Küfre düşmek

Küfre düşmek

| M. Ali Demirbaş
Arkadaşsız olmaz!

Arkadaşsız olmaz!

| M.Said Arvas
Kâinatın mükemmelliği...

Kâinatın mükemmelliği...

| Prof. Dr. Ramazan Ayvallı
Üsâme Bin Zeyd

Üsâme Bin Zeyd

Resûlullahın çok sevdiği sahâbîlerden. Peygamber efendimizin Hazret-i Mâriye’den doğan, oğlu Hazret-i İbrâhim, 629 senesinde...

Feyze kavuşmak

Feyze kavuşmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Feyz, nur demektir, Allah sevgisi demektir. Kalbden kalbe gelen, insana Allahü teâlânın razı olduğu şeyleri yaptıran bir...

Bir zaman gelir ki...

Bir zaman gelir ki...

Alışverişte, şübheli şeylerden kaçınmalıdır. Harama yaklaşan zâten âsî, günahkâr olur. Şübhe ettiği şeyleri, Ehl-i sünnet...

Osman Bin Maz'ûn

Osman Bin Maz'ûn

Medîne'de ilk vefât eden muhâcir sahâbî. Osman bin Maz'ûn temiz bir yaratılışa sahipti. İslâmdan önce de...

Bütün organların birbirine ihtiyacı var

Bütün organların birbirine ihtiyacı var

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize hizmet ederken dikkat edilecek iki önemli husus vardır: Birincisi: Ailemize, evladımıza ve emrimiz altında...

Hizmette birlik olmak

Hizmette birlik olmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize, Ehl-i sünnete hizmet edenler, bir vücut gibi olmalıdır. Sadece bir parmak acısa, rahatımız kaçar. O parmağın...

İki yolun farkı

İki yolun farkı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir din büyüğüne kavuşan, her şeye kavuşmuş olur. Böyle bir büyüğe kavuşmayanın işi çok...

Kibir ile geldin tevazu ile gidiyorsun

Kibir ile geldin tevazu ile gidiyorsun

Hindistan Sultanı Mahmut Gaznevi, Delhi de, orduları ile giderken, bacası tüten bir kulübe görür, içeriye girer, bakar ki Ebul Hasen Harkani...

Sâlim Mevlâ Ebû Huzeyfe

Sâlim Mevlâ Ebû Huzeyfe

Kur'ân-ı kerîmi en iyi okuyanlardan. Hazret-i Ebû Bekir zamanında Müseylemet'ül Kezzâb'a karşı yapılan Yemâme...

Her yıl daha kötü olacaktır

Her yıl daha kötü olacaktır

Zamanımızda helâl ve haramı gözetmek, hatta Ebülleys-i Semerkandînin en kolay olan fetvâsına bile uymak çok güc oldu. Bu fetvâya...

Dört büyük halife

Dört büyük halife

Ehl-i sünnet âlimlerine göre halîfelikten konuşmak, dînin esâs bilgilerinden değildir. Yani imana bağlı birşey değildir. Fakat, bazıları...

Kalb, his organlarına t…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kalb, Allahü...

A'meş ve hanımı

İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretlernin arkadaşlarından...

Aliyyül Mürteda

Allahın arslanı ve Resûlullahın dâmâdı. Halifeliği devrinde...

Aklın kapasitesi

Din nakle dayanır. Nakil yolu ile...

Adî Bin Hâtim Tâî

Âilece cömert olan sahâbî. Eshâb-ı kirâm efendilerimiz...

Vücut zehirden arınır

Vücuttaki toksinlerden kurtulmanın yollarından biri de...

Kainatin Efendisi

Ümmetim!.. ümmetim!..

Kâinatın efendisi doğduğu sırada, hazret-i...

O, bu ümmetin Peygamberi…

Şam yönüne gitmekte olan kervandakiler...

O’nun şanı yücedir!

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, sekiz yaşına...

Eshab-ı kiram

Abdullah Bin Selâm

Tevratta Resûlullahın alâmetlerini görüp Müslüman...

Abdullah Bin Ömer

En çok hadîs bilen sahâbîlerden. Abdullah...

Hamne Binti Cahş

Peygamber efendimizin halasının kızı. Ası Ümeyme...

Hikmetli Sözler

Dinimize hizmet, mıknatıs…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İhlâsı...

İhlâs azalınca

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bu...

Allah diyen aziz olur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allah...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Peygamber efendimiz, (Şeytan, bir topluluğun, bir cemaatin içine giremez) buyuruyor. Allahü teâlâ doğru yolda olan bir topluluğun içine şeytanın girmesini yasaklamıştır. Salih bir topluluğun içine şeytan giremez. Onları bozamaz, çünkü hepsi aynı şeyi düşünüyor, hedefleri aynıdır. Ancak, dışarıda kalanın veya ayrı düşünenin, kalben iştirak etmeyenin kalbine vesvese vermeye başlar, (Sen haklısın, bunlar bozuk zaten) diyerek onu ve kendine inanları felakete sürükler. Yine Peygamber efendimiz, (Sürüden ayrılan koyunu kurt kapar. İnsanın kurdu da şeytandır) buyuruyor. Yani o topluluktan ayrı konuşmak, ayrı düşünmek, ayrı duygular içinde olmak demek, şeytana yem olmak demektir. Böyle ayrı düşünen kimse, sonunda o insanların düşüncelerine, yaptığı eserlere karşı tenkide yani muhalefete başlar. Muhalefetle de kalmaz, bu sefer, bir müddet sonra, her şeyini borçlu olduğu o kapıya, o mübarek insanlara düşman olur. Kini, garazı öyle artar ki, sonunda bu düşmanlık, din düşmanlığına dönüşür.

Mecnun bir gün kesin karar verir, (Leyla’yı görmeye gidiyorum) der. Devesini hazırlayıp yola çıkar. Leyla’nın köyüne doğru sürmeye başlamış, ama tesadüfen iki üç gün önce de devesi doğurmuş. Tabiî Mecnun bu, yola çıkınca zikirle meşgul olur, deve de bunun zikirle meşgul olduğunu anlayıp sezdirmeden, geri, yavrusunun başına gelir. Mecnun, ne kadar zaman sonra kendine gelince, (Ben neredeyim acaba?) der. (Allah Allah, aynı yerdeyim, bunda bir tuhaflık var, ama dur bakalım, herhâlde biz yanlış yere sürmüşüz) der, tekrar Leyla’nın köyüne deveyi sürer.

Bir müddet gittikten sonra yine zikirle meşgul olur. Deve yine bunun zikirle meşgul olduğunu anlayınca, sessizce dönüp yavrusunun yanına gelir. Mecnun, bir müddet sonra kendine gelince, (Ben nereye geldim acaba, Leyla’nın köyüne geldim mi?) diye bakar, yine aynı yer, (Bunda bir tuhaflık var) diyor. Deveyi nereye sürerse sürsün, deve, yavrusunun yanına gelir. O zaman durumu anlar. Deveye, (Sen kendi aşkınla, ben de kendi aşkımla yanıyorum. Biz seninle bir araya gelemeyeceğiz. Senin âşık olduğun, yavrundur. Benimki ise Leyla’dır. O hâlde biz seninle anlaşamayacağız, ben yayan gideyim bari) der ve yola düşer.

Demek ki, ayrı düşüncelere sahip kimselerin, aynı gaye etrafında toplanmaları imkânsız oluyor.