Sultan Selîm ve “Dede Molla”

Sultan Selîm ve “Dede Molla”

Yavuz Sultan Selîm Han Mısır seferine giderken, yolu Dede Molla isimli zâtın bulunduğu köyden geçer. Sultan, atı üzerinde ordusunun...

Hizmet için üç şart

Hizmet için üç şart

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İslamiyet’e hizmet edecek kişinin üç şarta haiz olması lazımdır: Birincisi, sevimli yani güler yüzlü,...

Dünya bizi terk etmeden biz terk edelim

Dünya bizi terk etmeden biz terk edelim

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Mübarek bir zat, ticaretle uğraşan talebesine, (İş yerinize, dost düşman her çeşit insan gelir. Tedbir alıyor musunuz?)...

Vücudun her organı kıymetlidir

Vücudun her organı kıymetlidir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize yapılan hizmette, herkes bir vücudun organları gibidir. Beyin çok iyi olsa, el, gövde veya ayak yoksa neye yarar?...

 İstigfar duâsı

İstigfar duâsı

Hadis-i şerifte, “Her namazdan sonra, üç kere ‘Estagfîrullahel'azîm ellezî lâ ilâhe illâ huv...

Nimetlerin en büyüğü

Nimetlerin en büyüğü

Cenâb-ı Hakkın insanları dünya ve âhıretin efendisi ve bütün insanların her bakımdan en yükseği ve en iyisi olan, Muhammed Mustafâya “sallallahü...

Altıyüz dirhemlik ip

Altıyüz dirhemlik ip

Bağdat. Dul bir kadın. Altı öksüz çocuğu ve bir de ihtiyar ana. Kadın geçimi sağlamak üzere, hafta boyu el emeği verir, göz nuru döker...

Allah diyen genç

Allah diyen genç

Fakir bir genç, padişahın kızına aşık olmuş. Bu ümitsiz sevdasını gidip meşhur dervişine anlatarak yardım dilemiş. Derviş: “Evlâdım, şehrin...

Übeyy Bin Kâ'b

Übeyy Bin Kâ'b

Kırâati ile meşhûr sahâbî. Sevgili Peygamberimiz sordular: - Yâ Übeyy! Allahın kitâbında en büyük âyet...

İnsan âcizdir

İnsan âcizdir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsanın haddini bilmesi için, kendisinin âciz ve hayatın hayâl olduğunu bilmesi yeterlidir. İnsan, kendiliğinden...

Nimetlere kavuşamamanın sebebi

Nimetlere kavuşamamanın sebebi

İnsanların, âhıretteki nimetlere nâil olmamaları, bu nimetlerden yüz çevirdikleri içindir. Yüz çeviren, elbette birşey alamaz....

Hanzala Bin Ebû Âmir

Meleklerin yıkadığı sahâbî. Hanzala Bedir gazâsında bulundu...

Veren de Allah'ü teâlâd…

Osmanlı pâdişâhı Sultan Selîm Han Mısır'ı...

Medenî olmanın iki şart…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Medeniyet, şehirleri...

Ramazanın son on günü

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ramazan-ı şerif...

Allah’ın habibi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bütün peygamberler...

Sehl Bin Hanîf

Eshâb-ı kirâmın okçularından. Uhud gazâsında bir ara...

Kainatin Efendisi

En güvenilir kimse...

O; doğru, doğruların doğrusu... Hiçbir...

Zemzem kuyusu

Dede Abdülmuttalib’e, bir gün rüyasında...

Dünya karanlığa gömül…

Fahr-i kâinat efendimiz doğmadan önce...

Eshab-ı kiram

Saîd Bin Âmir

Hazret-i Ömer'e benzeyen vâli. Saîd bin...

Sa’d Bin Ubâde

Ensârın sancaktarlarından. Sa’d bin Ubâde, ikinci...

Ebû Lübâbe

Tevbesi ile meşhûr sahâbî. İslâmın nûrunu...

Hikmetli Sözler

Kavanozda kalan el

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hindistan’da...

Vücutta bütün organlar bi…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize...

Nefsi zayıflatmak ibadet …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: En...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Bir saatin düzgün çalışması, vakti doğru göstermesi için, içindeki bütün dişlilerin, birbirleriyle uyumlu olması lazımdır. İçerideki dişlilerden küçük biri kırık veya paslı olsa, ya saat çalışmaz veya yanlış gösterir. Her tarafı altın da olsa, böyle bir saat kullanılmaz.

Dinimize yapılan hizmetler de, bir saate benzer. Vazifeliler, tıpkı saatin çarkları gibi emîre tâbi olmalı, kendilerine düşen vazifeyi en iyi şekilde yapmalıdır. Hiç kimse bir başkasında kabahat bulmamalı, kendi işini en güzel şekilde yapmalı. O zaman işler, çok düzgün yürür. Aksi hâlde, saatin yanlış göstermesi gibi olur ve hizmetler zarar görür. Hizmetlerin devamı, herkesin kendine düşen vazifeyi en iyi şekilde yapmasına bağlıdır.

İtaat, başarının temelidir. Baştaki emîre itaat, dünya ve âhiret saadetidir. Kur’an-ı kerimde mealen, (Allah’a, Peygambere ve içinizden olan emîre itaat edin) buyuruluyor. Sorumluluk ve karar verme yetkisi emîrdedir. Bizim kendi aklımıza göre yaptığımız her şey, ne kadar faydalı görünürse görünsün, kangrendir. Çünkü kendi görüşüne göre yapmak demek, o organın ana bünyeden ayrılması demektir. Ayrılan organ, çürümeye mahkûmdur. Çünkü kalbden pompalanan kan, o organa ulaşmaz. Birlikten kuvvet doğar. Bir toplulukta kaç kişi olursa olsun, onların hepsi bir kişi, tek vücut olmalı. Bir vücutta iki baş olmadığı gibi; başıboş, emîrsiz dine hizmet de olmaz. Allahü teâlâ da, (Allah'ın ortağı var diyeni affetmem) buyuruyor. Allah birdir. Yardımcısı, ortağı olmaz.

Hizmetlerde, baştaki emîr en son ne söylemişse, o tatbik edilmelidir. Emîrin, geçmişteki şartları göz önünde bulundurarak verdiği önceki talimatlardan birini ileri sürüp, (Emîr böyle de söylemişti) diyerek kendi aklına göre hareket etmeye çalışmak ve son talimatı yok saymak, çok yanlıştır. Çünkü insan geçmişle değil, gelecekle yaşıyor. En iyi karar son karardır. Ayrıca, verilen talimatlar mutlaka uygulanmalı. Eğer uygulanmazsa, başta bir emîr olmasının ne kıymeti kalır?

Mademki dinimize hizmetle vazifeliyiz, maddî ve mânevî fedakârlığa hazırız. O hâlde başımızdaki emîre peki demeliyiz. Ondan gelen talimatlar, en sondaki şahsa kadar aksamadan, yorumlanmadan, değiştirilmeden ulaştırılmalı ve mutlaka uygulanmalı. Ancak o zaman başarılı olunur.