Mümin ilaç gibidir

Mümin ilaç gibidir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müminin yemeği, ikramı, siması, kelamı şifadır. Bir gün merhum hocamız, sohbet ederken, (Efendim, buraya gelmeden önce başım...

O, bu ümmetin Peygamberi!

O, bu ümmetin Peygamberi!

Şam yönüne gitmekte olan kervandakiler, âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimizin üzerinde, O’nu gölgeleyen bir bulutun...

Azm-ü, cezm-ü kast eyledük

Azm-ü, cezm-ü kast eyledük

Ramazan başında Darulhilâfe, Derseadet (hilâfet merkezi İstanbul) gibi İslâm toprakları yer yer süslenmiş, ramazan öncesinde karanlık olan...

Niyetsiz ibâdet olamaz

Niyetsiz ibâdet olamaz

Niyetsiz, ibâdet olamaz. Resûlullaha “sallallahü aleyhi ve sellem” tâbi’ olmak için, önce iman etmek, sonra ahkâm-ı...

Hizmet için üç şart

Hizmet için üç şart

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İslamiyet’e hizmet edecek kişinin üç şarta haiz olması lazımdır: Birincisi, sevimli yani güler yüzlü,...

Bahri Dede ve Zigetvar’ın fethi

Bahri Dede ve Zigetvar’ın fethi

Avusturya arşidükü Maksimilyan, İstanbul Antlaşması’nı bozmuş, vergisini ödememiş üstelik de Erdel’e girmişti. Bunun üzerine, Kanuni...

Mazarratlı harfler kaçtır?

Mazarratlı harfler kaçtır?

Zamanın akıllı geçinenlerinden güngörmüş bir zâtın yolu bir gün bîmarhâneye (ruh ve sinir hastalıkları hastahânesine)...

Ukayl Bin Ebi Tâlib

Ukayl Bin Ebi Tâlib

Hazret-i Ali'nin abisi. Hazret-i Ukayl Peygamberimizin amcası Ebû Tâlib'in dört oğlundan ikincisidir. Başlangıcından beri İslâma yakınlık...

Önce ölmek, sonra olmak

Önce ölmek, sonra olmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Cüneyd-i Bağdadi hazretleri, hocası hayattayken, edebinden tam 30 yıl vaaz ve nasihat etmemişti. Bir gün rüyasında Resulullah...

İhsan eden ihsan görür

İhsan eden ihsan görür

Kıyamet günü bir müslümanın hesabı görülüyor, günah sevap tarafı tam denk geliyor. Melekler her şeyi bilen Allahü...

Kaza ve kaderin mahiyeti

Kaza ve kaderin mahiyeti

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsanların çeşitli zamanlarda kendi istekleriyle, tercihleriyle yapacağı şeyleri, Allahü teâlânın ezelde bilmesine...

Dinin yarısı sabır, yar…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Öfke, sinirlenme...

Cafer-i Tayyar

Cennete uçarak giden sahâbî. Peygamber efendimiz, 36...

Arkadaş seçerken

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Salih insanlarla...

Başarının ana sırrı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Din büyüklerimiz...

İhlâs olmazsa

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ...

Müslümanın üç göre…

Allahü teâlâ islâm dînini, her memlekette...

Kainatin Efendisi

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce...

Nur’un temiz alından temi…

Âdem aleyhisselamın alnına nakşedilen bu...

Dünya karanlığa gömül…

Fahr-i kâinat efendimiz doğmadan önce...

Eshab-ı kiram

Seleme Bin Ekvâ

Piyâdelerin en hayırlısı. Hudeybiye anlaşmasının yapıldığı...

Ebû Lübâbe

Tevbesi ile meşhûr sahâbî. İslâmın nûrunu...

Kâ'b Bin Mâlik

Peygamber efendimizin şâirlerinden. Kâ'b bin Mâlik...

Hikmetli Sözler

Saadetin başı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir...

Orucun ve iftiraya uğrama…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Günlerin...

Âhirette kurtulmanın ilk …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: (Allahü...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Merhum hocamız, (Kibir her iyiliğe engeldir) buyururdu. Bir kimsede kibir olup olmadığı, istişare edip etmemesiyle, müşkülünü sorup sormamasıyla da anlaşılır. Soran, tevazu ehlidir, sormayanda ise kibir vardır.

Allahü teâlâ, şeytanı, az ibadet ettiği için değil, kibrinden ötürü kovdu. Şeytanın ilmi çoktu, meleklerin hocasıydı. İbadeti de çoktu. Gökyüzünde namaz kılmadığı, ibadet etmediği bir karış yer yoktu. İlmi ve ibadeti çok olduğu hâlde, kibri yüzünden Cehennemlik oldu. Bu bakımdan, bir kimsenin çok ibadet yapmasına, çok takva ehli gibi görünmesine aldanmamalı. Zira Peygamber efendimiz; (Allahü teâlâ insanların, şekline ve ameline bakmaz, kalbine ve niyetine bakar) buyuruyor.

Biri, mübarek bir zata bağlanır. O zatın dergâhına gidip gelmeye başlar. Fakat yine dergâha gittiği bir gün, dergâhtaki büyük bir köpek, önüne çıkar, havlamaya başlar ve onu içeri bırakmaz. Mübarek zat da, merakla pencereden bakar. Köpek içeri almayınca, talebe köpeğe bağırır, (Ey köpek, yeter yahu! Sen de bu dergâhın köpeğisin, ben de… Köpeğin köpeğe bunu yapması reva mı!) der. Köpek kuyruğunu indirip gider. Talebe içeri girince hocası, onu ve diğer bütün eski talebelerini çağırır. (Bana kâğıt kalem getirin) der. İcazetini yazıp, o talebenin eline verir, (Evladım, senin işin tamam. Benim vekilimsin. Artık benim sana verecek bir şeyim kalmadı) buyurur. Herkes şaşırır, çünkü dergâha intisap edeli henüz çok az bir zaman olmuştur. O talebe, bunun üzerine, (Efendim, ben bir şey bilmiyorum. Bu icazeti neye istinaden verdiniz?) diye sorar. Hocası buyurur ki:
(Evladım, bu dergâhın vazifesi, insanlara tevazuyu öğretmek, onları kibirden kurtarmaktır. Sen ki, bu tekkenin köpeği ile kendini bir tuttun, artık sana verilecek bir şey kalmadı. Sen nereye gitsen, Allahü teâlânın feyzinden istifade edersin. İlim sana verilir, sen her şeyi öğrenirsin, her şeyi yaparsın. Sen artık hem kendini, hem de sana mensup olanları kurtarırsın. Artık benden bir şey almana gerek yok, çünkü zaten hepsi kitaplarda var. Bizim burada maksadımız insanları, evliya yapmak, âlim yapmak değil, o kapıyı açmaktır. Artık kapın açıldı, yolun açık olsun!)