Sonunda orta yolu buldular

Sonunda orta yolu buldular

Şam’ın fethinde, Müslümanların, tarihin şeref levhasına geçmesine sebep bir olay olmuştu. İslâmiyeti kendilerine ezeli düşman gören Batı...

Allah bir kulunu severse

Allah bir kulunu severse

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: (Cuma günü öyle bir vakit vardır ki, o vakitte yapılan dua muhakkak kabul olur) hadis-i şerifini işiten Buhara...

Emîrsiz, tek başına dine hizmet olmaz

Emîrsiz, tek başına dine hizmet olmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir hadis-i şerifte özetle buyuruluyor ki: (İnsanların yaptıkları işleri yazan meleklerden başka melekler de vardır. Yollarda, sokak...

Ameller, niyete bağlıdır

Ameller, niyete bağlıdır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimizde esas olan, niyettir. Güzel ve doğru niyet şarttır. Müminin niyeti, amelinden önce gelir. Peygamber efendimiz,...

Kalbde imanın sabit kalması için

Kalbde imanın sabit kalması için

Bunun için, Resûlullah her zaman, “Allahümme, yâ mukallibelkulûb, sebbit kalbî, alâ dînik” duâsını okurdu ki,...

Hâlid Bin Velid

Hâlid Bin Velid

Allahın kılıcı lâkabı ile tanınan kumandan Sahâbî. Hâlid bin Velid, Kureyş arasında süvâriliği ve askerliği ile tanınırdı. Bedir ve...

Enver Abinin hizmeti çok büyük

Enver Abinin hizmeti çok büyük

Merhum hocamızın sohbetlerinden: Talebelerim içinde en çok Enver Beyi beğenirdim. Onun için, onu kendime damat seçtim ve bu hizmetleri yapmakla...

İlk insanın yaratılışı

İlk insanın yaratılışı

İlk insan Âdem aleyhisselâm Peygamber idi. Melekler kendisine karşı secde etmişlerdi. Allahü teâlâ, balçık çamurundan insan şeklinde...

Vahşî

Vahşî

Yalancı peygamber Müseyleme’yi öldüren sahabî. Vahşî, Hazret-i Hamza’nın Bedir savaşında öldürdüğü...

Fatih ve Hocazade

Fatih ve Hocazade

Sultan Mehmed Han (Fâtih) Osmanlı tahtına oturup da onun âlimlere muhabbeti ve lütf-u ihsânı ün salınca ve çevresine zamânının meşhur...

Ebû Katâde

Ebû Katâde

Resûlullahın süvârilerinden. Peygamber efendimizin develerini Medîne’de otlağa götürme vazîfesini, bir çobanla...

Sahih-ül yed olmak esas…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i sünnet...

Haramdan kaçmak

Haramları, büyük günah ve küçük günah...

Böyle dua edilir mi?

Merhum Nasreddin Hocanın, (Allah’ım bu sıkıntıyı...

Huy çalışmayla değis…

Hiçbir kimsenin huyu, yaratılışdaki gibi kalmaz...

Ebû Lübâbe

Tevbesi ile meşhûr sahâbî. İslâmın nûrunu söndürmek...

Alın yazısı insanın icr…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünyada farklı...

Kainatin Efendisi

Zulüm, had safhadaydı...

Yeryüzünün merkezi olan mübarek Mekke’de...

Kavmini azab ile korkut!

Sevgili Peygamberimize, peygamberliği bildirildi ve...

Nur’un Amine’ye geçmesi

Kurban edilmekten kurtulan, Abdullah, büluğ...

Eshab-ı kiram

Ebû Katâde

Resûlullahın süvârilerinden. Peygamber efendimizin develerini Medîne’de...

Talhâ Bin Ubeydullah

İlk Müslüman olanlardan. Hazret-i Talhâ bin...

Safiyye Binti Huyey

Peygamberimizin hanımlarından. Safiyye binti Huyey, Hayber’de...

Hikmetli Sözler

Hizmette insan eğitimi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Büyük...

Allahü teâlânın mümine ve…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hastalık...

Dinimize uyan rahat eder

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Geçimsizlikler...

Şükredenlere çok mükâfât verilecektir. Şükür, İslâmiyet’e uymak demektir. İmâm-ı Rabbânî hazretleri;
“Ramazân ayında yapılan nâfile ibâdetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlara verilen sevap gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu aya saygısızlık edenin, bu ayda günâh işleyenin bütün senesi günâh işlemekle geçer” buyurmaktadır.
O hâlde, bilhâssa Ramazân ayında, günâh işlemekten daha çok sakınmak gerekir. Cuma günü yapılan ibâdetlere de kat kat sevap verilir. Cuma günü işlenen günâhlar da iki kat yazılır. Kıymetli günlerin değerini bilmeye çalışmalıdır.

“ORUÇ BANA MAHSÛSTUR”
Orucun diğer ibâdetlere göre sevâbı daha fazladır. Hadîs-i kudsîde,
“Her iyiliğe, on mislinden 700 misline kadar sevap verilir. Fakat oruç bana mahsûstur, onun mükâfâtını ben veririm. Çünkü kulum, benim için şehvetini ve yemesini-içmesini bırakmaktadır” buyuruldu. (Buhârî)
Her iyiliğin sevâbını Allahü teâlâ verdiği hâlde, orucun sevâbı için, “Ben veririm” buyurmasının hikmeti vardır. “Oruç bana mahsûstur” demekle ona özel bir şeref vermiştir.
Başkaları oruç yerken, oruç tutmak daha sevaptır. Hadîs-i şerîfte,
“Oruçlunun yanında oruçsuzlar yiyince, melekler, oruçluya duâ ederler” buyuruldu. (Tirmizî)
Orucun vücûda zarar verdiğini söyleyenlere i’tibâr etmemelidir. Çünkü oruç tutmanın faydaları pek çoktur. Bir hadîs-i şerîf meâli şöyledir:
“Oruç iç organları inceltir. Eti eritir ve Cehennem ateşinden uzaklaştırır. Gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hâtırına-hayâline gelmeyen Allah’ın ni’metleri ancak oruç tutana nasip olur.” [Taberânî]

VÜCUT MUKAVEMET KAZANIR...
Şüphe yok ki, Allahü teâlâ, insanlara, kullarına zararlı olan bir şeyi emretmez. Tıp uzmanları diyorlar ki:
Oruçlu kimselerde adrenalin ve kortizon hormonları kana daha kolaylıkla karışmaktadır. Bu hormonlar, tesîrlerini kanserli hücreler üzerinde de göstermektedir. Böylece bu hormonlar kansere karşı bir çeşit kalkan rolünü oynamakta, yani kanser hücrelerinin çoğalmasını önlemektedir.
Oruç tutan bünye, âdetâ bakıma girer, iç organları saran yağlar erir, vücûdun zindeliği artar, direnme gücü kazanır, mide, böbrek, şeker, kalb ve karaciğer hastalıklarına karşı mukâvemeti artar.
Kişi oruçlu iken, karaciğer 3-5 sâat istirâhat eder, gıdâ depolama işine bir müddet ara vermiş olur. Bu arada, korunma sistemini güçlendirici globülinleri hâzırlar. Midedeki kaslar ve salgı ifrâz eden hücreler, oruç müddetince birkaç sâat dinlenir. Kan hacmi de azaldığı için tansiyon düşerek kalb râhatlar.
Gıdâ artıkları iyi yakılmayınca, damarları yıpratır. Yakılmayan yağlar, damarları daraltır, damar sertliği denilen râhatsızlığa sebep olur. Akşama doğru vücutta gıdâ hemen hiç kalmaz. Yani bütün gıdâlar yakılmış olur. Bu bakımdan bazı hastalıklara oruç tutmak iyi gelmektedir. Oruçlu iken vücûdun diğer organlarında da dinlenme olur. Az yemek ve oruç tutmak, vücûdun sıhhati için önemlidir. Zekât, malın kiridir. Zekât veren, malını kirden koruduğu gibi, oruç tutan da vücûdun zekâtını ödemiş, hastalıklardan onu korumuş olur.

TOK, ACIN HALİNİ BİLMEZ
Oruç, yalnız aç ve susuz kalmak değildir. Orucun, sabır, şükür, nefis terbiyesi gibi diğer ibâdetlerle de irtibâtı vardır. Az yiyenin vücûdu sıhhatli olur. Hadîs-i şerîfte;
“Oruç tutan sağlıklı olur” buyuruldu. (Taberânî)
Açlık, günâh işleme arzûsunu kırar, kötülük etmeye mâni olur.
Her zaman tok olan şefkatsiz ve merhametsiz olur. Tok, acın hâlini bilmez. Çok yiyen sert ve katı kalpli olur. Hadîs-i şerîfte;
“Çok yiyip içmekle kalbinizi öldürmeyin” buyuruldu. (İmâm-ı Gazâlî)
Çok yiyen çok su içer. Çok su içen çok uyur. Çok uyuyanın ömrü uyku ile geçtiği için, o kişi, dünyâ ve âhiret kazancından mahrûm kalır.
[Allahü teâlâ, dâimâ, rızâsına uygun ameller yapmayı nasip buyursun.]