Emali kasidesi şahanedir

Emali kasidesi şahanedir

| M. Ali Demirbaş
Evliyâ ne demektir?

Evliyâ ne demektir?

| Prof. Dr. Ramazan Ayvallı
Azm-ü, cezm-ü kast eyledük

Azm-ü, cezm-ü kast eyledük

Ramazan başında Darulhilâfe, Derseadet (hilâfet merkezi İstanbul) gibi İslâm toprakları yer yer süslenmiş, ramazan öncesinde karanlık olan...

Oruçlular enfarktüse daha dayanıklı...

Oruçlular enfarktüse daha dayanıklı...

Kalbin oruçla ilgili bahse konu olacak en önemli özelliği glokojen deposu olmasıdır. Kalp dokusu normalde biraz glokojen depolar. Kalp dokusu depolamış olduğu...

Ribi Bin Âmir

Ribi Bin Âmir

Eshab-ı kiramın elçilerinden. Hazret-i Ömer'in hilafeti zamanı idi. İslâm adaleti altında müslümanlar, bir taraftan altın devirlerini...

Ezan-ı Muhammedi ile iftar...

Ezan-ı Muhammedi ile iftar...

Osmanlı’da iftar açmak için iftar topundan ziyade minarelerden gelecek ezan-ı Muhammedi’ye kulak kabartılırdı. Top atacak zabit ezâna...

Abdullah Bin Zeyd

Abdullah Bin Zeyd

Sâhib-ül ezân. Hicretten sonra Medîne'de Peygamber efendimizin mescidi yapılmış, burada Müslümanlar cemaatle namaz kılıyorlardı....

Büyüklere hizmet

Büyüklere hizmet

Bir Müslümanın hesabı görülüyor, günahları çok, sevapları az geliyor. Tam Cehenneme gönderilecekken, bir küçük torba...

Emirleri yapmak yasaklardan kaçmak

Emirleri yapmak yasaklardan kaçmak

İslâm âlimleri, islâm dîninin emrettiği güzel ahlâkı, 1400 seneden beri, hep anlatmışlar ve kitaplarında yazmışlardır. Böylece, islâm dîninin...

Fi’l-cümle ta’âm bişürûb satanlar!

Fi’l-cümle ta’âm bişürûb satanlar!

Osmanlı’da ramazan hazırlığı, şaban ayında başlar, arefeye kadar sürerdi. İftar topları elden geçer, konaklarda halka açık iftar sofraları kurulacağı...

Ahlâk ilminin dinimizdeki yeri

Ahlâk ilminin dinimizdeki yeri

Müslümanların öğrenmeleri lâzım olan bilgilere “İslâm ilimleri” denir. İslâm ilimleri ikiye ayrılır: Din bilgileri ve Fen...

 Af ve magfiret için

Af ve magfiret için

Af, mağfiret ve âfiyet için çok duâ etmelidir. Bunların hepsini ihtiva eden çok kıymetli duâ, “Allahümme rabbenâ...

Zeyd Bin Sâbit

Zeyd Bin Sâbit

En meşhur vahiy kâtibi Sahâbî. Sevgili Peygamberimiz, Medîne’ye hicret ettikleri zaman, Müslümanlar, akın akın gelip bîat...

İhlâs azalınca

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bu dünya...

İki türlü ölüm

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İki türlü...

Abdullah Bin Abbâs

Tefsîr âlimlerinin şâhı. Resûlullah efendimiz Mekke’de iken...

Zigetvar Kalesi ve Bahr…

Zigetvar Kalesi kuşatılıp peş peşe iki...

Herkese iyilik ederler

Müslüman güzel ahlâk sahibi örnek bir...

Cezzar Ahmed Paşa

Fransız ihtilalinin kudretli adamı Napoleon, kısa...

Kainatin Efendisi

Kavmini azab ile korkut!

Sevgili Peygamberimize, peygamberliği bildirildi ve...

Ümmetim!.. ümmetim!..

Kâinatın efendisi doğduğu sırada, hazret-i...

Dünya karanlığa gömül…

Fahr-i kâinat efendimiz doğmadan önce...

Eshab-ı kiram

Abdullah Bin Mes'ûd

Kur'ân-ı kerîmi açıktan okuyan ilk...

Ebu Rafi

Peygamberimizin azatı kölelerinden. Ebu Rafi aslen...

İmrân bin Husayn

Meleklerle konuşan Sahâbî. İmrân bin Husayn...

Hikmetli Sözler

Kaptanın işine karışılmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Eğer...

Ramazanın son on günü

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ramazan-ı...

Ölülere yardım etmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ölünün...

Ensârın sancaktarlarından.

Sa’d bin Ubâde, ikinci Akabe bîatinda Müslüman oldu. O da bu bîatte, Peygamberimizle görüşüp, kendi canlarını ve mallarını korudukları gibi Peygamberimize yardım edeceklerine söz veren Sahâbîlerdendi.

Her gün yemek gönderdi
Bu bîatte seçilen 12 temsilciden biri de Hazret-i Sa’d bin Ubâde’dir. Çok zengin ve cömert idi. Peygamber efendimiz Medîne-i münevvereye hicret ettiğinde, Hazret-i Hâlid bin Zeyd’in evinde yedi ay misâfir olmuştu. Sa’d bin Ubâde hazretleri, Peygamberimize bu misâfirliği sırasında her gün yemek göndermiştir. Hicretin ikinci yılında yapılan ve ilk gazve olan Ebvâ gazvesinde, Hazret-i Sa’d bin Ubâde Medîne’de vekil olarak görevlendirildi.

Peygamberimiz Bedir savaşı yapılmadan önce müşâvere heyetini topladığında, Sa’d bin Ubâde hazretleri de bu heyette bulunmuştur. Bedir ve Uhud savaşlarına katılmıştır. Uhud savaşında Peygamberimiz Hazrec kabîlesinin sancağını Sa’d bin Ubâde hazretlerine vermiştir. Bu savaşta düşman karşısında büyük bir sebatla savaşmıştır.

Müreysi gazâsında ensârın sancağı onun tarafından taşınmıştır. 627 yılında vuku bulan Gared gazvesinde, orduya erzak olarak on deve yükü hurma vermiştir. Onun bu hizmeti üzerine Peygamberimiz, “Allahım Sa’d’a ve Sa’d ailesine rahmet eyle!” diyerek duâ etti ve buyurdu ki:
- Sa’d bin Ubâde ne iyi kimsedir.

Hazrec kabîlesinden olanlar da dediler ki:
- Yâ Resûlallah! Sa’d bin Ubâde aramızda büyüğümüzdür. Babası da öyle idi.

Kuraklık ve kıtlık yıllarında halkı doyururlar, yolda kalanlara da yardım ederlerdi. Misâfirleri ağırlarlar, musibet ve ihtiyaç zamanlarında yardım yaparlar, kabileleri yurtlarına göçürürlerdi.

Bunun üzerine Peygamberimiz buyurdu ki:
- Câhiliye devrinde en ileri olanınız, İslâmiyette de en ileridir.

Ensârın sancağını taşıdı
Hendek savaşı yapılmadan önce, Peygamberimiz istişâre için Sa’d bin Mu’âz ve Sa’d bin Ubâde’yi çağırmıştı. Bu istişâre sırasında, Peygamberimizin emirlerine uymakta en ufak bir tereddüt göstermeyeceklerini ve müşriklerle savaşmaya, canlarını fedâ etmeye hazır olduklarını belirtmişlerdir.

Bu sırada gösterdikleri sebat ve düşmanla çarpışma hususundaki kararları karşışında, Peygamber efendimiz çok memnun olmuştur. Hendek savaşına da katılan Sa’d bin Ubâde hazretleri, bu savaşta ensârın sancağını taşımıştır.

Hendek savaşından hemen sonra yapılan Benî Kurayza gazâsında bütün orduya yiyecek vermiştir. Hudeybiye antlaşmaşında ve Bîat-i Ridvânda bulundu. Hayber gazvesindeki ordunun kumandanlarından biri de Sa’d bin Ubâde idi. Mekke’nin fethinde de bulundu. Bu sırada sancaklardan birini de o taşıdı. Bundan sonra vuku bulan Huneyn gazvesinde Hazrec kabîlesinin sancağını taşıdı.

Sa’d bin Ubâde hazretleri, vefât edinceye kadar canıyla ve malıyla devamlı hizmette ve cihadda bulunmuştur. Medîne civarında pek çok arazisi, bağı ve bahçesi vardı. Evi, Medîne’nin kenar mahallesinde idi. Mescid-i Nebîye uzak olduğu için, orada bir mescit yaptırmıştı.

Hazret-i Sa’d bin Ubâde, sülâlece cömert bir âiledendi. Dedesi, “Et, yağ isteyen, Düleym’in evine gelsin” diye nida ettirir ve gelenlere et ve yağ dağıtırdı. Düleym vefât edince, oğlu Ubâde de aynı şekilde nida ettirir ve gelenlerin ihtiyaçlarını görürdü.

Su sadakası iyidir
Hazret-i Sa’d, dedelerinden beri sürüp gelen bu cömertliklerini, Müslüman olduktan sonra daha çok artırmıştır. “Allahım, bana cömertlik yapabileceğim mal ver” diye duâ ederdi.

Kale şeklinde bir evi vardı. Orada ikâmet ederdi. Burada hergün büyük ziyâfetler verirdi. Herkes oraya gidip, yer içerdi.

Eshâb-ı kirâm içinde Eshâb-ı Suffa denilen kimsesiz, yoksul Müslümanlardan hergün 80 kişiye yiyecek ve içecek verirdi.

Resûlullah efendimiz hicret edince de, Peygamberimize her gece et, süt ve tereyağı veya yemek gönderirdi.

Annesi vefât edince, Peygamberimize gelip dedi ki:
- Yâ Resûlallah! Annem öldü. Ona ne iyilik yapabilirim?

Peygamber efendimiz buyurdu ki:
- Su sadakası iyidir. Zîrâ sadaka vermek, Allahü teâlânın gadabını yumuşatır. İnsanı azâbdan kurtarır. Eceli gelmemiş olan hastanın şifâ bulmasına sebep olur.

Bunun üzerine Hazret-i Sa’d bin Ubâde Medîne’de bir kuyu açtırdı. “Sikâye-i âl-i Sa’d” adını verdiği bu su kuyusunu Müslümanların istifadesine sundu.

Arap kabîleleri içinde ensârdan olan Evs ve Hazrec kabîlesinin İslâma çok büyük hizmetleri olmuştur. Savaşlarda çok şehit vermişlerdir. Sa’d bin Ubâde ve Sa’d bin Mu’âz bu kabîlelerin en ileri gelenlerinden idi.

Her ikisinin de İslâmiyete hizmetleri ve Müslümanlar için gösterdiği fedakârlıkları, akılları şaşırtacak derecede idi. Bu uğurda feda etmedikleri hiçbir şeyleri kalmamıştı. Mallarıyla, canlarıyla hizmet ettiler. Sa’d bin Mu’âz Peygamberimiz hayatta iken şehit olmuştur.

Hizmete teşvik etmiştir
Onun vefâtından sonra, Ensâr arasında en önde gelen zat, Sa’d bin Ubâde olmuştur. O da dâimâ İslâmiyete hizmet etmiş, Medîneli Müslümanları Dîn-i İslâm için fedâkârlık ve hizmet etmeye teşvik etmiştir.

Hazret-i Sa’d bin Ubâde, Hazret-i Ebû Bekir’in halîfeliği sırasında Medîne’de ikâmet etti. Sonra Şam tarafında Havran’a gitti. Ömrünün sonuna kadar orada yaşadı. 635 senesinde orada vefât etti. Gûta kasabasında defnedildi.

Sa’d bin Ubâde hazretleri, Peygamberimizden bizzat işiterek hadis-i şerif rivâyet etmiş ve hadis-i şerif öğrenmekle meşgul olmuştur. Rivâyetleri, meşhur hadîs kitaplarından olan Kütüb-i sittenin dördünde yer almıştır.