Doğru yolda olmanın ölçüsü

Doğru yolda olmanın ölçüsü

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı Rabbânî hazretleri, (Allahü teâlânın rızasını kazanmak için, Onun emirlerini, Onun emrettiği gibi...

Fitneden korunmak için

Fitneden korunmak için

Fitneden korunmak için, “Allahümme innî eûzü-bike min azâbil-kabri ve min azâbinnâr ve min fitnetil mahyâ...

Allahü teâlânın görülmesi

Allahü teâlânın görülmesi

Allahü teâlâ, ezelden ebede, yani öndeki sonsuzdan, sonraki sonsuza kadar, bir kelâm ile söyleyicidir. Bütün emirleri, o bir...

Ramazanın son on günü

Ramazanın son on günü

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ramazan-ı şerif hakkımızda hayırlı ve mübarek olsun! Ramazanı ihya eylemek, bayramı rahat huzur içinde karşılamak, nasib olur...

Üzülmeyiniz, Allahü teâlâ sizi kurtardı

Üzülmeyiniz, Allahü teâlâ sizi kurtardı

Hacı Ferhad adında bir zât şöyle anlatmıştır: "Mısır'dan gelirken, Akdeniz'de gemimiz sâkin sâkin yol alıyordu. Peşimize bir korsan gemisi...

Dünya sevgisinin tek ilacı

Dünya sevgisinin tek ilacı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsan hasta olunca, hem ibadetlerini, hem hizmetlerini tam yapamaz. Bunun gibi, insanın kalbi hasta olunca da, Allahü...

Görmeden inanmak

Görmeden inanmak

Görmeden inanmak önemlidir. Bekara suresinin başında, iyiler övülürken, (Onlar gayba inanırlar) buyuruluyor. Bazı büyükler bunu...

Cimrilik ve nankörlüğün cezası

Cimrilik ve nankörlüğün cezası

Bağdad’ı kıtlık kırıp geçiriyordu. En çok da hamallar açlık çekiyordu. İçinde ekmek piştiği, sokağa kadar yayılan kokudan belli olan...

Ateşte yanan, ibadete nasıl koşar?

Ateşte yanan, ibadete nasıl koşar?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından dinimizi doğru öğrenip buna uygun yaşamak, hem de bunları başka insanlara ulaştırıp...

Zemzem kuyusu

Zemzem kuyusu

Dede Abdülmuttalib’e, bir gün rüyasında bir kimse; “Ey Abdülmuttalib! Kalk Tayyibe’yi kaz!”diyerek kayboldu. Ertesi gün;...

Dinde bid’at

Dinde bid’at

Kalbi temizlemek için islâmiyete uymak lâzımdır. İslâmiyete uymak da, emirleri yapmakla ve yasaklardan ve bid’atlerden sakınmakla...

O aslında bizi değil, h…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i sünnet...

Ramazan ayı, istiğfar z…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ramazan-ı şerifin...

Ömer-ül Faruk

Adâletin timsâli ikinci büyük halîfe. Hazret-i Hamza’nın...

Her hastalığa devâ

Ülkemizde Prof. Dr. Münip Yeğin ve...

Menfaat için yapılan he…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhum hocamız...

Âsım Bin Sâbit

Arıların koruduğu sahâbî. Asr-ı saâdette küfür ve...

Kainatin Efendisi

Hazret-i Hadice’nin rüya…

Sevgili Peygamberimiz yirmi beş yaşlarında...

Nur’un temiz alından temi…

Âdem aleyhisselamın alnına nakşedilen bu...

Mübarek göğsünün yar…

Süt anne Halime Hatun anlatır: Server-i...

Eshab-ı kiram

Dıhye-i Kelbî

Cebrâil aleyhisselâmın, şekline girdiği sahâbî. Dıhye-i...

Ukbe Bin Âmir

Eshâb-ı suffadan. Ukbe bin Âmir, Medîne...

Feyrûz Bin Deylemî

Yemenli sahâbîlerden. Feyrûz bin Deylemî San’a’da...

Hikmetli Sözler

Dünyada Cennet hayatı yaş…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Doğru...

Kusur, bakan gözdedir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: (Lâ...

İki istikameti olan bir i…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri, vasiyetnamesinin sonunda, (Hiç kimsenin kalbini incitmeyin!) buyuruyor. Başarının sırrı bu dört kelimededir. Bir hizmet, bir iş yaparken, gıybetle, dedikoduyla, iftirayla, münakaşayla, sertlikle kimsenin kalbini incitmemeli. İnsanların kalbini kırıp, kul hakkına girdikten sonra, yaptığımız iyiliklerin hiç faydası olmaz. Sevaplarımız hak sahiplerine verilir, bu da az gelirse, onların günahlarını yükleniriz. İşte buna iflas denir.

Evliya az konuşur, çok şey anlaşılır. Çok şey söyleyip de, en sonunda her şey unutulursa onun kıymeti yoktur. Büyüklerden işittiklerimizi unutmuyoruz. Çünkü evliya zatların sözleri, kalblerinden çıktığı için, o sözlerde rabbani tesir vardır. Merhum hocamız, bunu çok güzel bir örnekle anlatıyor:
Dünyada herkes mektup yazmıştır. Âlimler ve evliya zatlar yazmıştır, İmam-ı Rabbani hazretleri de mektup yazmıştır. Ama onun mektupları kitap olmuştur. Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri (Kur’an-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden sonra Mektubat ayarında bir kitap yazılmamıştır) buyuruyor. Neden? Çünkü İmam-ı Rabbani hazretleri, ihlâsın zirvesindeydi, ihlâsla yazdığı için onun mektupları kalıcı oldu. Niçin Eshab-ı kiram bir avuç arpa sadaka vermekle, Eshab-ı kiram olamayanların dağlar kadar verdiği altından daha fazla sevab kazanıyor? Bir avuç arpa nerede, bir dağ dolusu altın nerede? Çünkü Eshab-ı kiramın ihlâsı zirvedeydi.

Başarının sırrı
Demek ki, insan ne kadar ihlâslı olursa hizmetleri o kadar kalıcı ve faydalı olur. Sevabları dağ kadar çok olur. İblis’in ilmi de, ameli de zirvedeydi. Ama ihlâsı yoktu, şeytan oldu. Eğer insanları ilim ve amel kurtarsaydı İblis’i de kurtarırdı. İlim, amel ve ihlâs, ancak üçü beraber olursa insanı kurtarabiliyor. Bu yüzden, yaptığımız iş, ne olursa olsun, ihlâs varsa başarı var, ihlâs yoksa başarı yoktur. Kim olursa olsun, kim ihlâsla yaptıysa o başarılı olmuştur. Kim de yaptığının içerisine menfaatini sokmuşsa, başarısız olmuştur.