Akşam mümin, sabah kâfir!

Akşam mümin, sabah kâfir!

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hakiki bayram, son nefeste Allah diyebilmek, imanla ölmektir. Muteber olan sondur. Son nefeste, Allah demek yerine (Aman doktor, kurtar...

Önce ölmek, sonra olmak

Önce ölmek, sonra olmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Cüneyd-i Bağdadi hazretleri, hocası hayattayken, edebinden tam 30 yıl vaaz ve nasihat etmemişti. Bir gün rüyasında Resulullah...

Hazreti Üftade'nin yardımı

Hazreti Üftade'nin yardımı

Bir gün Yalova'dan İstanbul'a bir gemi gidiyordu. İstanbul'a yaklaştıkları sırada, şiddetli bir rüzgâr esmeye, dalgalar gittikçe...

Feyzin gelmesi

Feyzin gelmesi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Feyzin gelmesi için feyz veren zata tam inanmak gerekir. Ancak o zaman, tam muhabbet oluşur. Yani feyz ve muhabbetin olması...

Doğduğu geceki olaylar

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce ve doğduğu sırada; O’nun dünyayı teşrif etmesine alamet olarak birçok hadiseler meydana...

Hüseyin Hilmi Işık Efendi’nin vefatının 13. yılı

Hüseyin Hilmi Işık Efendi’nin vefatının 13. yılı

Merhum Enver Abimizin 2001 yılındaki taziye sohbetinden: Allah adamları, vefat ettikten sonra kınından çıkmış kılıç gibi daha keskin, daha tesirli olur. Yani...

Ne ben karışırım, ne de sen karış!..

Ne ben karışırım, ne de sen karış!..

Devlet-i Osmanî’de ramazan ayında idareciler ve amirler, emri altındaki işçinin, memurun, askerin işlerini hafifletirlerdi. Bu sebeple padişah dahi...

Kâbe yerine Horasan’a gitmek

Kâbe yerine Horasan’a gitmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Okyanusun ortasındayken karayı bulmak çok zordur. Hele bir de yanlış yol gösterenler çoksa, insan mahvolur. Biz...

Abdullah Bin Cahş

Abdullah Bin Cahş

Uhud şehîdlerinden. Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri, Uhud harbinde Hazret-i Abdullah bin Cahş'la arasında geçen konuşmayı şöyle...

Emr-i ma’rûf

Emr-i ma’rûf

Bazıları, başkalarının yaptıklarına karışmamak lazım, tasavvuf büyükleri, başkasına karışmazlardı, kimseye ilişmezlerdi, diyorlar. Bu, doğru değildir ve dinde yara...

Zeyneb Binti Cahş

Zeyneb Binti Cahş

Peygamberimizin hanımlarından. Hazret-i Zeyneb validemiz, Peygamberimizin halasının kızı olup, ilk iman edenlerdendi. Mekke'den Medine'ye hicret etti....

Son din İslamiyettir

Adem aleyhisselamdan beri birçok hak din...

Keramete inanmayan alim

Kanuni Sultan Süleyman devrinde İstanbul’da Arabzade...

Bütün günahların baş…

Bütün kötülüklerin başı, kalbin Allahü teâlâdan...

Kalp enfarktüsü geçiren…

Ramazanda iftar vaktinde aşırı yemek yemek...

Üç şeyi yerine getiren…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Resulullah efendimizin...

Sıkıntı var diye hizmet…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bizden sonraki...

Kainatin Efendisi

Nur’un yaratılması

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, Allahü teâlânın...

Allah’ın adı ile oku!..

Peygamber efendimiz kırk yaşında... Ramazanın...

Muhterem annenin vefatı

Sevgili Peygamberimizin, üç-beş yaşlarında bile...

Eshab-ı kiram

Meymune Binti Hâris

Peygamberimizin hanımlarından. Hazret-i Meymune, Hazret-i Abbas’ın...

Ümm-i Eymen

Peygamberimizin dadısı. Peygamber efendimiz, doğmadan önce...

Mugire-Tebni Su’be

Meşhûr beş dâhiden biri olan...

Hikmetli Sözler

En büyük nimet

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: (Kıyamette...

Kapalı olan kaba su dolma…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i...

Menfaat için yapılan her …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhum...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Peygamber efendimiz, (Şeytan, bir topluluğun, bir cemaatin içine giremez) buyuruyor. Allahü teâlâ doğru yolda olan bir topluluğun içine şeytanın girmesini yasaklamıştır. Salih bir topluluğun içine şeytan giremez. Onları bozamaz, çünkü hepsi aynı şeyi düşünüyor, hedefleri aynıdır. Ancak, dışarıda kalanın veya ayrı düşünenin, kalben iştirak etmeyenin kalbine vesvese vermeye başlar, (Sen haklısın, bunlar bozuk zaten) diyerek onu ve kendine inanları felakete sürükler. Yine Peygamber efendimiz, (Sürüden ayrılan koyunu kurt kapar. İnsanın kurdu da şeytandır) buyuruyor. Yani o topluluktan ayrı konuşmak, ayrı düşünmek, ayrı duygular içinde olmak demek, şeytana yem olmak demektir. Böyle ayrı düşünen kimse, sonunda o insanların düşüncelerine, yaptığı eserlere karşı tenkide yani muhalefete başlar. Muhalefetle de kalmaz, bu sefer, bir müddet sonra, her şeyini borçlu olduğu o kapıya, o mübarek insanlara düşman olur. Kini, garazı öyle artar ki, sonunda bu düşmanlık, din düşmanlığına dönüşür.

Mecnun bir gün kesin karar verir, (Leyla’yı görmeye gidiyorum) der. Devesini hazırlayıp yola çıkar. Leyla’nın köyüne doğru sürmeye başlamış, ama tesadüfen iki üç gün önce de devesi doğurmuş. Tabiî Mecnun bu, yola çıkınca zikirle meşgul olur, deve de bunun zikirle meşgul olduğunu anlayıp sezdirmeden, geri, yavrusunun başına gelir. Mecnun, ne kadar zaman sonra kendine gelince, (Ben neredeyim acaba?) der. (Allah Allah, aynı yerdeyim, bunda bir tuhaflık var, ama dur bakalım, herhâlde biz yanlış yere sürmüşüz) der, tekrar Leyla’nın köyüne deveyi sürer.

Bir müddet gittikten sonra yine zikirle meşgul olur. Deve yine bunun zikirle meşgul olduğunu anlayınca, sessizce dönüp yavrusunun yanına gelir. Mecnun, bir müddet sonra kendine gelince, (Ben nereye geldim acaba, Leyla’nın köyüne geldim mi?) diye bakar, yine aynı yer, (Bunda bir tuhaflık var) diyor. Deveyi nereye sürerse sürsün, deve, yavrusunun yanına gelir. O zaman durumu anlar. Deveye, (Sen kendi aşkınla, ben de kendi aşkımla yanıyorum. Biz seninle bir araya gelemeyeceğiz. Senin âşık olduğun, yavrundur. Benimki ise Leyla’dır. O hâlde biz seninle anlaşamayacağız, ben yayan gideyim bari) der ve yola düşer.

Demek ki, ayrı düşüncelere sahip kimselerin, aynı gaye etrafında toplanmaları imkânsız oluyor.