Ümm-i Hânî

Ümm-i Hânî

Hazret-i Ali’nin kızkardeşi. Peygamber efendimiz hicretten bir yıl önce Tâif’e gidip, Tâif halkına bir ay nasîhat edip, onları...

Nur’un Amine’ye geçmesi

Nur’un Amine’ye geçmesi

Kurban edilmekten kurtulan, Abdullah, büluğ çağına eriştiğinde, gerek güzel ahlakı, gerekse yakışıklılığı ile insanlar arasında müstesna bir şahıs...

Allah görüyor ve biliyor

Allah görüyor ve biliyor

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Konuşmamızda, alışverişimizde ve her işimizde Allahü teâlâya hesap vereceğimizi düşünmeliyiz. (O bu, bana ne...

Latif bir şikayet

Latif bir şikayet

İstanbul’dan Hacca giden İbrahim efendi adındaki bir zat, yolda yüzü kızararak sadaka isteyen bir dilenciye, başakları gibi beş on kuruş vererek başından...

Kâinattan haberimiz var mı?

Kâinattan haberimiz var mı?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsan vücuduna ait hiçbir şeyden haberimiz olmadığı gibi, kâinattan da haberimiz yoktur. Allahü teâlâ...

Sonsuza giden sevgide çatışma olmaz

Sonsuza giden sevgide çatışma olmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Mahşerde güneş bir mızrak boyu yaklaşacak, çok sıkıntı çekilecektir. Orada yedi sınıf insan, Arş'ın altında...

Yolumuzun esası

Yolumuzun esası

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Silsile-i aliyye büyüklerinden birinin himayesinde olan, doğrudan Cennete gider. Bu büyükler, bir adım yaklaşana, bin...

Evliyaları sevmek

Evliyaları sevmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlânın, bir kuluna, sevdiği bir zatı tanıtması, en büyük nimettir. Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri...

Din nedir?

Din nedir?

Din, insanları sonsuz saadete götürmek için Allahü teâlâ tarafından gösterilen yol demektir. Din ismi altında insanların uydurduğu...

Kendine tercih

Kendine tercih

Müslüman her konuda, din kardeşini kendine tercih etmelidir. Kâmil imanın alameti budur. Birçok talebesi, dergâhı olan bir şeyhi, yıllar...

Cimrilik ve nankörlüğün cezası

Cimrilik ve nankörlüğün cezası

Bağdad’ı kıtlık kırıp geçiriyordu. En çok da hamallar açlık çekiyordu. İçinde ekmek piştiği, sokağa kadar yayılan kokudan belli olan...

Bizden ne öğrendin?

Mürşid-i kâmilin biri, bir talebesine sorar: -...

Bütün insanlar dört …

Büyük islâm âlimi İmâm-ı Gazâlî hazretleri...

Çaldıran savaşı

Yavuz Sultan Selim'in en büyük amacı...

Ukbe Bin Âmir

Eshâb-ı suffadan. Ukbe bin Âmir, Medîne otlaklarında...

Nimetin kıymeti elden ç…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir padişah...

Sorması iman alametidir

Bir âlime talebeleri sorarlar: Efendim, bir insan...

Kainatin Efendisi

Bahira’nın beklediği mis…

Efendimiz on iki yaşlarında iken...

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce...

Dünya karanlığa gömül…

Fahr-i kâinat efendimiz doğmadan önce...

Eshab-ı kiram

Abdullah Bin Abbâs

Tefsîr âlimlerinin şâhı. Resûlullah efendimiz Mekke’de...

Ebû Seleme

Tek başına hicret eden sahâbî. Allahü...

Süheyb-i Rûmî

Allah yolunda malını mülkünü terkeden...

Hikmetli Sözler

Küfre düşmekten sakınmalı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Küçük...

Evliyaya derece vermek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Rahmet-i...

Ramazan ayı, istiğfar zam…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ramazan-ı...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Evliya zatlar, sipariş üzerine konuşmazlar, yani sohbet ederken konuşacaklarını önceden tayin etmezler. Oradakilerin neye ihtiyacı varsa, Allahü teâlâ onun hatırına onu getirir. Herkes rızkını böylece alır. O büyük zatın kendisi de, söylenen şeyin kimin nasibi olduğunu bilmeyebilir. O konuşulanların içerisinden herhangi bir kısmının dinleyenlerden birine dokunmamış olması mümkün değildir. Herkes mutlaka nasibini alır. Yeter ki dinleyen, Allah için dinlesin, yani istifade yolunu kesmesin.

Büyüklerin sohbetinden istifade edip etmemek, tamamen, o gelen feyz ve bereketin önüne engel koyup koymamaya bağlıdır. Sohbete giderken, tam teslim olarak gitmelidir. İhlâsla, istifade etmek niyetiyle dinleyen, mutlaka daha çok istifade eder. İstifade yolundaki en büyük engel: 1- Söyleyen zata güvenmemek. 2- Ondan istifade etmek niyetiyle değil de, nerede ayağı kayacak, nerede yanlış söyleyecek diye şüpheyle, endişeyle, imtihan niyetiyle dinlemektir veya (Biz bunları zaten biliyoruz, başka şeyler anlatsa ya) diye düşünmek gibi şeyler, nasipsizlik alametidir. Bir şeyler öğrense bile, o öğrendikleri asla kalbine yerleşmez ve onu kurtarmaz. Şah-ı Nakşibend hazretleri, (Hocasını imtihan eden, melundur) buyuruyor.

Müminler bir araya geldiği zaman, istese de istemese de, Allah sevgisi mutlaka kalbden kalbe geçer. Ancak, üç kişi bundan istifade edemez. 1- Kâfir. 2- Dinini öğrendiği ve bağlı olduğu hocasını inkâr eden. 3- Hocasını imtihan eden.

İnsan, çok noksandır. Kendini bilmez. Yahut çok az bilir. Aczini, noksanlığını bir anlasa, düzelir, doğru yola gelir, ama (Benim gibisi var mı) dediği müddetçe hiçbir iyilikten nasibini alamaz. Zira kibir, her iyiliğe engeldir.

İnsanın kendini beğenmesi, başkalarını ise beğenmemesi ne kadar çirkin bir şeydir! Değil sadece büyük zatlara, Allahü teâlânın eşref-ül mahlûkat yani en şerefli mahlûk olarak yarattığı insana bile değer vermemek hiç kulluğa yakışır mı? İnsan, Allahü teâlânın emrinde bir köle gibidir. Mümin, yaptığı ibadetleri değil, yapması lazım gelip de yapamadıklarını ve işlediği haramları, mekruhları düşünmelidir. Doğru yaptığımızı zannettiklerimiz de, tevbemiz de, tevbeye muhtaçtır.