Dua almaya çalışmalı

Dua almaya çalışmalı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ubeydullah-i Ahrar hazretlerine, bu makama nasıl kavuştuğu sorulunca buyurur ki: (Yalnız, Allahü teâlânın kullarına...

Bir şeye düşkün olmak

Bir şeye düşkün olmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ, peygamberleri vasıtasıyla kendi rızasına götüren bir yol vermiştir. Bu yolun ismi dindir. Her...

Mümin kalb kırmaz

Mümin kalb kırmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İyilik eden mutlaka karşılığını görür. Ettiği iyilik sonunda dönüp dolaşıp geri gelir. Yeter ki biz iyiliği karşılıksız...

İtalya'da Bir Yeniçeri

İtalya'da Bir Yeniçeri

Bir Osmanlı Yeniçeri’si 1683’deki Viyana Kuşatması’nın hemen ardından bir yeniçeri İtalya’ya geçip yerleşir. İl Turco olarak...

Kalb nasıl temiz olur?

Kalb nasıl temiz olur?

Kalbi, ruhu hasta eden kötü huylardır. İnsana dünyada ve âhırette zarar veren her şey, kötü ahlâktan meydana gelmektedir. Yâni...

Başarının ana sırrı

Başarının ana sırrı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Din büyüklerimiz, bize ne söylenmişse, onu en iyi yapmaya çalışmanın önemini, ama kendi kafamıza göre asla...

Dıhye-i Kelbî

Dıhye-i Kelbî

Cebrâil aleyhisselâmın, şekline girdiği sahâbî. Dıhye-i Kelbî ticâretle meşgul olup, çok zengindi. Kabîlesinin reisiydi....

İki yolun farkı

İki yolun farkı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir din büyüğüne kavuşan, her şeye kavuşmuş olur. Böyle bir büyüğe kavuşmayanın işi çok...

Dünya ve âhıret

Dünya ve âhıret

İman ile küfür birbirlerine zıd olduğu gibi, âhıret de, dünyanın zıddıdır. Dünya ve âhıret bir araya getirilemez. Dünya, dinimize...

İyiliğin peşinden imtihan gelir

İyiliğin peşinden imtihan gelir

Salih bir zat vardı. Çok cömertti. Elinde avucundakileri muhtaçlara dağıttığı gibi, yardım isteyen fakirler olursa, onlara belli etmeden, başkalarından...

O’nun şanı yücedir!

O’nun şanı yücedir!

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, sekiz yaşına kadar dedesinin yanında büyüdü. Dedesi Abdülmuttalib, Mekke’de sevilen ve çeşitli işleri...

İyi arkadaş bulmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz...

Dert ve beladan zevk al…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Büyüklerin başına...

Kafiriler sevilir mi?

Müminin kâfiri sevmesi üç dürlü olur...

Kalbi kırıkların duası …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz...

Aklı olan karı koca bir…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz...

Git, sebeplere yapış

Bir şahıs, heyecan ve ızdırapla, Cafer-i...

Kainatin Efendisi

Dünya karanlığa gömül…

Fahr-i kâinat efendimiz doğmadan önce...

Nur’un yaratılması

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, Allahü teâlânın...

Misk kokulu Abdülmuttali…

Peygamber efendimizin babası Hazreti Abdullah...

Eshab-ı kiram

Ebû Seleme

Tek başına hicret eden sahâbî. Allahü...

Hatîb Bin Ebî Beltea

Peygamber efendimizin elçilerinden. Hazret-i Hâtib, genç...

Reyhane binti Semun

Peygamberimizin hanımlarından. Peygamber efendimiz Hendek savaşından...

Hikmetli Sözler

Başarı ve sevginin sırrı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Başarılı...

Resulullah’a teşekkür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü...

Hizmetlerde ihlâs esastır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Evliya...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Dünyada farklı yerlere akan nehirler vardır. Kimi Karadeniz’e, kimi Akdeniz’e, kimi de başka denizlere akıyor. O nehirlerin aktığı yerden, gidecekleri yeri bilmek zor değildir. İnsanlar da, dünyada Cennete ve Cehenneme akan iki nehir gibidir. Yaşayışıyla, konuşmasıyla, icraatlarıyla, ibadetleriyle herkes bir yere akıyor. Herkesin nereye aktığı, gittiği yoldan bellidir. İstisnalar olabilir. Yani kudret sahibi Cenâb-ı Hak, bir taraftan alıp diğer tarafa koyabilir. Ama âdeti şöyledir ki, nehrin aktığı yer belli olduğu gibi, insanların da âhirette gideceği yer, dünyadaki işlerinden bellidir. Demek ki, alın yazısı insanın icraatı oluyor.

Yani insanın alın yazısı ne ise, onu yapar. Kimi dinin yıkılması veya değiştirilip bozulması için, kimi de İslamiyetin yayılması, insanların huzura kavuşması, kötülüklerin önlenmesi için çalışır. İkisinin de alın yazısı bellidir. O hâlde, insanın kaderi ne iş yaptığından bellidir.

(Allahü teâlânın bir kulunu sevmediğinin alameti, o kulun boş şeyle uğraşmasıdır) hadis-i şerifi gösteriyor ki, bir kimse ne dünyaya, ne de âhirete hiç faydası olmayan işlerle uğraşıyorsa, Allah onu sevmiyor demektir. Çünkü Allahü teâlâ, Müslümanın, iyi niyetle çalışmasını ibadet kabul ediyor. Çalışan, vazifesine düşkün olan, gerek dünyası gerekse âhireti için faydalı olan bilsin ki, Allah onu seviyor. Tembel olanı, işine geç geleni, işinden kaytaranı da Allah sevmiyor.

Kişi, namazı öyle bir kılıyor ki, ne tâdil-i erkâna, ne tumaninete riayet ediyor, alelacele kılıp kaçıyor. Peygamber efendimiz, (Hırsızın en büyüğü, namazından çalandır) buyuruyor. Hırsızlık illa birinin cebinden mal çalmak değildir. İşinden, vazifesinden, ibadetinden çalan, yani bunları hakkıyla ifa etmeyen de hırsızdır.

Yaptığımız her şey, videoya alınır gibi kayda geçiyor, âhirette önümüze konacak. Onun için hiç kimse, kendisini haklı göstermek, temize çıkarmak için, bir başkasını ikna etmeye uğraşmasın! Allahü teâlâ, her şeyi görüyor ve biliyor. Müslüman, buna inanan ve bilen insan demektir. O hâlde, başkalarını bırakıp, aynaya bakalım, kendimizi görelim ve ne hâlde olduğumuza karar verelim. Bize kendimizi gösterecek ayna, Silsile-i aliyye büyüklerinin hayatı ve kitaplarıdır.