Sarık ve sakal

Sarık ve sakal

Eski elbiseli, fakir ve köse bir alim, bir kadı'nın mahkemesinde alimler sırasında üst sırada oturur. Kadı gerek giyiminden gerese tanımadığından olacak sert...

Tedavi için hastalığı bilmek gerekir

Tedavi için hastalığı bilmek gerekir

Her hastalığı tedavi ettirmek için o hastalık üzerinde ihtisas sahibi olan tabibe gitmek lâzımdır. Gözünden ameliyat olacak birisinin kasaba...

İbâdetlerin en kolayı ve en hafifi

İbâdetlerin en kolayı ve en hafifi

Müslümanların ihtiyâçlarını karşılamanın ve onları sevindirmenin ve güzel ahlâklı olmanın önemiyle ilgili hadis-i şeriflere bugün...

Hakikate kavuşmak için

Hakikate kavuşmak için

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ, her kulunu bir yerde istihdam ediyor. Hikmet-i ilahi, bazı kulları küfre hizmet ederken, bazı kulları da...

Ayrı düşünmek, şeytana yem olmaktır

Ayrı düşünmek, şeytana yem olmaktır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz, (Şeytan, bir topluluğun, bir cemaatin içine giremez) buyuruyor. Allahü teâlâ doğru yolda olan...

Doğduğu geceki olaylar

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce ve doğduğu sırada; O’nun dünyayı teşrif etmesine alamet olarak birçok hadiseler meydana...

Böyle dua edilir mi?

Böyle dua edilir mi?

Merhum Nasreddin Hocanın, (Allah’ım bu sıkıntıyı benden alma) diye dua ettiğini duyanlar, Hocaya sorarlar: - Niçin böyle dua ediyorsun, sıkıntının kalması...

Emîrsiz, tek başına dine hizmet olmaz

Emîrsiz, tek başına dine hizmet olmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir hadis-i şerifte özetle buyuruluyor ki: (İnsanların yaptıkları işleri yazan meleklerden başka melekler de vardır. Yollarda, sokak...

Aliyyül Mürteda

Aliyyül Mürteda

Allahın arslanı ve Resûlullahın dâmâdı. Halifeliği devrinde zuhur eden fesatçılarla mücadele ettiğinden, sükun ve huzur bulamamıştır....

Nevfel Bin Hâris

Nevfel Bin Hâris

Hâşimoğullarının en yaşlısı. Nevfel bin Hâris, Kureyş kervanını kurtarmak ve Müslümanlarla savaşmak için hazırlanan müşrik ordusuna...

Osmanlı paşasının siyaseti

Osmanlı paşasının siyaseti

Hasan Fehmi Paşa, bir aralık hususî bir vazîfe ile Londra'ya gitmişti. İngiliz ricalinden biri ile vuku bulan hususî mülâkatında İngiliz:...

Esas hasta benmişim

Cüneyd-i Bağdadi hazretlerinin gözlerinde aşırı ağrı...

Tohumu ekmeyep yiyenler

Bu dünya, âhıretin tarlasıdır. Burada tohumlarını...

Manevi değerlere hürme…

Müslümanlar, birbirine hurmet eder, yardıma koşar...

Kendini tanıyan Rabbini…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz...

Sevgi, birlik beraberli…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hazret-i Ali...

Kurtulmak istiyorsan Su…

Yıldırım Bayezid Han, Niğbolu zaferinde kazanılan...

Kainatin Efendisi

En güvenilir kimse...

O; doğru, doğruların doğrusu... Hiçbir...

Nur’un temiz alından temi…

Âdem aleyhisselamın alnına nakşedilen bu...

Zemzem kuyusu

Dede Abdülmuttalib’e, bir gün rüyasında...

Eshab-ı kiram

Talhâ Bin Ubeydullah

İlk Müslüman olanlardan. Hazret-i Talhâ bin...

Sehl Bin Sa'd

Medîne'de en son vefât eden...

Ebû Ubeyde Bin Cerrâh

Cennetle müjdelenen ümmetin emîni. Araplar arasındaki...

Hikmetli Sözler

Neticeyi sebepten bilmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Mülkü...

Hizmette birlik olmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize...

İnkâr eden mahrum kalır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Büyüklerimizden...

Sene 1915... Sonbaharın serin yağışlı günlerinden biri. Birinci Dünya Harbi bütün cephelerde devam ediyor. Vatanın her tarafında barut ve kan kokusu var... Yiğitlerin biri ölüyor, bini yetişiyor, ihtiyarı, genci savaşıyor, didiniyor ve yurdumuza düşman çizmeleri basmasın diye, el açıp Allah’a dua ediyor...

Cepheye durmadan takviye kuvvetler gidiyor, işte o kuvvetleri götüren tren, Bilecik istasyonunda beklemektedir. Askerlerin hepsi sakin, belki bir daha geri dönmeyecekler. Ama şehid olmak inancı gönüllerine huzur veriyor...

Sevkiyat subaylarından biri vagonların arasında sessiz, hareketsiz bir gölge görür. Merakla ve şüpheyle yaklaşır... Beli bükülmüş, soluk benizli, başı yaşmaklı, ihtiyar bir Türk anası çakılmış gibi orada duruyor. Yağmurdan sırılsıklam olmasına rağmen huşu içinde beklemektedir. Anadolu’nun cefakâr anası ile yaklaşan subay arasında şu konuşma geçer:

- Anneciğim, yağmurun altında niye böyle bekliyorsun?
- Trende oğlum var. Onu uğurlamaya geldim.
- Oğlun kimdir, nerelisiniz?
- Söğüt’ün Akgünlü köyünden Mehmedoğlu Hüseyin.
- Onu görmek ister misin, çağırayım mı?
- Sana dua ederim. Ona bir çift sözüm var.

Hüseyin kısa zamanda bulunur. Elini öpen oğlunu bağrına basan ana son olarak; (Hüseyin’im, yiğit oğlum benim! Dayın Şipka’da, baban Dömeke’de, ağaların Çanakkale’de şehid düştüler. Bak son yongam sensin. Eğer, minareden ezan sesi kesilecekse, caminin kandilleri sönecekse sütüm sana haram olsun. Öl de köye dönme. Yolun Şipka’ya uğrarsa dayının ruhuna bir Fatiha okumayı unutma. Haydi oğul! Allah yolunu açık etsin” demiştir.

Hüseyin, son defa anacığının elini öpmüştü. Yaşlı gözlerle oğluna bakan Türk anası son evladını da dualarla bu şekilde cepheye uğurlamıştır.