Hafsa Binti Ömer

Hafsa Binti Ömer

Peygamberimizin hanımlarından. Hazret-i Ömer’in kızı olan Hazret-i Hafsa, önce Huneys bin Huzafe ile evlendi. Huneys ile ilk muhacirlerden olup, önce...

Fatih ve Hocazade

Fatih ve Hocazade

Sultan Mehmed Han (Fâtih) Osmanlı tahtına oturup da onun âlimlere muhabbeti ve lütf-u ihsânı ün salınca ve çevresine zamânının meşhur...

Evlat unutur, baba unutmaz

Evlat unutur, baba unutmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Her insanın genelde üç babası vardır: Dünyaya gelmesine sebep olan babası, kayın babası, kendisine ilim öğreten babası...

ELİF ıramazan-ı şerif’in neresinde?

ELİF ıramazan-ı şerif’in neresinde?

Koca Ragıp Mehmed Paşa Devlet-i Osmanî’nin yetiştirdiği tarihe adını şerefle yazdıran müstesna zatlardan biriydi. Üçüncü Mustafa Han ve...

Kalb, ruh ve nefis

Kalb, ruh ve nefis

İnsanoğlunun yaşayabilmesi, hayatiyetini devam ettirebilmesi için nefse ihtiyaç vardır. Fakat, nefis, kendi haline bırakıldığı zaman da zararlı olmaktadır....

Böyle dua edilir mi?

Böyle dua edilir mi?

Merhum Nasreddin Hocanın, (Allah’ım bu sıkıntıyı benden alma) diye dua ettiğini duyanlar, Hocaya sorarlar: - Niçin böyle dua ediyorsun, sıkıntının kalması...

Abdullah Bin Zübeyr

Abdullah Bin Zübeyr

Medîne'de muhâcirlerden ilk doğan sahâbî. Abdullah bin Zübeyr, Medîne’de muhâcirlerden ilk dünyaya gelen...

Ezan duâsı

Ezan duâsı

Resûlullah buyurdu ki:”Ezan okunurken şu duâyı okuyun: “Ve ene eşhedü en lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ...

Padişahın işi ne

Padişahın işi ne

Sultan Murat Han o gün bir hoştur. Telaşlı görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil,...

Allah vereni sever

Allah vereni sever

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bizim dinimiz iyilik etmek, şefkat dinidir. Kur’an-ı kerimde, (Muhakkak ki Allah iyilik edenlere yardım eder, verenleri sever)...

Dünya sevgisinin tek ilacı

Dünya sevgisinin tek ilacı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsan hasta olunca, hem ibadetlerini, hem hizmetlerini tam yapamaz. Bunun gibi, insanın kalbi hasta olunca da, Allahü...

Ur çıkmadan nur girmez

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Küfürden sonra...

Güzel ahlâkın kalbe y…

Allahü teâlâ insanda üç şey yarattı:...

İhsan eden ihsan görür

Kıyamet günü bir müslümanın hesabı görülüyor...

Nu'man Bin Mukarrin

Eshâb-ı kirâmın meşhûr kumandanlarından. Hazret-i Ömer, Eshâb-ı...

Allahü teâlânın merhame…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir kul...

Bereket Duâsı

“Ruh-ul-beyan” da diyor ki, “Eshâb-ı Kehfin...

Kainatin Efendisi

En güvenilir kimse...

O; doğru, doğruların doğrusu... Hiçbir...

Misk kokulu Abdülmuttali…

Peygamber efendimizin babası Hazreti Abdullah...

Nur’un yaratılması

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, Allahü teâlânın...

Eshab-ı kiram

Huzeyfe Bin Yemân

Sevgili Peygamberimizin sırdaşı. Huzeyfe bin Yemân...

Es'ad Bin Zürâre

Câhiliye devrinde de tek bir...

Ammâr Bin Yâser

Şehîd oğlu şehîd. Ammâr bin Yâser...

Hikmetli Sözler

Dünyada Cennet hayatı yaş…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Doğru...

Dünya sevgisinin tek ilac…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsan...

Bir kavmin efendisi, onla…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Bu dünya, âhiretin tarlasıdır. Kıyametteki pişmanlığın faydası yoktur. Tevbe istiğfar etmeli. İnsan, kendinden iğrenmeli, din kardeşinin ayaklarına toz olmalıdır. Bunun için nefsimizi kırmalıyız, acı da olsa hak söze peki demeliyiz. Hastalık ne kadar dehşetliyse, verilecek ilaç da o kadar şiddetli olur.

Mübarek bir zat, bir hastalığı için ameliyat olduktan sonra, şiddetli bir sıtmaya yakalanır. Padişahın da özel ilgisi ve emriyle hekimler seferber olur. Çok kuvvetli ilaçlar verirler. Çünkü sıtma her tarafını sarmıştır ve çok acı çekmektedir. Nihayet, çok sıkı bir takip ve tedavi sonucunda şifa bulur. Ancak ameliyattan sonra ortaya çıkan sıtma, mübarek zatı meraklandırır ve hekimlere, sıtmanın sebebini sorar. Onlar da şöyle derler:

(Ameliyat için verilen çok ağır ilaçlar, vücudun savunma sistemini o kadar zayıflatmış ki, yıllar önce vücudunuza giren bir sıtma mikrobu, savunma sisteminin zayıflamasını fırsat bilip ortaya çıkarak bütün vücudu sarmış. Yani sıtmaya yakalanmanız yeni olmamış, ama savunma sisteminiz güçlü olduğu için şimdiye kadar size bir şey yapamamış.)

İnsanların kalbinde de öyle habis mikroplar, öyle kötü huylar vardır ki, ihlâs azaldığı zaman hemen ortaya çıkarlar. Bazı zaman, (Dün bu adam böyle değildi, bugün niye böyle oldu?) diye hayret ettiğimiz kimseler olur. İşte, vücudun savunma sistemi, alınan ağır ilaçlar sebebiyle zayıfladığı gibi, insanın ihlâsı da günahlar, dünya sevgisi ve öfke gibi sebeplerle azaldıkça azalır. En sonunda, kişinin içindeki bütün o habis mikroplar, bünyesini sarar, ondan sonra zaten kurtulması ve düzelmesi çok zordur. Onun için merhum hocamız, (Hastalıkta şifa vardır) buyururdu. Çünkü hasta olan üzgün olur, kırgın olur, kendini ölüme yakın hisseder. Bu ise kalbe şifadır. Çünkü rahat ve huzurda, insanın nefsi azar. Kalb de nefse uyup azar, kararır ve hastalanır. Hastalık ise nefsi kırar. Önemli olan, vücudun şifası değil, kalbin şifasıdır. (Her şeyin bir şifası vardır, kalbin şifası da Allahü teâlânın zikridir) hadis-i şerifi gösteriyor ki, Cenab-ı Hakk'ı hatırlatan her şey, her yer, kalbe şifadır. Cenab-ı Hakk'ın isminin bahsedilmediği yer ise, kalbe zehirdir.