Küfre düşmek

Küfre düşmek

| M. Ali Demirbaş
Arkadaşsız olmaz!

Arkadaşsız olmaz!

| M.Said Arvas
Kâinatın mükemmelliği...

Kâinatın mükemmelliği...

| Prof. Dr. Ramazan Ayvallı
İhtiyaçsızlık, azgınlığa sebep olur

İhtiyaçsızlık, azgınlığa sebep olur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Küfürden sonra en büyük felaket ve günah, kibirdir. Büyüklerimiz, (Günaha bir tevbe yeter,...

Kurbanlık oğul

Kurbanlık oğul

Abdülmuttalib’in, Zemzem kuyusunu kazdıktan sonra şanı ve şöhreti daha çok arttı. Aradan yıllar geçti. Cenab-ı Hak, gönlünün...

Sâlim Mevlâ Ebû Huzeyfe

Sâlim Mevlâ Ebû Huzeyfe

Kur'ân-ı kerîmi en iyi okuyanlardan. Hazret-i Ebû Bekir zamanında Müseylemet'ül Kezzâb'a karşı yapılan Yemâme...

Boş eve hırsız niye girsin!..

Boş eve hırsız niye girsin!..

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kim, kimi severse, âhirette onunla beraber olacaktır. Bütün arzumuz ve ümidimiz, yollarında dinimize hizmetle...

Mallarımız ve çocuklarımız

Mallarımız ve çocuklarımız

Dünya işleri, âhıret için çalışmağa mani olmamalıdır. Âhıret için ticaret yeri câmi’lerdir. Münâfıkûn...

İnsan tek başına kurtulamaz

İnsan tek başına kurtulamaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsan birkaç saniye bile olsa, elini ateşe süremez. Kibrit alevi bile, insanın canını yakmaya yeter. Âdem aleyhisselam...

Herkesin alın yazısı kendi icraatıdır

Herkesin alın yazısı kendi icraatıdır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kur'an-ı kerimde mealen, (Herkes kendine uygun olan işi yapar) buyuruluyor. İnsanlar iki gruba ayrılır: Yapıcı ve yıkıcı. Dolayısıyla...

Fatih ve Hocazade

Fatih ve Hocazade

Sultan Mehmed Han (Fâtih) Osmanlı tahtına oturup da onun âlimlere muhabbeti ve lütf-u ihsânı ün salınca ve çevresine zamânının meşhur...

Korkma!

Korkma!

Sinop'ta medfûn bulunan ve Takıyyüddîn Ebû Bekr Kefevî'nin talebesi olan Mahmûd Kefevî hocasının şu kerâmetini...

Meymune Binti Hâris

Meymune Binti Hâris

Peygamberimizin hanımlarından. Hazret-i Meymune, Hazret-i Abbas’ın hanımı Ümm-i Fadl’ın kızkardeşi idi. İlk önce cahiliyye devrinde Mesud bin Amr...

Herkese iyilik ederler

Herkese iyilik ederler

Müslüman güzel ahlâk sahibi örnek bir insandır, son derece mütevâzi,alçak gönüllüdür. Kendisine başvuran...

Şehid olarak ölebilme…

Hergün yirmibeş kere “Allahümme bârik lî...

Feyze kavuşmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Feyz, nur...

Namaz ve kurtulan tücca…

Atlı bir eşkıya, Şam ile Medine...

Cennet ve Cehennem

Kıyâmet günü Allahü teâlânın izni ile...

Hâlid Bin Velid

Allahın kılıcı lâkabı ile tanınan kumandan...

Gelmeyene git, vermeyen…

İslâm ahlâkı ile ahlâklanmış bir Müslümanın...

Kainatin Efendisi

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce...

Nur’un yaratılması

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, Allahü teâlânın...

Zemzem kuyusu

Dede Abdülmuttalib’e, bir gün rüyasında...

Eshab-ı kiram

Seddad Bin Evs

Ailece müslüman olan sahabilerden. Seddad bin...

Abdullah Bin Huzâfe

Resûlullahın elçilerinden. Peygamber efendimiz, Hudeybiye antlaşmasından...

Abdullah Bin Ebi Bekr-i S…

Hazret-i Ebû Bekir’in oğlu. Zekî ve...

Hikmetli Sözler

Gerçek hayat, öldükten so…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müslüman...

Hakiki bayram nasıl olur?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü...

Eden kendine eder

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müminin...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Bir kimse dinden bahsederken, (Bu bana aittir, bunu ben söyledim) derse, onun karşısına, yine kendinden bahseden bir başka “ben” çıkacaktır. Sonuçta da ben diyenler, birbirleriyle münakaşa edip, fitne çıkarırlar. Hâlbuki tasavvuf büyükleri, ilmin zirvesinde olmalarına rağmen, kendilerinden zerre kadar bir şey eklemeyip, hep hocalarından nakletmişlerdir. O büyüklerin yolunun esası budur. Onun için bu yolu takip edenlerde fitne olmaz.

Bu yüzden, bu büyüklerin yolunda dinimize hizmet ederken, sakın ola ki, kendimizi, kendi açıklamamızı karıştırmamalıyız. Aksi hâlde, bir başkası da o bilgiyi açıklamaya kalkar. Ama sadece bu büyüklerin sözlerinden nakledersek, hiç kimse bir şey diyemez. Kaset bandı gibi olmalıyız. Boş bir kaset bandında hiç ses yoktur. Eğer bir şey kaydedilirse, o sesi muhafaza eder. Düğmeye basıldığı zaman da, kaydedilen her ne ise sadece onu söyler, hiç ekleme yapmaz.

Makbul insan, Kur’an’dan, hadisten kendi anladığını söyleyen değil, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından nakledendir. İmam-ı Şâfiî hazretlerine, (İmam-ı Mâlik nasıl bir zattı?) diye sorduklarında, şu cevabı verir:
(Çok büyük âlimdi. Bir gün yanındaydım, kendisine otuz küsur soru sordular, yirmi beşine cevap verdi, diğerlerine “Bilmiyorum” dedi. “Bilmiyorum” demesi, onun büyük âlim olduğunu gösterir. O kadar insanın arasında, “Bilmiyorum” diyerek nefsini kırdı. Kaldı ki kanaatime göre onları da biliyordu. Fakat büyük bir İslam âlimi olduğu için, zerre kadar tereddütte olması itibarıyla, cevaplandırmadı. Kaynağını arayıp, kaynağından söylemek için bilmiyorum dedi.)

Şimdi herkes allâme oldu. Üç beş yıllık bir okul bitiren, etiketi olan her şeyi öğrendiğini zannedip, aklınca fetva veriyor ve mantık yürütüyor. Dinde mantık yürütülmez. Peygamber efendimiz neyi bildirmişse, hakiki âlimler nasıl açıklamışsa, din odur. Çünkü Kur’an-ı kerim, bizlere değil, Ona inzal oldu. Kur’an-ı kerimi ve Allahü teâlânın muradını bilen, Peygamber efendimizdir. Kur’an-ı kerimi hadis-i şeriflerle, yaşayışıyla ve ahlâkıyla tefsir etmiştir. Kim Resulullah efendimize tâbi olursa, Kur’ân-ı kerime tâbi olmuş olur. Kur’an-ı kerime tâbi olan da, Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uymuş olur. İşte ibadet de budur. Kendi arzu ettiğine uymak, kendi arzu ettiği için hizmet etmek, çalışmak, ibadet değildir. İbadet, Rabbimizin emir ve yasaklarına Onun rızası için uymaktır.