Elini değil, ayağini uzatmiş

Elini değil, ayağini uzatmiş

Zamanın Şam valisi bir gün, Emeviyye Câmii’ne girdi. O sırada içerde Şam’ın büyük âlimi Şeyh Saîd el-Halebî, cemaate...

En büyük mu’cize

En büyük mu’cize

Peygamberimiz, Muhammed aleyhisselam kimseden birşey okumamış, öğrenmemiş, hiç yazı yazmamış iken ve seyahat etmeyen ve geçmişlerden ve...

Kâ'b Bin Mâlik

Kâ'b Bin Mâlik

Peygamber efendimizin şâirlerinden. Kâ'b bin Mâlik, babasının tek oğlu olup hâli vakti yerinde idi. Arabistan'ın ileri gelen...

Alabilirsen al

Alabilirsen al

Hacı Bayram-ı Velî'nin doğduğu Zülfadl (Sol-Fasol) köyünden bir genç askere çağrılmıştı. Yetim olan bu temiz genç, babasından...

Dine hizmet, ateşten gömlek giymek gibidir

Dine hizmet, ateşten gömlek giymek gibidir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dine hizmet, ateşten gömlek giymeye benzer. Yani vebali ağırdır, çok hassas, çok dikkatli olmak gerekir. Dine hizmetten...

Damar sertliği ve kolesterole iyi gelir

Damar sertliği ve kolesterole iyi gelir

Erzurum Tıp Fakültesi’nde, oruç tutanlar üzerinde yapılan bir araştırma da ilmî olarak orucun faydalarını ortaya koymuştur. Prof. Dr. Münip...

İlme hizmet etmek nasıl olur?

İlme hizmet etmek nasıl olur?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Suların aktığı yerde, ağaçlar ve yeşillikler olur. Su yoksa, bunlar olmaz veya tek tük olur. İşte İslamiyet’in emrettiği...

Abdullah Bin Huzâfe

Abdullah Bin Huzâfe

Resûlullahın elçilerinden. Peygamber efendimiz, Hudeybiye antlaşmasından sonra, İslâmın bütün dünyaya yayılması ve insanların...

İşini ihlâsla tam yapmak

İşini ihlâsla tam yapmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir cemiyette herkes, üzerine düşen vazifeyi yaparsa, sistem düzgün çalışır. Vücudun işe yaraması organların...

Mülkün esas sahibi

Mülkün esas sahibi

Bütün nimetlerin, malların hakîkî sâhibi olan Allahü teâlâ, zenginlere verdiği nimetlerin kırkda birini, Müslümanların...

Temelsiz bina olmaz

Temelsiz bina olmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Elbette temelsiz ev, köksüz ağaç olmaz. Dinimizde bu temel ve kök, doğru imandır, imanın ve İslam’ın...

Hazreti Hâlid'in üstün …

Hazreti Hâlid bin Velid, Müslüman olduktan...

Sevgi büyükten, yukarıd…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Evliya zatları...

Allah tevbe edeni affed…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Her gaflet...

Çarşıya giderken ve b…

Lâ ilâhe illallahü vahde hü lâ...

Gerçek hayat, öldükten …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müslüman, sadece...

Büreyde Bin Hasib

Resûlullahın sancaktarı. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden olup, Horasan...

Kainatin Efendisi

O, bu ümmetin Peygamberi…

Şam yönüne gitmekte olan kervandakiler...

Güneş artık doğmak üzere!

Artık, sevgili Peygamberimizin yaşları kırka...

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce...

Eshab-ı kiram

Selmân-ı Fârisî

Ehl-i beytten sayılan İranlı sahâbî. Eshâb-ı...

Mus'ab Bin Umeyr

İslâmda ilk öğretmen. Mus'ab bin Umeyr...

Osman Bin Maz'ûn

Medîne'de ilk vefât eden muhâcir...

Hikmetli Sözler

Hizmette insan eğitimi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Büyük...

Alın yazısını okumak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Herkesin...

İnsan tek başına kurtulam…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsan...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Küfürden sonra en kötü ahlâk, en büyük günah, kibirli olmaktır. Peygamber efendimiz, (Kalbinde zerre kadar kibir olan Cennete giremez) ve (Mal ve şöhret hırsı, iki aç kurttan daha tehlikelidir) buyuruyor. Mal ve şöhret hırsı girdiği kalbi harap eder. Bundan onu ancak, Ehl-i sünnet âlimlerinin sevgisi kurtarır. Sevgi (Peki) demektir, itaat demektir. Çünkü itaat sevgiden doğar. İtaat etmeyenin, (Seviyorum) demesi yalandır. İtaat olmayınca, onun sevgisinin ağaca, kuşa, tabiata olan sevgiden farkı olmaz.

Rey şehrinden bir genç, (Ben âlim ve evliya olmak istiyorum) der. Kalkıp, Mısır’a Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin yanına gidip ona 25 sene boyunca talebe olur. Sonra çuvallar dolusu notlarıyla beraber Rey şehrine geçmeden önce, Bağdat’taki büyük bir evliya zatın da duasını almak için onun dergâhına gider. Mübarek zat, sohbetin sonunda, (Herkes gitsin, sen kal!) der. Sonra gence, (Anlat bakalım) der. Genç anlatır:
- Ben, 25 yıl Zünnûn-i Mısrî hazretlerine talebe oldum. Şu kadar not aldım. Şimdi memleketime dönüyorum. Sizden de dua ve nasihat almaya geldim.

O zat, bu talebeden iki şey yapmasını ister. Talebe, (Yaparım) deyince, o zat (Yapamazsın) der. Talebe ısrarla, (Yaparım) der. O zat, (Önce bütün notlarını Dicle Nehrine at! Sonra Rey şehrine gittiğin vakit, Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin hiç ismini anmayacaksın, Hocam Zünnûn-i Mısrî demeyeceksin) der. Bunun üzerine talebe der ki:
- Efendim, ölürüm de, bunları yapamam.
- Yapamayacağını baştan söylemiştim.
- Bunları bana yaptıran şey nedir?
- Evladım senin içinden pis kokular geliyor. Senin kalbinde iki ur var. Biri şöhret sevdası, öteki ise kibirdir. Sen, değil başkalarına faydalı olmak, kendine de faydalı olamazsın, bu hâlinle Cehenneme gidersin. Sen insanları etrafına toplayarak şöhrete kavuşmak için tahsil yaptın. Bu zatın ismini, notlarını da şöhretine, kibrine alet edeceksin. İnsanın kalbinden ur çıkmalı ki, nur girsin. Ur çıkmadan nur girmez. Bu ikisi birbirine zıttır. Def-i mefâsid, celb-i menafiden evladır. Yani zarardan korunmak, menfaat sağlamaktan önce gelir. Demek ki zarar yok edilmeden fayda temin edilemez.