İnsanların en büyük ihtiyacı

İnsanların en büyük ihtiyacı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlânın bize nasıl muamele etmesini istiyorsak, biz de Onun kullarına öyle davranmalıyız. Eğer Onun kullarına...

Abdullah Bin Hanzala

Abdullah Bin Hanzala

Meleklerin Yıkadığı Sahâbînın Oğlu. Abdullah bin Hanzala hazretleri, Eshâb-i kirâmdan, şehâdeti ile meşhûrdur. Babası da,...

İhsan eden ihsan görür

İhsan eden ihsan görür

Kıyamet günü bir müslümanın hesabı görülüyor, günah sevap tarafı tam denk geliyor. Melekler her şeyi bilen Allahü...

ELİF ıramazan-ı şerif’in neresinde?

ELİF ıramazan-ı şerif’in neresinde?

Koca Ragıp Mehmed Paşa Devlet-i Osmanî’nin yetiştirdiği tarihe adını şerefle yazdıran müstesna zatlardan biriydi. Üçüncü Mustafa Han ve...

Orhan Gâzi ve Alâeddîn Esved

Orhan Gâzi ve Alâeddîn Esved

Sultan Orhan Gâzi, âlimleri, evliyâyı görüp gözeten bir zât-ı muhterem idi. O mübârek kimse, bir gün...

Sofu Baba

Sofu Baba

Aşağıda Silsile-i aliyye büyüklerinden Seyyid Fehim Arvasi hazretlerinin teveccühüne kavuşan bir gencin hâli anlatılıyor. Hazret-i Seyyid Fehim,...

Ayrı düşünmek, şeytana yem olmaktır

Ayrı düşünmek, şeytana yem olmaktır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz, (Şeytan, bir topluluğun, bir cemaatin içine giremez) buyuruyor. Allahü teâlâ doğru yolda olan...

İcâzetin sırrı

İcâzetin sırrı

Akşemseddin hazretleri, Fâtih Sultan Mehmed Hân hazretlerinin hocasıdır. Soyu, Hazreti Ebû Bekir’e dayanır. Kendisini ilim tahsiline adamış, Hacı...

Hüseyin bin Ali

Hüseyin bin Ali

Cennet gençlerinin seyyidi. Ümm-i Hâris hazretleri anlatır: Birgün Resulullahın huzuruna varıp, bir rüya gördüğümü ve...

Süt anne Halime Hatun

Süt anne Halime Hatun

Amine validemiz, nurlu yavrusunu kucağına aldığında, kocası hazret-i Abdullah’ın vefat acısını unutur gibi oldu. Dokuz gün emzirdikten sonra da, Ebu...

Muhterem annenin vefatı

Muhterem annenin vefatı

Sevgili Peygamberimizin, üç-beş yaşlarında bile hususi bir hali vardı. Tekbir getiriyor ve Allah’a hamd ediyordu. Esrarlı bir ciddiyet, ağır başlılık...

Açlıkla imtihan kolay d…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ...

Orhan Gâzi ve Alâeddîn …

Sultan Orhan Gâzi, âlimleri, evliyâyı görüp...

Enver Abinin sohbetleri…

En hayırlı iş, dinimize hizmettir, fakat...

Evden çıkarken ve gire…

Evinden çıkarken Âyet-el kürsî okumalı. Evden...

Bilâl-i Habeşî

Peygamber efendimizin müezzini. Bilâl-i Habeşî hazretleri, ilk...

Doğru yolda olmanın ölç…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı Rabbânî...

Kainatin Efendisi

Süt annenin anlattıkları

Halime Hatun, Peygamber efendimizi, süt...

Nur’un temiz alından temi…

Âdem aleyhisselamın alnına nakşedilen bu...

Süt anne Halime Hatun

Amine validemiz, nurlu yavrusunu kucağına...

Eshab-ı kiram

Ukbe Bin Âmir

Eshâb-ı suffadan. Ukbe bin Âmir, Medîne...

Reyhane binti Semun

Peygamberimizin hanımlarından. Peygamber efendimiz Hendek savaşından...

Hamne Binti Cahş

Peygamber efendimizin halasının kızı. Ası Ümeyme...

Hikmetli Sözler

Sevab kazanmanın kesin yo…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hayırlı...

Evliya zatlar niye sevili…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Evliya...

Siz nereden geldiniz?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhum...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Her insanın genelde üç babası vardır: Dünyaya gelmesine sebep olan babası, kayın babası, kendisine ilim öğreten babası yani hocası. Bunların içinde en önemli olanı hocasıdır. Çünkü hem bu dünyamızı, hem de âhiretimizi kazandırır. Bir kimseyi büyüklerin kabul etmesi, Rabbimizin de kabul etmesi demektir. Büyüklerden birini sevmemek, hepsini sevmemektir. Büyüklere dil uzatan sonunda sürünür, sonra da aklı gider. (Hocasını incitene darılmayan, köpekten kötüdür) sözü meşhurdur. Seyyidlere saygıda kusur etmemeli, onların hakkı her şeyin üstündedir. Bir de hocanın aile efradına, evlatlarına, yakınlarına hürmette kusur işlememeli. Eğer yapamıyorsak hiç olmazsa uzakta durmalı, karışmamalı, ama yine de saygısızlık yapmaktan uzak durmalıdır.

Merhum hocamız, (Bu büyükleri kıran ve üzen en büyük felakete uğramıştır. Öyle yaşayın ki sakın üzülmesinler. Onların rızasını ve duasını alan da, hiç üzülmesin) buyururdu. Büyükleri çok sevmek büyük devlettir, çünkü Cenab-ı Hak cevheri çöplüğe koymaz. Onun için büyükleri seven kişi, bilsin ki çok temiz bir kalbe sahiptir.

Şah-ı Nakşibend hazretlerinin bir talebesi vardı. Hocasını çok seviyor, çok saygı gösteriyor, kendisini mahşer günü hatırlaması için çok büyük gayret sarf ediyordu. Bunun üzerine bir gün Şah-ı Nakşibend hazretleri, (Evladım merak etme, evlat babayı unutur, ama baba evladını unutmaz) buyurdu. Merhum hocamız da buyurdu ki:
(Mürşid-i kâmili olmayan talebe, okyanus ortasında bulunan bir tahta parçası gibidir. O tahta parçası batar, çıkar, biraz durur, sonra yine batar. Allah muhafaza eylesin son nefesinde de batarsa işte o kötüdür. Ama mürşid-i kâmili olan bir talebe, okyanus ortasında bulunan bir ada gibidir. Ne kadar dalga gelirse gelsin, ne kadar rüzgâr eserse essin, oradan kıpırdamaz, hep orada durur.)

Bu büyükleri tanıyan, seven en büyük nimete kavuşmuş olur. Bu nimetin şükrü ve gereği olarak üzerimize düşen vazife çok kolaydır, o da bu büyüklerin kitaplarını okuyup amel etmek, yaymak, insanlara ulaştırmaktır. Böylece onların da bu nimete kavuşmasına vesile olmaktır. Bu yolda hizmet etmek için elden geleni yapmalıdır. Hizmet eden, hizmetinin karşılığını hem bu dünyada hem de âhirette alır.