Nebati, hayvani ve insani ruh

Nebati, hayvani ve insani ruh

Melekler yükselmezler, yaratıldığı mertebede kalırlar. İnsan böyle değildir. Kalb ve rûh bu beden ile birleşince, terakkî etmek, yükselebilmek...

Îmân duâsı

Îmân duâsı

Allahümme innî e’ûzü bike min en-üşrike bike şey-en ve ene a’lemü ve estagfirü-ke li-mâ lâ-a’lemü...

Dinin yarısı sabır, yarısı da şükürdür

Dinin yarısı sabır, yarısı da şükürdür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Öfke, sinirlenme ve stres zamanındayız. Dolayısıyla evimizde olsun, işimizde olsun, insanlardan gelen sıkıntılara sabredelim....

Ben ağlamayayım da kim ağlasın

Ben ağlamayayım da kim ağlasın

Emekli bir albay anlatır: Sultan Ahmet camiine gidiyorum her sabah, ne kadar erken gidersem gideyim mihrabın bir kenarında saçı sakalı bembeyaz olmuş ihtiyar bir adam...

Gazi Osman Paşa' nın İstanbul' a dönüşü

Gazi Osman Paşa' nın İstanbul' a dönüşü

Sultan II Abdülhamid Han, Serasker Müşir Rauf Paşa'yı seraskerlik vazifesi uhdesinde kalmak üzere, yaveri ekremilik ve fevkalade büyük...

En güzel fren

En güzel fren

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsan, dünya peşinde koşarken dağdan bırakılan bir kaya gibi yuvarlanır, yuvarlandıkça hızı artar, hızı arttıkça daha...

Sa’d Bin Ebî Vakkâs

Sa’d Bin Ebî Vakkâs

Resûlullahın okçusu. Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri, Hazret-i Ebû Bekir vâsıtasıyla Müslüman olmuş, Eshâb-ı...

Emîrsiz, tek başına dine hizmet olmaz

Emîrsiz, tek başına dine hizmet olmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir hadis-i şerifte özetle buyuruluyor ki: (İnsanların yaptıkları işleri yazan meleklerden başka melekler de vardır. Yollarda, sokak...

İki türlü ölüm

İki türlü ölüm

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İki türlü ölüm vardır: Âni ölüm ve izinli ölüm. Çok kibirli bir...

Ezan-ı Muhammedi ile iftar...

Ezan-ı Muhammedi ile iftar...

Osmanlı’da iftar açmak için iftar topundan ziyade minarelerden gelecek ezan-ı Muhammedi’ye kulak kabartılırdı. Top atacak zabit ezâna...

Temelsiz bina olmaz

Temelsiz bina olmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Elbette temelsiz ev, köksüz ağaç olmaz. Dinimizde bu temel ve kök, doğru imandır, imanın ve İslam’ın...

Müslüman başkalarına…

İslam ahlâkı ile ahlâklanmış, nefsini terbiye...

Tâbi olmanın üstünlüğü

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Büyük bir...

Bereket Duâsı

“Ruh-ul-beyan” da diyor ki, “Eshâb-ı Kehfin...

Azm-ü, cezm-ü kast eyle…

Ramazan başında Darulhilâfe, Derseadet (hilâfet merkezi...

Mülkün esas sahibi

Bütün nimetlerin, malların hakîkî sâhibi olan...

Kalb, his organlarına t…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kalb, Allahü...

Kainatin Efendisi

Nur’un Amine’ye geçmesi

Kurban edilmekten kurtulan, Abdullah, büluğ...

En güvenilir kimse...

O; doğru, doğruların doğrusu... Hiçbir...

Bahira’nın beklediği mis…

Efendimiz on iki yaşlarında iken...

Eshab-ı kiram

Ümm-i Hiram

Hala sultan olarak tanınan kadın...

Câbir Bin Abdullah

Sahâbenin en çok hadîs bildirenlerinden. Câbir...

Ümm-i Habîbe

Peygamberimizin hanımlarından. Ümm-i Habîbe, ilk önce...

Hikmetli Sözler

Cennette beraber olma müj…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Günler...

Salihler Cennete gider

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Silsile-i...

İlme hizmet etmek nasıl o…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Suların...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, dinimize uyanlara yardım eder. Bunu Kur’an-ı kerimde yeminle bildiriyor. (Eğer siz Allah’ın dinine uyup, yardım ederseniz, O da size yardım eder) buyuruyor. Ehl-i sünnet âlimleri, medrese, cami, dinî neşriyat ve fakir fukaraya, hayır hasenat yaparlardı. O büyüklerin yolunda dine hizmet edenlere de, Allah muhakkak yardım eder.

Demek ki, Allahü teâlânın yardım etmesinin birinci sebebi, dinimize uymak, haramlardan sakınıp farzları yapmak; ikincisi de Onun kullarına iyilik etmektir. Abdülvehhâb-ı Şa’râni hazretleri anlatır:
(Bir gün evde otururken, bizim hanımın birden her yeri felç oldu. Hiçbir yeri kıpırdamıyordu. Ağrısı, sızısı öyle çoktu ki, ölecek duruma gelmişti. Ne yapacağımı bilemedim, şaşırıp kaldım. Kayınvalidem, çocuklar, üzüntüden kendilerini yerden yere atıyorlardı. Tabiî çok üzüldüm, çok korktum. O anda, (İçerideki odada bir duvar yarığı var, orada bir böcek, bir sineği rahatsız ediyor, öldürecek, yiyecek. Git o sineği kurtar! Biz de seni kurtaralım) diye bir ses duydum. Koşa koşa o odaya gittim. Hakikaten duvarın yarığında bir böcek, bir sineği yakalamış, öldürecekti. İkisini bir çubukla ayırdım, sinek uçarak kaçtı. İçeri geldim, hanım ayağa kalkıyordu. Bir anda iyileşmişti. Bunun üzerine, (Kim benim bir mahlûkumu sıkıntıdan kurtarırsa, biz de onu sıkıntıdan kurtarırız) diye bir ses daha duydum.

Dolayısıyla, sineğe bile yapılsa, zerre kadar iyilik kaybolmaz. Ya bu yardım edilen, gariban bir insansa, daha kıymetli olur. (En hayırlı kimse, insanlara faydalı olandır) hadis-i şerifi bunu bildiriyor. Tabiî faydalı olmanın da, azı var, çoğu var. Merhum hocamız, (En faydalı iyilik, birini Cehennemden kurtarmaktır) buyururdu. Biri ateşte yanacaksa, ona apartman, elbise verilse ne faydası olur? Zaten hepimiz bir rüyada yaşıyoruz. Ölünce bu rüya bitecektir. (İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar) hadis-i şerifi bunu bildiriyor. Ölünce geriye hiçbir şey kalmaz. İnsan doğarken neyse, ölürken de öyledir. Sadece sarılan bezin adı değişiyor. Birine kundak bezi, diğerine kefen bezi deniyor.