Peygamberler ve melekler

Peygamberler ve melekler

Allahü teâlâ, kullarına merhamet ederek, Peygamberler göndermiştir. Bunlarla kullarına doğru yolu, saadet-i ebediyye yolunu göstermiş, kullarını...

Gerçek güzellik ruh güzelliğidir

Gerçek güzellik ruh güzelliğidir

İnsanın ahlâkını düzeltebilmesinde ruh ve kalbin önemli bir yeri vardır. Bunun için ruh ve kalb nedir bunu bilmek gerekir. Kalb ile yürek aynı...

Ahde vefa

Ahde vefa

Hazreti Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler, derlerki -Ey halife bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü...

Dikkat edilecek dört husus

Dikkat edilecek dört husus

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: En büyük varlık, en büyük zenginlik, Ehl-i sünnet itikadında olmaktır. İmam-ı Rabbânî hazretleri,...

Süheyb-i Rûmî

Süheyb-i Rûmî

Allah yolunda malını mülkünü terkeden sahâbî. Ka'be-i muazzamanın güneyinde, yüksekçe bir yerde, Hazret-i Erkam'ın evi...

Bizi mecbur ettin

Bizi mecbur ettin

Seyyid Muhammed Behaeddin-i Buhari hazretleri, uzak bir köydeki bir seveninin daveti üzerine ona misafir olmuştu. Gece evde otururlarken ev sahibine, (Git kapıya...

Günahları gizlemelidir

Günahları gizlemelidir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Önceki ümmetlerde günah işleyen azdı, çünkü günah işleyenler helak ediliyordu. Peygamber efendimiz...

Midenin bir aylık dinlenme dönemi

Midenin bir aylık dinlenme dönemi

Her yemekten vücut hazım ve sindirim işlemi sırasında yoğun enerji kullanılır. Bu enerji ihtiyacını karşılamak için yemeklerden sonra kalp tarafından, mide ve...

Mazarratlı harfler kaçtır?

Mazarratlı harfler kaçtır?

Zamanın akıllı geçinenlerinden güngörmüş bir zâtın yolu bir gün bîmarhâneye (ruh ve sinir hastalıkları hastahânesine)...

Kendine tercih

Kendine tercih

Müslüman her konuda, din kardeşini kendine tercih etmelidir. Kâmil imanın alameti budur. Birçok talebesi, dergâhı olan bir şeyhi, yıllar...

Ezan-ı Muhammedi ile iftar...

Ezan-ı Muhammedi ile iftar...

Osmanlı’da iftar açmak için iftar topundan ziyade minarelerden gelecek ezan-ı Muhammedi’ye kulak kabartılırdı. Top atacak zabit ezâna...

İslamiyet’i öğrenmenin …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İslamiyet iki...

Dinini kayıran insanlar…

Alışverişte, iş ortaklığında iyi insanlar, dinini...

Bu gaflet niye?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Her işini...

Herkesin alın yazısı ke…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kur'an-ı kerimde...

İki yolun farkı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir din...

Abdullah Bin Zeyd

Sâhib-ül ezân. Hicretten sonra Medîne'de Peygamber efendimizin...

Kainatin Efendisi

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce...

Muhterem annenin vefatı

Sevgili Peygamberimizin, üç-beş yaşlarında bile...

Nur’un Amine’ye geçmesi

Kurban edilmekten kurtulan, Abdullah, büluğ...

Eshab-ı kiram

Hasan bin Ali

Cennet gençlerinin efendisi. Peygamber efendimizin, "Cennet...

Feyrûz Bin Deylemî

Yemenli sahâbîlerden. Feyrûz bin Deylemî San’a’da...

İmrân bin Husayn

Meleklerle konuşan Sahâbî. İmrân bin Husayn...

Hikmetli Sözler

Allah görüyor ve biliyor

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Konuşmamızda...

Helâl rızık ve dine hizme…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dine...

Veren olgun, alan uygun o…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Güneş...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Küfürden sonra en kötü ahlâk, en büyük günah, kibirli olmaktır. Peygamber efendimiz, (Kalbinde zerre kadar kibir olan Cennete giremez) ve (Mal ve şöhret hırsı, iki aç kurttan daha tehlikelidir) buyuruyor. Mal ve şöhret hırsı girdiği kalbi harap eder. Bundan onu ancak, Ehl-i sünnet âlimlerinin sevgisi kurtarır. Sevgi (Peki) demektir, itaat demektir. Çünkü itaat sevgiden doğar. İtaat etmeyenin, (Seviyorum) demesi yalandır. İtaat olmayınca, onun sevgisinin ağaca, kuşa, tabiata olan sevgiden farkı olmaz.

Rey şehrinden bir genç, (Ben âlim ve evliya olmak istiyorum) der. Kalkıp, Mısır’a Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin yanına gidip ona 25 sene boyunca talebe olur. Sonra çuvallar dolusu notlarıyla beraber Rey şehrine geçmeden önce, Bağdat’taki büyük bir evliya zatın da duasını almak için onun dergâhına gider. Mübarek zat, sohbetin sonunda, (Herkes gitsin, sen kal!) der. Sonra gence, (Anlat bakalım) der. Genç anlatır:
- Ben, 25 yıl Zünnûn-i Mısrî hazretlerine talebe oldum. Şu kadar not aldım. Şimdi memleketime dönüyorum. Sizden de dua ve nasihat almaya geldim.

O zat, bu talebeden iki şey yapmasını ister. Talebe, (Yaparım) deyince, o zat (Yapamazsın) der. Talebe ısrarla, (Yaparım) der. O zat, (Önce bütün notlarını Dicle Nehrine at! Sonra Rey şehrine gittiğin vakit, Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin hiç ismini anmayacaksın, Hocam Zünnûn-i Mısrî demeyeceksin) der. Bunun üzerine talebe der ki:
- Efendim, ölürüm de, bunları yapamam.
- Yapamayacağını baştan söylemiştim.
- Bunları bana yaptıran şey nedir?
- Evladım senin içinden pis kokular geliyor. Senin kalbinde iki ur var. Biri şöhret sevdası, öteki ise kibirdir. Sen, değil başkalarına faydalı olmak, kendine de faydalı olamazsın, bu hâlinle Cehenneme gidersin. Sen insanları etrafına toplayarak şöhrete kavuşmak için tahsil yaptın. Bu zatın ismini, notlarını da şöhretine, kibrine alet edeceksin. İnsanın kalbinden ur çıkmalı ki, nur girsin. Ur çıkmadan nur girmez. Bu ikisi birbirine zıttır. Def-i mefâsid, celb-i menafiden evladır. Yani zarardan korunmak, menfaat sağlamaktan önce gelir. Demek ki zarar yok edilmeden fayda temin edilemez.