Abdullah Bin Ümm-i Mektûm

Abdullah Bin Ümm-i Mektûm

Peygamberimizin müezzinlerinden. Abdullah bin Ümm-i Mektûm, Peygamberimizin İslâmiyeti anlatmaya başladığı ilk zamanlarda îman ile...

Kâbe yerine Horasan’a gitmek

Kâbe yerine Horasan’a gitmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Okyanusun ortasındayken karayı bulmak çok zordur. Hele bir de yanlış yol gösterenler çoksa, insan mahvolur. Biz...

Hakikate kavuşmak için

Hakikate kavuşmak için

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ, her kulunu bir yerde istihdam ediyor. Hikmet-i ilahi, bazı kulları küfre hizmet ederken, bazı kulları da...

Cimrilik ateşi

Cimrilik ateşi

Resul-i ekrem efendimiz, Kâbe’yi tavaf eden birinin gözyaşları içinde (Ey Beytin sahibi, bu beytin hürmetine beni affet) diye ağlayarak dua...

Dünyaya kıymet vermek

Dünyaya kıymet vermek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimizin esası imandır. Bir ağacın gövdesi, dalı ve yaprağı var da, kökü yoksa, o ağaç meyve veremez. Kısa zamanda...

Felç hastası için duâ

Felç hastası için duâ

İmâm-ı Muhammed bin Sa’îd Busayrî hazretleri evliyanın büyüklerindendir. Kendisine felc hastalığı geldi. Bedeninin yarısı hareketsiz kaldı....

İslamiyet ve ilim

İslamiyet ve ilim

İnançsızlar, İslam düşmanları , temiz Müslüman yavruları aldatmak için “İslamiyette herşey “miş” ile bitiyor. Şöyle...

Maksat dünya ve ahıret huzudur

Maksat dünya ve ahıret huzudur

Allahü teâlâ, İslâm dînini, insanların dünyada rahat ve huzûr içinde, kardeşçe yaşamaları için ve...

Fatih’in ilme verdiği kıymet

Fatih’in ilme verdiği kıymet

Fatih Sultan Mehmed Han, Fatih Camii civarındaki meşhur medreseleri yaptırmıştı. Talebelerin medreseye girdiği ana kapının önüne mezar kazdırdı. Çukurun...

Allahü teâlânın mümine verdiği hediyeler

Allahü teâlânın mümine verdiği hediyeler

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hastalık, fakirlik, iftiraya uğramak gibi dert ve belalar, kemend-i mahbubdur. Yani Allahü teâlânın, sevdiklerinin boynuna,...

Ukbe Bin Âmir

Ukbe Bin Âmir

Eshâb-ı suffadan. Ukbe bin Âmir, Medîne otlaklarında koyun güderdi. Peygamber efendimizin Medîne'ye hicret ettiğini de dağda haber...

Ebû Ubeyde Bin Cerrâh

Cennetle müjdelenen ümmetin emîni. Araplar arasındaki nâdir...

Hidayet, fitne ve sabır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bizim vazifemiz...

Çalışmanın ödülü

Osmanlı padişahları tebdil-i kıyafetle sık sık...

Nu'man Bin Mukarrin

Eshâb-ı kirâmın meşhûr kumandanlarından. Hazret-i Ömer, Eshâb-ı...

Büyük zatlara teşekkür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı Rabbanî...

İnsan âciz bir varlık…

Allahü teâlâ, insanları olgunlaştırmak ve kalblerindeki...

Kainatin Efendisi

Kavmini azab ile korkut!

Sevgili Peygamberimize, peygamberliği bildirildi ve...

Emanet, Ebu Talib’de...

Merhamet deryası Abdülmuttalib vefat edeceğine...

“Hacer-ül-Esved”in yeri

Resulullah efendimiz otuz beş yaşında...

Eshab-ı kiram

Velîd Bin Velîd

Kardeşleri tarafından işkence gören sahâbî. Velîd...

Sâlim Mevlâ Ebû Huzeyfe

Kur'ân-ı kerîmi en iyi okuyanlardan. Hazret-i...

Sevde Binti Zem'a

Peygamberimizin hanımlarından. Hazret-i Sevde, amcasının oğlu...

Hikmetli Sözler

Dünya sevgisinin tek ilac…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsan...

Ameller, niyete bağlıdır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimizde...

İlme hizmet etmek nasıl o…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Suların...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Günler su gibi geçiyor, ramazan ayının sonuna geldik. İnşallah hakkımızda hayırlı olur, kıymetini de bilmemiz nasib olur ve bizden razı olarak ramazana veda ederiz.

Cennette tekrar bir arada, beraber olmak müjdesi, bayram olarak bize yeter, çünkü Peygamber efendimiz, herkesin, dünyada kimleri seviyorsa âhirette onlarla beraber olacağını bildiriyor. Gerçek beraberlik budur. Bu dünyadaki beraberlikler, ancak o müjde varsa yani o müjdeye dahil olursak kıymetlidir.

Bir gün merhum hocamıza biri geliyor, (Siz hep hocanızdan bahsediyorsunuz. Hocanız size ne öğretti de onu bu kadar seviyorsunuz?) diye soruyor. Hocamız, iki kelimeyle cevap veriyorlar, (Hocam Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri, kim sevilir, kim sevilmez, bunu öğretti) buyuruyorlar. İşin temeli bu. Dinimize tam uyabilmek için, bu şarttır. İşte, bu sevginin tezahürü ile, bir arada olmak nasip oluyor, bizi bir arada tutan başka hiçbir şey yok. Burada bir şekilde, bu maksatla bir arada olduğumuz için, hep beraber, eksiksiz kıyamet gününde kurtulanlardan oluruz inşallah.

Sanki normalmiş gibi işlendiği için, günümüzde artık, günahlar, haramlar konuşulmuyor. Bid’atler ve küfür her tarafı kaplamış durumdadır. İman ve küfür meselesi var. Günahların şefaati, affı var, tevbesi var. Ama küfür ve bid’at öyle değil. Doğru yolda olduğunu zanneden bid’at ehli, bid’atini bilmediği için tevbe edemez.

Bir gün bir bedevî, Resulullah efendimize gelip soruyor, (Bu dini kısaca benim anlayacağım şekilde anlatır mısınız?) diyor. Cevaben, (Et-tazimü li-emrillah veş-şefekatü li-halkıllah) diye tarif ediyorlar. Yani İslamiyet, (Allahü teâlânın emirlerine kıymet vermek, hürmet etmek, O’nun yarattığı kullarına şefkat etmek) demektir. Köylü de, çok güzel deyip Müslüman oluyor. Âlimler diyorlar ki, Resulullah, Allahü teâlânın emirlerine kıymet vermek, hürmet etmek değil de, uymak deseydi, hepsine uymak mânâsı olurdu, kimse altından kalkamazdı. Kıymet verip, hürmet edilirse, yapamadıklarımız affa, şefaate uğrayabilir. İşin esası da bu zaten. İnsan, benim bir günahım var, çok üzülüyorum, tevbe ediyorum, Allah’a yalvarıyorum dese, hatasını bilir, onun günah olduğunu bilir, bir emrin emir olduğunu bilir, hiç değilse ona hürmet eder, yapmaya da gayret eder. Şimdi öyle değil. Kimse, acaba bu Allahü teâlânın emri miydi, değil miydi, yasak mıydı diye düşünmüyor. Kimsenin umurunda değil. Bu çok kötü bir durum.

Türkiye’de ve dünyada, bir fitne fırtınası esiyor. Buna rağmen, elhamdülillah, çok büyük bir muhafaza altındayız. Bu nimetin büyüklüğünün tarifi mümkün değil.