Ebüdderdâ

Ebüdderdâ

Kâdılık yapan sahâbîlerden. Ebüdderdâ hazretleri, Bedir seferi sırasında Müslüman oldu. Önceleri puta tapardı. Bir gün...

Kurbanlık oğul

Kurbanlık oğul

Abdülmuttalib’in, Zemzem kuyusunu kazdıktan sonra şanı ve şöhreti daha çok arttı. Aradan yıllar geçti. Cenab-ı Hak, gönlünün...

Sonra yaparım diyenler

Sonra yaparım diyenler

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünya fanidir. İnsan bu dünyada sefil olsa, üzülmeye değmez. Aksine köşklerde yaşasa, bir eli yağda, bir eli balda...

Kurtulmak istiyorsan Sultanımızı üzme!..

Kurtulmak istiyorsan Sultanımızı üzme!..

Yıldırım Bayezid Han, Niğbolu zaferinde kazanılan ganimetlerle muhteşem bir mescid yaptırmak ister. Mimarlar bugünkü Ulu cami’nin bulunduğu mevkide karar...

Sormadan iş yapmaktan çok sakınmalı

Sormadan iş yapmaktan çok sakınmalı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i sünnet itikadında olup bu doğru yolun büyüklerini tanımakla, ne kadar şanslı olduğumuzun, ne kadar kıymetli bir nimete...

Kalb, his organlarına tâbidir

Kalb, his organlarına tâbidir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kalb, Allahü teâlânın nazar ettiği yerdir. Bunun için kalbi temizlemeye çok uğraşmalıdır. Kalbin temizlenerek...

Kabahat kılıncın mıdır?

Kabahat kılıncın mıdır?

Sultan III. Mustafa zamanındaki evliyanın büyüklerinden olan Abdülehad Nuri Efendi, Süleymâniye Câmiinde vâz ettiği bir gün,...

Al sana Leyla

Al sana Leyla

Arayan belasını da, Mevlasını da bulur derler. Aramak, ihlasla istemek, buna kavuşmak için azimle çalışmak demektir. Bir şeyi iyi yapmak, onu çok ve...

Tohumu ekmeyep yiyenler

Tohumu ekmeyep yiyenler

Bu dünya, âhıretin tarlasıdır. Burada tohumlarını ekmeyip yiyenler, böylece bir tohumdan katkat meyve kazanmaktan mahrum kalanlar, ne kadar...

Hikmet Baba

Hikmet Baba

Çeşitli hâlleriyle hikmet saçan bir derviş, “Bunda da bir hikmet var” sözünü çok edermiş. Bu yüzden kendisine...

Her şeyi göze almıştı!

Her şeyi göze almıştı!

Müslümanlara sıkıntı veren Yahudi Ebû Râfi’ye haddini bildirmek için onun kalesine giren Hazreti Abdullah bin Atîk, bundan sonrasını...

O zaman kılıç ve ok dev…

Yavuz Sultan Selim Hân, “Mısır’ı fethettiğinde...

Abdullah Bin Selâm

Tevratta Resûlullahın alâmetlerini görüp Müslüman olan...

İpliği satmaya gönderdi…

Dul bir kadının altı çocuğu bir...

Akıl ve kalb ayrıdır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hiç kimse...

Talep edene hizmetçi ol

Gece yarısından sonra, Hazret-i Mevlana’nın dergahının...

İstişarenin önemi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir işin...

Kainatin Efendisi

Mübarek göğsünün yar…

Süt anne Halime Hatun anlatır: Server-i...

“Hacer-ül-Esved”in yeri

Resulullah efendimiz otuz beş yaşında...

Emanet, Ebu Talib’de...

Merhamet deryası Abdülmuttalib vefat edeceğine...

Eshab-ı kiram

Nu'man Bin Mukarrin

Eshâb-ı kirâmın meşhûr kumandanlarından. Hazret-i Ömer...

Muhammed Bin Mesleme

Resûlullah efendimizin fedâîlerinden. Bedir savaşından sonra...

Ebû Ubeyde Bin Cerrâh

Cennetle müjdelenen ümmetin emîni. Araplar arasındaki...

Hikmetli Sözler

Allahü teâlânın merhameti…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir...

Menfaat için yapılan her …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhum...

Âhirette kurtulmanın ilk …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: (Allahü...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Cahiller, ölüyü diriltip mezardan çıkarmayı büyük keramet sanır. Evliya zatlar ise ölü kalbleri diriltmeye, yani insanları kâfirlikten kurtarmaya ve hasta ruhları tedavi etmeye önem verir.

Hace Muhammed Parisa hazretleri buyuruyor ki:
(İnsanların çoğu ölüleri dirilteni büyük bilir. Allahü teâlâya yakın olanlar, bunu yapmak istemeyip, ölü ruhları diriltmişler, talebenin ölü kalblerini diriltmeye çalışmışlardır. Doğrusu da, kalbleri ve ruhları diriltmek yanında, mezardaki ölüleri diriltmenin hiç kıymeti yoktur. Hattâ abes yani faydasız şeyle vakit kaybetmek olur. Çünkü ölüyü diriltmek, ona birkaç günlük ömür kazandırır. Kalblerin diriltilmesi ise, sonsuz Cennet hayatına kavuşturur.

Zaten Allahü teâlâya yakın olanların vücutları keramettir. İnsanları Allahü teâlâya davet etmeleri, Allahü teâlânın rahmetlerinden bir rahmettir. Ölü kalbleri diriltmesi, harikaların en büyüğüdür.

İnsanların selameti, onların varlığı iledir. Mahlûkların en kıymetlisi onlardır. Onların sözleri şifadır. Allahü teâlânın ihsanları, onların bulunduğu yerden eksik olmaz. Yanlarında bulunanların sonu kötü olmaz. Onları tanıyanlar mahrum kalmaz.)

İmam-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
(O büyükleri, yalancılardan ayıran farkların en açığı, yanlarında bulunanların kalblerinde, Allahü teâlânın korkusu ve sevgisi hâsıl olmasıdır ve başka şeylerden soğumalarıdır. Evliya zatla münasebeti olanlarda, bu alametler hâsıl olur.)

O hâlde, hakiki bir mürşid-i kâmille sahtesi arasında iki fark vardır:
1- Hakiki bir mürşid-i kâmil, insanları kendisine değil, İslamiyet’e çağırır. Kendisinin mürşid-i kâmil olduğundan bahsetmeye de ihtiyaç duymaz. Peygamber efendimizi, Kur’ân-ı kerimi, yani İslamiyet’i anlatmak varken, bir kimsenin kendinden bahsetmesi, kendine ait bir şeyle ortaya çıkması, sahtekârlık olur.

2- Hakiki bir mürşid-i kâmille beraber olanların kalblerine mutlaka Allah sevgisi ve Allah korkusu gelir. Dünyaya karşı soğukluk, âhirete karşı sıcaklık hisseder.

Bu iki vasıf bulunmayan kimsenin mürşid-i kâmil olmadığı anlaşılır.