Evliya zatlar niye seviliyor?

Evliya zatlar niye seviliyor?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Evliya bir zata, bir gün biri ziyarete gelir, (Uzun zamandır merak ediyorum. Bu talebeleriniz sizi niye bu kadar çok...

Ebu Rafi

Ebu Rafi

Peygamberimizin azatı kölelerinden. Ebu Rafi aslen Mısırlı olup, Resul-ı ekremin amcası Hazret-i Abbasın kölesi idi. İslâmın ilk zamanlarında...

Ramazanın son on günü

Ramazanın son on günü

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ramazan-ı şerif hakkımızda hayırlı ve mübarek olsun! Ramazanı ihya eylemek, bayramı rahat huzur içinde karşılamak, nasib olur...

İslamiyet’in şükrü

İslamiyet’in şükrü

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i sünnet âlimlerini, Silsile-i aliyye büyüklerini tanıyan, seven, onların yolunda dinimize hizmet etmeye...

Minareden okunan şiir

Minareden okunan şiir

Büyük çoğunluğu, yüksek rütbeli Osmanlı devlet adamlarından meydana gelen Hacc kafilesi, Fahr-i Âlem, Resul-i Ekrem, Sallallahü aleyhi ve...

Korkusuz cengaver Yahya Ağa...

Korkusuz cengaver Yahya Ağa...

Budin Paşasının yüzü aydınlandı. Yahya Ağa demek ki ölmemişti. Paşa derin bir nefes aldı. Sevinmişti... Ama Yahya Ağa onu bu vakitte niçin görmek...

Din ve fen

Din ve fen

İslam tarihini inceleyenler bilirler. Târîh boyunca hiçbir zamanda, hiçbir teknik başarı, hiçbir fennî hakîkat, İslamiyete ters...

Resulullah’a teşekkür

Resulullah’a teşekkür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâdan sonra, Onun Resulüne de teşekkür edeceğiz. Çünkü Resulullah sallallahü...

Allah’ın yeryüzünde en sevdiği yer

Allah’ın yeryüzünde en sevdiği yer

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünya, âhiretin ufak bir misalidir. Burada mescitlere, camilere gelenler, orada hakiki saadet yurdu olan Cennete gideceklerdir....

Kavanozda kalan el

Kavanozda kalan el

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hindistan’da maymun avlamak için, ağzı dar, ama altı geniş büyük bir kavanozun içine muz koyup onu ağaca...

Anzaklı Ömer

Anzaklı Ömer

Türk olmanın nasıl bir şey olduğunu unutanlara hatırlatmak için, Türk olmanın tadına varmak için, lütfen okuyun. Bu hakiki hikayeyi aktaran,...

Ben bir zerreyim

Hasan-ı Basri hazretlerine sevenleri sordu: - Bütün...

İstifade yolunda en büy…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Evliya zatlar...

Sa'd Bin Rebî

Şehîd olurken nasîhat eden sahâbî. Sa'd bin...

Servet ve şöhret birer …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir talebenin...

Zemzem kuyusu

Dede Abdülmuttalib’e, bir gün rüyasında bir...

Af ve magfiret için

Af, mağfiret ve âfiyet için çok...

Kainatin Efendisi

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce...

Misk kokulu Abdülmuttali…

Peygamber efendimizin babası Hazreti Abdullah...

Kurbanlık oğul

Abdülmuttalib’in, Zemzem kuyusunu kazdıktan sonra...

Eshab-ı kiram

Hamza bin Abdülmuttalip

Şehîdlerin efendisi. Abdullah ibni Mes’ûd buyuruyor...

Cafer-i Tayyar

Cennete uçarak giden sahâbî. Peygamber efendimiz...

Zeyd Bin Hârise

İlk îman eden köle. Zeytin gözlü...

Hikmetli Sözler

Allah bir kulunu severse

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: (Cuma...

Resulullah’a teşekkür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü...

Güneş ve aynalar

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Güneşin...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Cahiller, ölüyü diriltip mezardan çıkarmayı büyük keramet sanır. Evliya zatlar ise ölü kalbleri diriltmeye, yani insanları kâfirlikten kurtarmaya ve hasta ruhları tedavi etmeye önem verir.

Hace Muhammed Parisa hazretleri buyuruyor ki:
(İnsanların çoğu ölüleri dirilteni büyük bilir. Allahü teâlâya yakın olanlar, bunu yapmak istemeyip, ölü ruhları diriltmişler, talebenin ölü kalblerini diriltmeye çalışmışlardır. Doğrusu da, kalbleri ve ruhları diriltmek yanında, mezardaki ölüleri diriltmenin hiç kıymeti yoktur. Hattâ abes yani faydasız şeyle vakit kaybetmek olur. Çünkü ölüyü diriltmek, ona birkaç günlük ömür kazandırır. Kalblerin diriltilmesi ise, sonsuz Cennet hayatına kavuşturur.

Zaten Allahü teâlâya yakın olanların vücutları keramettir. İnsanları Allahü teâlâya davet etmeleri, Allahü teâlânın rahmetlerinden bir rahmettir. Ölü kalbleri diriltmesi, harikaların en büyüğüdür.

İnsanların selameti, onların varlığı iledir. Mahlûkların en kıymetlisi onlardır. Onların sözleri şifadır. Allahü teâlânın ihsanları, onların bulunduğu yerden eksik olmaz. Yanlarında bulunanların sonu kötü olmaz. Onları tanıyanlar mahrum kalmaz.)

İmam-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
(O büyükleri, yalancılardan ayıran farkların en açığı, yanlarında bulunanların kalblerinde, Allahü teâlânın korkusu ve sevgisi hâsıl olmasıdır ve başka şeylerden soğumalarıdır. Evliya zatla münasebeti olanlarda, bu alametler hâsıl olur.)

O hâlde, hakiki bir mürşid-i kâmille sahtesi arasında iki fark vardır:
1- Hakiki bir mürşid-i kâmil, insanları kendisine değil, İslamiyet’e çağırır. Kendisinin mürşid-i kâmil olduğundan bahsetmeye de ihtiyaç duymaz. Peygamber efendimizi, Kur’ân-ı kerimi, yani İslamiyet’i anlatmak varken, bir kimsenin kendinden bahsetmesi, kendine ait bir şeyle ortaya çıkması, sahtekârlık olur.

2- Hakiki bir mürşid-i kâmille beraber olanların kalblerine mutlaka Allah sevgisi ve Allah korkusu gelir. Dünyaya karşı soğukluk, âhirete karşı sıcaklık hisseder.

Bu iki vasıf bulunmayan kimsenin mürşid-i kâmil olmadığı anlaşılır.