Cimrilik ve nankörlüğün cezası

Cimrilik ve nankörlüğün cezası

Bağdad’ı kıtlık kırıp geçiriyordu. En çok da hamallar açlık çekiyordu. İçinde ekmek piştiği, sokağa kadar yayılan kokudan belli olan...

Namaz için üzülmek

Namaz için üzülmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Eskiden bir vakit camiye, cemaate yetişemeyene, 2-3 gün (Başın sağ olsun) demeye gidilirmiş. (Çok yazık, sen bu cemaati nasıl...

Fitne ve iftira ateşi söndürüldü

Fitne ve iftira ateşi söndürüldü

Kânûnî Sultan Süleymân'ın vezîr-i âzamı olan Rüstem Paşanın terzibaşısının kardeşinin oğlu olan Ali Efendi, Tırhala'dan...

İbâdetlerin efdali

İbâdetlerin efdali

İyilikleri yaymak, kötülüklere engel olmak lazımdır. Böyle olmasaydı, Allah Peygamberleri göndermez, dinleri bildirmez, insanları islâm...

Kalp ramazanda BAYRAM eder

Kalp ramazanda BAYRAM eder

Kalp hücreleri enerji yakıtı olarak glikozu ve yağ asitlerini beraberce bulabildiği durumlarda her zaman için yağ asitlerini seçer. Ramazanda açlık...

Bayramı idrak etmek

Bayramı idrak etmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bayramın hususiyeti, günahların affolmasındandır. Allahü teâlâ, bayramları bayram olarak idrak etmek nasip etsin!...

Hizmette insan eğitimi

Hizmette insan eğitimi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Büyük zatlar, hizmetlerinde çalışanı, hiçbir zaman işçi gibi görmezler. O işinin sahibidir. Onu bir...

Muhammed Bin Mesleme

Muhammed Bin Mesleme

Resûlullah efendimizin fedâîlerinden. Bedir savaşından sonra Mekkeli müşriklerin ölüleri hakkında ağıtlar, şiirler söyleyerek...

O, bu ümmetin Peygamberi!

O, bu ümmetin Peygamberi!

Şam yönüne gitmekte olan kervandakiler, âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimizin üzerinde, O’nu gölgeleyen bir bulutun...

İki cihan saadeti

İki cihan saadeti

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünya ve âhiret saadeti iki şeyle olur: Birincisi, İmam-ı Rabbanî hazretleri gibi büyük bir Allah dostuna...

Bir kula verilecek en büyük nimet

Bir kula verilecek en büyük nimet

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Asıl maksadımız, Allahü teâlânın marifetini elde etmek yani Onu hakkıyla tanımak olmalıdır. Marifetullah iki...

Kâ’b Bin Züheyr

Peygamberimizin hırkasını verdigi şâir Sahâbî. Kâ’b bin...

Asıl cömertlik

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsanların gönlüne...

Ebû Sa’îd-i Hudrî

Çok hadîs rivâyet eden yedi sahâbîden. Ebû...

Allahü teâlâ seni her a…

Bir gün askerler bir mahkumu meydana...

Vücutta bütün organlar …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize, Ehl-i...

İman nedir?

İman, Resûl-i Ekrem efendimizin, Allahü teâlâ...

Kainatin Efendisi

Bahira’nın beklediği mis…

Efendimiz on iki yaşlarında iken...

Mübarek göğsünün yar…

Süt anne Halime Hatun anlatır: Server-i...

Zemzem kuyusu

Dede Abdülmuttalib’e, bir gün rüyasında...

Eshab-ı kiram

Hatîb Bin Ebî Beltea

Peygamber efendimizin elçilerinden. Hazret-i Hâtib, genç...

Ebu Rafi

Peygamberimizin azatı kölelerinden. Ebu Rafi aslen...

Hansa Hatun

Meşhur kadın şair sahabilerden. Peygamber efendimiz...

Hikmetli Sözler

Bu hizmetlere sahip çıkal…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Iyd...

Aklı olan karı koca birbi…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber...

Eden kendine eder

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müminin...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, çok sevdiği kullarına, Allah desin diye çok dert ve bela verir. Her Allah deyişte, ağaçtan yaprak dökülür gibi o kulun günahları dökülür. Sevmediği kullarına ise, genelde istedikleri her şeyi verir. Peygamber efendimiz, (Günahları affoluncaya kadar mümine, bela ve hastalık gelir) buyuruyor. Büyüklerimiz de, (Dert ve bela, günahların çok affedildiğini gösterir. Günahların çok olduğunu göstermez) diye bildiriyor.

Bir derviş, yıllarca hocasına hizmet ettiği hâlde, kendisine herhangi bir manevî makam verilmez. Bir gün abdest alırken, Allahü teâlâ zaman içinde zaman halk eder. Kendini yabancı bir ülkede görür. O ülkede bekâr insan bırakmazlar, zorla evlendirirlermiş. Buna, (Hanımın var mı?) diye soruyorlar. O da, (Memleketimde vardı, ama burada yok) diyor. (Seni evlendireceğiz. Eğer yalan söylersen, hırsızlık edersen, bir de gaybdan bahsedersen, biri ile bir talak olur, üçünü de yaparsan üç talakla hanımın boş olur. Hanımı boşayınca, şu gördüğün dağın tepesine çıkarıp, aşağı atılarak öldürülürsün. Ona göre hareket et!) derler.

Derviş mecburen evlenir. Havayı bulutlu görünce (Yağmur yağacak) der. Hanımı (Gaybdan haber verdin, talakın biri gitti) der. Kocası, bahçe kenarındaki elmayı alıp getirir. (Bu elma dereden akan suyun üstünde geliyordu, ben de aldım) der. Kadın elmayı tanır, (Bu şu komşunun elmasıdır, senin yalan söylemenle bir talak daha gitti, elmayı çaldığın için de üçüncü talak da gitti) der.

Olay mahkemeye intikal eder. Kanunların gereği, dervişin kayalardan atılarak öldürülmesine karar verilir. Görevliler, dervişi sallayıp kayalıklardan aşağı atarlar. Derviş, boşlukta uçarken öyle bir (Allah!) der ki, sanki kayalar sarsılır. Birden gözünü açınca kendisini şadırvanda abdest aldığı yerde bulur. Hocası da oradadır. Dervişe, (Evladım, ömründe bir kere böyle Allah deseydin sana evliyalık makamı verilirdi) buyurur. Derviş, layık olmadığı hâlde makam istemekte haklı olmadığını anlar.