Hadice-tül Kübra

Hadice-tül Kübra

Peygamberimizin ilk hanımı. Hazret-i Hadice; güzelliği, malı, aklı, iffeti, hayâsı ve edebi ile Arabistan'da büyük şöhreti olan bir...

Nimetin kıymeti elden çıkınca anlaşılır

Nimetin kıymeti elden çıkınca anlaşılır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir padişah, ilk defa denizaşırı bir ülkeye giderken, çok sevdiği kölesini de alarak gemiye biner. Biraz açıldıktan...

Abdullah Bin Zübeyr

Abdullah Bin Zübeyr

Medîne'de muhâcirlerden ilk doğan sahâbî. Abdullah bin Zübeyr, Medîne’de muhâcirlerden ilk dünyaya gelen...

Sarık ve sakal

Sarık ve sakal

Eski elbiseli, fakir ve köse bir alim, bir kadı'nın mahkemesinde alimler sırasında üst sırada oturur. Kadı gerek giyiminden gerese tanımadığından olacak sert...

Müslüman başkalarına zarar vermez!

Müslüman başkalarına zarar vermez!

İslam ahlâkı ile ahlâklanmış, nefsini terbiye etmiş Müslüman, ibâdetini tam yapar. Allahü teâlâya olan şükrân...

Benim sonum ne olacak

Benim sonum ne olacak

Ali Bekka hazretleri çok ağlardı. Öyle ki, gözyaşı tuzlu olduğu için yüzünde aktığı yerde iz bırakmıştı, yani devamlı aktığı için...

Dinin yarısı sabır, yarısı da şükürdür

Dinin yarısı sabır, yarısı da şükürdür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Öfke, sinirlenme ve stres zamanındayız. Dolayısıyla evimizde olsun, işimizde olsun, insanlardan gelen sıkıntılara sabredelim....

Mirac aklın bittiği, imanın başladığı yerdir

Mirac aklın bittiği, imanın başladığı yerdir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir iş, ne kadar sıkıntı içinde olmuşsa, o kadar uzun ömürlü olur. Peygamber efendimiz, (En çok sıkıntıyı ben...

Feyze kavuşmak

Feyze kavuşmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Feyz, nur demektir, Allah sevgisi demektir. Kalbden kalbe gelen, insana Allahü teâlânın razı olduğu şeyleri yaptıran bir...

Mülkün esas sahibi

Mülkün esas sahibi

Bütün nimetlerin, malların hakîkî sâhibi olan Allahü teâlâ, zenginlere verdiği nimetlerin kırkda birini, Müslümanların...

Çalışmanın ödülü

Çalışmanın ödülü

Osmanlı padişahları tebdil-i kıyafetle sık sık halkın arasına girer, onlarla konuşur, insanların ve esnafın ne durumda olduğunu görüp anlamaya çalışırlardı....

Hazret-i Ömer anlayamad…

Bir gün, Hazret-i Ömer, bir yerden...

İki cihan saadeti

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünya ve...

Kur’ân-ı kerîm

Kur’ân-ı kerîmin kelimeleri arabîdir. Fakat, bu...

Niçin yaptın?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünya melundur...

İtaat yoksa, hiçbir şey…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Mıknatıs, saman...

Üsâme Bin Zeyd

Resûlullahın çok sevdiği sahâbîlerden. Peygamber efendimizin Hazret-i...

Kainatin Efendisi

Güneş artık doğmak üzere!

Artık, sevgili Peygamberimizin yaşları kırka...

Nur’un temiz alından temi…

Âdem aleyhisselamın alnına nakşedilen bu...

Hazret-i Hadice ile evlen…

Hazret-i Hadice validemiz, Varaka bin...

Eshab-ı kiram

Sâlim Mevlâ Ebû Huzeyfe

Kur'ân-ı kerîmi en iyi okuyanlardan. Hazret-i...

Aişe-i Sıddıka

Peygamberimizin hanımlarından. Hazret-i Aişe validemiz, küçük...

Ebû Hüreyre

En çok hadîs-i şerîf rivâyet...

Hikmetli Sözler

İyilik etmenin zirvesi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: (Men...

Rızıkların daralması

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsanlar...

Uyum içinde olmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Müslüman edepli olur. Allah değil, Allahü teâlâ der. Peygamber değil, Peygamber efendimiz der, sallallahü aleyhi ve sellem der. Kur’an değil Kur’an-ı kerim der. Eshâb değil, Eshâb-ı kiram der, radıyallahü anhüm der. Müslüman edebe riayet eder.
İmam-ı Rabbânî hazretleri evliya zatların üstünlüklerini saydıktan sonra, (Bunlar, Peygamber efendimizin sofrasının kırıntılarıdır) buyuruyor. Mektubat-ı Rabbânî'yi okumayan, Resulullah efendimizi, Eshâb-ı kirâmı anlayamaz. İmanın esasını, kimin sevilip kimin sevilmeyeceğini öğrenmek isteyen Mektubat-ı Rabbânî'yi okumalı. Müslüman her şeyden önce Rabbinin sevdiklerini ve sevmediklerini öğrenip, buna dikkat etmelidir.

İmanın şartı altıdır, bunlar inanılacak şeylerdir. İmanın bunlardan da önce gelen asıl iki şartı ise gayba iman ve hubb-i fillah, buğd-i fillahtır. Hubb-i fillah; müminleri, Ehl-i sünnet yolunda olanları, Allahü teâlânın dinine hizmet edenleri sevmektir. Buğd-i fillah, Allahü teâlânın düşmanlarını sevmemektir.

Kâfirleri ve Ehl-i sünnetten ayrılan 72 bid’at fırkasında olanları, Allahü teâlâ sevmez. Biz de sevmeyeceğiz. Fakat sevmek ve sevmemek, kalbde olur. Yoksa sevmemek demek, dövüşmek, kavga çıkarmak demek değildir. İslamiyet’te dövüşmek şöyle dursun, münakaşa etmek bile yoktur. Dostla münakaşa, dostluğu azaltır. Düşmanla münakaşa düşmanlığı arttırır. Münakaşa etmek yasakken, kötü söz söylemek, bedenle dövüşmek hiç olamaz. En büyük günah kalb kırmaktır. Kâfirin dahi kalbini kırmamalı. Güzellikle emr-i maruf yapmalı.

Peygamber efendimiz, bir gün Eshab-ı kiramla birlikte otururken (Şimdi içeriye bir Allah düşmanı girecek) buyurdu. Biraz sonra kapı çaldı. Peygamber efendimiz, kendi kalkarak kapıyı açtı. Gelen kimse çok tanınan, hurma bahçeleri olan bir zattı. Peygamber efendimiz, bu zatla çok yakından ilgilenerek sohbet etti. Daha sonra da kapıya kadar uğurladı. Hazret-i Ömer merakla, (Yâ Resulallah, gelecek dediğiniz Allah düşmanı kim? Daha gelmedi mi?) diye sorunca Peygamber efendimiz, (O Allah düşmanı, biraz önce konuştuğum kişiydi. Ben onu idare ettim. Bana bir düşmanlık yapamazdı, ama yanında birçok Müslüman çalışıyor. İntikamını onlardan almaya kalkardı) buyurdu. Bunun için bizler de Allah düşmanlarını idare etmeliyiz. Fakat dostlara karşı mert olmalıyız.