Allah'tan utanandan her şey utanır

Allah'tan utanandan her şey utanır

Ma'rûf-ı Kerhi Hazretlerinin bir dayısı şehrin vâlisi idi. Vâli, bir gün şehrin kenar mahallelerini dolaşıyordu. Ma'rûf'u bir kenarda...

Allahü teâlânın mümine verdiği hediyeler

Allahü teâlânın mümine verdiği hediyeler

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hastalık, fakirlik, iftiraya uğramak gibi dert ve belalar, kemend-i mahbubdur. Yani Allahü teâlânın, sevdiklerinin boynuna,...

Müslümanın gayesi

Müslümanın gayesi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir işin sonunda Allahü teâlânın rızası yoksa, bu iş niye yapılır ve niye birbirine bu tavsiye edilir ki?...

Ümm-i Şerik

Ümm-i Şerik

Devsli muhacir hanım sahabîlerden. Devs’de müslüman olan Ümm-i Şerik, kendisiyle birlikte hicret edecek bir arkadaş bulamamıştı....

Bir şeye düşkün olmak

Bir şeye düşkün olmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ, peygamberleri vasıtasıyla kendi rızasına götüren bir yol vermiştir. Bu yolun ismi dindir. Her...

Güneş artık doğmak üzere!

Güneş artık doğmak üzere!

Artık, sevgili Peygamberimizin yaşları kırka doğru ilerlemekte...Nübüvvetin tebliği yaklaşmakta... Alametler de tek tek ortaya...

Damar sertliği ve kolesterole iyi gelir

Damar sertliği ve kolesterole iyi gelir

Erzurum Tıp Fakültesi’nde, oruç tutanlar üzerinde yapılan bir araştırma da ilmî olarak orucun faydalarını ortaya koymuştur. Prof. Dr. Münip...

Manevi değerlere hürmet

Manevi değerlere hürmet

Müslümanlar, birbirine hurmet eder, yardıma koşar. Din yolunda ve dünya işlerinde sıkıntıda görünce kurtarırlar. Ramazân-ı şerîfe, oruc...

Muaz bin cebel

Muaz bin cebel

Helâl ve harâmı iyi bilen sahâbî. Peygamber efendimiz Müslüman beldelerine vâli ve zekât tahsil memurları gönderdiği...

Sâbit Bin Kays

Sâbit Bin Kays

Peygamber efendimizin hatîblerinden. 630 senesinde henüz Müslüman olmamış Benî Temim kabîlesinden 80-90 kişilik bir heyet, Peygamber...

Sümâme Bin Üsâl

Sümâme Bin Üsâl

Yemâme kabîlesi reisi. Hicretten sonra Medîne'de İslâmiyet hızla yayılıyordu. İslâm güneşi gittikçe daha fazla insanı...

Vahşî

Yalancı peygamber Müseyleme’yi öldüren sahabî. Vahşî, Hazret-i...

Oruçla, vücut istirahat…

Beslenme biçimi ile orucun sağlık için...

Ameller, niyete bağlıdı…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimizde esas...

Muaz bin cebel

Helâl ve harâmı iyi bilen sahâbî. Peygamber...

Başarının ana sırrı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Din büyüklerimiz...

Bereket Duâsı

“Ruh-ul-beyan” da diyor ki, “Eshâb-ı Kehfin...

Kainatin Efendisi

Zulüm, had safhadaydı...

Yeryüzünün merkezi olan mübarek Mekke’de...

Süt anne Halime Hatun

Amine validemiz, nurlu yavrusunu kucağına...

Mübarek göğsünün yar…

Süt anne Halime Hatun anlatır: Server-i...

Eshab-ı kiram

Ebû Seleme

Tek başına hicret eden sahâbî. Allahü...

Cafer-i Tayyar

Cennete uçarak giden sahâbî. Peygamber efendimiz...

Ebû Dücâne

Resûlullah efendimizin fedâisi. Uhud harbinde sevgili...

Hikmetli Sözler

Büyüklerin gözünden düşme…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Mevlana...

Başarının ana sırrı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Din...

Bir şeye düşkün olmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Merhum hocamız, (Kibir her iyiliğe engeldir) buyururdu. Bir kimsede kibir olup olmadığı, istişare edip etmemesiyle, müşkülünü sorup sormamasıyla da anlaşılır. Soran, tevazu ehlidir, sormayanda ise kibir vardır.

Allahü teâlâ, şeytanı, az ibadet ettiği için değil, kibrinden ötürü kovdu. Şeytanın ilmi çoktu, meleklerin hocasıydı. İbadeti de çoktu. Gökyüzünde namaz kılmadığı, ibadet etmediği bir karış yer yoktu. İlmi ve ibadeti çok olduğu hâlde, kibri yüzünden Cehennemlik oldu. Bu bakımdan, bir kimsenin çok ibadet yapmasına, çok takva ehli gibi görünmesine aldanmamalı. Zira Peygamber efendimiz; (Allahü teâlâ insanların, şekline ve ameline bakmaz, kalbine ve niyetine bakar) buyuruyor.

Biri, mübarek bir zata bağlanır. O zatın dergâhına gidip gelmeye başlar. Fakat yine dergâha gittiği bir gün, dergâhtaki büyük bir köpek, önüne çıkar, havlamaya başlar ve onu içeri bırakmaz. Mübarek zat da, merakla pencereden bakar. Köpek içeri almayınca, talebe köpeğe bağırır, (Ey köpek, yeter yahu! Sen de bu dergâhın köpeğisin, ben de… Köpeğin köpeğe bunu yapması reva mı!) der. Köpek kuyruğunu indirip gider. Talebe içeri girince hocası, onu ve diğer bütün eski talebelerini çağırır. (Bana kâğıt kalem getirin) der. İcazetini yazıp, o talebenin eline verir, (Evladım, senin işin tamam. Benim vekilimsin. Artık benim sana verecek bir şeyim kalmadı) buyurur. Herkes şaşırır, çünkü dergâha intisap edeli henüz çok az bir zaman olmuştur. O talebe, bunun üzerine, (Efendim, ben bir şey bilmiyorum. Bu icazeti neye istinaden verdiniz?) diye sorar. Hocası buyurur ki:
(Evladım, bu dergâhın vazifesi, insanlara tevazuyu öğretmek, onları kibirden kurtarmaktır. Sen ki, bu tekkenin köpeği ile kendini bir tuttun, artık sana verilecek bir şey kalmadı. Sen nereye gitsen, Allahü teâlânın feyzinden istifade edersin. İlim sana verilir, sen her şeyi öğrenirsin, her şeyi yaparsın. Sen artık hem kendini, hem de sana mensup olanları kurtarırsın. Artık benden bir şey almana gerek yok, çünkü zaten hepsi kitaplarda var. Bizim burada maksadımız insanları, evliya yapmak, âlim yapmak değil, o kapıyı açmaktır. Artık kapın açıldı, yolun açık olsun!)