Küfre düşmek

Küfre düşmek

| M. Ali Demirbaş
Arkadaşsız olmaz!

Arkadaşsız olmaz!

| M.Said Arvas
Kâinatın mükemmelliği...

Kâinatın mükemmelliği...

| Prof. Dr. Ramazan Ayvallı
Ebû Sa’îd-i Hudrî

Ebû Sa’îd-i Hudrî

Çok hadîs rivâyet eden yedi sahâbîden. Ebû Sa’îd-i Hudrî hazretleri, Peygamber efendimizin hicretinden sonra...

İslamın emir ve yasakları

İslamın emir ve yasakları

İslamiyetin bildirdiği emir ve yasaklar, aklın, beyin gücünün dışında ve üstündedir. Bunlar, hiçbir zamanda, kimse tarafından...

Mümin kalb kırmaz

Mümin kalb kırmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İyilik eden mutlaka karşılığını görür. Ettiği iyilik sonunda dönüp dolaşıp geri gelir. Yeter ki biz iyiliği karşılıksız...

Haram yemek kalbi karartır

Haram yemek kalbi karartır

İbrâhîm Edhem hazretlerine, falanca yerde bir genç var. Gece gündüz ibâdet ediyor. Vecde gelip kendinden geçiyor, dediler. Gencin...

BRE HAŞMET hani gidiyordun?

BRE HAŞMET hani gidiyordun?

Sadrazam Koca Ragıp Mehmed Paşa “Turfa dükkan-ı hikemdir bu köhen tâk-ı felek, Ne ararsan bulunur derde devadan gayri” (Sayısız hikmetlerle dolu...

Nimetin kıymeti elden çıkınca anlaşılır

Nimetin kıymeti elden çıkınca anlaşılır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir padişah, ilk defa denizaşırı bir ülkeye giderken, çok sevdiği kölesini de alarak gemiye biner. Biraz açıldıktan...

Nevfel Bin Hâris

Nevfel Bin Hâris

Hâşimoğullarının en yaşlısı. Nevfel bin Hâris, Kureyş kervanını kurtarmak ve Müslümanlarla savaşmak için hazırlanan müşrik ordusuna...

Askerime helal lokma gerekir!

Askerime helal lokma gerekir!

Sultan II. Murad Han zamanında, henüz Osmanlılarda hazine teşkil edilip saraya tahsisat ayrılmamıştı. Hâl böyle olunca, padişahlar da çok zaman parasız...

Senin de borcun var mı?

Senin de borcun var mı?

On bir ayın sultanı ramazanın bir gününde Devlet-i Osmani’nin padişahı Üçüncü Mustafa Han, vezir-i azam Koca Ragıp Paşa’nın...

Bunun da elbette bir hikmeti var

Bunun da elbette bir hikmeti var

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Cenab-ı Hak hakîmdir, yani hikmet sahibidir, Onun yarattığı her şey hikmetlidir. Mümin daima hayırlısını istemeli,...

Allah'tan utanandan her şey utanır

Allah'tan utanandan her şey utanır

Ma'rûf-ı Kerhi Hazretlerinin bir dayısı şehrin vâlisi idi. Vâli, bir gün şehrin kenar mahallelerini dolaşıyordu. Ma'rûf'u bir kenarda...

İlme hizmet etmek nasıl…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Suların aktığı...

Hasreti çekilen insan

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müslümanın imanının...

Keramete inanmayan alim

Kanuni Sultan Süleyman devrinde İstanbul’da Arabzade...

Ana-babanın sorumluluğu

Dinin, sonraki nesillere intikalinde çocukların, gençlerin...

İhsan eden ihsan görür

Kıyamet günü bir müslümanın hesabı görülüyor...

Sâlim Mevlâ Ebû Huzeyfe

Kur'ân-ı kerîmi en iyi okuyanlardan. Hazret-i Ebû...

Kainatin Efendisi

En güvenilir kimse...

O; doğru, doğruların doğrusu... Hiçbir...

O’nun şanı yücedir!

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, sekiz yaşına...

“Hacer-ül-Esved”in yeri

Resulullah efendimiz otuz beş yaşında...

Eshab-ı kiram

Ebû Ubeyde Bin Cerrâh

Cennetle müjdelenen ümmetin emîni. Araplar arasındaki...

Ümm-i Hiram

Hala sultan olarak tanınan kadın...

Abdullah Bin Revâha

Resûlullahın şâiri. Hicretin yedinci senesi idi...

Hikmetli Sözler

İlmihâlin önemi

Merhum hocamız buyuruyor ki: Tam İlmihâl...

İslamiyet’i doğru öğrenme…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allah...

Habercinin vazifesi haber…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmanımızı...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri buyuruyor ki:
(Kendinden bahsedeni dinlemeyin, ne anlatırsa anlatsın, nefsinden anlatır. Nefsten kaynaklanan sözler de kalbe inmez. Ama büyüklere tâbi olarak, kalbden gelen ve ağızdan dökülen kelâm ise kalblere yerleşir. Çünkü başlangıcı kalbdir. Kalbden gelir, kalbe yerleşir. Böylece iki kalbi birleştirir ve muhabbet hâsıl olur. O zaman da, (Kişi sevdiğiyle beraberdir) hadis-i şerifi gereğince Cennette beraber olurlar. O büyükleri temiz kalble sevmedikçe ve tâbi olmadıkça âhirette onlarla beraber olmak nasıl düşünülebilir?)

Bedende iki denge unsuru vardır. Biri madde, biri mânâdır. Madde olana nefs-i emmare, mânâya ise, kalb hâkimdir. Eğer nefse tâbi olursak, nefs kalbi esir alır ve onu gideceği yere götürür. Nefsin bağlı olduğu yer şeytandır. Şeytanların bağlı olduğu yer İblis’tir. Onların gideceği yer de Cehennemdir. Eğer bedende kalbin hâkimiyeti varsa, o zaman kalbde muhabbeti bulunan büyük zatların bulunduğu yere, yani Cennete gideriz. Büyükleri sevenlerle beraber olmalı, bid’at ehlinden uzak durmalı. Yolun doğru, vasıtanın düzgün, kılavuzun uygun olması hâlinde maksada kavuşmak kolay olur.

Rabbimizin ihsan ettiği, büyüklere tâbi olmak nimetinin şükrünü eda etmeye çalışmak gerekir. Allahü teâlânın razı olduğu yere, yani Cennete kavuşmamıza vesile olan büyüklerimize teşekkür, hayatımızın borcudur. Belki ömrümüzü feda etsek de, doğruyu kendimiz bulamazdık. Ama bu büyükler, Rabbimizin razı olduğu yolda bizlere kılavuzluk ettiler. Yorulmadan, yıpranmadan, sağa sola sapmadan, oraya varmamızı sağladılar. O hâlde bunlara teşekkürü borç bilmek lazımdır. Sadece (Teşekkür ederim) demekle nimete şükredilmiş olmaz. Cüneyd-i Bağdâdi hazretleri, (Şükür, Allahü teâlânın verdiği nimetleri, Onun emrine tahsis etmek, bu nimetleri Ona isyanda kullanmamaktır) buyuruyor. Eğer bir insan, Allahü teâlânın verdiği nimetleri Ona isyanda kullanmıyorsa şükretmiş olur, Onun razı olduğu yolda, emrettiği şekilde kullanmıyorsa, şükretmemiş, yani küfran-ı nimet etmiş olur.