Benim hediyem de budur

Benim hediyem de budur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ tevbe istiğfar edeni muhakkak affeder. Kim istiğfar ederse, muhakkak kabul olur. Nasr sûresinde mealen,...

Vesikasız köşke oturmak

Vesikasız köşke oturmak

Bir gün kadıncağızın biri Belh padişahına gelir, (Ben seyyideyim, çoluk çocuğum var, bize kalacak bir ev ver) der. Padişah, (Vesikan var mı?) diye sorunca,...

İhlâs azalınca

İhlâs azalınca

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bu dünya, âhiretin tarlasıdır. Kıyametteki pişmanlığın faydası yoktur. Tevbe istiğfar etmeli. İnsan, kendinden iğrenmeli, din...

Abdullah Bin Abbâs

Abdullah Bin Abbâs

Tefsîr âlimlerinin şâhı. Resûlullah efendimiz Mekke’de iken, Abdullah ibni Abbâs’ın annesine buyurmuştu ki: - Senin bir oğlun...

İnkâr eden mahrum kalır

İnkâr eden mahrum kalır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Büyüklerimizden Allahü teâlâ razı olsun, İslamiyet’i bize hazır lokma gibi verdiler. Doğru iman sahibi...

Mübarek göğsünün yarılması

Mübarek göğsünün yarılması

Süt anne Halime Hatun anlatır: Server-i âlem bir gün sordu: - Gündüzleri kardeşlerim görünmüyorlar, acaba nerede...

İki yolun farkı

İki yolun farkı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir din büyüğüne kavuşan, her şeye kavuşmuş olur. Böyle bir büyüğe kavuşmayanın işi çok...

İyilik edene teşekkür

İyilik edene teşekkür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünyanın en bahtiyar insanı, İmam-ı Rabbani hazretleri gibi bir din büyüğünü tanıyıp ona tâbi olan Ehl-i...

İlim ve ahlâk

İlim ve ahlâk

İslamiyet, , ilm ve ahlâk ve de bütün fen kollarında üzerinde, her çeşit çalışmağı önemle emir etmektedir. Bunlara...

Bu dünya ona da kalmaz

Bu dünya ona da kalmaz

Padişahlardan birine değerli bir gül fidanı hediye edilir. O da bunu bahçıvanına verip bahçeye dikmesini, gül açılınca da kendisine haber...

Yirmi saniyede mi yapacaksın?

Yirmi saniyede mi yapacaksın?

Cüneyd-i Bağdadi hazretlerine bir gün şeytan der ki: - Ya Cüneyd, senin kadar yüksek dereceye ulaşan başka bir büyük zat tanımıyorum. Yirmi...

Hidayet, fitne ve sabır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bizim vazifemiz...

Âmir Bin Füheyre

Meleklerin defnettiği sahâbî. Âmir bin Füheyre hazretleri...

Berâ Bin Âzib

Kıblenin değiştiğini haber veren sahâbî. Berâ bin...

Veren de Allah'ü teâlâd…

Osmanlı pâdişâhı Sultan Selîm Han Mısır'ı...

Muhammed Bin Mesleme

Resûlullah efendimizin fedâîlerinden. Bedir savaşından sonra Mekkeli...

Aklı kullanmak ve düş…

Rûh deyince kalb ile beraber, insana...

Kainatin Efendisi

Nur’un temiz alından temi…

Âdem aleyhisselamın alnına nakşedilen bu...

Misk kokulu Abdülmuttali…

Peygamber efendimizin babası Hazreti Abdullah...

En güvenilir kimse...

O; doğru, doğruların doğrusu... Hiçbir...

Eshab-ı kiram

Adî Bin Hâtim Tâî

Âilece cömert olan sahâbî. Eshâb-ı kirâm...

Ebû Zer-i Gıfârî

Gıfârî kabilesinin reisi. Ebû Zer-i Gıfârî...

Seleme Bin Hişâm

Kardeşlerinin işkence ettiği sahâbî. Mekke ufuklarını...

Hikmetli Sözler

Günah ve zafer

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Silsile-i...

Hidayet, fitne ve sabır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bizim...

Tevbe istiğfar etmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kur’an-ı...

Darağacından Resulullaha selam gönderen sahabî.

Uhud savaşında bazı yakınları ölen müşrikler, müslümanlardan bunların intikamını almak istediler. Alçakça bir plân hazırladılar. Hemen de plânı tatbike koydular. Bu maksatla bir heyet Medine'ye gidip, Resulullahın huzuruna çıkarak şu ricada bulundular:
- Ya Resulallah! Bizim kabilelerimiz, İslâmiyeti kabul ettiler.

Yalnız Kur'an-ı kerim öğretmenine ihtiyacımız var. Lütfen bize; İslâmiyeti, Kur'an-ı kerimi öğretecek kimseler yollar mısınız?

Öğretmenler heyeti
Sevgili Peygamberimiz kendilerine, 10 kişilik bir öğretmenler heyeti yolladılar. Başlarında, Asım bin Sabit hazretlerinin bulunduğu bu heyette, Mersed bin Ebî Mersed, Halid bin Ebî Bükeyr, Hubeyb bin Adiy, Zeyd bin Desinne, Abdullah bin Tarık, Muattib bin Ubeyd de bulunuyordu.

Bu öğretmenler kafilesi, geceleri yürüyerek, gündüzleri gizlenerek Hüzeyl kabilesi topraklarında, Reci suyu başında, seher vakti konakladılar.

Bu sırada yanlarında bulunan Adal ve Kare kabilesi heyetinden biri, bir bahane ile yanlarından ayrıldı. Hemen Lıhyanoğularına gidip, haber verdi. Çok geçmeden kafilenin etrafı sarıldı. 200'den fazla silahlı eşkıya oradaydı.

“Bize öğretmen lazım!” diyenler, çekip gittiler. O güzide müslümanları, eşkıya ile karşı karşıya bıraktılar.

Lıhyanoğulları mensupları, esir ticareti ile geçinirlerdi. Bu sebeple, “Teslim olun ve canınızı kurtarın!” teklifinde bulunuyorlardı. Asıl niyetleri, onları Mekke'de köle olarak satmaktı. Böylece çok para kazanacaklardı. Çünkü Mekke'li müşrikler, kendilerine, “Yakaladığınız her müslüman için, değerinden fazla para öderiz” demişlerdi.

Bunu müslümanlar da duymuşlardı. Onun için, aralarında istişare ederek, çarpışmaya karar verdiler. Arkalarını dağa dönüp, kılıçlarını çekip, Allahın dini uğrunda vuruşmaya başladılar.

İkiyüz kişilik düşmana karşı, görülmemiş bir kahramanlıkla çarpıştılar. Üzerlerine saldıran kuvvetten bir kısmını öldürdüler. Nihayet çarpışa çarpışa on sahabîden yedisi okla vurularak orada şehit düştü.

Size yoldaş olmam
Sadece Hubeyb bin Adiy, Zeyd bin Desinne ve Abdullah bin Tarık kalmış, müşriklerle çarpışıyorlardı. Çok geçmeden müşrikler, onları sağ olarak yakaladılar. Üçünü de yayların kirişleri ile bağladılar. Mekke'ye götürmek üzere yola çıktılar.

Abdullah bin Tarık Mekkeli müşriklere götürülmeye razı olmadı. Gitmemek için zorlandı. “Vallahi ben size arkadaş ve yoldaş olmam! Şehit olan arkadaşlarım bana örnek ve önderdir" deyip, bir zorlayışta ellerini kurtardı. Lıhyanoğulları onu taşa tuttular, sonunda onu da şehit ettiler.

Lıhyanoğulları, Hubeyb bin Adiy ve Zeyd bin Desinne'yi Mekke'ye götürüp müşriklere yüksek bir fiyatla sattılar. Zeyd bin Desinne'yi de Safvan bin Ümeyye, Bedir savaşında öldürülen babası Ümeyye bin Halef'in intikamını almak üzere satın aldı.

Mekkeli müşrikler, Hazret-i Hubeyb ve Zeyd'i satın aldıktan sonra, onlara ne ceza vereceklerini konuşuyorlardı. Bu hususta çeşitli fikirler ileri sürülüyordu:
- Hemen öldürelim!
- Hayır! Evvela işkence etmeliyiz!
- Ama Haram aylar içinde bulunuyoruz!
- Evet! Bu sebeple, hemen öldüremeyiz! Haram ayların geçmesini beklememiz gerek.
- O hâlde, hapsedelim!
- Ellerini, ayaklarını zincire vuralım!

Kararlaştırdıkları gün geldi
Nitekim öyle de yaptılar. Yani zincire vurup hapsettiler. Harp meydanındaki yenilginin intikamını, müdafaasız bu insanlardan alacaklardı. Hem de onları; harpte değil, parayla pazardan almışlardı!

Hubeyb bin Adiy ve Zeyd bin Desinne'yi öldürmek için, müşriklerin kararlaştırdığı gün gelmişti. Fakat müşriklerin kin ve intikam hisleri geçmek bilmedi.

Herkese haber verildi. Bu yüzden şehrin zengin-fakir, genç-ihtiyar, kadın-erkek ve bütün çocuklar oradaydılar... Bu iki yüce sahabenin başına gelecekleri merak ediyorlardı.

Bir sabah erkenden iki sahabînin zincirlerini çözüp, zindandan çıkardılar. Mekke dışında Tenim denilen yere götürdüler. Çünkü bütün melanetlerini, orada yapmayı âdet edinmişlerdi.

Bu iki Allah ve Resulullah dostu ise, heyacanlı değildiler. Yolda karşılaşıp görüşen bu iki sahabî, kucaklaşarak, birbirlerine uğradıkları belaya sabretmelerini tavsiye ettiler.

Hazret-i Zeyd, son namazını kıldıktan sonra, Mekkeli müşrikler, onu tutup darağacına kaldırarak bağladılar. Yüzünü kıbleden Medine'ye doğru çevirdiler. Sonra dediler ki:
- Haydi dîninden dön, seni serbest bırakalım!
- Vallahi dinimden aslâ dönmem! Bütün dünya benim olsa, bana verilse, yine de İslâmiyetten dönmem!
- Şimdi senin yerine Peygamberinin olmasını, onun öldürülmesini, sen de evinde rahat oturasın ister misin?
- Ben Muhammed aleyhisselamın, değil benim yerimde olmasını, Medine'de yürürken ayağına bir diken bile batmasına aslâ razı olmam!
- Ey Zeyd, İslâm dininden dön, eğer dönmezsen seni muhakkak öldüreceğiz!
- Allah yolunda olduktan sonra, benim için öldürülmemin hiç ehemmiyeti yoktur.

Bu konuşmalardan sonra Zeyd bin Desinne, “Ya Rabbi, selamımı Resulüne ulaştır” diye duâ etmişti. Allahü teâla da onun duâsını kabul etmişti.

Müşriklerin kararı iyice kesinleşti. Safvan bin Ümeyye, azatlı kölesi Nistas'a işaret ederek, Hazret-i Zeyd'i öldürmesini istedi. Nistas mızrağını Hazret-i Zeyd'in göğsüne saplayarak sırtından çıkardı. Böylece, Peygamber âşığı Hazret-i Zeyd, cennetteki makamına yükseldi.

Hazret-i Zeyd'in şehadetini haber alan Peygamberimiz ona duâ buyurdu.