Kendine tercih

Kendine tercih

Müslüman her konuda, din kardeşini kendine tercih etmelidir. Kâmil imanın alameti budur. Birçok talebesi, dergâhı olan bir şeyhi, yıllar...

Ammâr Bin Yâser

Ammâr Bin Yâser

Şehîd oğlu şehîd. Ammâr bin Yâser, ilk Müslümanların otuzuncusudur. Süheyb-i Rûmî ile birlikte, Dâr-ül...

Namaz varsa her şey var

Namaz varsa her şey var

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ömrümüzden geçen her saniye çok kıymetlidir, bir daha asla geri gelmez. İnsanın en kıymetli varlığı vaktidir....

Gazi Osman Paşa ve Romanya Prensi

Gazi Osman Paşa ve Romanya Prensi

Gazi Osman Paşa esir edildikten sonra bir araba ile Bogot karargahına götürülüyordu. Yolda Romanya Prensi Karol kendisine yanaşarak, bu kahramanı tebrik...

Kaptanın işine karışılmaz

Kaptanın işine karışılmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Eğer bir işin, bir hizmetin başlangıcı ve devamı, üzüntüsüz ve çilesiz ise, onun yıkılması kolay olur. Bir iş de...

İlk insanın yaratılışı

İlk insanın yaratılışı

İlk insan Âdem aleyhisselâm Peygamber idi. Melekler kendisine karşı secde etmişlerdi. Allahü teâlâ, balçık çamurundan insan şeklinde...

Kimsenin yaptığı yanına kalmaz

Kimsenin yaptığı yanına kalmaz

Abbasi halifelerinin beşincisi Harun Reşid, sarayının bahçesindeki bir gül fidanını çok beğenir. Yaprağı, kokusu, görünüşüyle dikkatini...

Vazifemiz ışık tutmak olmalı

Vazifemiz ışık tutmak olmalı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Arazilerin, binaların, altınların, yani dünyadaki bütün varlıkların, Allah indinde sivrisineğin kanadı kadar değeri yoktur....

Akşam mümin, sabah kâfir!

Akşam mümin, sabah kâfir!

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hakiki bayram, son nefeste Allah diyebilmek, imanla ölmektir. Muteber olan sondur. Son nefeste, Allah demek yerine (Aman doktor, kurtar...

Geyikli Baba ve Orhan Gazi

Geyikli Baba ve Orhan Gazi

Orhan Gâzi ise Bursa'nın fethinde yardıma gelen evliyânın gönlünü almak, onların bereketli duâlarına kavuşmak için bir imâret...

Cennet ve Cehennem

Cennet ve Cehennem

Kıyâmet günü Allahü teâlânın izni ile, iyiler, kötülere şefâ’at edecek, araya gireceklerdir. Peygamberimiz...

Herkesin alın yazısı ke…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kur'an-ı kerimde...

Kimler dost edinilir?

Bazı çevreler, Hıristiyanları, Yahudileri kendilerine dost...

Kâ’b Bin Züheyr

Peygamberimizin hırkasını verdigi şâir Sahâbî. Kâ’b bin...

Feyrûz Bin Deylemî

Yemenli sahâbîlerden. Feyrûz bin Deylemî San’a’da bulunuyordu...

Arkadaşlarımı korumak i…

Abdülazîz Debbağ hazretleri'nin bir grup talebesi...

BRE KÖFTEHOR bu tütün ç…

Devleti Osmani padişahı Sultan Dördüncü Murad...

Kainatin Efendisi

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce...

Hazret-i Hadice’nin rüya…

Sevgili Peygamberimiz yirmi beş yaşlarında...

Nur’un temiz alından temi…

Âdem aleyhisselamın alnına nakşedilen bu...

Eshab-ı kiram

Hâlid Bin Velid

Allahın kılıcı lâkabı ile tanınan...

Ebû Sa’îd-i Hudrî

Çok hadîs rivâyet eden yedi...

Ebu Bekr-i Sıddık

Peygamberlerden sonra insanların en üstünü. Hazret-i...

Hikmetli Sözler

En büyük nimet

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: (Kıyamette...

İman nimetine nasıl şükre…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allah...

İhlâs azalınca

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bu...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Allah diyen aziz, para diyen rezil olur. Herkes bu iki kutup etrafında toplanmıştır. Bir kısmı Allah yolunu, bir kısmı paranın yolunu tutmuştur. Paranın yolunu tutan, daima hüsrana uğrar ve Cehennemin dibine gider. Allah diyen, bol paraya kavuşur, parasını hep hayra sarf eder. İnsanların değil, Allah’ın kıymet verdiğine kıymet verir, çünkü insan fanidir. Onun verdiği değer de fanidir. Allah’ın verdiği değer ise bakidir, çok kıymetlidir.

Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin hak yolu bulması şöyle anlatılır:
(Bir ağaç altında otururken, iki gözü kör bir kuşun ağaçtan inip, yeri eşerek altın bir kutu çıkardığını görür. Dikkat edince, kutunun içindeki susamı kuşun yediğini görür. Daha sonra başka bir yeri gagasıyla eşer ve o kutuda bulunan suyu içer. Tekrar gagasıyla gömüp ağaca çıkar. Topraktaki kutuların yerleri belirsiz hâle gelir. Bunları görünce, Allahü teâlâya tevekkül etmenin hakikatini anlar ve tevekkül etmeye karar verir. Biraz ileride, bir viranede fakirlerle karşılaşır. Geceyi birlikte geçirirler. Ertesi gün, Zünnûn-i Mısrî hazretleri, bir küp altın bulur. Küpün ağzında bulunan tahta kapakta, Allah ismi yazılıdır. Altınları fakirlere dağıtır, kendisi de tahtayı alıp, o gece orada yatar. Uyandıkça, yazıyı öpüp, başına koyar, gözüne sürer. Gece rüyasında, (Allah’ın ismini aziz tuttun. Sen de aziz ol!) derler. Sonra uyanır. O anda, gönlü ve içi nurla dolar.)

Kendisi de şunu anlatır:
(Bir gün dağda dolaşırken bir topluluk gördüm. Herkesin belli bir rahatsızlığı var. (Burada ne yapıyorsunuz?) diye sorduğumda, (Şu mağarada bir âbid var, her yıl bir sefer dışarı çıkar, bize okur, hepimiz şifâ buluruz) dediler. Ben de onlara katılarak, dışarı çıksın diye bekledim. Beyaz sakallı heybetli bir zat çıktı. Heybetinden sanki dağ sallandı. Sonra şefkatli bir gözle onlara baktı, bir şeyler okudu, onlara doğru üfledi. Okumalarını bitirip mağaraya girerken eteğine yapışıp (Milletin bedenî hastalığına okuduğunuz gibi, benim de kalbî hastalığıma şifa okur musunuz?) dedim. Bana hiç bakmadı bile ve eteğini elimden çekip, (Sen Rabbini bırakarak benim yanıma gelme, git Rabbin için çalış!) dedi. Ondan sonra kemâle geldim.)