Tedavi için hastalığı bilmek gerekir

Tedavi için hastalığı bilmek gerekir

Her hastalığı tedavi ettirmek için o hastalık üzerinde ihtisas sahibi olan tabibe gitmek lâzımdır. Gözünden ameliyat olacak birisinin kasaba...

Söyle de sinekler üzerinden gitsinler

Söyle de sinekler üzerinden gitsinler

İmam-ı Şarani hazretleri, Hükümdar Kayıtbay’ın ziyaretine gider. Sohbet esnasında, hükümdarın üzerine sinekler konar. Bunun üzerine,...

O aslında bizi değil, hizmetlerimizi seviyor

O aslında bizi değil, hizmetlerimizi seviyor

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i sünnet itikadı ve bu yolun büyüklerinin sevgisi bir cevherdir. Allahü teâlâ bu cevheri...

Ne mutlu imanla ölene!

Ne mutlu imanla ölene!

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir hayvanı gözümüzün önünde ateşe atsalar, vicdanı olan, buna tahammül edemez. Hâl böyleyken...

En büyük mu’cize

En büyük mu’cize

Peygamberimiz, Muhammed aleyhisselam kimseden birşey okumamış, öğrenmemiş, hiç yazı yazmamış iken ve seyahat etmeyen ve geçmişlerden ve...

En güzel fren

En güzel fren

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsan, dünya peşinde koşarken dağdan bırakılan bir kaya gibi yuvarlanır, yuvarlandıkça hızı artar, hızı arttıkça daha...

Cennete giden yola girmek

Cennete giden yola girmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlânın razı olduğu tek doğru yol vardır. İki noktadan bir doğru geçer. Sonsuz sayıda eğri...

Maksat dünya ve ahıret huzudur

Maksat dünya ve ahıret huzudur

Allahü teâlâ, İslâm dînini, insanların dünyada rahat ve huzûr içinde, kardeşçe yaşamaları için ve...

Her hastalığa devâ

Her hastalığa devâ

Ülkemizde Prof. Dr. Münip Yeğin ve arkadaşları tarafından yapılan “İslamî Oruç Üzerinde Biyokimyasal Bir Araştırma” adıyla yayınlanan...

Sehl Bin Sa'd

Sehl Bin Sa'd

Medîne'de en son vefât eden sahâbî. Sehl bin Sa'd çok genç yaşta olduğundan Peygamberimizle hiçbir savaşa katılamadı,...

Dünyaya kıymet vermek

Dünyaya kıymet vermek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimizin esası imandır. Bir ağacın gövdesi, dalı ve yaprağı var da, kökü yoksa, o ağaç meyve veremez. Kısa zamanda...

Kavmini azab ile korkut…

Sevgili Peygamberimize, peygamberliği bildirildi ve bu...

Sümâme Bin Üsâl

Yemâme kabîlesi reisi. Hicretten sonra Medîne'de İslâmiyet...

Görmeden inanmak

Görmeden inanmak önemlidir. Bekara suresinin başında...

Kur’ân-ı kerimi anlamak…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz...

Büyükleri seven mahrum …

Cüneyd-i Bağdadi hazretlerinin başka bir şehirde...

İlaç rafta dururken

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kirâmen kâtibîn...

Kainatin Efendisi

O’nun şanı yücedir!

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, sekiz yaşına...

Nur’un temiz alından temi…

Âdem aleyhisselamın alnına nakşedilen bu...

Misk kokulu Abdülmuttali…

Peygamber efendimizin babası Hazreti Abdullah...

Eshab-ı kiram

Mugire-Tebni Su’be

Meşhûr beş dâhiden biri olan...

Abdullah Bin Abbâs

Tefsîr âlimlerinin şâhı. Resûlullah efendimiz Mekke’de...

Sâlim Mevlâ Ebû Huzeyfe

Kur'ân-ı kerîmi en iyi okuyanlardan. Hazret-i...

Hikmetli Sözler

Ateşte yanan, ibadete nas…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i...

Evliya zatlar niye sevili…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Evliya...

Nimetin kıymeti elden çık…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Büyük bir zatı tanıyıp da, onun talebelerinin yani din kardeşlerinin aleyhinde konuşanın sözlerinde münafıklık kokar. Zira her devirde, fitne çıkaranlar, fitneye, arkadaşlarını tenkit ederek başlar, sonra fitne, o büyük zata ulaşır. Talebeleri sevilmedikçe büyükler sevilmez. Bir büyüğe olan bağlılığın artması için, o büyüğün eserlerini okumalı, onu sevenlerle, kitaplarını okuyanlarla beraber olmalı, onlara karşı edebi gözetmeli.

Dine hizmet edenler, bir vücut gibi çalışmalı. Bu vücutta göz, kulak, ayak, baş veya el olmak, bir nimettir. Ama, (Niye baş değilim de el oldum) diye itirazda bulunmak ahmaklıktır. Onu yaratan öyle yaratmıştır. Bu vazifeyi veren, öyle vazife vermiştir. Saatin çarkları ne kadar güzel çalışırsa, akrep ve yelkovan vakti o kadar doğru gösterir. Bunun gibi, herkes kendi işini güzel yaparsa, hizmetler saat gibi düzenli ve devamlı yürür.

İslam âlimlerinin, büyük zatların dış görünüşüne göre hüküm veren kaybeder. Akıl, bir mürşid-i kâmili tanıyana kadar işe yarar, ondan sonra o büyüğe teslim olmak lazımdır. Mevlana Celaleddin-i Rumî hazretleri, (Hocamı tanıdım, aklımı bırakıp kurtuldum) buyurmuştur. Büyüklerin dış görünüşlerine ve yaptığı işlere kendi kıt aklıyla bakan zehirlenir. Büyükleri imtihan eden münafıktır. Tâbi olmak gibi hiçbir üstünlük yoktur ve olamaz.

Kanuni Sultan Süleyman’ın sütkardeşi olan Yahya Efendi, âlim ve evliya bir zattı. Onun Apostol ismindeki Hristiyan bir komşusu bir gün denizde fırtınaya tutulur. Kendisi Hristiyan olduğu hâlde, Yahya Efendi’nin hürmetine dua ederek kurtulur. Geri dönünce evinden şarap alarak Yahya Efendi’nin dergahına gelir. (Denizde boğulacaktım, siz kurtardınız. Kendim için özel, ve çok kıymetli olan bir hediye getirmeyi düşündüm. Yıllanmış bu şarabı size getirdim. Kabul buyurursanız çok minnettar kalırım) der. Yahya Efendi kabul edip talebelerine, (Herkes bardağını doldursun ve besmeleyle içsin!) der. Kimi, (Bizim hoca bozuldu) diye kaçar. Kimi, (İçsem mi, içmesem mi) diye tereddüt eder. Bazıları da, (Madem hocamız içmemizi istiyor, bir hikmeti vardır) diyerek besmeleyle içerler. İçenler hâlis, buz gibi nar suyu olduğunu görürler! Bu apaçık kerameti gören Hristiyan Apostol, Müslüman olmakla şereflenip, Ali ismini alır ve Yahya Efendi’nin talebeleri arasına katılır. Bu zat, Yahya Efendi ile aynı türbede yatmaktadır.