Sultan yine tebdil-i kıyafet

Sultan yine tebdil-i kıyafet

Sultan İkinci Mahmud Han, musahibi (sohbet arkadaşı) Said Efendi ile birlikte ramazanda Dersaadet sokaklarını gezerler. Balıkçılıkla uğraşan garip ve fakir bir ihtiyara...

Sıkıntı var diye hizmetten kaçmak

Sıkıntı var diye hizmetten kaçmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bizden sonraki nesiller, bu Ehl-i sünnet yolunu, bu hizmetleri devam ettirirler, Ehl-i sünnet kitaplarını bütün...

Orhan Gâzi ve Alâeddîn Esved

Orhan Gâzi ve Alâeddîn Esved

Sultan Orhan Gâzi, âlimleri, evliyâyı görüp gözeten bir zât-ı muhterem idi. O mübârek kimse, bir gün...

Kullanma kılavuzu

Kullanma kılavuzu

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kendi kurallarımızı kendimiz koymaya kalkışırsak, huzur ve rahat bulamayız. Nasıl bir firma, bir makineyi ne şekilde kullanılması...

Ümm-i Eymen

Ümm-i Eymen

Peygamberimizin dadısı. Peygamber efendimiz, doğmadan önce babasını, altı yaşında da annesini kaybetmişti. Hem yetim, hem de öksüz olarak...

BRE KÖFTEHOR bu tütün çarpar!

BRE KÖFTEHOR bu tütün çarpar!

Devleti Osmani padişahı Sultan Dördüncü Murad Han, İslam halifelerinin seksenikincisidir. ‘Bağdat Fatihi’ olarak tanınır. Erken yaşta tahta...

Musibet karşısında duâ

Musibet karşısında duâ

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Bir müslümanın ölümünü duyunca, "İnna lillah ve inna ileyhi raciun" dedikten sonra,...

Görmeden inanmak

Görmeden inanmak

Görmeden inanmak önemlidir. Bekara suresinin başında, iyiler övülürken, (Onlar gayba inanırlar) buyuruluyor. Bazı büyükler bunu...

Bahira’nın beklediği misafir

Bahira’nın beklediği misafir

Efendimiz on iki yaşlarında iken, Ebu Talib’in Şam’a giden ticaret kervanına katıldı.. Bu, O’nun ilk yolculuğu... Kervan, Busra’da, bir manastırın...

Es'ad Bin Zürâre

Es'ad Bin Zürâre

Câhiliye devrinde de tek bir Allaha inanan sahâbî. Resûlullah efendimiz, Mekke'de herkesi îmâna da'vet ediyor, İslâm...

Hakiki bayram nasıl olur?

Hakiki bayram nasıl olur?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ, nice bayramlara kavuştursun! Ramazan-ı şerif geldi geçti, inşallah hakkını verebilmişizdir, inşallah,...

Herkes çalışmak zorunda

En az, binlerle insan çalışmayacak olursa...

Ur çıkmadan nur girmez

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Küfürden sonra...

Zeyneb Binti Cahş

Peygamberimizin hanımlarından. Hazret-i Zeyneb validemiz, Peygamberimizin halasının...

İnsan tek başına kurtul…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsan birkaç...

Ahlâk ilmi pek kıymetl…

Fıkıh ve ahlâk ilimlerini öğrenen ve...

Orucun ve iftiraya uğra…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Günlerin hayırlısı...

Kainatin Efendisi

Emanet, Ebu Talib’de...

Merhamet deryası Abdülmuttalib vefat edeceğine...

Hazret-i Hadice ile evlen…

Hazret-i Hadice validemiz, Varaka bin...

Süt annenin anlattıkları

Halime Hatun, Peygamber efendimizi, süt...

Eshab-ı kiram

Tufeyl Bin Amr

Işık Saçan Sahâbî. Tufeyl bin Amr...

Hamne Binti Cahş

Peygamber efendimizin halasının kızı. Ası Ümeyme...

Abdullah Bin Hanzala

Meleklerin Yıkadığı Sahâbînın Oğlu. Abdullah bin...

Hikmetli Sözler

Bayramı idrak etmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bayramın...

Kapasiteyi artırmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dine...

Alın yazısı insanın icraa…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünyada...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
İyilik eden mutlaka karşılığını görür. Ettiği iyilik sonunda dönüp dolaşıp geri gelir. Yeter ki biz iyiliği karşılıksız yapıp hemen unutalım. Kötülük de böyledir, o da çıkıp geri gelir. Zulüm payidar olmaz. Diğer günahların cezası âhirete kalabilir, ama zulmeden dünyada da mutlaka cezasını görür. Müminin zulmetmesi olacak iş değildir.

Bir zata, bir talebesi, başka şehirdeki işin başında bulunan talebeyi över, (Çok hizmet ediyor, çok kazanıyor) der. O talebeyi iyi tanıyan hocası buyurur ki: (O arkadaş yanındakileri üzüyor, kalblerini kırıyor. Bizim yolumuzda, üzmek, kalb kırmak yoktur. Milyonlar kazansa ettiği hizmetlerin ona bir faydası olmaz. Kırdığı kalbler yüzünden yaptıkları heba olur. Allahü teâlâ, kalbi kırık olanların yanındadır. Küfrü, şirki affetmez, kibirliyi Cennete koymaz. Seven sevdiği gibi olur. Büyükleri sevdiğini söyleyen, fakat onlardan çok farklı yaşayan sözünde samimi değildir.)

İmam-ı Rabbanî hazretlerinin halifelerinden Âdem-i Bennurî hazretlerinin elini tutan herkesin bütün vücudu zikrederdi. Bunu duyan bir şarapçı da, meyhaneden çıkıp onun evine gelir. Âdem-i Bennurî hazretleri, (Niye geldin?) diye sorunca, (Elini sıkmaya geldim) der. (Git buradan, her tarafın şarap kokuyor) diyerek kovar. Adam (Peki) der, sallana sallana çıkıp gider. O anda (Allah demek için gelen bir kulumu sen nasıl kovarsın?) diye bir ses gelir. Âdem-i Bennurî hazretlerinin ödü kopar. Hemen bir talebesini gönderir, (Tez o sarhoşu getir!) der. Sarhoş o talebeye, (Gelmem, o benim kalbimi kırdı) der. Bu sefer büyük bir talebesini gönderir, (Git yalvar yakar, ona ölünceye kadar bakacağımı söyle!) der. Sarhoş yine aynı cevabı verip gelmez. Bu sefer daha büyük bir talebesini gönderir, (Yine gelmezse, onun elini tut, beni hatırlayarak kulağına bir kere Allah de!) diye tembih eder. Buna da sarhoş yine (Gelmem!) der. Talebe, (Peki gelme, ama kulağına bir şey söyleyeceğim) der. Sarhoş (Söyle!) der. Talebe onun elini sıkıca tutar, hocasını hatırlayıp kulağına (Allah) der demez, sarhoşun bütün vücudu zikre başlar. Sonra birlikte dergâha gelirler. Âdem-i Bennurî hazretleri onun gönlünü alır, hakkını helâl ettirir. Şu hâlde hak helâl ettirmek için elden ne gelirse yapmalıdır.