Allahü teâlânın görülmesi

Allahü teâlânın görülmesi

Allahü teâlâ, ezelden ebede, yani öndeki sonsuzdan, sonraki sonsuza kadar, bir kelâm ile söyleyicidir. Bütün emirleri, o bir...

Musibet karşısında duâ

Musibet karşısında duâ

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Bir müslümanın ölümünü duyunca, "İnna lillah ve inna ileyhi raciun" dedikten sonra,...

Damar sertliği ve kolesterole iyi gelir

Damar sertliği ve kolesterole iyi gelir

Erzurum Tıp Fakültesi’nde, oruç tutanlar üzerinde yapılan bir araştırma da ilmî olarak orucun faydalarını ortaya koymuştur. Prof. Dr. Münip...

Doğduğu geceki olaylar

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce ve doğduğu sırada; O’nun dünyayı teşrif etmesine alamet olarak birçok hadiseler meydana...

Korkulu zamanlarda okunacak

Korkulu zamanlarda okunacak

Korkulu zamanlarda, “Kelime-i temcîd”, yâni “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil'aliyyil'azîm” (9)...

Dünyada Cennet hayatı yaşıyoruz

Dünyada Cennet hayatı yaşıyoruz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Doğru iman sahibi olmak, büyük zatları sevmek ve onların yolunda dine hizmet etmek nasip meselesidir. Yani bu nimete kavuşanlar...

Dağıtılan miras

Dağıtılan miras

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i sünnet âlimleri bilinmesi gereken her şeyi bildirmişlerdir. Nasibi olan, bu bildirilenlere uymuş ve Resulullah'ın...

Namaz için üzülmek

Namaz için üzülmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Eskiden bir vakit camiye, cemaate yetişemeyene, 2-3 gün (Başın sağ olsun) demeye gidilirmiş. (Çok yazık, sen bu cemaati nasıl...

İyilik edene teşekkür

İyilik edene teşekkür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünyanın en bahtiyar insanı, İmam-ı Rabbani hazretleri gibi bir din büyüğünü tanıyıp ona tâbi olan Ehl-i...

Kardeşinin yaptığı daha kıymetli!

Kardeşinin yaptığı daha kıymetli!

Hazret-i Îsâ birine, “Ne iş yapıyorsun?” dedi. İbâdetle vakit geçiriyorum deyince, “Nereden yiyip geçiniyorsun?” diye...

Aklın kapasitesi

Aklın kapasitesi

Din nakle dayanır. Nakil yolu ile anlaşılan, yani Peygamberlerin “aleyhimüsselâm” söyledikleri şeyleri, akıl ile araştırmağa uğraşmak, düz...

Hoca hakkı ödenmez

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhum hocamız...

Mümin olmıyanı dost ed…

Geçmişte, İslamiyet karşısında, kâfirler türlü yollar...

Ameller ve niyet

Amel, yani iş üçe ayrılır: Birincisi...

Korku ve sevgi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhum hocamız...

Oruçla, vücut istirahat…

Beslenme biçimi ile orucun sağlık için...

Hanzala Bin Ebû Âmir

Meleklerin yıkadığı sahâbî. Hanzala Bedir gazâsında bulundu...

Kainatin Efendisi

Zemzem kuyusu

Dede Abdülmuttalib’e, bir gün rüyasında...

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce...

Güneş artık doğmak üzere!

Artık, sevgili Peygamberimizin yaşları kırka...

Eshab-ı kiram

Abdullah Bin Atîk

Medîneli ilk Müslümanlardan. Medîne’de, hicretten önce...

Seleme Bin Hişâm

Kardeşlerinin işkence ettiği sahâbî. Mekke ufuklarını...

Talhâ Bin Ubeydullah

İlk Müslüman olanlardan. Hazret-i Talhâ bin...

Hikmetli Sözler

Sâdık talebenin vasfı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhum...

Habercinin vazifesi haber…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmanımızı...

Kalbi temizlemeye çalışma…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İslamiyet...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Küfürden sonra en kötü ahlâk, en büyük günah, kibirli olmaktır. Peygamber efendimiz, (Kalbinde zerre kadar kibir olan Cennete giremez) ve (Mal ve şöhret hırsı, iki aç kurttan daha tehlikelidir) buyuruyor. Mal ve şöhret hırsı girdiği kalbi harap eder. Bundan onu ancak, Ehl-i sünnet âlimlerinin sevgisi kurtarır. Sevgi (Peki) demektir, itaat demektir. Çünkü itaat sevgiden doğar. İtaat etmeyenin, (Seviyorum) demesi yalandır. İtaat olmayınca, onun sevgisinin ağaca, kuşa, tabiata olan sevgiden farkı olmaz.

Rey şehrinden bir genç, (Ben âlim ve evliya olmak istiyorum) der. Kalkıp, Mısır’a Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin yanına gidip ona 25 sene boyunca talebe olur. Sonra çuvallar dolusu notlarıyla beraber Rey şehrine geçmeden önce, Bağdat’taki büyük bir evliya zatın da duasını almak için onun dergâhına gider. Mübarek zat, sohbetin sonunda, (Herkes gitsin, sen kal!) der. Sonra gence, (Anlat bakalım) der. Genç anlatır:
- Ben, 25 yıl Zünnûn-i Mısrî hazretlerine talebe oldum. Şu kadar not aldım. Şimdi memleketime dönüyorum. Sizden de dua ve nasihat almaya geldim.

O zat, bu talebeden iki şey yapmasını ister. Talebe, (Yaparım) deyince, o zat (Yapamazsın) der. Talebe ısrarla, (Yaparım) der. O zat, (Önce bütün notlarını Dicle Nehrine at! Sonra Rey şehrine gittiğin vakit, Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin hiç ismini anmayacaksın, Hocam Zünnûn-i Mısrî demeyeceksin) der. Bunun üzerine talebe der ki:
- Efendim, ölürüm de, bunları yapamam.
- Yapamayacağını baştan söylemiştim.
- Bunları bana yaptıran şey nedir?
- Evladım senin içinden pis kokular geliyor. Senin kalbinde iki ur var. Biri şöhret sevdası, öteki ise kibirdir. Sen, değil başkalarına faydalı olmak, kendine de faydalı olamazsın, bu hâlinle Cehenneme gidersin. Sen insanları etrafına toplayarak şöhrete kavuşmak için tahsil yaptın. Bu zatın ismini, notlarını da şöhretine, kibrine alet edeceksin. İnsanın kalbinden ur çıkmalı ki, nur girsin. Ur çıkmadan nur girmez. Bu ikisi birbirine zıttır. Def-i mefâsid, celb-i menafiden evladır. Yani zarardan korunmak, menfaat sağlamaktan önce gelir. Demek ki zarar yok edilmeden fayda temin edilemez.