Ahde vefa

Ahde vefa

Hazreti Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler, derlerki -Ey halife bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü...

Ebu Süfyan Bin Hâris

Ebu Süfyan Bin Hâris

Peygamberimizin süt kardeşi. Ebu Süfyan bin Hâris, Peygamberimiz davete başlamadan önce, Peygamberimizi pek çok severdi. Resulullah efendimiz...

Ebû Katâde

Ebû Katâde

Resûlullahın süvârilerinden. Peygamber efendimizin develerini Medîne’de otlağa götürme vazîfesini, bir çobanla...

İnkâr eden mahrum kalır

İnkâr eden mahrum kalır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Büyüklerimizden Allahü teâlâ razı olsun, İslamiyet’i bize hazır lokma gibi verdiler. Doğru iman sahibi...

Duânın kabul olması

Duânın kabul olması

Allahü teâlâ insanları yarattı. Her insanın saadet içinde, mesûd yaşamasını istediğini bildirdi. Mesûd olmak, râhat,...

Otlukbeli Savaşı

Otlukbeli Savaşı

Karamanoğlu İbrahim'in 1464'te ölmesi üzerine oğulları birbirlerine düşmüşlerdi. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın yardımıyla İshak...

Sıkıntı giderenin sıkıntısı giderilir

Sıkıntı giderenin sıkıntısı giderilir

Müslümanların ihtiyâçlarını karşılamak ve onları sevindirmek ve güzel ahlâklı olmak çok kıymetlidir. Bunun kıymetini bildiren ve...

Kavmini azab ile korkut!

Kavmini azab ile korkut!

Sevgili Peygamberimize, peygamberliği bildirildi ve bu ilk vahiyden sonra üç sene vahiy gelmedi. Bu arada İsrafil aleyhisselam ismindeki melek gelip, bazı...

Sıkıntı var diye hizmetten kaçmak

Sıkıntı var diye hizmetten kaçmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bizden sonraki nesiller, bu Ehl-i sünnet yolunu, bu hizmetleri devam ettirirler, Ehl-i sünnet kitaplarını bütün...

İbâdetlerin en kolayı ve en hafifi

İbâdetlerin en kolayı ve en hafifi

Müslümanların ihtiyâçlarını karşılamanın ve onları sevindirmenin ve güzel ahlâklı olmanın önemiyle ilgili hadis-i şeriflere bugün...

Hizmet için üç şart

Hizmet için üç şart

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İslamiyet’e hizmet edecek kişinin üç şarta haiz olması lazımdır: Birincisi, sevimli yani güler yüzlü,...

Süheyb-i Rûmî

Allah yolunda malını mülkünü terkeden sahâbî. Ka'be-i...

Enver Abinin hizmeti ço…

Merhum hocamızın sohbetlerinden: Talebelerim içinde en çok...

Bir kula verilecek en b…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Asıl maksadımız...

Kardeşinin yaptığı daha…

Hazret-i Îsâ birine, “Ne iş yapıyorsun?”...

Annenin hizmete ihtiyac…

İki kardeş vardı. Yatalak annelerine bir...

Zalimlere dersini verdi…

Hicretin altıncı senesinde Hazreti Zeyd bin...

Kainatin Efendisi

Hazret-i Hadice ile evlen…

Hazret-i Hadice validemiz, Varaka bin...

Zemzem kuyusu

Dede Abdülmuttalib’e, bir gün rüyasında...

Nur’un Amine’ye geçmesi

Kurban edilmekten kurtulan, Abdullah, büluğ...

Eshab-ı kiram

Hansa Hatun

Meşhur kadın şair sahabilerden. Peygamber efendimiz...

Abdullah Bin Abbâs

Tefsîr âlimlerinin şâhı. Resûlullah efendimiz Mekke’de...

Mugire-Tebni Su’be

Meşhûr beş dâhiden biri olan...

Hikmetli Sözler

Dağıtılan miras

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i...

Sâdık talebenin vasfı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhum...

İki cihan sultanı olmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünya...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Büyük bir zatı tanıyıp da, onun talebelerinin yani din kardeşlerinin aleyhinde konuşanın sözlerinde münafıklık kokar. Zira her devirde, fitne çıkaranlar, fitneye, arkadaşlarını tenkit ederek başlar, sonra fitne, o büyük zata ulaşır. Talebeleri sevilmedikçe büyükler sevilmez. Bir büyüğe olan bağlılığın artması için, o büyüğün eserlerini okumalı, onu sevenlerle, kitaplarını okuyanlarla beraber olmalı, onlara karşı edebi gözetmeli.

Dine hizmet edenler, bir vücut gibi çalışmalı. Bu vücutta göz, kulak, ayak, baş veya el olmak, bir nimettir. Ama, (Niye baş değilim de el oldum) diye itirazda bulunmak ahmaklıktır. Onu yaratan öyle yaratmıştır. Bu vazifeyi veren, öyle vazife vermiştir. Saatin çarkları ne kadar güzel çalışırsa, akrep ve yelkovan vakti o kadar doğru gösterir. Bunun gibi, herkes kendi işini güzel yaparsa, hizmetler saat gibi düzenli ve devamlı yürür.

İslam âlimlerinin, büyük zatların dış görünüşüne göre hüküm veren kaybeder. Akıl, bir mürşid-i kâmili tanıyana kadar işe yarar, ondan sonra o büyüğe teslim olmak lazımdır. Mevlana Celaleddin-i Rumî hazretleri, (Hocamı tanıdım, aklımı bırakıp kurtuldum) buyurmuştur. Büyüklerin dış görünüşlerine ve yaptığı işlere kendi kıt aklıyla bakan zehirlenir. Büyükleri imtihan eden münafıktır. Tâbi olmak gibi hiçbir üstünlük yoktur ve olamaz.

Kanuni Sultan Süleyman’ın sütkardeşi olan Yahya Efendi, âlim ve evliya bir zattı. Onun Apostol ismindeki Hristiyan bir komşusu bir gün denizde fırtınaya tutulur. Kendisi Hristiyan olduğu hâlde, Yahya Efendi’nin hürmetine dua ederek kurtulur. Geri dönünce evinden şarap alarak Yahya Efendi’nin dergahına gelir. (Denizde boğulacaktım, siz kurtardınız. Kendim için özel, ve çok kıymetli olan bir hediye getirmeyi düşündüm. Yıllanmış bu şarabı size getirdim. Kabul buyurursanız çok minnettar kalırım) der. Yahya Efendi kabul edip talebelerine, (Herkes bardağını doldursun ve besmeleyle içsin!) der. Kimi, (Bizim hoca bozuldu) diye kaçar. Kimi, (İçsem mi, içmesem mi) diye tereddüt eder. Bazıları da, (Madem hocamız içmemizi istiyor, bir hikmeti vardır) diyerek besmeleyle içerler. İçenler hâlis, buz gibi nar suyu olduğunu görürler! Bu apaçık kerameti gören Hristiyan Apostol, Müslüman olmakla şereflenip, Ali ismini alır ve Yahya Efendi’nin talebeleri arasına katılır. Bu zat, Yahya Efendi ile aynı türbede yatmaktadır.