Allahü teâlâya iman

Allahü teâlâya iman

Allahü teâlâ zâtı ile vardır. Varlığı kendi kendiyledir. Şimdi var olduğu gibi, hep var idi ve hep var olacaktır. Varlığının önünde ve sonunda...

Böyle Allah deseydin!

Böyle Allah deseydin!

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ, çok sevdiği kullarına, Allah desin diye çok dert ve bela verir. Her Allah deyişte,...

Adalet ve tevazu

Adalet ve tevazu

Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı....

İlmin kabı amel, amelinki de ihlâstır

İlmin kabı amel, amelinki de ihlâstır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Her şeyin bir kabı vardır. Kap, içine konulanı muhafaza etmek yani zayi olmasını önlemek için gerekli olan nesnedir....

İmam-ı Züfer hazretleri

İmam-ı Züfer hazretleri

İmam-ı Züfer, dinde büyük müctehid idi, Sadece fakih değil, abid ve zâhid idi. Hastalandığı zaman, yatağa girer hazret, Arkadaşları gelip...

İhtiyaçsızlık, azgınlığa sebep olur

İhtiyaçsızlık, azgınlığa sebep olur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Küfürden sonra en büyük felaket ve günah, kibirdir. Büyüklerimiz, (Günaha bir tevbe yeter,...

İşlerin en iyisi hangisidir?

İşlerin en iyisi hangisidir?

Müslümanların ihtiyâçlarını karşılamanın ve onları sevindirmenin ve güzel ahlâklı olmanın kıymetini bildiren hadis-i şeriflere bugün...

Anlamak, kalbe nakşetmek demektir

Anlamak, kalbe nakşetmek demektir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz, (Faydasız ilimden sana sığınırım yâ Rabbî) diye dua ediyor. Bu dua, (Öğrendiklerimizle amel etmeli,...

Niye talaş ettünüz?

Niye talaş ettünüz?

Vezir-i azâm Koca Ragıp Paşa’nın sırdaşı Derviş Haşmet Baba, nüktedanlığı ile meşhurdur. Bunu bilen Sultan Üçüncü Mustafa, çok...

Eden kendine eder

Eden kendine eder

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimiz, baştan sona iyilik etmek, din kardeşine faydalı olmak dinidir. Bir Müslümanın, din kardeşinin dünya veya...

Karşılık, niyete göredir

Karşılık, niyete göredir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: (Ameller niyetlere göredir) hadis-i şerifi, bütün işlerin, ibadetlerin, hizmetlerin, hepsinin niyete bağlı olduğunu...

Hüseyin Hilmi Işık Efen…

Merhum Enver Abimizin 2001 yılındaki taziye...

Mümin kalb kırmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İyilik eden...

Namaz kurtuluştur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz...

Kurtulmak istiyorsan Su…

Yıldırım Bayezid Han, Niğbolu zaferinde kazanılan...

Büyüklerin gözünden düş…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Mevlana Halid-i...

Asıl cömertlik

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsanların gönlüne...

Kainatin Efendisi

Zulüm, had safhadaydı...

Yeryüzünün merkezi olan mübarek Mekke’de...

Nur’un temiz alından temi…

Âdem aleyhisselamın alnına nakşedilen bu...

Dünya karanlığa gömül…

Fahr-i kâinat efendimiz doğmadan önce...

Eshab-ı kiram

Tufeyl Bin Amr

Işık Saçan Sahâbî. Tufeyl bin Amr...

Velîd Bin Velîd

Kardeşleri tarafından işkence gören sahâbî. Velîd...

Talhâ Bin Ubeydullah

İlk Müslüman olanlardan. Hazret-i Talhâ bin...

Hikmetli Sözler

İnsan tek başına kurtulam…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsan...

Başarılı olmak için

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize...

Büyük zatlara teşekkür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Peygamber efendimiz, (Cemaatte rahmet, ayrılıkta azab-ı ilahi vardır) buyuruyor. Müslümanların başına ne geliyorsa, hep birbirimize kusur, kabahat bulmaktan geliyor. Kur’ân-ı kerimde mealen, (Allah’ın dinine sarılın, ayrılmayın) buyuruluyor. Müslümanlar bir vücut gibidir. Bir insanın kolunu, bacağını ayırırsanız, gözünü çıkarırsanız, kulağını keserseniz, o artık normal bir insan olmaktan çıkar. Ayrılan parçalar da kısa zamanda çürür ve hiçbir şeye yaramaz. Artık ne uzuvlarda, ne de vücutta hayır kalır.

Hadis-i şerifte, (İnsanların hayırlısı, Kur’ân-ı kerim öğrenen ve öğretendir) buyuruluyor. Bu, Kur’an-ı kerimin bizzat kendisi olduğu gibi, aynı zamanda içindeki emir ve yasaklardır. insanların hayırlısı, Kur’ân-ı kerimin ilimlerini bilen ve o ilmi yayandır. Doğru yazılmış bir ilmihâli yaymak, Kur’an ilimlerini yaymak olur. [Bunun için, Ehl-i sünnet âlimlerinin eserlerinden hazırlanan Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye kitabını okumalıdır.]

Din, Kur’ân-ı kerim, hadis-i şerifler ve bunların açıklaması demektir. Dolayısıyla Kur’ân-ı kerime ulaşmayan ve onun kaynağından çıkmayan hüküm, din olmaz. Çünkü dinin aslı odur. O hâlde Kur’ân-ı kerimi anlamak isteyen, ilmihâl okumalı, yani dinini öğrenmelidir. Yoksa, ya anlatan kişi yüzünden veya kendi anlayışı yüzünden bir kelimesine yanlış inanmış olsa dinden çıkar. Çünkü Kur’ân-ı kerim, Allah kelamıdır. Peygamber efendimiz, (Kur'an-ı kerimi kendi anladığına göre tefsir eden kâfir olur) buyuruyor. Böyle bir meali, tefsiri, yazıyı okuyup kabul eden de kâfir olur.

Dinin aslı nakletmektir, yani (Ben mürşid-i kâmil olan hocamdan duydum, size onu bildiriyorum) demektir. Hocası da aynı şekilde kendi hocasından öğrendiğini bildirmiştir. Onun da hocası derken bu silsile Peygamber efendimize kadar gider. Çünkü kaynak orasıdır, bu mübarek su oradan çıktı. Daha sonra, tıpkı bir barajdan şehirlere suyun gittiği gibi, o kaynaktan dağılan su bize kadar gelmiştir. Bunu hiç bozmadan, bozdurmadan, içine hiç yabancı madde koymadan, koydurmadan ancak ve yalnız Ehl-i sünnet âlimleri getirmişlerdir. Maalesef diğerleri kendilerine göre bir şeyler ilave etmiş veya çıkarmışlardır.