Merak E…

Kırım harbi arefesinde Rusya, fevkalade elçi...

“Hacer-ül-Esved”in yer…

Resulullah efendimiz otuz beş yaşında iken...

Evliyaları sevmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlânın...

Nefsin isyan etmediği a…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir hadis-i...

Helâl kazanmak farzdır

Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu...

Kainatin Efendisi

Zulüm, had safhadaydı...

Yeryüzünün merkezi olan mübarek Mekke’de...

O’nun şanı yücedir!

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, sekiz yaşına...

Misk kokulu Abdülmuttali…

Peygamber efendimizin babası Hazreti Abdullah...

Eshab-ı kiram

Sehl Bin Hanîf

Eshâb-ı kirâmın okçularından. Uhud gazâsında bir...

Ebû Hüreyre

En çok hadîs-i şerîf rivâyet...

Ebu Bekr-i Sıddık

Peygamberlerden sonra insanların en üstünü. Hazret-i...

Hikmetli Sözler

Ramazan ayının her günü b…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Her...

Sevmek lafla değil, itaat…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Muhabbet...

Bir şeye düşkün olmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Bu dünya, âhiretin tarlasıdır. Kıyametteki pişmanlığın faydası yoktur. Tevbe istiğfar etmeli. İnsan, kendinden iğrenmeli, din kardeşinin ayaklarına toz olmalıdır. Bunun için nefsimizi kırmalıyız, acı da olsa hak söze peki demeliyiz. Hastalık ne kadar dehşetliyse, verilecek ilaç da o kadar şiddetli olur.

Mübarek bir zat, bir hastalığı için ameliyat olduktan sonra, şiddetli bir sıtmaya yakalanır. Padişahın da özel ilgisi ve emriyle hekimler seferber olur. Çok kuvvetli ilaçlar verirler. Çünkü sıtma her tarafını sarmıştır ve çok acı çekmektedir. Nihayet, çok sıkı bir takip ve tedavi sonucunda şifa bulur. Ancak ameliyattan sonra ortaya çıkan sıtma, mübarek zatı meraklandırır ve hekimlere, sıtmanın sebebini sorar. Onlar da şöyle derler:

(Ameliyat için verilen çok ağır ilaçlar, vücudun savunma sistemini o kadar zayıflatmış ki, yıllar önce vücudunuza giren bir sıtma mikrobu, savunma sisteminin zayıflamasını fırsat bilip ortaya çıkarak bütün vücudu sarmış. Yani sıtmaya yakalanmanız yeni olmamış, ama savunma sisteminiz güçlü olduğu için şimdiye kadar size bir şey yapamamış.)

İnsanların kalbinde de öyle habis mikroplar, öyle kötü huylar vardır ki, ihlâs azaldığı zaman hemen ortaya çıkarlar. Bazı zaman, (Dün bu adam böyle değildi, bugün niye böyle oldu?) diye hayret ettiğimiz kimseler olur. İşte, vücudun savunma sistemi, alınan ağır ilaçlar sebebiyle zayıfladığı gibi, insanın ihlâsı da günahlar, dünya sevgisi ve öfke gibi sebeplerle azaldıkça azalır. En sonunda, kişinin içindeki bütün o habis mikroplar, bünyesini sarar, ondan sonra zaten kurtulması ve düzelmesi çok zordur. Onun için merhum hocamız, (Hastalıkta şifa vardır) buyururdu. Çünkü hasta olan üzgün olur, kırgın olur, kendini ölüme yakın hisseder. Bu ise kalbe şifadır. Çünkü rahat ve huzurda, insanın nefsi azar. Kalb de nefse uyup azar, kararır ve hastalanır. Hastalık ise nefsi kırar. Önemli olan, vücudun şifası değil, kalbin şifasıdır. (Her şeyin bir şifası vardır, kalbin şifası da Allahü teâlânın zikridir) hadis-i şerifi gösteriyor ki, Cenab-ı Hakk'ı hatırlatan her şey, her yer, kalbe şifadır. Cenab-ı Hakk'ın isminin bahsedilmediği yer ise, kalbe zehirdir.