Hakiki bayram nasıl olur?

Hakiki bayram nasıl olur?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ, nice bayramlara kavuştursun! Ramazan-ı şerif geldi geçti, inşallah hakkını verebilmişizdir, inşallah,...

Müslümanın üç görevi

Müslümanın üç görevi

Allahü teâlâ islâm dînini, her memlekette, her yeniliği ve buluşu karşılayacak şekilde kurmuştur. İslâm dîni, yalnız sosyal...

Sormadan iş yapmaktan çok sakınmalı

Sormadan iş yapmaktan çok sakınmalı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i sünnet itikadında olup bu doğru yolun büyüklerini tanımakla, ne kadar şanslı olduğumuzun, ne kadar kıymetli bir nimete...

Git, sebeplere yapış

Git, sebeplere yapış

Bir şahıs, heyecan ve ızdırapla, Cafer-i Sadık hazretlerinin huzuruna gelerek der ki: - Ne olursunuz efendim, Allah'a bana daha fazla rızk vermesi için dua edin,...

Eden kendine eder

Eden kendine eder

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müminin yüzüne sevgiyle bakmak ibadettir. Allahü teâlâ, güler yüzlü, tatlı dilli olan,...

Übeyy Bin Kâ'b

Übeyy Bin Kâ'b

Kırâati ile meşhûr sahâbî. Sevgili Peygamberimiz sordular: - Yâ Übeyy! Allahın kitâbında en büyük âyet...

Ebu Rafi

Ebu Rafi

Peygamberimizin azatı kölelerinden. Ebu Rafi aslen Mısırlı olup, Resul-ı ekremin amcası Hazret-i Abbasın kölesi idi. İslâmın ilk zamanlarında...

Sevmek lafla değil, itaatle belli olur

Sevmek lafla değil, itaatle belli olur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Muhabbet, gayet ince ve hassas bir yoldur. Bir Ehl-i sünnet âlimini sevdiğini söyleyen kimsenin, ona itaat etmesi gerekir....

Süheyb-i Rûmî

Süheyb-i Rûmî

Allah yolunda malını mülkünü terkeden sahâbî. Ka'be-i muazzamanın güneyinde, yüksekçe bir yerde, Hazret-i Erkam'ın evi...

Alın yazısını okumak

Alın yazısını okumak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Herkesin yaptığı iş, alın yazısının gereğidir. İnsanın alın yazısı icraatıdır. O hâlde herkes, kendi alın yazısını, yaptığı işe...

Unutursan, unutulursun

Unutursan, unutulursun

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı Rabbânî hazretleri gibi büyük zatları tanımalı, sevmeli ve unutmamalı. Âhirette tanımak ve tanınmak...

Al sana Leyla

Arayan belasını da, Mevlasını da bulur...

Her hayrın anahtarı, he…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmandan sonra...

Kurbanlık oğul

Abdülmuttalib’in, Zemzem kuyusunu kazdıktan sonra şanı...

Muaz bin cebel

Helâl ve harâmı iyi bilen sahâbî. Peygamber...

Söyle de sinekler üzeri…

İmam-ı Şarani hazretleri, Hükümdar Kayıtbay’ın ziyaretine...

Allah’ın adı ile oku!..

Peygamber efendimiz kırk yaşında... Ramazanın onyedinci...

Kainatin Efendisi

Güneş artık doğmak üzere!

Artık, sevgili Peygamberimizin yaşları kırka...

O’nun şanı yücedir!

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, sekiz yaşına...

Misk kokulu Abdülmuttali…

Peygamber efendimizin babası Hazreti Abdullah...

Eshab-ı kiram

Sevbân

Resûlullahın hizmetçisi. Hazret-i Sevbân aslen Yemenliydi...

Abdullah Bin Amr Bin Âs

Hadîs-i şerîf yazması ile meşhûr...

Sürâka Bin Mâlik

Eshâb-ı kirâmın süvârilerinden. Peygamber efendimize, Peygamberliğinin...

Hikmetli Sözler

Ölülere yardım etmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ölünün...

Kendini beğenmek, şirke k…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Yaptığımız...

İhlâssız iş yürümez

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İslamiyet’e...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Peygamber efendimiz, (Cemaatte rahmet, ayrılıkta azab-ı ilahi vardır) buyuruyor. Müslümanların başına ne geliyorsa, hep birbirimize kusur, kabahat bulmaktan geliyor. Kur’ân-ı kerimde mealen, (Allah’ın dinine sarılın, ayrılmayın) buyuruluyor. Müslümanlar bir vücut gibidir. Bir insanın kolunu, bacağını ayırırsanız, gözünü çıkarırsanız, kulağını keserseniz, o artık normal bir insan olmaktan çıkar. Ayrılan parçalar da kısa zamanda çürür ve hiçbir şeye yaramaz. Artık ne uzuvlarda, ne de vücutta hayır kalır.

Hadis-i şerifte, (İnsanların hayırlısı, Kur’ân-ı kerim öğrenen ve öğretendir) buyuruluyor. Bu, Kur’an-ı kerimin bizzat kendisi olduğu gibi, aynı zamanda içindeki emir ve yasaklardır. insanların hayırlısı, Kur’ân-ı kerimin ilimlerini bilen ve o ilmi yayandır. Doğru yazılmış bir ilmihâli yaymak, Kur’an ilimlerini yaymak olur. [Bunun için, Ehl-i sünnet âlimlerinin eserlerinden hazırlanan Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye kitabını okumalıdır.]

Din, Kur’ân-ı kerim, hadis-i şerifler ve bunların açıklaması demektir. Dolayısıyla Kur’ân-ı kerime ulaşmayan ve onun kaynağından çıkmayan hüküm, din olmaz. Çünkü dinin aslı odur. O hâlde Kur’ân-ı kerimi anlamak isteyen, ilmihâl okumalı, yani dinini öğrenmelidir. Yoksa, ya anlatan kişi yüzünden veya kendi anlayışı yüzünden bir kelimesine yanlış inanmış olsa dinden çıkar. Çünkü Kur’ân-ı kerim, Allah kelamıdır. Peygamber efendimiz, (Kur'an-ı kerimi kendi anladığına göre tefsir eden kâfir olur) buyuruyor. Böyle bir meali, tefsiri, yazıyı okuyup kabul eden de kâfir olur.

Dinin aslı nakletmektir, yani (Ben mürşid-i kâmil olan hocamdan duydum, size onu bildiriyorum) demektir. Hocası da aynı şekilde kendi hocasından öğrendiğini bildirmiştir. Onun da hocası derken bu silsile Peygamber efendimize kadar gider. Çünkü kaynak orasıdır, bu mübarek su oradan çıktı. Daha sonra, tıpkı bir barajdan şehirlere suyun gittiği gibi, o kaynaktan dağılan su bize kadar gelmiştir. Bunu hiç bozmadan, bozdurmadan, içine hiç yabancı madde koymadan, koydurmadan ancak ve yalnız Ehl-i sünnet âlimleri getirmişlerdir. Maalesef diğerleri kendilerine göre bir şeyler ilave etmiş veya çıkarmışlardır.