İlaç rafta dururken

İlaç rafta dururken

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kirâmen kâtibîn melekleri, yapılan her iyiliği ve her kötülüğü yazıyor. Sonra, âhirette...

Bir kula verilecek en büyük nimet

Bir kula verilecek en büyük nimet

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Asıl maksadımız, Allahü teâlânın marifetini elde etmek yani Onu hakkıyla tanımak olmalıdır. Marifetullah iki...

Dünyaya kıymet vermek

Dünyaya kıymet vermek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimizin esası imandır. Bir ağacın gövdesi, dalı ve yaprağı var da, kökü yoksa, o ağaç meyve veremez. Kısa zamanda...

En iyiniz, borcunu iyi ödiyeninizdir

En iyiniz, borcunu iyi ödiyeninizdir

Borcu olan ödeme imkanı olunca hemen borcunu ödemelidir. İstemeğe vakit bırakmadan önce, kendi eli ile ve ayağına gidip vermelidir. Onu, birisini...

Herkese faydalı olmalı

Herkese faydalı olmalı

Dinimiz, herkese iyilik etmeyi, eli ile, dili ile kimseyi incitmemeyi, kimseye zarar vermemeyi, hiyânet etmemeyi, herkese faydalı olmayı, devlete, kanunlara karşı,...

Herkese şifa

Herkese şifa

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize uymak saadettir, huzurdur. Dinimiz bir ilaçtır, herkese şifadır. İman ederse, âhirette de şifa bulur, iman etmezse...

İman cevherini korumak

İman cevherini korumak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı Rabbânî hazretlerinin zamanında da, şimdiki kadar olmasa da, helalle haram, sünnetle bi’dat birbirine...

Osman Bin Talhâ

Osman Bin Talhâ

Kâbe'nin hizmetinde olan sahâbî. Osman bin Talhâ, Mekke'de Kâbe Kayyımlığı ile vazîfeliydi. Sülâlesi câhiliye...

İbâdetlerin efdali

İbâdetlerin efdali

İyilikleri yaymak, kötülüklere engel olmak lazımdır. Böyle olmasaydı, Allah Peygamberleri göndermez, dinleri bildirmez, insanları islâm...

Korkma!

Korkma!

Sinop'ta medfûn bulunan ve Takıyyüddîn Ebû Bekr Kefevî'nin talebesi olan Mahmûd Kefevî hocasının şu kerâmetini...

Ben bir zerreyim

Ben bir zerreyim

Hasan-ı Basri hazretlerine sevenleri sordu: - Bütün müslümanlar senden ilmi meseleler sorup öğrendikleri halde, huzurundan çıktıktan sonra...

Namaz için üzülmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Eskiden bir...

Söz ola

Söz ola kese savaşı Söz ola kestire...

Hakiki bayram nasıl olu…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ...

Kalbde imanın sabit kal…

Bunun için, Resûlullah her zaman, “Allahümme...

Nimetin kıymeti elden ç…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir padişah...

Kendinden tiksinmeyenin…

Cüneyd-i Bağdadi hazretlerinin talebelerinden biri, gördüğü...

Kainatin Efendisi

O, bu ümmetin Peygamberi…

Şam yönüne gitmekte olan kervandakiler...

Muhterem annenin vefatı

Sevgili Peygamberimizin, üç-beş yaşlarında bile...

Nur’un temiz alından temi…

Âdem aleyhisselamın alnına nakşedilen bu...

Eshab-ı kiram

Nu'man Bin Mukarrin

Eshâb-ı kirâmın meşhûr kumandanlarından. Hazret-i Ömer...

Ebû Lübâbe

Tevbesi ile meşhûr sahâbî. İslâmın nûrunu...

Mikdâd Bin Esved

Resûlullahın süvârilerinden. Hicretin ikinci yılında Bedir...

Hikmetli Sözler

İşlerin en iyisi ve en kö…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Sevgi...

Allahü teâlânın razı oldu…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı...

Sahih-ül yed olmak esastı…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i...

İyi arkadaşlar aramalı, bulunca da onların kıymetini bilmeli. İlminden, iyi ahlâkından istifâde edilen sâlih bir arkadaşa lüzûmlu hürmeti göstermeli!

Sahâbe-i kirâmdan Sevbân (radıyallahü anh), bir gün, ağlayarak, Sevgili Peygamberimizin huzûr-ı âlîlerine gelince, Peygamberimiz ona, ağlamasının sebebini suâl etti. O da, Efendimizi birkaç gün göremeyince çok özlediğini, âhirette Cennette, onun derecesinin çok yüksek olacağını, orada kendilerini göremezse, ne yapacağını düşünürken ağladığını ifâde edince, “Kişi sevdiğiyle beraberdir” cevâbını vermiştir.

Yine bir gün, bir sahâbî, huzûr-ı Risâletpenâhî'ye gelip, "Yâ Resûlallah! Kıyâmet ne zaman kopacak?" diye bir suâl sormuş, Peygamberimizin ona cevâbı, "Sen, kıyâmet için ne hâzırladın?" şeklinde olmuştur.

O da, çok fazla bir hâzırlığım yok, ama "Allah ve Resûlünü seviyorum" demiştir. İşte bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz, ona da, “Kişi sevdiğiyle beraberdir” buyurmuştur.

Müslümânın en büyük üç düşmânı vardır: 1- Şeytân, 2- Nefis, 3- Kötü arkadaş... Kötü arkadaş, şeytândan ve nefisten daha zararlıdır.

Şeytân ve nefsimiz, kötü arkadaş vâsıtasıyla bizi felâketlere sürükler. Kötü arkadaştan, yılandan, aslandan kaçar gibi kaçmak lazımdır.

“Kişinin dîni, arkadaşının dîni gibidir. Kiminle dostluk/arkadaşlık ettiğinize dikkat edin!” [Hâkim] meâlindeki hadîs-i şerîf, “Senin arkadaşın kim ise, sen de onun dîninde, onun yolunda olursun, ona benzersin” demektir.

“Kişi sevdiğiyle beraberdir” hadîs-i şerîfi de, aynı şeyi bildirmektedir. Birbirini sevenlerin ortak yönleri çok olur.

Atalarımız da, “Arkadaşını söyle bana, kim olduğunu söyleyeyim sana” demişlerdir. Çünkü insan, ortak yönleri olan kimselerle arkadaşlık eder. Kuşlar bile kendi cinsleriyle uçmaktadırlar. Onun için Peygamber Efendimiz, “Bir kavimle kırk gün düşüp kalkan, onlardan olur” ve “Kişinin dîni, arkadaşının dîni gibidir” buyurdu...

Câhillerle değil, iyilerle sohbet etmeli; çünkü iyilerin sohbeti yüzünden bizim de adımız iyi olur. İyi arkadaşlar aramalı, bulunca da onların kıymetini bilmeli ve onlara hizmet etmeyi büyük nimet bilmeli. İlminden, iyi ahlâkından istifâde edilen sâlih bir arkadaşa lüzûmlu hürmeti göstermeli! Onun cân ve mâlını, kendi cân ve mâlından önce tutmalı! Ayıplarını araştırmamalı, ayıbı olsa bile görmemeli ve kimseye söylememeli, hattâ onun ayıbını düşünmemeli, unutmalı! Sözüne itirâz etmemeli, aslâ münâkaşaya girmemeli! Aleyhinde konuşan olursa, uygun şekilde susturmalıdır...

Hem eş, hem iş, hem de arkadaş seçiminde çok dikkatli olmalıdır. Bu üçlünün seçiminde yanılan iflâh olmaz. Bir hadîs-i şerîfte buyurulmuştur ki:

“Sâliha bir hanım, iyi bir binek, geniş ve rahat bir ev mutluluğa sebeptir. Huysuz kadın, kötü binek, dar ve sıkıntılı ev de bedbahtlığa sebeptir.” [Ebû Dâvûd]