Sâdık talebenin vasfı

Sâdık talebenin vasfı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhum hocamız, (Birbirinizi sevin, birbirinizle iyi geçinin, aranıza fitne girmesin! Tarih boyunca cemiyetler, milletler hep...

Bana rahmet kapısını aç!” diye dua etmek

Bana rahmet kapısını aç!” diye dua etmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i sünnet bilgilerini yaymak için yapılan hizmetlere iştirak etmek, nasip meselesidir. Kime kısmet olduysa, çok...

Aliyyül Mürteda

Aliyyül Mürteda

Allahın arslanı ve Resûlullahın dâmâdı. Halifeliği devrinde zuhur eden fesatçılarla mücadele ettiğinden, sükun ve huzur bulamamıştır....

Hâlid Bin Sa'id Bin Âs

Hâlid Bin Sa'id Bin Âs

İlk Müslüman olan sâhabilerden. Resûlullah efendimiz, İslâmiyeti gizli olarak açıklamaya yeni başlamıştı. Daha birkaç kişi...

Nefsi zayıflatmak ibadet etmekle olur

Nefsi zayıflatmak ibadet etmekle olur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: En kıymetli ibadet namazdır. Çünkü namaz, her gün Allahü teâlâyı hatırlatan bir zikirdir. Zikir,...

İnsan âciz bir varlıktır

İnsan âciz bir varlıktır

Allahü teâlâ, insanları olgunlaştırmak ve kalblerindeki hastalıklarını tedâvî etmek için, ezelde merhamet ederek, Peygamberler...

Ebu Süfyan Bin Hâris

Ebu Süfyan Bin Hâris

Peygamberimizin süt kardeşi. Ebu Süfyan bin Hâris, Peygamberimiz davete başlamadan önce, Peygamberimizi pek çok severdi. Resulullah efendimiz...

Taptığınız ayağımın altında

Taptığınız ayağımın altında

Muhyiddin-i Arabi hazretleri, büyük veli ve müctehid idi. Konya’ya gelip, Sadreddin-i Konevinin üvey babası oldu. Nakil ettiği bilgilerin hepsi,...

Merhamet ve cömertlik

Merhamet ve cömertlik

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhamet imandandır. Bu din, bugüne kadar merhametle gelmiştir. (Yeminle söylüyorum, kim Allahü teâlânın...

Müslümanın üç görevi

Müslümanın üç görevi

Allahü teâlâ islâm dînini, her memlekette, her yeniliği ve buluşu karşılayacak şekilde kurmuştur. İslâm dîni, yalnız sosyal...

İyilik edene teşekkür

İyilik edene teşekkür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünyanın en bahtiyar insanı, İmam-ı Rabbani hazretleri gibi bir din büyüğünü tanıyıp ona tâbi olan Ehl-i...

Orhan Gâzi ve Alâeddîn …

Sultan Orhan Gâzi, âlimleri, evliyâyı görüp...

Zeyneb Binti Cahş

Peygamberimizin hanımlarından. Hazret-i Zeyneb validemiz, Peygamberimizin halasının...

Kahve ikramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde misafirlere...

Duânın kabul olması

Allahü teâlâ insanları yarattı. Her insanın...

Büyük zatları inkâr etm…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müslümanlar bir...

Hasan bin Ali

Cennet gençlerinin efendisi. Peygamber efendimizin, "Cennet gençlerinin...

Kainatin Efendisi

En güvenilir kimse...

O; doğru, doğruların doğrusu... Hiçbir...

Hoş geldin ya Resulallah

Yedi kat yer, yedi kat...

Muhterem annenin vefatı

Sevgili Peygamberimizin, üç-beş yaşlarında bile...

Eshab-ı kiram

Abdullah Bin Sühely

Bedir'de babasına karşı savaşan sahâbî. Abdullah...

Übeyy Bin Kâ'b

Kırâati ile meşhûr sahâbî. Sevgili Peygamberimiz...

Sürâka Bin Mâlik

Eshâb-ı kirâmın süvârilerinden. Peygamber efendimize, Peygamberliğinin...

Hikmetli Sözler

İhlâs olmazsa

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü...

Eden kendine eder

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müminin...

Bu hizmetlere sahip çıkal…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Iyd...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Resulullah efendimizin vârisi olan İmam-ı Rabbânî, Hâlid-i Bağdâdî, Abdülhakîm Arvâsî hazretleri gibi büyüklere tâbi olmak, onlara uymak gibi hiçbir üstünlük yoktur ve olamaz. Bu büyükleri tanımak, sevmek ve onlara uymak, bütün dünya ve âhiret nimetlerinden daha kıymetlidir. Çünkü Cennetin kapısı, âriflerin kalbidir. Onların kalbi, silsile yoluyla Peygamber efendimize bağlıdır. Onlar razı olursa, Peygamber efendimiz de razı olur. Resulullah'ın razı olduğundan Allahü teâlâ da razı olur.

Büyüklerden istifade etmenin iki yolu vardır: Ya onların kalbine girilir yahut da onlar kalbe konur. Bunlardan ikincisi zordur. Çünkü kalbler kirlidir, Allahü teâlâdan başka şeylerin sevgisiyle doludur. Onun için en iyisi, razı oldukları işleri yaparak, onların mübarek kalbine girmektir. Onların sevgisini ve ilgisini ele geçiren, saadete kavuşur. Onların kalbine devamlı feyz geldiği için, o kalbde olanlar da o feyze kavuşurlar. Çalışırken, gezerken, uyurken, yerken, içerken, insanın hiç haberi olmadan Allahü teâlâ müthiş sevablar ihsan eder, müthiş dereceler verir, birçok günahları da affeder. Bunların hepsi, kalbine girilen o mübarek zat sayesindedir.

Merhum Hocamız, (Kim bu üç şeyi yerine getirirse bizim kalbimizde yeri vardır) buyuruyor:
1- Kitaplarımızı okuyan.
Çünkü onlar bizim şahsımıza ait değil, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarıdır.

2- Bu kitapları okutan, yayan.
Çünkü eğer cihad etmezsek başımıza felaket gelir. Cihad edecek hâlimiz yok. Ama bir kitap verebiliriz. Kitap veremiyorsak, verenleri destekleriz. Eğer bu da mümkün değilse, hiç olmazsa duayla bu hizmete iştirak ederiz. O hâlde, İslamiyet’e hizmet etmemek için herhangi bir bahane yoktur. Yeter ki içimizde ateş olsun!

3- Birbirini seven ve birlik beraberlik içinde olan.
Herkes âhirette sevdikleriyle beraber olacaktır. Peki, biz kiminle beraber olacağız? Büyüklerle beraber olmanın şartları vardır. Eğer kitapları okumazsak, başkalarının okumalarına da vesile olmazsak ve beraber hizmet ettiğimiz din kardeşimizi büyüklerin talebesi olarak görmüyorsak, o büyükler bizi nasıl yanlarına alsınlar? O hâlde yapılacak iş, nefsimizi ayaklarımızın altına alıp, din kardeşlerimizi aziz tutmaktır.