İki türlü ölüm

İki türlü ölüm

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İki türlü ölüm vardır: Âni ölüm ve izinli ölüm. Çok kibirli bir...

Enes Bin Mâlik

Enes Bin Mâlik

Resûlullahın hizmetçisi. Medîneli çocuklar hem koşuyor, hem de sevinçle bağırarak etrafı çınlatıyorlardı: - Resûlullah...

Gemiye binmenin şartı

Gemiye binmenin şartı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Sahipsiz olmak felakettir. Çünkü âhirette de bir rehbere ihtiyaç vardır. Bu geçici dünyada bile,...

Nefsanî işin sonu, Rahmanî olmaz

Nefsanî işin sonu, Rahmanî olmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir genç, bir zata gelip, (Efendim, ben Allah rızası için evlenmek istiyorum) der. O zat da, (Cenab-ı Hak sana, arzuna uygun...

Emanet, Ebu Talib’de...

Emanet, Ebu Talib’de...

Merhamet deryası Abdülmuttalib vefat edeceğine yakın, oğullarının hepsini toplayıp sordu: - Artık dünyadan ahirete göç etme vaktim geldi. Tek...

Din ve vicdan hürriyeti

Din ve vicdan hürriyeti

Amerika ve Avrupa, Müslüman çocuklarını dinlerinden uzaklaştırmak ve ahlaksızlığa yönlendirmek için sinsice hazırlanmış kitaplar, filmler piyasaya...

Bakışı ibret, sözü hikmet olan

Bakışı ibret, sözü hikmet olan

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kâinat ince bir hesap üzere yaratılmıştır. Yani Allahü teâlânın her işinde hikmetler vardır. Her emrinde...

Nur’un Amine’ye geçmesi

Nur’un Amine’ye geçmesi

Kurban edilmekten kurtulan, Abdullah, büluğ çağına eriştiğinde, gerek güzel ahlakı, gerekse yakışıklılığı ile insanlar arasında müstesna bir şahıs...

Hoş geldin ya Resulallah

Hoş geldin ya Resulallah

Yedi kat yer, yedi kat gök, kısaca bütün âlem büyük bir hürmet ve sevinç içinde; Seyyid-il-Mürselin,...

Âhirette kurtulmanın ilk şartı

Âhirette kurtulmanın ilk şartı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: (Allahü teâlânın bir kulunu sevmediğinin alameti, o kulun mâlâyâni ile uğraşmasıdır) hadis-i şerifinde...

Makam, mevki arzusu

Makam, mevki arzusu

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz, (Kim Allah için tevazu gösterirse, Allahü teâlâ onu yükseltir) buyuruyor. Kim kendini...

Gemiye binmenin şartı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Sahipsiz olmak...

Yaver’in ‘iştahsız’ ift…

Baba Yaver’in hikayeleri her ramazanda dilden...

Ümm-i Şerik

Devsli muhacir hanım sahabîlerden. Devs’de müslüman olan...

Çaldıran savaşı

Yavuz Sultan Selim'in en büyük amacı...

Padişaha Yumurta-yı Hüm…

Padişah sofrası sadece iftarda kadar zengin...

Hizmetlerde ihlâs esast…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Evliya zatlara...

Kainatin Efendisi

O’nun şanı yücedir!

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, sekiz yaşına...

Nur’un temiz alından temi…

Âdem aleyhisselamın alnına nakşedilen bu...

Zulüm, had safhadaydı...

Yeryüzünün merkezi olan mübarek Mekke’de...

Eshab-ı kiram

Hasan bin Ali

Cennet gençlerinin efendisi. Peygamber efendimizin, "Cennet...

Üsâme Bin Zeyd

Resûlullahın çok sevdiği sahâbîlerden. Peygamber efendimizin...

Üseyd Bin Hudayr

Eshâb-ı kirâmın sancaktarlarından. Medîne'ye İslâmiyeti öğretmek...

Hikmetli Sözler

Asıl cömertlik

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsanların...

Günahları gizlemelidir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Önceki...

Zarardan korunmak için

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Evden...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Peygamber efendimiz, (Cemaatte rahmet, ayrılıkta azab-ı ilahi vardır) buyuruyor. Müslümanların başına ne geliyorsa, hep birbirimize kusur, kabahat bulmaktan geliyor. Kur’ân-ı kerimde mealen, (Allah’ın dinine sarılın, ayrılmayın) buyuruluyor. Müslümanlar bir vücut gibidir. Bir insanın kolunu, bacağını ayırırsanız, gözünü çıkarırsanız, kulağını keserseniz, o artık normal bir insan olmaktan çıkar. Ayrılan parçalar da kısa zamanda çürür ve hiçbir şeye yaramaz. Artık ne uzuvlarda, ne de vücutta hayır kalır.

Hadis-i şerifte, (İnsanların hayırlısı, Kur’ân-ı kerim öğrenen ve öğretendir) buyuruluyor. Bu, Kur’an-ı kerimin bizzat kendisi olduğu gibi, aynı zamanda içindeki emir ve yasaklardır. insanların hayırlısı, Kur’ân-ı kerimin ilimlerini bilen ve o ilmi yayandır. Doğru yazılmış bir ilmihâli yaymak, Kur’an ilimlerini yaymak olur. [Bunun için, Ehl-i sünnet âlimlerinin eserlerinden hazırlanan Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye kitabını okumalıdır.]

Din, Kur’ân-ı kerim, hadis-i şerifler ve bunların açıklaması demektir. Dolayısıyla Kur’ân-ı kerime ulaşmayan ve onun kaynağından çıkmayan hüküm, din olmaz. Çünkü dinin aslı odur. O hâlde Kur’ân-ı kerimi anlamak isteyen, ilmihâl okumalı, yani dinini öğrenmelidir. Yoksa, ya anlatan kişi yüzünden veya kendi anlayışı yüzünden bir kelimesine yanlış inanmış olsa dinden çıkar. Çünkü Kur’ân-ı kerim, Allah kelamıdır. Peygamber efendimiz, (Kur'an-ı kerimi kendi anladığına göre tefsir eden kâfir olur) buyuruyor. Böyle bir meali, tefsiri, yazıyı okuyup kabul eden de kâfir olur.

Dinin aslı nakletmektir, yani (Ben mürşid-i kâmil olan hocamdan duydum, size onu bildiriyorum) demektir. Hocası da aynı şekilde kendi hocasından öğrendiğini bildirmiştir. Onun da hocası derken bu silsile Peygamber efendimize kadar gider. Çünkü kaynak orasıdır, bu mübarek su oradan çıktı. Daha sonra, tıpkı bir barajdan şehirlere suyun gittiği gibi, o kaynaktan dağılan su bize kadar gelmiştir. Bunu hiç bozmadan, bozdurmadan, içine hiç yabancı madde koymadan, koydurmadan ancak ve yalnız Ehl-i sünnet âlimleri getirmişlerdir. Maalesef diğerleri kendilerine göre bir şeyler ilave etmiş veya çıkarmışlardır.