İftiranın neticesi

İftiranın neticesi

Bir zaman Hasan Ünsî Efendiyi sevmeyen birisi gelip, devlet adamlarından Mustafa Paşa’ya onun aleyhinde sözler söyledi. Cezâlandırılmasını...

Çürük elma için ne istersin

Çürük elma için ne istersin

Bir zimmi, Sultan İkinci Murad Hana der ki: - Bir maruzatım var Padişahım, müsaade buyurun anlatayım? - Elbette, söyle nedir maruzatın? - Askerleriniz benim...

Kalb ve ruhu anlayabilmek için

Kalb ve ruhu anlayabilmek için

Güzel ahlâklı, iyi bir insan olabilmek için kalbi ve ruhu tanımaya ve kalb ve ruh temizliğine ihtiyaç vardır. Kalb ve ruhu anlayabilmek için...

Böyle Allah deseydin!

Böyle Allah deseydin!

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ, çok sevdiği kullarına, Allah desin diye çok dert ve bela verir. Her Allah deyişte,...

İstişarenin önemi

İstişarenin önemi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir işin ciddiyeti, ancak o işi yapanların ciddiyetine bağlıdır. Yaptığımız iş ne kadar ciddi olursa olsun, eğer biz ciddi olamazsak, o iş...

Kapalı olan kaba su dolmaz

Kapalı olan kaba su dolmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i sünnet âlimlerinin yolunda yapılan dine hizmet, Allahü teâlânın yardımı ve büyüklerin duasıyla,...

Abdullah bin Mübarek hazretleri

Abdullah bin Mübarek hazretleri

Abdullah bin Mübarek, Sehl'e ders okuturdu, En yüksek ilimleri kalbine akıtırdı. Sehl Tüsteri, bir gün der: (Derse gelemem artık, Evdeki...

Tâbi olmanın üstünlüğü

Tâbi olmanın üstünlüğü

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Büyük bir zatı tanıyıp da, onun talebelerinin yani din kardeşlerinin aleyhinde konuşanın sözlerinde münafıklık kokar....

Müslümanın üç görevi

Müslümanın üç görevi

Allahü teâlâ islâm dînini, her memlekette, her yeniliği ve buluşu karşılayacak şekilde kurmuştur. İslâm dîni, yalnız sosyal...

Ebû Ubeyde Bin Cerrâh

Ebû Ubeyde Bin Cerrâh

Cennetle müjdelenen ümmetin emîni. Araplar arasındaki nâdir okuma-yazma bilenlerden olan Ebû Ubeyde bin Cerrâh ve arkadaşları Osman bin...

Akıl ve kalb ayrıdır

Akıl ve kalb ayrıdır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hiç kimse kendi kendine kurtulamaz. Çünkü dünya bir sarmaşık otu gibi insanın her tarafını sarmıştır. Bundan...

Hilâfeti hâiz olan Türk…

Birinci Dünyâ Savaşı’nda İngilizler, İslâm dünyâsını...

İyilik edene teşekkür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünyanın en...

Oruç tutmanın hem rûha …

Şükredenlere çok mükâfât verilecektir. Şükür, İslâmiyet’e...

Veren de Allah'ü teâlâd…

Osmanlı pâdişâhı Sultan Selîm Han Mısır'ı...

Vesikasız köşke oturmak

Bir gün kadıncağızın biri Belh padişahına...

Elini değil, ayağini uz…

Zamanın Şam valisi bir gün, Emeviyye...

Kainatin Efendisi

Ümmetim!.. ümmetim!..

Kâinatın efendisi doğduğu sırada, hazret-i...

Süt annenin anlattıkları

Halime Hatun, Peygamber efendimizi, süt...

Kavmini azab ile korkut!

Sevgili Peygamberimize, peygamberliği bildirildi ve...

Eshab-ı kiram

Hassan Bin Sabit

Peygamber efendimizin şairlerinden. Hassan bin Sabit...

Ümm-i Hânî

Hazret-i Ali’nin kızkardeşi. Peygamber efendimiz hicretten...

Ukbe Bin Âmir

Eshâb-ı suffadan. Ukbe bin Âmir, Medîne...

Hikmetli Sözler

Kalbi temizlemeye çalışma…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İslamiyet...

Emîrsiz, tek başına dine …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir...

Nimetin kıymeti elden çık…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir...

Kur'ân-ı kerîmi en iyi okuyanlardan.

Hazret-i Ebû Bekir zamanında Müseylemet'ül Kezzâb'a karşı yapılan Yemâme gazâsında Muhâcirlerin sancaktarı Hazret-i Sâlim Mevlâ Ebû Huzeyfe idi. Sâlim'in sancağı taşıması dolayısıyla tehlikeye hedef olacağını gören Eshâb dediler ki:
- Senin başına bir zarar gelmesinden korkarız.

Fakat o buyurdu ki:
- Eğer ben sancağı taşımayacak olursam Kur'ân-ı kerîm ehlinin en bedbahtı olurum.

Meydan Allah nidâsıyla inledi
Harp sırasında Beni Hanîfe kabîlesi, sancağı düşürebilmek için sancağın bulunduğu yere ve sancaktar Sâlim'e çok şiddetli bir hücum yaptılar. Sâlim'in sancak tutan kolunu azılı kâfirlerden biri çok şiddetli bir kılıç darbesiyle kesti. Sâlim, "Allah..." diye öyle bir haykırdı ki, harp meydanı inledi.

Fakat sancak yere düşmeden diğer eliyle tuttu. Bir kılıç darbesiyle diğer kolu da kesildi. Fakat İslâm sancağı yine yere düşmedi. Çünkü Sâlim vücudu ve kesik kolları ile sancağa sarılmıştı. Kâfirlerin bütün şiddetli darbelerine rağmen sancağı aslâ yere bırakmadı. Sanki Sâlim Mevlâ Ebû Huzeyfe'ye vurulan her kılıç darbesi onun sancağa biraz daha sıkı yapışmasını ve durduğu yerde daha kuvvetle dik durmasını sağlıyordu.

Ne zaman ki İslâm askeri yetişti ve sancağı aldılar, o zaman yere düştü. Sâlim kâfilerin en şiddetli kılıç darbeleri altında:
- Ve mâ Muhammedün illâ resûl... [Âl-i imrân 144] âyeti kerîmesini okuyordu.

Eshâb-ı kirâm ona yetiştikleri zaman bu âyeti okuduğunu işittiler. Yere düşünce Ebû Huzeyfe'yi sordu. Şehîd olduğunu öğrenince buyurdu ki:
- Beni de onun gibilerin yanına götürün!

Vasiyetini yaptı ve 633 senesinde şehâdet mertebesine erişti. Ebû Huzeyfe ile beraber birinin başı diğerinin ayağının yanında olduğu hâlde defnettiler.

Malının bir kısmını kölelerin azâd edilmesi için, üçte birini beytülmâle, üçte birin de ehline bırakmıştı. Hanımı ve çocukları kendileri için vasiyet edilen malı almamışlar, onlar da beytülmâle bırakmışlardır. Onun ilim ve irfânı Eshâb-ı kirâm tarafından kabûl ve tasdik edilmekle beraber Hazret-i Ömer'in, husûsî bir muhabbeti ve hürmeti vardı. Hattâ yerine halîfe ta'yin etmek istemişti.

Sâlim Mevlâ Ebû Huzeyfe, Mekke'den diğer Muhacirlerle çıkıp Medîne'ye gelinceye kadar Muhacirlere imâm oldu.

Allahü teâlâyı çok sever
Bir gün Resûlullahın yanında Sâlim Mevlâ Ebû Huzeyfe'nin ismi zikredildi. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
- Muhakkak ki Sâlim, Allahü teâlâyı çok sever. Eğer Allahü teâlâdan korkusu olmasaydı yine sevgisinden dolayı Allahü teâlâya isyân etmez, günâh işlemezdi.

Peygamberimiz yine bir gün buyurdu ki:
- Kıyâmet günü birçok kimseler Tehâme dağı gibi sevâblarla gelirler. Allahü teâlâ onların amellerini boşa çıkarır ve onları şiddetli bir şekilde Cehenneme atar.

Bu dehşetli durumdan ürperen Sâlim dedi ki:
- Anam babam sana fedâ olsun yâ Resûlallah; biz o kavmi nasıl tanıyacağız? Seni hak Peygamber olarak gönderen Allahü teâlâya yemin ederim ki, ben onlardan olmaktan çok korkuyorum.
- Ey Sâlim onlar namaz kılarlar, oruç tutarlar, fakat kendilerine harâmdan bir şey teklif edildiği zaman Allahü teâlâdan hiç korkmadan o harâmı işlerler. Allahü teâlâ da onların amellerini, ibâdetlerini kabûl etmez.