Cafer-i Tayyar

Cafer-i Tayyar

Cennete uçarak giden sahâbî. Peygamber efendimiz, 36 yaşlarında bulundukları sırada Hicaz topraklarında şiddetli bir kuraklık ve açlık...

Abdullah Bin Cahş

Abdullah Bin Cahş

Uhud şehîdlerinden. Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri, Uhud harbinde Hazret-i Abdullah bin Cahş'la arasında geçen konuşmayı şöyle...

Ramazan ayı, istiğfar zamanıdır

Ramazan ayı, istiğfar zamanıdır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ramazan-ı şerifin her günü müminler için bayramdır. Bu günleri değerlendirenin, bütün bir yılı...

Şeytanın yolları

Şeytanın yolları

Cehennemden kurtulmak ve se’âdet-i ebediyyeye kavuşmak, Peygamberlere tâbi’ olmağa bağlıdır. Bu yolun gayrısı dalâlet yoludur, şeytânların...

Sen mükibb ol ki...

Sen mükibb ol ki...

Sadrazam Koca Ragıp Mehmed Paşa disiplinli bir devlet adamı olduğundan kelli, defterdarlık ve cizye muhasebeciliği de yapmasının tesiriyle tebasında bulunanları sık sık,...

Enver Abinin sohbetlerinden...

Enver Abinin sohbetlerinden...

En hayırlı iş, dinimize hizmettir, fakat bu hizmetlerin zerresini kendimizden bilirsek, yanarız. Müminlerin duası, büyüklerin himmeti ve Allahü...

Cüveyriyye Binti Hâris

Cüveyriyye Binti Hâris

Müminlerin annelerinden. Hazret-i Cüveyriyye, benî Mustalak kabilesi reisi Hâris bin Dırar’ın kızıdır. Hicretin beşinci yılında yapılan...

Dine hizmet, ateşten gömlek giymek gibidir

Dine hizmet, ateşten gömlek giymek gibidir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dine hizmet, ateşten gömlek giymeye benzer. Yani vebali ağırdır, çok hassas, çok dikkatli olmak gerekir. Dine hizmetten...

Fitne ve iftira ateşi söndürüldü

Fitne ve iftira ateşi söndürüldü

Kânûnî Sultan Süleymân'ın vezîr-i âzamı olan Rüstem Paşanın terzibaşısının kardeşinin oğlu olan Ali Efendi, Tırhala'dan...

Dinde bid’at

Dinde bid’at

Kalbi temizlemek için islâmiyete uymak lâzımdır. İslâmiyete uymak da, emirleri yapmakla ve yasaklardan ve bid’atlerden sakınmakla...

Mübarek göğsünün yarılması

Mübarek göğsünün yarılması

Süt anne Halime Hatun anlatır: Server-i âlem bir gün sordu: - Gündüzleri kardeşlerim görünmüyorlar, acaba nerede...

Bir ağadır gidiyor!..

Osmanlı’nın en önemli devlet adamlarından Sadrazam...

Hatırat-ı Çaldıran

İkinci Selim Han, Babası Kanuni Sultan...

İki istikameti olan bir…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ...

Ümm-i Hiram

Hala sultan olarak tanınan kadın sahabi. Ümm-i...

Resulullah’a teşekkür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâdan...

Gerçek hayat, öldükten …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müslüman, sadece...

Kainatin Efendisi

Emanet, Ebu Talib’de...

Merhamet deryası Abdülmuttalib vefat edeceğine...

Süt anne Halime Hatun

Amine validemiz, nurlu yavrusunu kucağına...

“Hacer-ül-Esved”in yeri

Resulullah efendimiz otuz beş yaşında...

Eshab-ı kiram

Ümm-i Eymen

Peygamberimizin dadısı. Peygamber efendimiz, doğmadan önce...

Cüveyriyye Binti Hâris

Müminlerin annelerinden. Hazret-i Cüveyriyye, benî Mustalak...

Ümm-i Habîbe

Peygamberimizin hanımlarından. Ümm-i Habîbe, ilk önce...

Hikmetli Sözler

Fitnecilere en güzel ceva…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Fitne...

Yol levhası olup, büyükle…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i...

İşini ihlâsla tam yapmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Bizim dinimiz iyilik etmek, şefkat dinidir. Kur’an-ı kerimde, (Muhakkak ki Allah iyilik edenlere yardım eder, verenleri sever) buyuruluyor. Allah, verene verir. Vermek bir haslettir, huydur. İnsanlar genelde cimridir, vermeyi sevmez. Bu yüzden de dertten kurtulmaz, çünkü durgun su pislik tutar, mikrop kaynağı olur.

Peygamber efendimiz Medine’ye hicret edince, (Ey Eshabım, iki şeyi olan, birini versin, iki evi olan, birini versin, iki hurması olan, birini versin, bir hurması olan, yarısını versin!) buyurdu. Niye vermeyi çok teşvik ediyor? Çünkü bir gün canımızı vereceğiz. İnsan vermeye alışmazsa, en kıymetli varlığı olan canını nasıl verecek? Ölüm acısını en çok çeken, en zor can veren müminler, dünyada vermeye alışmayanlardır. Şimdiden kendimizi alıştıralım. Zamanımızdan, imkânlarımızdan Allah yolunda verelim, fakir fukaraya sadaka verelim. Kârlı çıkacağız. Yardımdan vazgeçmeyelim, yardım isteğimizi köreltmeyelim, yardıma muhtaç arkadaşlarımıza sahip çıkalım. Çünkü sadaka vermek belayı defeder. Ayrıca Peygamber efendimiz, (Hastalıklarınızı sadaka vererek tedavi edin!) buyuruyor. Yemek yedirelim, elbise, para verelim, güler yüz verelim, ziyaret edelim, kaynaşalım.

Yarın çok geç olur. Bugünü yaşıyoruz, an bu andır. Yarını düşünmek, yarına göre hesap yapmak, zaten felaketin başlangıcıdır. Ne garanti var elimizde? Belki son günümüzü yaşıyoruz, belki son namazımızı kılıyoruz, belki son nefeslerimizi veriyoruz.

Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi?
Mal da yalan, mülk de yalan, var biraz da sen oyalan.

Âlem-i İslam’ın başına çöken kara bulutlar, felaketler, boşuna değildir. Kur’an-ı kerimin daha ilk başlangıcında, (İnfâk edin!) yani (Verin!) buyuruluyor. İnsanoğlu cimridir, egoisttir, sanki kendi mülküymüş gibi, her şeye mutlak sahip olmak gibi bir ahmaklık iddiasındadır. Hâlbuki mülk Allah’ındır. Bizim vücudumuz bize ait değil ki, mülk bizim olsun. Her gün binlerce insan ölüyor. Nerede kaldı onların malları, idealleri, imkânları? Hepsi bitti, hayâl oldu. Peki, onlar insan da biz değil miyiz? Biz insanız da, onlar insan değil mi? (Verdiğin senin malındır, alıp tükettiğin değil) hadis-i şerifini de düşünerek, elimizdekilerin bizde kalması için hayra sarf etmeliyiz.