Küfre düşmek

Küfre düşmek

| M. Ali Demirbaş
Arkadaşsız olmaz!

Arkadaşsız olmaz!

| M.Said Arvas
Kâinatın mükemmelliği...

Kâinatın mükemmelliği...

| Prof. Dr. Ramazan Ayvallı
Hizmetlerde ihlâs esastır

Hizmetlerde ihlâs esastır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Evliya zatlara, Ehl-i sünnet büyüklerine benzemeyen, dine yapılan hizmetlerde faydalı olamaz. Bu yolda muhatap, insanların...

Allah vereni sever

Allah vereni sever

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bizim dinimiz iyilik etmek, şefkat dinidir. Kur’an-ı kerimde, (Muhakkak ki Allah iyilik edenlere yardım eder, verenleri sever)...

Mübarek göğsünün yarılması

Mübarek göğsünün yarılması

Süt anne Halime Hatun anlatır: Server-i âlem bir gün sordu: - Gündüzleri kardeşlerim görünmüyorlar, acaba nerede...

Teslimiyetin önemi

Teslimiyetin önemi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Silsile-i aliyye büyüklerinden birine zerre kadar benzerlik, deryalar dolusu ibadet kadar değerlidir. Çünkü dinin...

Âlim, kitaptan söyleyendir

Âlim, kitaptan söyleyendir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir kimse dinden bahsederken, (Bu bana aittir, bunu ben söyledim) derse, onun karşısına, yine kendinden bahseden bir başka...

Said bin Zeyd

Said bin Zeyd

Cennetle müjdelenenlerden. Saîd bin Zeyd hazretlerinin babası Zeyd bin Amr, İslâmiyetten önce Peygamberimizle görüşürdü....

Hizmette doğruluk esastır

Hizmette doğruluk esastır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: En iyi âlim, kendinden söyleyen, kendine bağlayan değil, muteber kitaplardan nakleden, vasıta olandır. Dinimiz nakil dinidir....

Âhirette asla karışıklık olmaz

Âhirette asla karışıklık olmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Eshab-ı kiram, Peygamber efendimize kavuştuktan sonra, Eshab-ı kiram oldular, gerçek imana kavuştular. Kendi aralarında da hep sohbet...

Es'ad Bin Zürâre

Es'ad Bin Zürâre

Câhiliye devrinde de tek bir Allaha inanan sahâbî. Resûlullah efendimiz, Mekke'de herkesi îmâna da'vet ediyor, İslâm...

Vermezse Mabut

Vermezse Mabut

Sultan Mahmut han, tebdili kıyafet yaparak bir kahveye girer. Yaşlı çaycıya herkesin tıkandı baba diye hitap ettiğini görüp, bu lakabın nereden geldiğini...

Talhâ Bin Ubeydullah

Talhâ Bin Ubeydullah

İlk Müslüman olanlardan. Hazret-i Talhâ bin Ubeydullah, Resûlullah efendimizin; "Talhâ ve Zübeyr, Cennette komşularımdır"...

Makam, mevki arzusu

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz...

Üç şeyi yerine getiren…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Resulullah efendimizin...

Nelere iman edilecek?

İman, dinden olduğu sözbirliği ile bildirilmiş...

Kimi seversen ahirette …

Büyüklerle beraber olmak için, onları sevmek...

Kavmini azab ile korkut…

Sevgili Peygamberimize, peygamberliği bildirildi ve bu...

“Hacer-ül-Esved”in yer…

Resulullah efendimiz otuz beş yaşında iken...

Kainatin Efendisi

En güvenilir kimse...

O; doğru, doğruların doğrusu... Hiçbir...

Hazret-i Hadice’nin rüya…

Sevgili Peygamberimiz yirmi beş yaşlarında...

Güneş artık doğmak üzere!

Artık, sevgili Peygamberimizin yaşları kırka...

Eshab-ı kiram

Ebû Seleme

Tek başına hicret eden sahâbî. Allahü...

Fâtima Binti Esed

Hazret-i Ali’nin annesi. Fâtima binti Esed...

Velîd Bin Velîd

Kardeşleri tarafından işkence gören sahâbî. Velîd...

Hikmetli Sözler

Hüküm neticeye göre veril…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hüküm...

Niyetin önemi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsan...

Cennette beraber olma müj…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Günler...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Müslüman edepli olur. Allah değil, Allahü teâlâ der. Peygamber değil, Peygamber efendimiz der, sallallahü aleyhi ve sellem der. Kur’an değil Kur’an-ı kerim der. Eshâb değil, Eshâb-ı kiram der, radıyallahü anhüm der. Müslüman edebe riayet eder.
İmam-ı Rabbânî hazretleri evliya zatların üstünlüklerini saydıktan sonra, (Bunlar, Peygamber efendimizin sofrasının kırıntılarıdır) buyuruyor. Mektubat-ı Rabbânî'yi okumayan, Resulullah efendimizi, Eshâb-ı kirâmı anlayamaz. İmanın esasını, kimin sevilip kimin sevilmeyeceğini öğrenmek isteyen Mektubat-ı Rabbânî'yi okumalı. Müslüman her şeyden önce Rabbinin sevdiklerini ve sevmediklerini öğrenip, buna dikkat etmelidir.

İmanın şartı altıdır, bunlar inanılacak şeylerdir. İmanın bunlardan da önce gelen asıl iki şartı ise gayba iman ve hubb-i fillah, buğd-i fillahtır. Hubb-i fillah; müminleri, Ehl-i sünnet yolunda olanları, Allahü teâlânın dinine hizmet edenleri sevmektir. Buğd-i fillah, Allahü teâlânın düşmanlarını sevmemektir.

Kâfirleri ve Ehl-i sünnetten ayrılan 72 bid’at fırkasında olanları, Allahü teâlâ sevmez. Biz de sevmeyeceğiz. Fakat sevmek ve sevmemek, kalbde olur. Yoksa sevmemek demek, dövüşmek, kavga çıkarmak demek değildir. İslamiyet’te dövüşmek şöyle dursun, münakaşa etmek bile yoktur. Dostla münakaşa, dostluğu azaltır. Düşmanla münakaşa düşmanlığı arttırır. Münakaşa etmek yasakken, kötü söz söylemek, bedenle dövüşmek hiç olamaz. En büyük günah kalb kırmaktır. Kâfirin dahi kalbini kırmamalı. Güzellikle emr-i maruf yapmalı.

Peygamber efendimiz, bir gün Eshab-ı kiramla birlikte otururken (Şimdi içeriye bir Allah düşmanı girecek) buyurdu. Biraz sonra kapı çaldı. Peygamber efendimiz, kendi kalkarak kapıyı açtı. Gelen kimse çok tanınan, hurma bahçeleri olan bir zattı. Peygamber efendimiz, bu zatla çok yakından ilgilenerek sohbet etti. Daha sonra da kapıya kadar uğurladı. Hazret-i Ömer merakla, (Yâ Resulallah, gelecek dediğiniz Allah düşmanı kim? Daha gelmedi mi?) diye sorunca Peygamber efendimiz, (O Allah düşmanı, biraz önce konuştuğum kişiydi. Ben onu idare ettim. Bana bir düşmanlık yapamazdı, ama yanında birçok Müslüman çalışıyor. İntikamını onlardan almaya kalkardı) buyurdu. Bunun için bizler de Allah düşmanlarını idare etmeliyiz. Fakat dostlara karşı mert olmalıyız.