Hoca hakkı ödenmez

Hoca hakkı ödenmez

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhum hocamız, (Hayat hayâldir, insan ise âciz demektir) sözünü çok tekrar ederdi. Mesela insanın...

Selmân-ı Fârisî

Selmân-ı Fârisî

Ehl-i beytten sayılan İranlı sahâbî. Eshâb-ı kirâmdan olan Selmân-ı Fârisî hazretleri, İslâmiyeti bulmasını ve ebedî...

Alın yazısı insanın icraatıdır

Alın yazısı insanın icraatıdır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünyada farklı yerlere akan nehirler vardır. Kimi Karadeniz’e, kimi Akdeniz’e, kimi de başka denizlere akıyor. O nehirlerin...

Arkadaş seçerken

Arkadaş seçerken

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Salih insanlarla arkadaş olmalı, yoksa sonu felaket olur. Hadis-i şerifte, (İnsanın dini, arkadaşının dini gibidir) buyurulduğu için,...

Halime Hatun

Halime Hatun

Peygamberimizin sütannesi. Mekke'nin havası, yeni doğan çocuklara yaramıyordu. Sıhhatli ve gürbüz büyümelerine maniydi. Bu sebeple...

Allah’ın adı ile oku!..

Allah’ın adı ile oku!..

Peygamber efendimiz kırk yaşında... Ramazanın onyedinci Pazartesi günü, Hira Dağı’ndaki mağarada... Tefekküre dalmış halde... Gece yarısından sonra...

Strese alıştırma egzersizi

Strese alıştırma egzersizi

Oruç, hormonal yönden stresi tetiklediği halde organların verdiği cevaplar ve davranışlar açısından stresin tam karşıtıdır. Adeta hormonlarla stresi...

Haccac bin İlat

Haccac bin İlat

Mekkeli sahabilerden. Haccac bin İlat'in İslâma girişi şöyle olmuştur: Haccac bin Ilat, Süleym oğulları kabilesinden bir cemaatle birlikte,...

Uyuyarak beklemek

Uyuyarak beklemek

Bir talebe; âlim ve faziletli bir zat olan hocasını çok severmiş. Sohbetinde bulunmaya can atıyormuş. Hocasına durumu bildirirler. Hocası da, (Madem bizi seviyor,...

Hüseyin Hilmi Işık Efendi’nin vefatının 13. yılı

Hüseyin Hilmi Işık Efendi’nin vefatının 13. yılı

Merhum Enver Abimizin 2001 yılındaki taziye sohbetinden: Allah adamları, vefat ettikten sonra kınından çıkmış kılıç gibi daha keskin, daha tesirli olur. Yani...

Geyikli Baba ve Orhan Gazi

Geyikli Baba ve Orhan Gazi

Orhan Gâzi ise Bursa'nın fethinde yardıma gelen evliyânın gönlünü almak, onların bereketli duâlarına kavuşmak için bir imâret...

Dünyada en bedbaht insa…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kur’an-ı kerimde...

Feyzin gelmesi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Feyzin gelmesi...

Bir ağadır gidiyor!..

Osmanlı’nın en önemli devlet adamlarından Sadrazam...

Temelsiz bina olmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Elbette temelsiz...

Arkadaş seçerken

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Salih insanlarla...

Son yongam sensin ama ö…

Sene 1915... Sonbaharın serin yağışlı günlerinden...

Kainatin Efendisi

Zemzem kuyusu

Dede Abdülmuttalib’e, bir gün rüyasında...

Nur’un temiz alından temi…

Âdem aleyhisselamın alnına nakşedilen bu...

Allah’ın adı ile oku!..

Peygamber efendimiz kırk yaşında... Ramazanın...

Eshab-ı kiram

Ammâr Bin Yâser

Şehîd oğlu şehîd. Ammâr bin Yâser...

Abbâs Bin Abdülmuttalib

Peygamberimizin amcası. Hazret-i Abbâs, gençlik zamanında...

Sevbân

Resûlullahın hizmetçisi. Hazret-i Sevbân aslen Yemenliydi...

Hikmetli Sözler

Hüseyin Hilmi Işık Efendi…

Merhum Enver Abimizin 2001 yılındaki...

Allahü teâlâya şükür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İman...

Neticeyi sebepten bilmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Mülkü...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Peygamber efendimiz, (Cemaatte rahmet, ayrılıkta azab-ı ilahi vardır) buyuruyor. Müslümanların başına ne geliyorsa, hep birbirimize kusur, kabahat bulmaktan geliyor. Kur’ân-ı kerimde mealen, (Allah’ın dinine sarılın, ayrılmayın) buyuruluyor. Müslümanlar bir vücut gibidir. Bir insanın kolunu, bacağını ayırırsanız, gözünü çıkarırsanız, kulağını keserseniz, o artık normal bir insan olmaktan çıkar. Ayrılan parçalar da kısa zamanda çürür ve hiçbir şeye yaramaz. Artık ne uzuvlarda, ne de vücutta hayır kalır.

Hadis-i şerifte, (İnsanların hayırlısı, Kur’ân-ı kerim öğrenen ve öğretendir) buyuruluyor. Bu, Kur’an-ı kerimin bizzat kendisi olduğu gibi, aynı zamanda içindeki emir ve yasaklardır. insanların hayırlısı, Kur’ân-ı kerimin ilimlerini bilen ve o ilmi yayandır. Doğru yazılmış bir ilmihâli yaymak, Kur’an ilimlerini yaymak olur. [Bunun için, Ehl-i sünnet âlimlerinin eserlerinden hazırlanan Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye kitabını okumalıdır.]

Din, Kur’ân-ı kerim, hadis-i şerifler ve bunların açıklaması demektir. Dolayısıyla Kur’ân-ı kerime ulaşmayan ve onun kaynağından çıkmayan hüküm, din olmaz. Çünkü dinin aslı odur. O hâlde Kur’ân-ı kerimi anlamak isteyen, ilmihâl okumalı, yani dinini öğrenmelidir. Yoksa, ya anlatan kişi yüzünden veya kendi anlayışı yüzünden bir kelimesine yanlış inanmış olsa dinden çıkar. Çünkü Kur’ân-ı kerim, Allah kelamıdır. Peygamber efendimiz, (Kur'an-ı kerimi kendi anladığına göre tefsir eden kâfir olur) buyuruyor. Böyle bir meali, tefsiri, yazıyı okuyup kabul eden de kâfir olur.

Dinin aslı nakletmektir, yani (Ben mürşid-i kâmil olan hocamdan duydum, size onu bildiriyorum) demektir. Hocası da aynı şekilde kendi hocasından öğrendiğini bildirmiştir. Onun da hocası derken bu silsile Peygamber efendimize kadar gider. Çünkü kaynak orasıdır, bu mübarek su oradan çıktı. Daha sonra, tıpkı bir barajdan şehirlere suyun gittiği gibi, o kaynaktan dağılan su bize kadar gelmiştir. Bunu hiç bozmadan, bozdurmadan, içine hiç yabancı madde koymadan, koydurmadan ancak ve yalnız Ehl-i sünnet âlimleri getirmişlerdir. Maalesef diğerleri kendilerine göre bir şeyler ilave etmiş veya çıkarmışlardır.