Al sana Leyla

Al sana Leyla

Arayan belasını da, Mevlasını da bulur derler. Aramak, ihlasla istemek, buna kavuşmak için azimle çalışmak demektir. Bir şeyi iyi yapmak, onu çok ve...

Kâbe yerine Horasan’a gitmek

Kâbe yerine Horasan’a gitmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Okyanusun ortasındayken karayı bulmak çok zordur. Hele bir de yanlış yol gösterenler çoksa, insan mahvolur. Biz...

Hassan Bin Sabit

Hassan Bin Sabit

Peygamber efendimizin şairlerinden. Hassan bin Sabit, Müslüman olmadan önce de meşhur şairlerden olup, Sam ve civarında hüküm sürmekte olan...

Abdullah Bin Mes'ûd

Abdullah Bin Mes'ûd

Kur'ân-ı kerîmi açıktan okuyan ilk sahâbî. Abdullah bin Mes'ûd hazretleri, Eshâb-ı kirâmın meşhûrlarından...

Haccac bin İlat

Haccac bin İlat

Mekkeli sahabilerden. Haccac bin İlat'in İslâma girişi şöyle olmuştur: Haccac bin Ilat, Süleym oğulları kabilesinden bir cemaatle birlikte,...

Ateşte yanan, ibadete nasıl koşar?

Ateşte yanan, ibadete nasıl koşar?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından dinimizi doğru öğrenip buna uygun yaşamak, hem de bunları başka insanlara ulaştırıp...

Nimetlere kavuşamamanın sebebi

Nimetlere kavuşamamanın sebebi

İnsanların, âhıretteki nimetlere nâil olmamaları, bu nimetlerden yüz çevirdikleri içindir. Yüz çeviren, elbette birşey alamaz....

Kibirli olmanın alameti nedir?

Kibirli olmanın alameti nedir?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhum hocamız, (Kibir her iyiliğe engeldir) buyururdu. Bir kimsede kibir olup olmadığı, istişare edip etmemesiyle,...

BRE HAŞMET hani gidiyordun?

BRE HAŞMET hani gidiyordun?

Sadrazam Koca Ragıp Mehmed Paşa “Turfa dükkan-ı hikemdir bu köhen tâk-ı felek, Ne ararsan bulunur derde devadan gayri” (Sayısız hikmetlerle dolu...

Akıl ve din

Akıl ve din

İslamiyette aklın ermediği şeyler çoktur. Fakat, akla uymayan birşey yoktur. Âhıret bilgileri ve Allahü teâlânın beğenip beğenmediği şeyler ve...

Allah vereni sever

Allah vereni sever

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bizim dinimiz iyilik etmek, şefkat dinidir. Kur’an-ı kerimde, (Muhakkak ki Allah iyilik edenlere yardım eder, verenleri sever)...

Misk kokulu Abdülmutta…

Peygamber efendimizin babası Hazreti Abdullah, Resulullahın...

Her yıl daha kötü olac…

Zamanımızda helâl ve haramı gözetmek, hatta...

Hüseyin Hilmi Işık Efen…

Merhum Enver Abimizin 2001 yılındaki taziye...

Ahırette gördüler

Bu âlem, Cenab-ı hakkı görmek nimetine...

Sevmek itaatle ölçülür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Âmir durumunda...

Süt anne Halime Hatun

Amine validemiz, nurlu yavrusunu kucağına aldığında...

Kainatin Efendisi

O, bu ümmetin Peygamberi…

Şam yönüne gitmekte olan kervandakiler...

Hazret-i Hadice ile evlen…

Hazret-i Hadice validemiz, Varaka bin...

Güneş artık doğmak üzere!

Artık, sevgili Peygamberimizin yaşları kırka...

Eshab-ı kiram

Ebû Katâde

Resûlullahın süvârilerinden. Peygamber efendimizin develerini Medîne’de...

Safiyye Binti Huyey

Peygamberimizin hanımlarından. Safiyye binti Huyey, Hayber’de...

Cafer-i Tayyar

Cennete uçarak giden sahâbî. Peygamber efendimiz...

Hikmetli Sözler

Zarardan korunmak için

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Evden...

Sevab kazanmanın kesin yo…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hayırlı...

Mirac aklın bittiği, iman…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Müslümanlar bir araya geldikleri zaman, bilseler de bilmeseler de, anlasalar da anlamasalar da, konuşsalar da konuşmasalar da, kalbden kalbe, tıpkı bileşik kaplarda olduğu gibi, durdurulamayan bir akım başlar. Bu, fizik kaidesi gibi bir şeydir. Dolayısıyla daima, salih Müslümanlarla beraber olmalıdır. Aynı büyük zata bağlı olanlarla bir araya gelince, hepsi istifade ederler.

Bu istifade, sadece iki sınıf insana nasip olmaz: 1- Hocasının büyüklüğünü inkâr eden. 2- Hocasını imtihan eden.

İnkâr, herhangi bir yazısını, işini veya sözünü kabul etmemektir. İmtihan ise, (Böyle anlatıyor, böyle yazıyor ama acaba doğru mu, işin aslı sanki başka türlü) diyerek, hocasının sözünün veya yazısının doğruluğunda şüphe etmektir. Zerre kadar inkâr veya imtihan, sigortayı attırır, irtibatı keser. Kişi, dalalete sürüklenir.

Büyük zatların, insanlık sıfatlarından ötürü unutarak veya yanılarak yaptıkları bir hata, bizim bin senelik sevabımızdan, isabetli icraatlarımızdan, çok daha hayırlıdır. Nitekim Ebu Bekr-i Sıddîk hazretleri, (Her şeyimi, Resulullah'ın bir yanılmasına değişirdim ve kârlı çıkardım) buyurmuştur.

Dünyada en zor şey, büyüklere soru sormaktır. Çünkü sorulan sualde imtihan kokusu varsa veya büyüklerin çok önemli gördüğü şeylere hiç önem verilmezse, büyükler incinir. Bu ise, kişinin felaketine sebep olur. Seyyid Abdülhakim-i Arvasi hazretleri, (Bundan önceki ümmetlerin helak olmalarının bir sebebi de, Peygamberlerine imtihan kastıyla sorular sormalarıydı) buyuruyor. Hem sorarlar, hem de sorduktan sonra, (Evet ama şöyle yapsak daha iyi olmaz mı?) derlerdi. Allahü teâlâ, hepsini helak etti. (Mademki o söyledi, elbette doğru söyledi) inancında olmak lazımdır. Zerre kadar şüphe etmek, felakettir.

Dolayısıyla, büyüklere yaklaşmak, dondurucu soğukta ateşe yaklaşmak gibidir. Uzakta kalan donar. Çok yaklaşan yanar. İkisi de felakettir. Ne yanmalı, ne donmalı. Bunun çaresi, mesafeyi iyi ayarlamaktır. Mesafeyi iyi ayarlayan, güzelce ısınır.

Bahçıvan, birkaç gül yetiştirmek için, mecburen binlerce dikeni de beraberinde besler. İşte büyükler de bir bahçıvan gibidir. Etrafları çok kalabalık olur, ama onlardan istifade ederek kurtulan azdır. O bakımdan, herkes çok dikkatli olup, gül olmaya çalışmalı ve diken olmaktan sakınmalıdır.