Merhamet ve cömertlik

Merhamet ve cömertlik

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhamet imandandır. Bu din, bugüne kadar merhametle gelmiştir. (Yeminle söylüyorum, kim Allahü teâlânın...

Büyük günah ve iman

Büyük günah ve iman

Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında yazılı olan, Peygamberimizden gelen haberlere inanmak ve inandığını söylemek “iman” dır. İbâdetler,...

Neticeyi sebepten bilmek

Neticeyi sebepten bilmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Mülkü de, kuvveti de veren Allahü teâlâdır. İnsan, zerresini kendi şahsından, kendi kabiliyetinden veya...

“Hacer-ül-Esved”in yeri

“Hacer-ül-Esved”in yeri

Resulullah efendimiz otuz beş yaşında iken Kabe hakemi... O zaman, yağmur ve seller Kabe’nin duvarlarını iyice yıpratmış... Ayrıca çıkan bir yangın,...

Ebû Talhâ

Ebû Talhâ

Resûlullahın fedâisi. İslâm Güneşi Mekke'de parlarken, Ebû Talhâ 20 yaşlarında delikanlıydı... Medîne'nin asîl...

Başarılı olmak için

Başarılı olmak için

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize hizmet ederken başarılı olmak için günahtan sakınmak şarttır. Halife Hazret-i Ömer, Sa’d bin Ebi Vakkas...

Sevmek lafla değil, itaatle belli olur

Sevmek lafla değil, itaatle belli olur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Muhabbet, gayet ince ve hassas bir yoldur. Bir Ehl-i sünnet âlimini sevdiğini söyleyen kimsenin, ona itaat etmesi gerekir....

Kalbi kırıkların duası kabul olur

Kalbi kırıkların duası kabul olur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz, (Hastalık, Allahü teâlânın bir kemendidir, fakirlik de zindanıdır. Bunun ikisini de sevdiklerine...

Evliyanın derecesini ölçmek

Evliyanın derecesini ölçmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bağdat’a uzak bir yerde yaşayan bir talebe, Mevlana Halid-i Bağdadi hazretlerini çok seven, hep ondan anlatan hocasına gelip...

Mikdâd Bin Esved

Mikdâd Bin Esved

Resûlullahın süvârilerinden. Hicretin ikinci yılında Bedir savaşı başlayacağı sırada, Peygamberimiz Eshâbın ileri gelenlerini toplayıp onlarla...

Ne mutlu imanla ölene!

Ne mutlu imanla ölene!

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir hayvanı gözümüzün önünde ateşe atsalar, vicdanı olan, buna tahammül edemez. Hâl böyleyken...

Küfre götüren günah

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Gıybet, küfre...

Sıkıntı giderenin sıkın…

Müslümanların ihtiyâçlarını karşılamak ve onları sevindirmek...

İhlâs azalınca

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bu dünya...

Cimrilik ateşi

Resul-i ekrem efendimiz, Kâbe’yi tavaf eden...

Allah ne derse öyle olu…

Çanakkale harbinin devam ettiği günlerde bir...

Çarşıya giderken ve b…

Lâ ilâhe illallahü vahde hü lâ...

Kainatin Efendisi

Dünya karanlığa gömül…

Fahr-i kâinat efendimiz doğmadan önce...

Misk kokulu Abdülmuttali…

Peygamber efendimizin babası Hazreti Abdullah...

Bahira’nın beklediği mis…

Efendimiz on iki yaşlarında iken...

Eshab-ı kiram

Mugire-Tebni Su’be

Meşhûr beş dâhiden biri olan...

Ümm-i Şerik

Devsli muhacir hanım sahabîlerden. Devs’de müslüman...

Ebû Ubeyde Bin Cerrâh

Cennetle müjdelenen ümmetin emîni. Araplar arasındaki...

Hikmetli Sözler

Nefsin isyan etmediği an …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir...

Şu iki özellik Müslümanın…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Cömert...

Orucun ve iftiraya uğrama…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Günlerin...

Kur'ân-ı kerîmi en iyi okuyanlardan.

Hazret-i Ebû Bekir zamanında Müseylemet'ül Kezzâb'a karşı yapılan Yemâme gazâsında Muhâcirlerin sancaktarı Hazret-i Sâlim Mevlâ Ebû Huzeyfe idi. Sâlim'in sancağı taşıması dolayısıyla tehlikeye hedef olacağını gören Eshâb dediler ki:
- Senin başına bir zarar gelmesinden korkarız.

Fakat o buyurdu ki:
- Eğer ben sancağı taşımayacak olursam Kur'ân-ı kerîm ehlinin en bedbahtı olurum.

Meydan Allah nidâsıyla inledi
Harp sırasında Beni Hanîfe kabîlesi, sancağı düşürebilmek için sancağın bulunduğu yere ve sancaktar Sâlim'e çok şiddetli bir hücum yaptılar. Sâlim'in sancak tutan kolunu azılı kâfirlerden biri çok şiddetli bir kılıç darbesiyle kesti. Sâlim, "Allah..." diye öyle bir haykırdı ki, harp meydanı inledi.

Fakat sancak yere düşmeden diğer eliyle tuttu. Bir kılıç darbesiyle diğer kolu da kesildi. Fakat İslâm sancağı yine yere düşmedi. Çünkü Sâlim vücudu ve kesik kolları ile sancağa sarılmıştı. Kâfirlerin bütün şiddetli darbelerine rağmen sancağı aslâ yere bırakmadı. Sanki Sâlim Mevlâ Ebû Huzeyfe'ye vurulan her kılıç darbesi onun sancağa biraz daha sıkı yapışmasını ve durduğu yerde daha kuvvetle dik durmasını sağlıyordu.

Ne zaman ki İslâm askeri yetişti ve sancağı aldılar, o zaman yere düştü. Sâlim kâfilerin en şiddetli kılıç darbeleri altında:
- Ve mâ Muhammedün illâ resûl... [Âl-i imrân 144] âyeti kerîmesini okuyordu.

Eshâb-ı kirâm ona yetiştikleri zaman bu âyeti okuduğunu işittiler. Yere düşünce Ebû Huzeyfe'yi sordu. Şehîd olduğunu öğrenince buyurdu ki:
- Beni de onun gibilerin yanına götürün!

Vasiyetini yaptı ve 633 senesinde şehâdet mertebesine erişti. Ebû Huzeyfe ile beraber birinin başı diğerinin ayağının yanında olduğu hâlde defnettiler.

Malının bir kısmını kölelerin azâd edilmesi için, üçte birini beytülmâle, üçte birin de ehline bırakmıştı. Hanımı ve çocukları kendileri için vasiyet edilen malı almamışlar, onlar da beytülmâle bırakmışlardır. Onun ilim ve irfânı Eshâb-ı kirâm tarafından kabûl ve tasdik edilmekle beraber Hazret-i Ömer'in, husûsî bir muhabbeti ve hürmeti vardı. Hattâ yerine halîfe ta'yin etmek istemişti.

Sâlim Mevlâ Ebû Huzeyfe, Mekke'den diğer Muhacirlerle çıkıp Medîne'ye gelinceye kadar Muhacirlere imâm oldu.

Allahü teâlâyı çok sever
Bir gün Resûlullahın yanında Sâlim Mevlâ Ebû Huzeyfe'nin ismi zikredildi. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
- Muhakkak ki Sâlim, Allahü teâlâyı çok sever. Eğer Allahü teâlâdan korkusu olmasaydı yine sevgisinden dolayı Allahü teâlâya isyân etmez, günâh işlemezdi.

Peygamberimiz yine bir gün buyurdu ki:
- Kıyâmet günü birçok kimseler Tehâme dağı gibi sevâblarla gelirler. Allahü teâlâ onların amellerini boşa çıkarır ve onları şiddetli bir şekilde Cehenneme atar.

Bu dehşetli durumdan ürperen Sâlim dedi ki:
- Anam babam sana fedâ olsun yâ Resûlallah; biz o kavmi nasıl tanıyacağız? Seni hak Peygamber olarak gönderen Allahü teâlâya yemin ederim ki, ben onlardan olmaktan çok korkuyorum.
- Ey Sâlim onlar namaz kılarlar, oruç tutarlar, fakat kendilerine harâmdan bir şey teklif edildiği zaman Allahü teâlâdan hiç korkmadan o harâmı işlerler. Allahü teâlâ da onların amellerini, ibâdetlerini kabûl etmez.