Vücutta bütün organlar birbirine muhtaçtır

Vücutta bütün organlar birbirine muhtaçtır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize, Ehl-i sünnet kitaplarını yaymak sûretiyle yapılan hizmetlerin maddi sahibi yoktur, bu hizmetler hepimizindir. Yani her...

İstikbal gençlerde

İstikbal gençlerde

Dinimizin yayılmasında, devamında gençlerin önemli bir rolü vardır. İslâm dînine karşı olanlar da, bu mühim noktayı anladıkları...

Elini değil, ayağini uzatmiş

Elini değil, ayağini uzatmiş

Zamanın Şam valisi bir gün, Emeviyye Câmii’ne girdi. O sırada içerde Şam’ın büyük âlimi Şeyh Saîd el-Halebî, cemaate...

Üç şeyi yerine getiren, kalbe girer

Üç şeyi yerine getiren, kalbe girer

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Resulullah efendimizin vârisi olan İmam-ı Rabbânî, Hâlid-i Bağdâdî, Abdülhakîm...

Böyle dua edilir mi?

Böyle dua edilir mi?

Merhum Nasreddin Hocanın, (Allah’ım bu sıkıntıyı benden alma) diye dua ettiğini duyanlar, Hocaya sorarlar: - Niçin böyle dua ediyorsun, sıkıntının kalması...

Anzaklı Ömer

Anzaklı Ömer

Türk olmanın nasıl bir şey olduğunu unutanlara hatırlatmak için, Türk olmanın tadına varmak için, lütfen okuyun. Bu hakiki hikayeyi aktaran,...

İnsan âciz bir varlıktır

İnsan âciz bir varlıktır

Allahü teâlâ, insanları olgunlaştırmak ve kalblerindeki hastalıklarını tedâvî etmek için, ezelde merhamet ederek, Peygamberler...

Uyuyarak beklemek

Uyuyarak beklemek

Bir talebe; âlim ve faziletli bir zat olan hocasını çok severmiş. Sohbetinde bulunmaya can atıyormuş. Hocasına durumu bildirirler. Hocası da, (Madem bizi seviyor,...

Nur’un yaratılması

Nur’un yaratılması

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, Allahü teâlânın habibi, sevgilisi, yaratılmış bütün insanların, mahlukatın her bakımdan en üstünü, en güzeli, en şereflisidir....

BRE HAŞMET hani gidiyordun?

BRE HAŞMET hani gidiyordun?

Sadrazam Koca Ragıp Mehmed Paşa “Turfa dükkan-ı hikemdir bu köhen tâk-ı felek, Ne ararsan bulunur derde devadan gayri” (Sayısız hikmetlerle dolu...

Bunun da elbette bir hikmeti var

Bunun da elbette bir hikmeti var

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Cenab-ı Hak hakîmdir, yani hikmet sahibidir, Onun yarattığı her şey hikmetlidir. Mümin daima hayırlısını istemeli,...

Gönül yap ey zahida!

Sultan Gazneli Mahmud, İslâmiyet’in Türk diyârlarında...

Fitneden korunmak için

Fitneden korunmak için, “Allahümme innî eûzü-bike...

Hatırat-ı Çaldıran

İkinci Selim Han, Babası Kanuni Sultan...

Elhamdülillah hata itme…

Sultan İkinci Mahmud, bir yaz gününde...

Kıymetli beş nasihat

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhum hocamızın...

Ana baba duası

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bizde çok...

Kainatin Efendisi

Misk kokulu Abdülmuttali…

Peygamber efendimizin babası Hazreti Abdullah...

Süt annenin anlattıkları

Halime Hatun, Peygamber efendimizi, süt...

Emanet, Ebu Talib’de...

Merhamet deryası Abdülmuttalib vefat edeceğine...

Eshab-ı kiram

Fatıma-tüz-zehra

Peygamberimizin en sevgili kerimesi. Hazret-i Fâtıma...

Meymune Binti Hâris

Peygamberimizin hanımlarından. Hazret-i Meymune, Hazret-i Abbas’ın...

Ebû Lübâbe

Tevbesi ile meşhûr sahâbî. İslâmın nûrunu...

Hikmetli Sözler

Dağıtılan miras

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i...

Altı cilt Mektubat'ın öze…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Üç...

Sonsuza giden sevgide çat…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Mahşerde...

Peygamber efendimizin şairlerinden.

Hassan bin Sabit, Müslüman olmadan önce de meşhur şairlerden olup, Sam ve civarında hüküm sürmekte olan Gassani hükümdarının sarayına mensuptu. Şiirleri ile bu devletin ileri gelenlerini methederdi.

Ey yahudiler!
Peygamberimizin geleceğini daha önceden yahudi âlimlerinden işitmişti. Kendisi şöyle anlatmıştır:
“Ben 7-8 yaşlarında aklı eren bir çocuktum. Bir defasında meşhur yahudi âlimlerinden biri, Medine’de yüksek bir yere çıkıp, “Ey yahudiler!” diye bağırarak, yahudilerin toplanmasını istedi.

Yahudiler toplanınca, “Ne var, ne diyorsun?” dediler. Yahudi âlim, toplananlara, “Bu gece Ahmed’in, ahir zaman peygamberinin yıldızı doğdu” diyerek, Peygamberimizin doğduğunu haber vermişti.”

Peygamber efendimiz, peygamberliğini açıklayıp, İslâm dinine davete başlaması ile Hazrec kabilesi de İslâmiyetle şereflenmişti. Bu sırada Medine’ye gelmiş bulunan Hassan bin Sabit de Müslüman olmuştu. Müslüman olduğunda 60 yaşında bulunuyordu.

Hassan bin Sabit Müslüman olduktan sonra, Peygamberimizin yanından ayrılmadı. Peygamber efendimizi metheden çok şiir söyledi.

Bedir savaşında Medine’de kalmakla vazifelendirilmişti. Yaşlı ve bedenen çok zayıf olduğu için, bizzat savaşa katılamadı. Bu sırada Müslümanları metheden ve cihada teşvik eden şiirler yazdı. Müşriklerin şairleri tarafından Müslümanlara karşı yazılan şiirlere cevap verip, onları hicvetti. Bu şiirleri pek meşhur olup, o zaman Arabistan’da yaşayan kabileler arasında pek tesirli olmuştur.

Oktan daha tesirli
Hassan bin Sabit’e, Bedir gazasına bizzat bedenen katılamadığı için, “Cihad sevabına ve verilen müjdelere kavuşamadın” diyenler olmuştu. O da buna çok üzülmüştü. Fakat Peygamber efendimiz, onun İslâm düşmanlarına karşı yazdığı şiirlerle cihad ettiğini ve düşmanlara karşı yazdığı şiirlerin her bir kelimesine verilen sevabın, başkalarının gazada kazandığı sevaptan daha çok olduğunu bildirerek buyurmuştur ki:
(Hassan’ın beyitleri düşmana ok darbesinden daha tesirlidir.)

Hassan bin Sabit şiirleri ile Resulullahı, İslâmiyeti ve eshab-ı kiramı över, metheder ve İslâm kahramanlarını cihada teşvik edici beyitler söylerdi. Ayrıca Kureyş kâfirlerinin ve diğer müşriklerin yüz karalarını ortaya koyucu şiirler okurdu. Peygamberimiz, Mescid-i nebevide Hassan bin Sabit’e mahsus bir minber yaptırmışlardı. Hassan bin Sabit oraya çıkıp Eshab-ı kiram huzurunda İslâmiyeti metheden şiirleri okurdu.

Peygamberimiz, onu hiciv (yerici) şiirleri yazarken Hazret-i Ebu Bekir’e danışmasını, ondan bilgi almasını emretmiştir. Hazret-i Ebu Bekir’den bilgi aldıktan sonra hiciv şiirleri yazardı.

Hassan bin Sâbit bir defasında kâfirlerin yüzkaralarını ortaya koyan bir şiirini okuduktan sonra Peygamberimiz:
- Ey Hassan, müşriklerin, kâfirlerin yüz karalarını ortaya koy! Cebrail seninledir. Eshâbım silâhla harb ettikleri gibi sen de dil ile harb et! buyurdular.

Şairlerini de getirmişlerdi
Hassan bin Sâbit hazretleri böylece cihâdın en kıymetlilerinden olan söz ile ve yazı ile cihad etmek şerefine ilk kavuşanlardan oldu.

Cahiliyet devrinde ve Asr-i seâdet'te Arabistan yarımadasında şiir ve edebiyatın pek büyük kıymeti, tesirleri ve rolü vardı. Araplar buna pek kıymet verir, övünürlerdi. Yarışmalar tertip eder, birincilik kazanan şairlerin şiirlerini Kâ'be'nin duvarlarında herkesin görebileceği şekilde asarlardı.

Hicretin dokuzuncu senesinde Beni Temim kabîlesinden bir heyet, esirlerini almak için Medine'ye gelmişdi. Yanlarında en meşhur hatiplerini ve şairlerini de getirmişlerdi. Önce getirdikleri Utarid konuşup, kabilesini övdü.

Buna karşı Peygamberimiz Eshâb-ı kirâmdan, Sâbit bin Kays'a:
- Kalk bunun konuşmasına karşılık ver, buyurdu.

Sâbit bin Kays ayağa kalkıp, Allahü teâlânın büyüklüğüne ve Peygamberimizin medhine dair bir konuşma yaptı. Onun bu hitabı gelen heyeti fevkalade bir tesir altında bıraktı. Sonra da gelen heyetin şairleri şiir okumaya başladı. Şairlerinden biri bir kaside okuyup, bitirince Peygamberimiz, Hassan bin Sâbit'e:
- Kalk yâ Hassan bunun şiirine karşılık ver! buyurdu.

Hassân bin Sâbit böyle bir vazife üzerine sevinerek, aşk ve şevk içinde ayağa kalktı. Temim kabilesinin şairinin söylediği şiire karşılık aynı vezin ve kafiyede uzun ve pek mükemmel bir şiir okudu. Bu şiirinde İslâmiyyetin üstünlüğünü gayet açık bir ifade ile dile getirdi.

Şairimizden üstündür
Bunu dinleyen Temim heyeti ve bilhassa hatip ve şairleri hayret içinde kaldı. İleri gelenlerinden Akra bin Hâbis kendini tutamayıp, şöyle dedi:
- Allaha yemin ederim ki, bu zâta, "Muhammed aleyhisselâma" her zaman O'na bizim bilemediğimiz bir yardım gelmektedir. O, muhakkak muvaffak olacaktır. Herşeyde, herkese üstün gelecektir. Onun hatibi ve şâiri, bizim hatibimizden ve şâirimizden üstündür. Sesleri de seslerimizden daha canlı ve gürdür.

Akra bin Hâbis bu sözleri söyledikten sonra Peygamberimizin yanına yaklaştı ve Kelime-i şehâdeti söyleyerek Müslüman oldu. O Müslüman olunca bu heyete bulunanların hepsi Müslüman oldu.

Bunun üzerine Peygamberimiz hepsine birer hediye verdi. Onlardan alınmış olan bütün esirleri de serbest bıraktı.

Bedir savaşından sonra, Kâb bin Eşref adında yahudi bir şair, Bedir’de ölen Mekkeli müşrikler için bir şiir söylemişti. Çevrede tesir uyandıran bu şiire karşı, Peygamberimiz, Hassan bin Sabit’e bir şiir yazmasını emretmişti. Hassan bin Sabit de, o yahudi şaire karşı bir şiir yazdı. Bu şiiri o derece tesirli oldu ki, Mekkeli müşriklerden hiçbiri, o yahudi şairi evinde misafir etmeye cesaret gösteremedi.

Resulullahın pak alnı
Hassan bin Sabit hazretleri her iki dönemde de, [yani hem cahiliye döneminde, hem de İslâmiyetten sonra] bu sahanın önde gelen simalarından biriydi. Resulullahı, eshab-ı kiramı ve İslâmiyeti anlatması, kâfirleri ve kâfirliği ve bunların yüz karalarını dile getirmesi çok tesirli idi. Bir şiirinde diyor ki:
- Resulullahın pak alnı karanlık içinde göründüğü zaman, ortalığa nur saçan, karanlığı yok eden lamba gibi görünür.

Hassan bin Sabit hazretleri, Resulullah efendimizin ayrıca akrabası da oldu. Mariye hazretlerinin kız kardeşi Şirin ile evlendi.

Hassan bin Sabit hazretleri, Peygamber efendimizin vefatında çok üzülüp, bu üzüntülerini bildiren uzun mersiyeler yazmıştır. Hazret-i Ömer’in halifeliği sırasında gözleri görmez oldu.

Peygamberimiz, (Muhakkak ki, Allahü teâlâ Resulünü övmek ve müdafaa etmek hususunda, Hassan’ı, Ruh-ül-kuds [Cebrail aleyhisselam] ile takviye etmektedir) buyurmuştur.

Birçok olaylarda âlimlerimiz Hassan’ın şiirlerini delil almışlardır. Mesela Sabi diyor ki:
“Önce kimin iman ettiği, Abdullah ibni Abbas’a soruldu. O da şöyle cevap verdi:
- Hassan bin Sabit’in şiirini işitmedin mi?

Bu şiirde, (Resulullahı tasdikte insanların birincisi Ebu Bekir’dir) denilmektedir.

Bid’at yaparsa...
Hassan bin Sabit, Peygamber efendimizden bizzat işiterek hadis-i şerif rivayet etmiştir. Bunlardan birinde buyuruldu ki:
(Bir millet, dinlerinde bir bid’at yaparsa, Allahü teâlâ, buna benzeyen bir sünneti yok eder. Kıyamete kadar bir daha geri getirmez.)

Hassan bin Sabit buyurdu ki:
“Kötü bir söz işittiğin zaman göz yum, af ile karşıla, onu dinlememiş gibi ol.”

“Kalblerinde buğz ve husumet taşıyan insanların içi, altında ateş yanarak kaynayan tencereler gibi devamlı kaynar. Buğz ve düşmanlık sebebiyle içlerinden ateş saçılır.”

“Zenginlik bana hayayı unutturmaz. Dünyanın musibetleri huzurumu bozmaz. İnsanın namusu ve şerefi hiçbir leke ve yaraya tahammül edemez. Nasıl bir şişe kırıldıktan sonra tamir olmaz ise, insanın namus ve şerefi de öyledir."

Hassan bin Sabit’in künyesi, Ebu Velid’dir. Ebu Abdurrahman ve Ebu Hüsam da denilmiştir. Annesi Füriate binti Halid de Hazrec kabilesindendir. Doğum tarihi bilinmemektedir. Kendisinden nakledildiğine göre, Peygamberimizden 8 sene önce doğmuştur. 682 senesinde 120 yaşında Medine-i Münevvere’de vefat etti.