Hadice-tül Kübra

Hadice-tül Kübra

Peygamberimizin ilk hanımı. Hazret-i Hadice; güzelliği, malı, aklı, iffeti, hayâsı ve edebi ile Arabistan'da büyük şöhreti olan bir...

Allah ne derse öyle olur

Allah ne derse öyle olur

Çanakkale harbinin devam ettiği günlerde bir Ramazan arefesiydi. Cephe kumandanı Vehip Paşa 9. Tümenin genç imamını çağırarak mahzun bir şekilde...

Dinin yarısı sabır, yarısı da şükürdür

Dinin yarısı sabır, yarısı da şükürdür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Öfke, sinirlenme ve stres zamanındayız. Dolayısıyla evimizde olsun, işimizde olsun, insanlardan gelen sıkıntılara sabredelim....

Namaz kurtuluştur

Namaz kurtuluştur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz, Cenab-ı Hakk’a teşekkürün Ona iman etmekle, yani Müslüman olmakla olacağını bildirdi....

Kendi görüşüne göre din öğretilmez

Kendi görüşüne göre din öğretilmez

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz, (Allahü teâlânın çok sevdiği kimse, dinini öğrenen ve başkalarına öğretendir....

Vahşî

Vahşî

Yalancı peygamber Müseyleme’yi öldüren sahabî. Vahşî, Hazret-i Hamza’nın Bedir savaşında öldürdüğü...

Sevgi büyükten, yukarıdan gelir

Sevgi büyükten, yukarıdan gelir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Evliya zatları seven sonunda evliya olur. Çünkü rastgele bir insan onları sevemez. Biri, mübarek bir zata gelip,...

Biz çok bahtiyarız

Biz çok bahtiyarız

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı Rabbani hazretleri, (Bu yolda bulunan, patavatsız, edepsiz, pervasız da olsa azizdir ve makbuldür) buyuruyor....

İslamiyet’in şükrü

İslamiyet’in şükrü

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i sünnet âlimlerini, Silsile-i aliyye büyüklerini tanıyan, seven, onların yolunda dinimize hizmet etmeye...

Ebû Seleme

Ebû Seleme

Tek başına hicret eden sahâbî. Allahü teâlânın emriyle sevgili Peygamberimiz, Müslümanlara Medîne'ye hicret için...

Büyüklerin gözünden düşmek

Büyüklerin gözünden düşmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri, (Mürşidinin gözünden düşmek, yedi kat göklerden düşmekten daha...

Ebû Katâde

Resûlullahın süvârilerinden. Peygamber efendimizin develerini Medîne’de otlağa...

İstikbal gençlerde

Dinimizin yayılmasında, devamında gençlerin önemli bir...

Hile ve yalan âcizlikt…

İslâm dînini bilmiyenler, milletin sağlam imanını...

Emr-i ma’rûf

Bazıları, başkalarının yaptıklarına karışmamak lazım, tasavvuf...

Bütün günahların baş…

Bütün kötülüklerin başı, kalbin Allahü teâlâdan...

Beş büyük imtihan

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kıyamet günü...

Kainatin Efendisi

O’nun şanı yücedir!

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, sekiz yaşına...

“Hacer-ül-Esved”in yeri

Resulullah efendimiz otuz beş yaşında...

Hazret-i Hadice’nin rüya…

Sevgili Peygamberimiz yirmi beş yaşlarında...

Eshab-ı kiram

Saîd Bin Âmir

Hazret-i Ömer'e benzeyen vâli. Saîd bin...

Abdullah Bin Atîk

Medîneli ilk Müslümanlardan. Medîne’de, hicretten önce...

Ebû Talhâ

Resûlullahın fedâisi. İslâm Güneşi Mekke'de parlarken...

Hikmetli Sözler

Dinin yarısı sabır, yarıs…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Öfke...

İşlerin en iyisi ve en kö…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Sevgi...

Zafere kavuşmak için iki …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İki...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Geçimsizlikler, hep dinimizin dışına çıkmaktan dolayıdır. Nitekim Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretleri, (İslâmiyet bir dairedir. Bu dairenin dışında hiçbir menfaat yoktur ve olamaz. Bu dairenin içinde hiçbir sıkıntı yoktur) buyuruyor.

Mademki Ehl-i sünnet bir Müslüman olmakla çok kıymetli bir elbise giydik, o halde bu elbiseyi korumamız, İslamiyeti ve Ehl-i sünneti güzel bir şekilde temsil etmemiz lazımdır. Mesela insanlar, bizden emin olmalıdır. Sözümüzün eri olmalıyız. Cömert olmalıyız. Hasreti çekilen insan olmalıyız. Velhâsıl insanlar bize baktığı zaman, Müslümanlığa hayranlık duymalıdır. Konuşarak bir şeyler anlatmak arzusundan kurtulup, dinimizi lisân-ı hâl ile sevdirmeliyiz.

Kim olursa olsun, ne olursa olsun, dinimizin emir ve yasaklarına uyan kazanır, uymayan kaybeder. İnanarak uyan, dünyada rahat eder, âhirette Cennete gider. İnanmadığı halde uyan ise, imanı olmadığı için âhirette Cehenneme gider, fakat saadete götüren kurallara uyduğu için, ateist, Hristiyan veya Yahudi de olsa, dünyada rahat eder. Çünkü İslamiyet, Allahü teâlânın kullarına gönderdiği bir ilaçtır. Kim içerse içsin, faydasını görür. Mesela kâfirler, nikâh düşen kadınlarla erkeklerin beraber oturmasının haram olduğuna inanmasalar bile, bu kurala riayet edip ayrı otursalar, felaketlerin yüzde doksanından kurtulurlar.

Netice itibariyle bir Müslüman, dünyada İslamiyete ne kadar uyarsa, âhirette o kadar rahat edecektir. Dünyada ne kadar gevşek davranırsa, orada o kadar sıkıntı çekecektir. Çünkü dünya ile âhiret birbirine zıttır. İki zıt şey bir araya gelmez. Cem-i zıddeyn muhaldir. Onun için Allahü teâlâ bir hadis-i kudside, (Ben iki korkuyu bir kulumda birleştirmem. Dünyada benden korkan, âhirette korkmasın! Dünyada benden korkmayan, âhirette korksun!) buyuruyor. Allah’ın azabından korkmak, müttekîlerin, takva sahiplerinin nişanıdır.

Bu zamanda çok korkmak ve imanı kurtarmak için çok gayret sarf etmek lazımdır. Günahkâr ölenin kurtulması o kadar zor değildir, çünkü imanlı olmak şartıyla, büyük günah işleyenlere peygamberler, Ehl-i sünnet âlimleri, şehidler ve daha başkaları şefaat edecektir. Yani günahkâr için şefaat çoktur. İmansız ölene ise hiç şefaat yoktur. Mazlum da olsa, şehit olması, Cennete girmesi mümkün değildir.