Küfre düşmek

Küfre düşmek

| M. Ali Demirbaş
Arkadaşsız olmaz!

Arkadaşsız olmaz!

| M.Said Arvas
Kâinatın mükemmelliği...

Kâinatın mükemmelliği...

| Prof. Dr. Ramazan Ayvallı
Bir ağadır gidiyor!..

Bir ağadır gidiyor!..

Osmanlı’nın en önemli devlet adamlarından Sadrazam Koca Ragıp Mehmed Paşa’dan çok bahsedildi. Paşa, Devlet-i Osmani’nin neredeyse bütün...

Mugire-Tebni Su’be

Mugire-Tebni Su’be

Meşhûr beş dâhiden biri olan Sahâbî. Meşhûr Arap dâhilerinden Mugîre der ki: Biz Araplar içinde, dînine son...

Hizmetlerde ihlâs esastır

Hizmetlerde ihlâs esastır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Evliya zatlara, Ehl-i sünnet büyüklerine benzemeyen, dine yapılan hizmetlerde faydalı olamaz. Bu yolda muhatap, insanların...

Her hastalığa devâ

Her hastalığa devâ

Ülkemizde Prof. Dr. Münip Yeğin ve arkadaşları tarafından yapılan “İslamî Oruç Üzerinde Biyokimyasal Bir Araştırma” adıyla yayınlanan...

Kıymet bilmek

Kıymet bilmek

Suda yaşayan balık suyun kıymetini bilmez, sudan çıkarılınca suya kavuşmak için çırpınıp durur. İnsanlar da böyledir. Mevcut nimetlerin...

Asıl cömertlik

Asıl cömertlik

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsanların gönlüne hoş gelsin diye elindekileri dağıtmak cömertlik sayılsa da, asıl cömertlik, başkalarının da imana...

Âhirette kurtulmanın ilk şartı

Âhirette kurtulmanın ilk şartı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: (Allahü teâlânın bir kulunu sevmediğinin alameti, o kulun mâlâyâni ile uğraşmasıdır) hadis-i şerifinde...

Sıkıntıdan kurtulmak için

Sıkıntıdan kurtulmak için

(Yâ Allah-ür-rakîb-ül-hafîz-ür-rahîm. Yâ...

Dindar olanı tercih

Dindar olanı tercih

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bileşik kaplardan birine su döküldüğü zaman, su diğer tüpe geçer, ondan sonra tekrar bu tüpe gelir....

Güzel ahlâkın kalbe yerleşmesi

Güzel ahlâkın kalbe yerleşmesi

Allahü teâlâ insanda üç şey yarattı: Akıl, kalb ve nefs. Bunların hiçbiri görülmez. Varlıklarını eserleri ile, yaptıkları işlerle ve dînimizin bildirmesi ile...

Kâinattan haberimiz var mı?

Kâinattan haberimiz var mı?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsan vücuduna ait hiçbir şeyden haberimiz olmadığı gibi, kâinattan da haberimiz yoktur. Allahü teâlâ...

Damar sertliğine birebi…

Orucun insan sağlığına tesîri, sayılamayacak kadar...

Fitneden korunmak için

Fitneden korunmak için, “Allahümme innî eûzü-bike...

Şehid olarak ölebilme…

Hergün yirmibeş kere “Allahümme bârik lî...

Ehli sünnet âlimleri

Kur’ân-ı kerîmden ve hadis-i şeriflerden çıkarılan...

Âsım Bin Sâbit

Arıların koruduğu sahâbî. Asr-ı saâdette küfür ve...

Kâ'b Bin Mâlik

Peygamber efendimizin şâirlerinden. Kâ'b bin Mâlik, babasının...

Kainatin Efendisi

Nur’un temiz alından temi…

Âdem aleyhisselamın alnına nakşedilen bu...

Zemzem kuyusu

Dede Abdülmuttalib’e, bir gün rüyasında...

Güneş artık doğmak üzere!

Artık, sevgili Peygamberimizin yaşları kırka...

Eshab-ı kiram

Ümm-i Eymen

Peygamberimizin dadısı. Peygamber efendimiz, doğmadan önce...

Ebüdderdâ

Kâdılık yapan sahâbîlerden. Ebüdderdâ hazretleri, Bedir...

Ebû Eyyûb-el Ensârî

Mihmândâr-ı Resûlullah. En güzel günleri başlatacak...

Hikmetli Sözler

İki türlü ölüm

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İki...

Dünya bizi terk etmeden b…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Mübarek...

Evliyaya derece vermek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Rahmet-i...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Bir kimse dinden bahsederken, (Bu bana aittir, bunu ben söyledim) derse, onun karşısına, yine kendinden bahseden bir başka “ben” çıkacaktır. Sonuçta da ben diyenler, birbirleriyle münakaşa edip, fitne çıkarırlar. Hâlbuki tasavvuf büyükleri, ilmin zirvesinde olmalarına rağmen, kendilerinden zerre kadar bir şey eklemeyip, hep hocalarından nakletmişlerdir. O büyüklerin yolunun esası budur. Onun için bu yolu takip edenlerde fitne olmaz.

Bu yüzden, bu büyüklerin yolunda dinimize hizmet ederken, sakın ola ki, kendimizi, kendi açıklamamızı karıştırmamalıyız. Aksi hâlde, bir başkası da o bilgiyi açıklamaya kalkar. Ama sadece bu büyüklerin sözlerinden nakledersek, hiç kimse bir şey diyemez. Kaset bandı gibi olmalıyız. Boş bir kaset bandında hiç ses yoktur. Eğer bir şey kaydedilirse, o sesi muhafaza eder. Düğmeye basıldığı zaman da, kaydedilen her ne ise sadece onu söyler, hiç ekleme yapmaz.

Makbul insan, Kur’an’dan, hadisten kendi anladığını söyleyen değil, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından nakledendir. İmam-ı Şâfiî hazretlerine, (İmam-ı Mâlik nasıl bir zattı?) diye sorduklarında, şu cevabı verir:
(Çok büyük âlimdi. Bir gün yanındaydım, kendisine otuz küsur soru sordular, yirmi beşine cevap verdi, diğerlerine “Bilmiyorum” dedi. “Bilmiyorum” demesi, onun büyük âlim olduğunu gösterir. O kadar insanın arasında, “Bilmiyorum” diyerek nefsini kırdı. Kaldı ki kanaatime göre onları da biliyordu. Fakat büyük bir İslam âlimi olduğu için, zerre kadar tereddütte olması itibarıyla, cevaplandırmadı. Kaynağını arayıp, kaynağından söylemek için bilmiyorum dedi.)

Şimdi herkes allâme oldu. Üç beş yıllık bir okul bitiren, etiketi olan her şeyi öğrendiğini zannedip, aklınca fetva veriyor ve mantık yürütüyor. Dinde mantık yürütülmez. Peygamber efendimiz neyi bildirmişse, hakiki âlimler nasıl açıklamışsa, din odur. Çünkü Kur’an-ı kerim, bizlere değil, Ona inzal oldu. Kur’an-ı kerimi ve Allahü teâlânın muradını bilen, Peygamber efendimizdir. Kur’an-ı kerimi hadis-i şeriflerle, yaşayışıyla ve ahlâkıyla tefsir etmiştir. Kim Resulullah efendimize tâbi olursa, Kur’ân-ı kerime tâbi olmuş olur. Kur’an-ı kerime tâbi olan da, Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uymuş olur. İşte ibadet de budur. Kendi arzu ettiğine uymak, kendi arzu ettiği için hizmet etmek, çalışmak, ibadet değildir. İbadet, Rabbimizin emir ve yasaklarına Onun rızası için uymaktır.