Hidayet ve dalalet

Hidayet ve dalalet

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlânın çok sıfatları var, bir tanesi de Hâdî sıfatıdır, hidayete erdirici demektir. Hangi...

Büyüklerin etrafındaki insanlar

Büyüklerin etrafındaki insanlar

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Tıpkı Güneş'in ışınlarının her yere ulaşması gibi, Peygamber efendimizden de sürekli feyzler ve bereketler yağar. Yalnız,...

Kılıcını değil kınını öpmüşlerdir!

Kılıcını değil kınını öpmüşlerdir!

Hazreti Mugîre, Sa’d bin Ebî Vakkâs tarafından sefir olarak gönderilmişti. İranlılar, sert konuşup, Müslümanları korkutacaklarını...

Başarının temeli

Başarının temeli

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir saatin düzgün çalışması, vakti doğru göstermesi için, içindeki bütün dişlilerin,...

Namaz kılmanın bereketi

Namaz kılmanın bereketi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: (İçki içmek büyük günahtır, içki içen namaz kılmamalı) deniyor. Bu yanlıştır. Namaz ayrı...

Oruçla, vücut istirahate çekilir

Oruçla, vücut istirahate çekilir

Beslenme biçimi ile orucun sağlık için son derece yararlı olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Oruçlu insanda uyarılan salgılar azalır. Mide, bağırsak...

Vermezse Mabut

Vermezse Mabut

Sultan Mahmut han, tebdili kıyafet yaparak bir kahveye girer. Yaşlı çaycıya herkesin tıkandı baba diye hitap ettiğini görüp, bu lakabın nereden geldiğini...

Anlamak, kalbe nakşetmek demektir

Anlamak, kalbe nakşetmek demektir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz, (Faydasız ilimden sana sığınırım yâ Rabbî) diye dua ediyor. Bu dua, (Öğrendiklerimizle amel etmeli,...

Kibirli olmanın alameti nedir?

Kibirli olmanın alameti nedir?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhum hocamız, (Kibir her iyiliğe engeldir) buyururdu. Bir kimsede kibir olup olmadığı, istişare edip etmemesiyle,...

Safiyye Binti Abdülmuttalib

Safiyye Binti Abdülmuttalib

Peygamberimizin halası. Resulullah efendimizin halası olan Hazret-i Safiyye, oğlu Zübeyr ile birlikte müslüman oldu. Oğlu Zübeyr ile birlikte hicret...

Fitnecilere en güzel cevap

Fitnecilere en güzel cevap

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Fitne uzakta değil, hemen bu kapının yanındadır. Burası öyle müstesna bir yer, bu hizmetler öyle kıymetli ki, elbette...

Allah dostunu üzmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allah dostları...

Âmir Bin Füheyre

Meleklerin defnettiği sahâbî. Âmir bin Füheyre hazretleri...

Helâl yemenin önemi

Ebû Süleymân-ı Dârânî hazretleri buyurdu ki...

Bir zaman gelir ki...

Alışverişte, şübheli şeylerden kaçınmalıdır. Harama yaklaşan...

A'meş ve hanımı

İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretlernin arkadaşlarından...

Cennet ve Cehennem

Kıyâmet günü Allahü teâlânın izni ile...

Kainatin Efendisi

Dünya karanlığa gömül…

Fahr-i kâinat efendimiz doğmadan önce...

Zulüm, had safhadaydı...

Yeryüzünün merkezi olan mübarek Mekke’de...

Hazret-i Hadice ile evlen…

Hazret-i Hadice validemiz, Varaka bin...

Eshab-ı kiram

Seleme Bin Hişâm

Kardeşlerinin işkence ettiği sahâbî. Mekke ufuklarını...

Abdurrahman Bin Avf

Cennetle müjdelenen on sahâbîden biri. Abdurrahman...

Sümâme Bin Üsâl

Yemâme kabîlesi reisi. Hicretten sonra Medîne'de...

Hikmetli Sözler

Acınacak mahlûk kimdir?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hayırlı...

Nefsin gayesi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Herkes...

Allah’ın yeryüzünde en se…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünya...

Şükredenlere çok mükâfât verilecektir. Şükür, İslâmiyet’e uymak demektir. İmâm-ı Rabbânî hazretleri;
“Ramazân ayında yapılan nâfile ibâdetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlara verilen sevap gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu aya saygısızlık edenin, bu ayda günâh işleyenin bütün senesi günâh işlemekle geçer” buyurmaktadır.
O hâlde, bilhâssa Ramazân ayında, günâh işlemekten daha çok sakınmak gerekir. Cuma günü yapılan ibâdetlere de kat kat sevap verilir. Cuma günü işlenen günâhlar da iki kat yazılır. Kıymetli günlerin değerini bilmeye çalışmalıdır.

“ORUÇ BANA MAHSÛSTUR”
Orucun diğer ibâdetlere göre sevâbı daha fazladır. Hadîs-i kudsîde,
“Her iyiliğe, on mislinden 700 misline kadar sevap verilir. Fakat oruç bana mahsûstur, onun mükâfâtını ben veririm. Çünkü kulum, benim için şehvetini ve yemesini-içmesini bırakmaktadır” buyuruldu. (Buhârî)
Her iyiliğin sevâbını Allahü teâlâ verdiği hâlde, orucun sevâbı için, “Ben veririm” buyurmasının hikmeti vardır. “Oruç bana mahsûstur” demekle ona özel bir şeref vermiştir.
Başkaları oruç yerken, oruç tutmak daha sevaptır. Hadîs-i şerîfte,
“Oruçlunun yanında oruçsuzlar yiyince, melekler, oruçluya duâ ederler” buyuruldu. (Tirmizî)
Orucun vücûda zarar verdiğini söyleyenlere i’tibâr etmemelidir. Çünkü oruç tutmanın faydaları pek çoktur. Bir hadîs-i şerîf meâli şöyledir:
“Oruç iç organları inceltir. Eti eritir ve Cehennem ateşinden uzaklaştırır. Gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hâtırına-hayâline gelmeyen Allah’ın ni’metleri ancak oruç tutana nasip olur.” [Taberânî]

VÜCUT MUKAVEMET KAZANIR...
Şüphe yok ki, Allahü teâlâ, insanlara, kullarına zararlı olan bir şeyi emretmez. Tıp uzmanları diyorlar ki:
Oruçlu kimselerde adrenalin ve kortizon hormonları kana daha kolaylıkla karışmaktadır. Bu hormonlar, tesîrlerini kanserli hücreler üzerinde de göstermektedir. Böylece bu hormonlar kansere karşı bir çeşit kalkan rolünü oynamakta, yani kanser hücrelerinin çoğalmasını önlemektedir.
Oruç tutan bünye, âdetâ bakıma girer, iç organları saran yağlar erir, vücûdun zindeliği artar, direnme gücü kazanır, mide, böbrek, şeker, kalb ve karaciğer hastalıklarına karşı mukâvemeti artar.
Kişi oruçlu iken, karaciğer 3-5 sâat istirâhat eder, gıdâ depolama işine bir müddet ara vermiş olur. Bu arada, korunma sistemini güçlendirici globülinleri hâzırlar. Midedeki kaslar ve salgı ifrâz eden hücreler, oruç müddetince birkaç sâat dinlenir. Kan hacmi de azaldığı için tansiyon düşerek kalb râhatlar.
Gıdâ artıkları iyi yakılmayınca, damarları yıpratır. Yakılmayan yağlar, damarları daraltır, damar sertliği denilen râhatsızlığa sebep olur. Akşama doğru vücutta gıdâ hemen hiç kalmaz. Yani bütün gıdâlar yakılmış olur. Bu bakımdan bazı hastalıklara oruç tutmak iyi gelmektedir. Oruçlu iken vücûdun diğer organlarında da dinlenme olur. Az yemek ve oruç tutmak, vücûdun sıhhati için önemlidir. Zekât, malın kiridir. Zekât veren, malını kirden koruduğu gibi, oruç tutan da vücûdun zekâtını ödemiş, hastalıklardan onu korumuş olur.

TOK, ACIN HALİNİ BİLMEZ
Oruç, yalnız aç ve susuz kalmak değildir. Orucun, sabır, şükür, nefis terbiyesi gibi diğer ibâdetlerle de irtibâtı vardır. Az yiyenin vücûdu sıhhatli olur. Hadîs-i şerîfte;
“Oruç tutan sağlıklı olur” buyuruldu. (Taberânî)
Açlık, günâh işleme arzûsunu kırar, kötülük etmeye mâni olur.
Her zaman tok olan şefkatsiz ve merhametsiz olur. Tok, acın hâlini bilmez. Çok yiyen sert ve katı kalpli olur. Hadîs-i şerîfte;
“Çok yiyip içmekle kalbinizi öldürmeyin” buyuruldu. (İmâm-ı Gazâlî)
Çok yiyen çok su içer. Çok su içen çok uyur. Çok uyuyanın ömrü uyku ile geçtiği için, o kişi, dünyâ ve âhiret kazancından mahrûm kalır.
[Allahü teâlâ, dâimâ, rızâsına uygun ameller yapmayı nasip buyursun.]