Temelsiz bina olmaz

Temelsiz bina olmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Elbette temelsiz ev, köksüz ağaç olmaz. Dinimizde bu temel ve kök, doğru imandır, imanın ve İslam’ın...

Latif bir şikayet

Latif bir şikayet

İstanbul’dan Hacca giden İbrahim efendi adındaki bir zat, yolda yüzü kızararak sadaka isteyen bir dilenciye, başakları gibi beş on kuruş vererek başından...

Halime Hatun

Halime Hatun

Peygamberimizin sütannesi. Mekke'nin havası, yeni doğan çocuklara yaramıyordu. Sıhhatli ve gürbüz büyümelerine maniydi. Bu sebeple...

Medenî olmanın iki şartı

Medenî olmanın iki şartı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Medeniyet, şehirleri, ülkeleri imar etmek ve bütün insanları, ruh, düşünce ve beden bakımından rahat yaşatmaktır....

Allah'tan utanandan her şey utanır

Allah'tan utanandan her şey utanır

Ma'rûf-ı Kerhi Hazretlerinin bir dayısı şehrin vâlisi idi. Vâli, bir gün şehrin kenar mahallelerini dolaşıyordu. Ma'rûf'u bir kenarda...

Kulluk böyle olur

Kulluk böyle olur

Bölgesinde sevilen sayılan bir mürşid-i kâmilin yüzlerce talebesi vardı, onları yetiştiriyordu. Talebelerinden bazıları evliyalık makamında yükselip,...

İlme hizmet etmek nasıl olur?

İlme hizmet etmek nasıl olur?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Suların aktığı yerde, ağaçlar ve yeşillikler olur. Su yoksa, bunlar olmaz veya tek tük olur. İşte İslamiyet’in emrettiği...

Cennetlik hanım isteyen...

Cennetlik hanım isteyen...

Bir gün Peygamber Efendimiz buyurdular ki: - Cennetlik hanım isteyen, Ümmü Eymen’le evlensin!.. Ümmü Eymen iyi kalbli ve Habeşli bir...

İslamiyet ve ilim

İslamiyet ve ilim

İnançsızlar, İslam düşmanları , temiz Müslüman yavruları aldatmak için “İslamiyette herşey “miş” ile bitiyor. Şöyle...

İftiranın neticesi

İftiranın neticesi

Bir zaman Hasan Ünsî Efendiyi sevmeyen birisi gelip, devlet adamlarından Mustafa Paşa’ya onun aleyhinde sözler söyledi. Cezâlandırılmasını...

Başarının yolu gönül almaktan geçer

Başarının yolu gönül almaktan geçer

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize hizmet ederken başarının yüzde sekseni gönül almak, kalb incitmemektir. Maiyetini, yani ailesini ve emri altında...

Veren de Allah'ü teâlâd…

Osmanlı pâdişâhı Sultan Selîm Han Mısır'ı...

Sorması iman alametidir

Bir âlime talebeleri sorarlar: Efendim, bir insan...

Bütün mesele imanı koru…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Her ülfetin...

Kendini beğenmek, şirke…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Yaptığımız iyilikleri...

Ebû Zer-i Gıfârî

Gıfârî kabilesinin reisi. Ebû Zer-i Gıfârî, Mekke’nin...

Dört büyük halife

Ehl-i sünnet âlimlerine göre halîfelikten konuşmak...

Kainatin Efendisi

Nur’un Amine’ye geçmesi

Kurban edilmekten kurtulan, Abdullah, büluğ...

Hazret-i Hadice’nin rüya…

Sevgili Peygamberimiz yirmi beş yaşlarında...

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce...

Eshab-ı kiram

Ebu Rafi

Peygamberimizin azatı kölelerinden. Ebu Rafi aslen...

Ümm-i Eymen

Peygamberimizin dadısı. Peygamber efendimiz, doğmadan önce...

Abdullah Bin Ömer

En çok hadîs bilen sahâbîlerden. Abdullah...

Hikmetli Sözler

O aslında bizi değil, hiz…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i...

Bana rahmet kapısını aç!”…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i...

Herkesin alın yazısı kend…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kur'an-ı...

İnsanın karşılaştığı her şey, Allahü teâlânın dilemesi ve yaratması ile var olmaktadır.

Sual: Allahü teâlâdan razı olmak, bela ve nimet olarak gelen her şeyden razı olmak, itiraz etmemek mi demektir?

Cevap: Rıza demek, Allahü teâlâdan gelen her şeye razı olmak demektir. Allahü teâlâdan bir felaket gelse, ona da rıza gösterir. Kimseye şikâyet etmez. Bu, her insanın yapabileceği bir iş değildir. Fakat, bunu yapabilen, büyük bir insandır. Böyle insanlarda, Peygamberlere mahsus sabır ve tahammül var demektir. Allahü teâlânın büyüklüğüne inandığı derecede insan, bu tahammülü ve bu rızayı gösterebilir. Gıpta edilecek bir meziyettir. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:

“Her gün insanın karşılaştığı her şey, Allahü teâlânın dilemesi ve yaratması ile var olmaktadır. Bunun için, iradelerimizi Onun iradesine uydurmalıyız! Karşılaştığımız her şeyi, aradığımız şeyler olarak görmeliyiz ve bunlara kavuştuğumuz için sevinmeliyiz! Kulluk böyle olur. Kul isek, böyle olmalıyız! Böyle olmamak, kulluğu kabul etmemek ve sahibine karşı gelmek olur. Allahü teâlâ, hadîs-i kudside buyuruyor ki; (Kaza ve kaderime razı olmayan, beğenmeyen ve gönderdiğim belalara sabretmeyen, benden başka Rab arasın. Yeryüzünde kulum olarak bulunmasın!)

           ***

Sual: Gayr-i müslimlerin âdetlerini veya onların ibadet olarak yaptığı şeyleri yapmanın dinen bir mahzuru olur mu?

Cevap: Kâfirlerin âdetlerini yapmak, onlara benzemek niyeti ile olmazsa ve haram veya kötü adetler değilse, faydalı şeyler ise, caiz olur. Onlar gibi yemek, içmek böyledir. Onlara uymak için olur veya haram veya fena, kötü şeyler ise, haram olur. Uyûn-ül besâirde deniyor ki:

“İnsan resmi veya heykeli yapıp, bu insanda ülûhiyyet, ilahlık sıfatlarından birinin bulunduğuna inanarak veya bunun kâfir olduğunu bilerek, bunların karşısında, hürmet, tazim, saygı bildiren bir şey söylese veya yapsa, mesela secde etse, Yahudilerin ve Hristiyanların bağladıkları Zünnar denilen kuşağı ve onların dinlerine mahsus şeyleri kullansa, kâfir olur. Kâfirlere mahsus olan şeyleri harpte hile olarak kullanırsa, kâfir olmaz.” Canını, malını, rızkını kurtaracak kadar kullanması özür olur, daha fazlası küfür olur.

           ***

Sual: Namaz kılarken, ah, of diye sesli olarak inlemek namazı bozar mı?

Cevap: Ah, of gibi inlemek, uf diye sıkıntıyı bildirmek, namazı bozar.