Ezan-ı Muhammedi ile iftar...

Ezan-ı Muhammedi ile iftar...

Osmanlı’da iftar açmak için iftar topundan ziyade minarelerden gelecek ezan-ı Muhammedi’ye kulak kabartılırdı. Top atacak zabit ezâna...

Haramlardan o kadar çok korlardı ki...

Haramlardan o kadar çok korlardı ki...

İslam büyükleri haramlardan çok korkarlardı. Bunun için, haram ve şübheli olmayıp, helâl olup, fakat şübheli veya harama sebeb olmak...

Doğduğu geceki olaylar

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce ve doğduğu sırada; O’nun dünyayı teşrif etmesine alamet olarak birçok hadiseler meydana...

Temelsiz bina olmaz

Temelsiz bina olmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Elbette temelsiz ev, köksüz ağaç olmaz. Dinimizde bu temel ve kök, doğru imandır, imanın ve İslam’ın...

Fitne ve iftira ateşi söndürüldü

Fitne ve iftira ateşi söndürüldü

Kânûnî Sultan Süleymân'ın vezîr-i âzamı olan Rüstem Paşanın terzibaşısının kardeşinin oğlu olan Ali Efendi, Tırhala'dan...

Kafiriler sevilir mi?

Kafiriler sevilir mi?

Müminin kâfiri sevmesi üç dürlü olur. Birincisi, onun küfrünü beğenir. Bunun için sever. Bu muhabbet yasaktır....

İtalya'da Bir Yeniçeri

İtalya'da Bir Yeniçeri

Bir Osmanlı Yeniçeri’si 1683’deki Viyana Kuşatması’nın hemen ardından bir yeniçeri İtalya’ya geçip yerleşir. İl Turco olarak...

Elçi Hazretleri Merak Etmesinler

Elçi Hazretleri Merak Etmesinler

Kırım harbi arefesinde Rusya, fevkalade elçi olarak Prens Mençikofu İstanbula gönderdi. Elçi, protokol icabı Sadrazamdan sonra Hariciye nazırını da...

Evliyaya derece vermek

Evliyaya derece vermek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Rahmet-i ilahi dünyada dinli dinsiz herkese gelir, ama Resulullah'tan nimetler, sadece şu iki şartla gelir: 1- Onun...

Çaldıran savaşı

Çaldıran savaşı

Yavuz Sultan Selim'in en büyük amacı doğudaki bütün Türk İslam devletlerini tek bir devlet çatısı altında birleştirmekti. Yavuz Sultan...

Seleme Bin Ekvâ

Seleme Bin Ekvâ

Piyâdelerin en hayırlısı. Hudeybiye anlaşmasının yapıldığı günlerdeydi. Hudeybiye'de endişeli ve huzursuz bir bekleyiş hâkimdi. Eshâb-ı...

Yatarken okunacak duâl…

Yatağına E’ûzü ve besmele okuyarak girmeli...

Dıhye-i Kelbî

Cebrâil aleyhisselâmın, şekline girdiği sahâbî. Dıhye-i Kelbî...

Maksat dünya ve ahıret…

Allahü teâlâ, İslâm dînini, insanların dünyada...

Ermeni tehciri

Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti...

Kötü birine iyilik yapı…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İyilik eden...

Milyarlarca insan gelmi…

Dünyâya milyarlarca insan gelmiş. Bir müddet...

Kainatin Efendisi

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce...

Zulüm, had safhadaydı...

Yeryüzünün merkezi olan mübarek Mekke’de...

Mübarek göğsünün yar…

Süt anne Halime Hatun anlatır: Server-i...

Eshab-ı kiram

Abdullah Bin Abbâs

Tefsîr âlimlerinin şâhı. Resûlullah efendimiz Mekke’de...

Amr Bin Âs

Meşhûr Arab dâhîlerinden. Önceleri kabîlesine uyarak...

Hasan bin Ali

Cennet gençlerinin efendisi. Peygamber efendimizin, "Cennet...

Hikmetli Sözler

İlmin kabı amel, amelinki…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Her...

İki yolun farkı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir...

Evliyaya derece vermek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Rahmet-i...

Doğru imanımıza çok şükretmeliyiz. Yoksa kıymetini bilmezsek, dünya sıkıntılarından şikâyet edersek, cezası da çok ağır olur.

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Çok zengin, makam ve mevki sahibi de olsa, herkes mutlaka sonunda ölecektir. İmanı yoksa, imansız ölürse, sonsuz olarak Cehenneme gidecektir. Müminler ise Cennete girecek ve sonsuz nimetlere kavuşacaktır. Bu kadar kısa bir hayatın neticesinde, bu kadar büyük bir nimet! Bunun için, Ehl-i sünnet itikadında, doğru yolda olan ve Allahü teâlânın sevgili kullarını, evliya zatları seven müminler, bu büyük nimet için ne kadar şükretse azdır.


Günlük hayatımızda, kâfirlerle, bid'at ehli ile, fâsıklarla yani hiç sıkılmadan günah işleyenlerle bir arada olabiliyoruz; onlarla görüşüyor, alışveriş yapıyoruz. Bu hâlde ölürlerse onlar Cehenneme; onlarla görüşen mümin de, imanını muhafaza edebilirse Cennete gidecek. O görüşülen kâfirlerden ölenler, artık gitti. Onları bulsak da, kelime-i şehadet getir diyebilseydik, dinimizi anlatan bir kitap verebilseydik diye hatırımıza gelse bile artık o kapı kapandı, geri dönüşü yok. Ebedî Cehennemden kurtulmaları artık mümkün değil. Bunun için henüz imkân varken, uygun olan kişilere kitap vermeye çalışmalıdır.


Doğru imanımıza çok şükretmeliyiz. Yoksa kıymetini bilmezsek, dünya sıkıntılarından şikâyet edersek, cezası da çok ağır olur. Abdeste başlarken, (Elhamdülillahi alâ dînil islâm ve alâ tevfîkıl îmân ve alâ hidâyetir-rahman!) duasını okuyan, iman nimetine şükretmiş olur. İmanının sağlamlaşması için bu duayı okumalı. Diğer nimetlere şükredince artar, iman nimetine şükredince sağlamlaşır, kuvvetlenir. İmam-ı Tirmizî, (İmanın gitmesine sebep olan günahların birincisi, iman nimetine kavuştuğuna şükretmemektir) buyurdu. Şükür, İslâmiyet'e uymak demektir.


Büyüklerimiz, Ehl-i sünnet âlimleri, çok büyük bir emanet bıraktılar. Bu emanete, bu işlere dört elle sarılmak, bıraktıkları noktadan daha ileriye götürmek her Müslümanın görevidir. Onların bu kıymetli hizmetleriyle, yazdıkları kitaplar vesilesiyle Ehl-i sünnet itikadını öğrendik, bu yolun büyüklerini tanıdık, sevdik, dinimizi doğru olarak yaşamaya başladık. Bu büyük nimete şükretmek için, bu doğru bilgileri başkalarına ulaştırmak için çalışmak gerekir. Hazret-i Ebu Bekir "radıyallahü anh" iman edince ilk sözü, (Yâ Resulallah, altı arkadaşım var, onları da getireyim mi?) oldu. Herkes imkânı nispetinde, bedenle, para veya dua ile bu hizmete katılmak zorundadır. Önemli olan, omuzumuzdaki hafaza meleklerine, Ehl-i sünnet kitaplarını yayanların arasına ismimizi yazdırmaktır.