Anlamak, kalbe nakşetmek demektir

Anlamak, kalbe nakşetmek demektir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz, (Faydasız ilimden sana sığınırım yâ Rabbî) diye dua ediyor. Bu dua, (Öğrendiklerimizle amel etmeli,...

Ribi Bin Âmir

Ribi Bin Âmir

Eshab-ı kiramın elçilerinden. Hazret-i Ömer'in hilafeti zamanı idi. İslâm adaleti altında müslümanlar, bir taraftan altın devirlerini...

Kimi seversen ahirette onunla berabersin

Kimi seversen ahirette onunla berabersin

Büyüklerle beraber olmak için, onları sevmek yeter. Ancak, hiçbir ibadet yapmayan ve hiçbir günahtan sakınmayan büyükleri asla...

Senin nasibin diyar-ı rum'dadır

Senin nasibin diyar-ı rum'dadır

Niyâzî-i Mısrî, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i...

Feyrûz Bin Deylemî

Feyrûz Bin Deylemî

Yemenli sahâbîlerden. Feyrûz bin Deylemî San’a’da bulunuyordu. Resûlullahın Peygamberliği haberi oraya ulaşınca, Vebr bin...

Sabır ve namazla yardım isteyin!

Sabır ve namazla yardım isteyin!

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Zafere kavuşmanın yolu, sabır ve takvadır. Acele etmemeli, sabretmeli, dili tutmalı. İnsanın selameti, dilini tutmasındadır. İnsan ne...

Kınalızâde Ali Çelebi

Kınalızâde Ali Çelebi

Kınalızâde Ali Çelebi ilk tahsilini doğduğu yer olan Isparta’da yaptıktan sonra İstanbul’a gelir. Burada akrabalarından Kadir Efendi’nin...

Abdullah Bin Ümm-i Mektûm

Abdullah Bin Ümm-i Mektûm

Peygamberimizin müezzinlerinden. Abdullah bin Ümm-i Mektûm, Peygamberimizin İslâmiyeti anlatmaya başladığı ilk zamanlarda îman ile...

Akşam mümin, sabah kâfir!

Akşam mümin, sabah kâfir!

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hakiki bayram, son nefeste Allah diyebilmek, imanla ölmektir. Muteber olan sondur. Son nefeste, Allah demek yerine (Aman doktor, kurtar...

Dünya ve âhiret iyilikleri verilen kimse

Dünya ve âhiret iyilikleri verilen kimse

Peygamber Efendimez, her Müslümanın güzel ahlak sahibi olmasını, herkese iyilik yapmasını, sertlik gööstermeyip yumuşak huylu olmasını emretmiştir....

Sevaba ortak mânevî şirket

Sevaba ortak mânevî şirket

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bu zamanda hak ile bâtıl, imanla küfür, iyi ile kötü karıştı, insanlar bunları ayırt edemez hâle geldi. O...

Bal Tefsiri

Bir gün Peygamber efendimiz aleyhisselam, Eshab-ı...

Neticeyi sebepten bilme…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Mülkü de...

Büyük zatların kıymetin…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı Rabbânî...

Yirmi saniyede mi yapac…

Cüneyd-i Bağdadi hazretlerine bir gün şeytan...

Müslüman nasıl olmalı

Müslümanlar, Allahü teâlânın yasak ettiği, zararlı...

Ebû Hüreyre

En çok hadîs-i şerîf rivâyet eden...

Kainatin Efendisi

Nur’un yaratılması

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, Allahü teâlânın...

Hazret-i Hadice’nin rüya…

Sevgili Peygamberimiz yirmi beş yaşlarında...

Nur’un Amine’ye geçmesi

Kurban edilmekten kurtulan, Abdullah, büluğ...

Eshab-ı kiram

Enes Bin Mâlik

Resûlullahın hizmetçisi. Medîneli çocuklar hem koşuyor...

Reyhane binti Semun

Peygamberimizin hanımlarından. Peygamber efendimiz Hendek savaşından...

Hatîb Bin Ebî Beltea

Peygamber efendimizin elçilerinden. Hazret-i Hâtib, genç...

Hikmetli Sözler

İman etmek ve imanı kuvve…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsan...

Kim sevilir, kim sevilmez…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müslüman...

Karşılık, niyete göredir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: (Ameller...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Mümin suç işlemez, günaha da girmez. Suç işlerse hapse gider, günah işlerse Cehenneme gider. Hukuk dışı hareket edenler bir gün yaptıklarının cezasını çekerler. Devlet, tavşanı kağnı arabasıyla yakalar. Hâlbuki tavşan zıplar gider. Nereye giderse gitsin. Dirisini bulmazsa ölüsünü yakalar.

Müminin en büyük silahı güler yüz, tatlı dildir. Bazen savaşlar cephede değil, masa başında kazanılır veya kaybedilir. Buna diplomasi denir. Diplomasisi güçlü olan bürokratlar, ülkeler, kaybettikleri savaşı o diplomasi bilgisi sayesinde geri alabilirler. Diplomasinin aslı ise güler yüz, tatlı dildir. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.

İnsan bir dostuna mektup göndereceği zaman, bunu zarfa koyar. Zira mektup zarfsız gitmez. Hâlbuki zarf, kullanılıp atılan bir şeydir. Bunun gibi, her hizmetin de mutlaka bir muhafazaya ihtiyacı vardır. Peygamber efendimiz Uhud Muharebesi'nde, (Ben peygamberim, Allah beni korur) demeyip iki zırh giydi, yani sebeplere yapıştı, sonra Allah’a tevekkül etti.

Din düşmanları hangi silahla, hangi iletişim araçlarıyla milletin dinini imanını yıkıyorsa, bizler de aynı vasıtaları kullanmak, buna mukabil hizmeti millete götürmek zorundayız.

Silsile-i aliyye büyüklerinin yolunda dinimize hizmet edilen her yer, ibadet yeridir. Çünkü Allahü teâlâ, neticeye göre karar verir. Bu hizmetlerin de nihâi gayesi ve maksadı, Allahü teâlânın rızasını kazanmak, Onun kullarına iyilik ve hizmet etmektir.

Bu büyükleri tanıdığımız için çok bahtiyarız. Cenab-ı Hakk'ın büyük bir lütfu olan bu nimetin şükrü de, aldığımız bu ilmi, mutlaka başkalarına duyurmaktır. Bunun için de birkaç vasıta vardır. Bunlardan birincisi bu büyüklerin kitaplarıdır. Her yere, her köye yayılmalıdır. İkincisi de, gazete, televizyon, radyo gibi zamanın iletişim vasıtalarıdır. Bunlar gaye değildir, Allahü teâlânın kullarına bir an önce ulaşmak için kullanılacak vasıtalardır. Bir yerden bir yere çabuk gitmek zorundayız. Eğer biz gidemezsek, din düşmanları gidecektir. Geri kalmak, felaket olur. Esas gayemiz, büyüklerin kitaplarında yazılanı nakletmek, yani hiç değiştirmeden yaymaktır. Bu kitaplardaki bir harfi tahrif eden, bir harf ilave eden veya çıkaran, hiç şüphesiz felakete gider.