Senin nasibin diyar-ı rum'dadır

Senin nasibin diyar-ı rum'dadır

Niyâzî-i Mısrî, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i...

Yardım eden yardım görür

Yardım eden yardım görür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ, dinimize uyanlara yardım eder. Bunu Kur’an-ı kerimde yeminle bildiriyor. (Eğer siz Allah’ın...

Beş büyük imtihan

Beş büyük imtihan

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kıyamet günü öyle dehşetlidir ki, hâmile kadınlar korkudan çocuklarını düşürecektir. O gün...

Kalbi öldürmemek için duâ

Kalbi öldürmemek için duâ

Kalbini öldürmemek için şu duâyı okumalıdır Çünkü, bu duâ, Resûlullahın tavsiye eylediği bir duâdır....

Bu aslan istirahat etsin

Bu aslan istirahat etsin

1762 yılında Prusya kralı II. Frederik, Fransa, Avusturya ve Rusya ile harp halindeydi. Frederik, Osmanlı devletinden yardım istedi. Sadrazam Ragıb Paşa, yardım etmeğe niyetli...

Kendi görüşüne göre din öğretilmez

Kendi görüşüne göre din öğretilmez

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz, (Allahü teâlânın çok sevdiği kimse, dinini öğrenen ve başkalarına öğretendir....

Ya dünya ya âhiret

Ya dünya ya âhiret

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Âhiret, dünyanın zıttıdır. Dünya sıkıntı, âhiret ferahlık yeridir. Cennette gözlerin görmediği, kulakların...

Padişahın işi ne

Padişahın işi ne

Sultan Murat Han o gün bir hoştur. Telaşlı görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil,...

Ramazan demek, yanmak demektir

Ramazan demek, yanmak demektir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bu ayda oruç tutmak farz ve teravih kılmak da sünnet oldu. Ramazan yanmak demektir. O ay, oruç tutanların, tevbe...

Helâl yemenin önemi

Helâl yemenin önemi

Ebû Süleymân-ı Dârânî hazretleri buyurdu ki, helâlden bir lokma az yemeği, akşamdan sabaha kadar namaz kılmaktan daha çok...

İtikâd ve amel

İtikâd ve amel

Allahü teâlânın bildirdiği her din, iki kısmdır: İtikâd ve amel. Yani iman ve ahkâm. Bunlardan iman, her dinde aynıdır. İman, dînin aslı ve...

Büyük zatlara teşekkür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı Rabbanî...

Evliya zatlara derece t…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Şah-ı Nakşibend...

Süheyb-i Rûmî

Allah yolunda malını mülkünü terkeden sahâbî. Ka'be-i...

Sağlık ve âfiyet duâ…

Resûlullah şu duâyı çok okurdu: “Allahümme...

Gerçek âlimlerin ortak …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bütün Ehl-i...

Sorması iman alametidir

Bir âlime talebeleri sorarlar: Efendim, bir insan...

Kainatin Efendisi

Nur’un temiz alından temi…

Âdem aleyhisselamın alnına nakşedilen bu...

Nur’un yaratılması

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, Allahü teâlânın...

Kavmini azab ile korkut!

Sevgili Peygamberimize, peygamberliği bildirildi ve...

Eshab-ı kiram

Büreyde Bin Hasib

Resûlullahın sancaktarı. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden olup...

Safiyye Binti Abdülmuttal…

Peygamberimizin halası. Resulullah efendimizin halası olan...

Abdullah Bin Zeyd

Sâhib-ül ezân. Hicretten sonra Medîne'de Peygamber...

Hikmetli Sözler

Sevab kazanmanın kesin yo…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hayırlı...

Neticeyi sebepten bilmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Mülkü...

Bana rahmet kapısını aç!”…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
İhlâslı olmanın birinci tarifi fedakârlıktır. Bir kişi fedakârlıktan uzaksa, onda ihlâs ya eksiktir veya hiç yoktur. Peygamberlerin, Eshab-ı kiramın ve Evliya zatların yolu hep fedakârlıktır. Her zaman, (Sen haklısın) diyerek karşılarındakini kendilerine tercih etmişlerdir. (Ben, sonra yine ben) diyen, hayvan sınıfındandır. (Benimki benim, seninki senin) diyen, insan sınıfındandır. Bir de bunların üzerinde takva ehli Müslüman sınıfı vardır. Onlar, (Seninki senin, benimki de senin. Benim hiçbir hakkım yoktur. Yeter ki kalbin kırılmasın, yoksa Kâbe 70 kere yıkılmış olur) derler. Hiç kıymeti olmayan dünyalık şeyler veya Allah’ın düşmanı olan nefsinin hatırı için, din kardeşinin kalbini kıran, ölürken nasıl can verecek? Âhirette Cenab-ı Hakk’a nasıl hesap verecek?

İhlâs; akıl, mantık, matematik işi değildir. Canla, başla, hiçbir şey düşünmeden Allah rızası için çalışmaktır. Dinimize hizmet etmekte, bu esastır. Eshab-ı kiram savaşırken, Peygamber efendimizin önünde pervane gibi ölüme giderken, ellerinde hesap değil, sadece dini yayma gayreti vardı. Dine hizmet; fedakârlık, yorgunluk, üzüntü, çile ister. (Ben bunlara dayanamam) diyenin orada yeri yoktur.

Peygamber efendimiz, (Lâ râhate fiddünyâ) yani (Dünyada rahatlık yoktur) buyuruyor. Hep rahatlık aramak yanlış olur. Resulullah’ın, (Yok) dediği bir şeye, nasıl var diyerek bunun peşinde koşarız? Hâlbuki büyükler, (Biz rahatı, rahatsızlıkta bulduk. Biz şifayı, hastalıkta bulduk) buyururlardı. Merhum hocamız da, (Hastalıkta şifa vardır) buyururdu. Çünkü Cenâb-ı Hak kullarını yaratırken, kalblerini hasta yaratmış. Bu vücuda rahatsızlık veren her şey insanın âcizliğini anlamasına, Cenâb-ı Hakk'a dönmesine sebep olur, onun için de hastalık kalb için şifadır.

Allahü teâlâ her an insanın kalbine nazar ediyor. Mesela dinimize çok hizmet eden bazı insanlar vardır. Cenâb-ı Hak onların niyetlerine, yani bu hizmetleri niçin yaptıklarına bakar. Eğer kalblerinde riya, gösteriş arzusu varsa, hizmetlerinin hepsi sıfırlanır. Âhirette kalb-i selim, yani ihlâslı insan isterler. İhlâslı olmak öyle kolay değildir. Ama bir şeyin tamamı ele geçmezse tamamı da terk edilmez. Onun için, elden geldiği kadar ihlâslı olmaya çalışmalıdır.