Altıyüz dirhemlik ip

Altıyüz dirhemlik ip

Bağdat. Dul bir kadın. Altı öksüz çocuğu ve bir de ihtiyar ana. Kadın geçimi sağlamak üzere, hafta boyu el emeği verir, göz nuru döker...

Ur çıkmadan nur girmez

Ur çıkmadan nur girmez

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Küfürden sonra en kötü ahlâk, en büyük günah, kibirli olmaktır. Peygamber efendimiz, (Kalbinde...

Evlat unutur, baba unutmaz

Evlat unutur, baba unutmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Her insanın genelde üç babası vardır: Dünyaya gelmesine sebep olan babası, kayın babası, kendisine ilim öğreten babası...

Kapalı olan kaba su dolmaz

Kapalı olan kaba su dolmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i sünnet âlimlerinin yolunda yapılan dine hizmet, Allahü teâlânın yardımı ve büyüklerin duasıyla,...

İnsanı tanımada ölçü

İnsanı tanımada ölçü

Bir adam Hazret-i Ömer'in yanında bir hususta şahitlikte bulunmuştu. Hazret-i Ömer ona, (Ben seni tanımıyorum, seni tanıyan birini getir) dedi. Orada...

Korkusuz cengaver Yahya Ağa...

Korkusuz cengaver Yahya Ağa...

Budin Paşasının yüzü aydınlandı. Yahya Ağa demek ki ölmemişti. Paşa derin bir nefes aldı. Sevinmişti... Ama Yahya Ağa onu bu vakitte niçin görmek...

Velîd Bin Velîd

Velîd Bin Velîd

Kardeşleri tarafından işkence gören sahâbî. Velîd bin Velîd, meşhûr Hâlid bin Velîd'in kardeşiydi. Bedir...

Siz nereden geldiniz?

Siz nereden geldiniz?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhum hocamız, sık sık buyurdu ki: 1- Hayat hayaldir. 2- Dünya fanidir. 3- İnsan demek âciz demektir. Mümine...

İmanın temeli

İmanın temeli

İmam-ı Gazali hazretleri “Kimyâ-i saadet” kitabında diyor ki: Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, “İmanın...

Bilâl-i Habeşî

Bilâl-i Habeşî

Peygamber efendimizin müezzini. Bilâl-i Habeşî hazretleri, ilk îmân edenlerden olup, müşriklere karşı Müslüman olduğunu...

Esas hasta benmişim

Esas hasta benmişim

Cüneyd-i Bağdadi hazretlerinin gözlerinde aşırı ağrı meydana geldi. Herkese iyilik eden, cömertliği ile meşhur bir doktor çağırdılar, bu doktor,...

Allah diyen genç

Fakir bir genç, padişahın kızına aşık...

Büreyde Bin Hasib

Resûlullahın sancaktarı. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden olup, Horasan...

İcâzetin sırrı

Akşemseddin hazretleri, Fâtih Sultan Mehmed Hân...

Günahların affı için

Her günahın affı için, kalb ile...

Güneş ve aynalar

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Güneşin karşısına...

Osman Bin Maz'ûn

Medîne'de ilk vefât eden muhâcir sahâbî. Osman...

Kainatin Efendisi

Allah’ın adı ile oku!..

Peygamber efendimiz kırk yaşında... Ramazanın...

Dünya karanlığa gömül…

Fahr-i kâinat efendimiz doğmadan önce...

Mübarek göğsünün yar…

Süt anne Halime Hatun anlatır: Server-i...

Eshab-ı kiram

Abdullah Bin Ömer

En çok hadîs bilen sahâbîlerden. Abdullah...

Aişe-i Sıddıka

Peygamberimizin hanımlarından. Hazret-i Aişe validemiz, küçük...

Es'ad Bin Zürâre

Câhiliye devrinde de tek bir...

Hikmetli Sözler

Evliya zatlara derece tây…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Şah-ı...

Dikkat edilecek dört husu…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: En...

İyilikler azalıyor, kötül…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kur’an-ı...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Bu dünya, âhiretin tarlasıdır. Kıyametteki pişmanlığın faydası yoktur. Tevbe istiğfar etmeli. İnsan, kendinden iğrenmeli, din kardeşinin ayaklarına toz olmalıdır. Bunun için nefsimizi kırmalıyız, acı da olsa hak söze peki demeliyiz. Hastalık ne kadar dehşetliyse, verilecek ilaç da o kadar şiddetli olur.

Mübarek bir zat, bir hastalığı için ameliyat olduktan sonra, şiddetli bir sıtmaya yakalanır. Padişahın da özel ilgisi ve emriyle hekimler seferber olur. Çok kuvvetli ilaçlar verirler. Çünkü sıtma her tarafını sarmıştır ve çok acı çekmektedir. Nihayet, çok sıkı bir takip ve tedavi sonucunda şifa bulur. Ancak ameliyattan sonra ortaya çıkan sıtma, mübarek zatı meraklandırır ve hekimlere, sıtmanın sebebini sorar. Onlar da şöyle derler:

(Ameliyat için verilen çok ağır ilaçlar, vücudun savunma sistemini o kadar zayıflatmış ki, yıllar önce vücudunuza giren bir sıtma mikrobu, savunma sisteminin zayıflamasını fırsat bilip ortaya çıkarak bütün vücudu sarmış. Yani sıtmaya yakalanmanız yeni olmamış, ama savunma sisteminiz güçlü olduğu için şimdiye kadar size bir şey yapamamış.)

İnsanların kalbinde de öyle habis mikroplar, öyle kötü huylar vardır ki, ihlâs azaldığı zaman hemen ortaya çıkarlar. Bazı zaman, (Dün bu adam böyle değildi, bugün niye böyle oldu?) diye hayret ettiğimiz kimseler olur. İşte, vücudun savunma sistemi, alınan ağır ilaçlar sebebiyle zayıfladığı gibi, insanın ihlâsı da günahlar, dünya sevgisi ve öfke gibi sebeplerle azaldıkça azalır. En sonunda, kişinin içindeki bütün o habis mikroplar, bünyesini sarar, ondan sonra zaten kurtulması ve düzelmesi çok zordur. Onun için merhum hocamız, (Hastalıkta şifa vardır) buyururdu. Çünkü hasta olan üzgün olur, kırgın olur, kendini ölüme yakın hisseder. Bu ise kalbe şifadır. Çünkü rahat ve huzurda, insanın nefsi azar. Kalb de nefse uyup azar, kararır ve hastalanır. Hastalık ise nefsi kırar. Önemli olan, vücudun şifası değil, kalbin şifasıdır. (Her şeyin bir şifası vardır, kalbin şifası da Allahü teâlânın zikridir) hadis-i şerifi gösteriyor ki, Cenab-ı Hakk'ı hatırlatan her şey, her yer, kalbe şifadır. Cenab-ı Hakk'ın isminin bahsedilmediği yer ise, kalbe zehirdir.