Sıkıntı giderenin sıkıntısı giderilir

Sıkıntı giderenin sıkıntısı giderilir

Müslümanların ihtiyâçlarını karşılamak ve onları sevindirmek ve güzel ahlâklı olmak çok kıymetlidir. Bunun kıymetini bildiren ve...

Nelere iman edilecek?

Nelere iman edilecek?

İman, dinden olduğu sözbirliği ile bildirilmiş olan şeylere, kalb ile inanmağa ve dil ile de imanını söylemeğe denir. İman edilecek şeyler, Allahü teâlânın var...

Bütün mesele imanı korumaktır

Bütün mesele imanı korumaktır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Her ülfetin, bir külfeti vardır. Çok kıymetli bir pırlanta sahibinin, çalınacak korkusuyla gözüne uyku...

Velîd Bin Velîd

Velîd Bin Velîd

Kardeşleri tarafından işkence gören sahâbî. Velîd bin Velîd, meşhûr Hâlid bin Velîd'in kardeşiydi. Bedir...

Sultan yine tebdil-i kıyafet

Sultan yine tebdil-i kıyafet

Sultan İkinci Mahmud Han, musahibi (sohbet arkadaşı) Said Efendi ile birlikte ramazanda Dersaadet sokaklarını gezerler. Balıkçılıkla uğraşan garip ve fakir bir ihtiyara...

Askerime helal lokma gerekir!

Askerime helal lokma gerekir!

Sultan II. Murad Han zamanında, henüz Osmanlılarda hazine teşkil edilip saraya tahsisat ayrılmamıştı. Hâl böyle olunca, padişahlar da çok zaman parasız...

Bir şey öğretti, o da bana yetti

Bir şey öğretti, o da bana yetti

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlânın bir kuluna en büyük nimeti, İmam-ı Rabbani hazretleri gibi mübarek bir rehberi, sevgili bir...

Günah ve zafer

Günah ve zafer

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Silsile-i aliyye büyükleri, Peygamber efendimizden gelen o mübarek nura ilave ve çıkarma yapmadılar, bid’at...

İlmin kabı amel, amelinki de ihlâstır

İlmin kabı amel, amelinki de ihlâstır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Her şeyin bir kabı vardır. Kap, içine konulanı muhafaza etmek yani zayi olmasını önlemek için gerekli olan nesnedir....

Dünyada en bedbaht insan

Dünyada en bedbaht insan

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kur’an-ı kerimde mealen, (Kim Allah’a güvenirse, Allah ona yeter) buyuruluyor. Kim kime, neye güvenirse, yardımı ondan...

Mikdâd Bin Esved

Mikdâd Bin Esved

Resûlullahın süvârilerinden. Hicretin ikinci yılında Bedir savaşı başlayacağı sırada, Peygamberimiz Eshâbın ileri gelenlerini toplayıp onlarla...

İbâdetlerin en kolayı…

Müslümanların ihtiyâçlarını karşılamanın ve onları sevindirmenin...

Büyük zatların kıymetin…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı Rabbânî...

Dine hizmet, ateşten gö…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dine hizmet...

Neyi tercih etmeli?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünyada iki...

Haccac bin İlat

Mekkeli sahabilerden. Haccac bin İlat'in İslâma girişi...

Anlamak, kalbe nakşetme…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz...

Kainatin Efendisi

Kurbanlık oğul

Abdülmuttalib’in, Zemzem kuyusunu kazdıktan sonra...

Dünya karanlığa gömül…

Fahr-i kâinat efendimiz doğmadan önce...

Bahira’nın beklediği mis…

Efendimiz on iki yaşlarında iken...

Eshab-ı kiram

Ukayl Bin Ebi Tâlib

Hazret-i Ali'nin abisi. Hazret-i Ukayl Peygamberimizin...

Mugire-Tebni Su’be

Meşhûr beş dâhiden biri olan...

Hüseyin bin Ali

Cennet gençlerinin seyyidi. Ümm-i Hâris hazretleri...

Hikmetli Sözler

Teslimiyetin önemi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Silsile-i...

Nefsi zayıflatmak ibadet …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: En...

Akıl ve kalb ayrıdır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hiç...

Şükredenlere çok mükâfât verilecektir. Şükür, İslâmiyet’e uymak demektir. İmâm-ı Rabbânî hazretleri;
“Ramazân ayında yapılan nâfile ibâdetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlara verilen sevap gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu aya saygısızlık edenin, bu ayda günâh işleyenin bütün senesi günâh işlemekle geçer” buyurmaktadır.
O hâlde, bilhâssa Ramazân ayında, günâh işlemekten daha çok sakınmak gerekir. Cuma günü yapılan ibâdetlere de kat kat sevap verilir. Cuma günü işlenen günâhlar da iki kat yazılır. Kıymetli günlerin değerini bilmeye çalışmalıdır.

“ORUÇ BANA MAHSÛSTUR”
Orucun diğer ibâdetlere göre sevâbı daha fazladır. Hadîs-i kudsîde,
“Her iyiliğe, on mislinden 700 misline kadar sevap verilir. Fakat oruç bana mahsûstur, onun mükâfâtını ben veririm. Çünkü kulum, benim için şehvetini ve yemesini-içmesini bırakmaktadır” buyuruldu. (Buhârî)
Her iyiliğin sevâbını Allahü teâlâ verdiği hâlde, orucun sevâbı için, “Ben veririm” buyurmasının hikmeti vardır. “Oruç bana mahsûstur” demekle ona özel bir şeref vermiştir.
Başkaları oruç yerken, oruç tutmak daha sevaptır. Hadîs-i şerîfte,
“Oruçlunun yanında oruçsuzlar yiyince, melekler, oruçluya duâ ederler” buyuruldu. (Tirmizî)
Orucun vücûda zarar verdiğini söyleyenlere i’tibâr etmemelidir. Çünkü oruç tutmanın faydaları pek çoktur. Bir hadîs-i şerîf meâli şöyledir:
“Oruç iç organları inceltir. Eti eritir ve Cehennem ateşinden uzaklaştırır. Gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hâtırına-hayâline gelmeyen Allah’ın ni’metleri ancak oruç tutana nasip olur.” [Taberânî]

VÜCUT MUKAVEMET KAZANIR...
Şüphe yok ki, Allahü teâlâ, insanlara, kullarına zararlı olan bir şeyi emretmez. Tıp uzmanları diyorlar ki:
Oruçlu kimselerde adrenalin ve kortizon hormonları kana daha kolaylıkla karışmaktadır. Bu hormonlar, tesîrlerini kanserli hücreler üzerinde de göstermektedir. Böylece bu hormonlar kansere karşı bir çeşit kalkan rolünü oynamakta, yani kanser hücrelerinin çoğalmasını önlemektedir.
Oruç tutan bünye, âdetâ bakıma girer, iç organları saran yağlar erir, vücûdun zindeliği artar, direnme gücü kazanır, mide, böbrek, şeker, kalb ve karaciğer hastalıklarına karşı mukâvemeti artar.
Kişi oruçlu iken, karaciğer 3-5 sâat istirâhat eder, gıdâ depolama işine bir müddet ara vermiş olur. Bu arada, korunma sistemini güçlendirici globülinleri hâzırlar. Midedeki kaslar ve salgı ifrâz eden hücreler, oruç müddetince birkaç sâat dinlenir. Kan hacmi de azaldığı için tansiyon düşerek kalb râhatlar.
Gıdâ artıkları iyi yakılmayınca, damarları yıpratır. Yakılmayan yağlar, damarları daraltır, damar sertliği denilen râhatsızlığa sebep olur. Akşama doğru vücutta gıdâ hemen hiç kalmaz. Yani bütün gıdâlar yakılmış olur. Bu bakımdan bazı hastalıklara oruç tutmak iyi gelmektedir. Oruçlu iken vücûdun diğer organlarında da dinlenme olur. Az yemek ve oruç tutmak, vücûdun sıhhati için önemlidir. Zekât, malın kiridir. Zekât veren, malını kirden koruduğu gibi, oruç tutan da vücûdun zekâtını ödemiş, hastalıklardan onu korumuş olur.

TOK, ACIN HALİNİ BİLMEZ
Oruç, yalnız aç ve susuz kalmak değildir. Orucun, sabır, şükür, nefis terbiyesi gibi diğer ibâdetlerle de irtibâtı vardır. Az yiyenin vücûdu sıhhatli olur. Hadîs-i şerîfte;
“Oruç tutan sağlıklı olur” buyuruldu. (Taberânî)
Açlık, günâh işleme arzûsunu kırar, kötülük etmeye mâni olur.
Her zaman tok olan şefkatsiz ve merhametsiz olur. Tok, acın hâlini bilmez. Çok yiyen sert ve katı kalpli olur. Hadîs-i şerîfte;
“Çok yiyip içmekle kalbinizi öldürmeyin” buyuruldu. (İmâm-ı Gazâlî)
Çok yiyen çok su içer. Çok su içen çok uyur. Çok uyuyanın ömrü uyku ile geçtiği için, o kişi, dünyâ ve âhiret kazancından mahrûm kalır.
[Allahü teâlâ, dâimâ, rızâsına uygun ameller yapmayı nasip buyursun.]