Küfre düşmek

Küfre düşmek

| M. Ali Demirbaş
Arkadaşsız olmaz!

Arkadaşsız olmaz!

| M.Said Arvas
Kâinatın mükemmelliği...

Kâinatın mükemmelliği...

| Prof. Dr. Ramazan Ayvallı
Herkese şifa

Herkese şifa

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize uymak saadettir, huzurdur. Dinimiz bir ilaçtır, herkese şifadır. İman ederse, âhirette de şifa bulur, iman etmezse...

Büreyde Bin Hasib

Büreyde Bin Hasib

Resûlullahın sancaktarı. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden olup, Horasan taraflarında vefât eden en son sahâbîdir. İsmi...

Ramazan ayının her günü bayramdır

Ramazan ayının her günü bayramdır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Her bayram, kıymetine göre uzun veya kısa sürer. Mesela, Ramazan Bayramı üç gün, Kurban Bayramı dört...

Kavmini azab ile korkut!

Kavmini azab ile korkut!

Sevgili Peygamberimize, peygamberliği bildirildi ve bu ilk vahiyden sonra üç sene vahiy gelmedi. Bu arada İsrafil aleyhisselam ismindeki melek gelip, bazı...

Ebû Talhâ

Ebû Talhâ

Resûlullahın fedâisi. İslâm Güneşi Mekke'de parlarken, Ebû Talhâ 20 yaşlarında delikanlıydı... Medîne'nin asîl...

İyilikler yayılmazsa...

İyilikler yayılmazsa...

Allahü teâlâ, Müslümanlara “Emr-i ma’rûf” yapmağı emrediyor. Yani, benim emirlerimi, bildiriniz, öğretiniz diyor ve...

İyilikler azalıyor, kötülükler artıyor

İyilikler azalıyor, kötülükler artıyor

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kur’an-ı kerimde mealen, (Beni unutursanız, beni Rab olarak tanımazsanız, verdiğim nimetlere şükretmezseniz, rızkınızı...

Zat-ı şahanem ile arama kimse giremez

Zat-ı şahanem ile arama kimse giremez

Kemankeş Mustafa Paşa, Dördüncü Murad Han’ın sadrazâmlarındandır. Savaşlardaki gayreti, şecaati, kıvrak zekâsı ve askeri dehasıyla Sekbanbaşı,...

Herkese faydalı olmalı

Herkese faydalı olmalı

Dinimiz, herkese iyilik etmeyi, eli ile, dili ile kimseyi incitmemeyi, kimseye zarar vermemeyi, hiyânet etmemeyi, herkese faydalı olmayı, devlete, kanunlara karşı,...

İbâdetlerin efdali

İbâdetlerin efdali

İyilikleri yaymak, kötülüklere engel olmak lazımdır. Böyle olmasaydı, Allah Peygamberleri göndermez, dinleri bildirmez, insanları islâm...

Bahira’nın beklediği misafir

Bahira’nın beklediği misafir

Efendimiz on iki yaşlarında iken, Ebu Talib’in Şam’a giden ticaret kervanına katıldı.. Bu, O’nun ilk yolculuğu... Kervan, Busra’da, bir manastırın...

Kendinden tiksinmeyenin…

Cüneyd-i Bağdadi hazretlerinin talebelerinden biri, gördüğü...

Sen mükibb ol ki...

Sadrazam Koca Ragıp Mehmed Paşa disiplinli...

Allahü teâlânın razı ol…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı Rabbanî...

Enver Abinin hizmeti ço…

Merhum hocamızın sohbetlerinden: Talebelerim içinde en çok...

Birlik ve beraberlik iç…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize ihlâsla...

Gerçek âlimlerin ortak …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bütün Ehl-i...

Kainatin Efendisi

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce...

Ümmetim!.. ümmetim!..

Kâinatın efendisi doğduğu sırada, hazret-i...

Nur’un Amine’ye geçmesi

Kurban edilmekten kurtulan, Abdullah, büluğ...

Eshab-ı kiram

Muhammed Bin Mesleme

Resûlullah efendimizin fedâîlerinden. Bedir savaşından sonra...

Sümâme Bin Üsâl

Yemâme kabîlesi reisi. Hicretten sonra Medîne'de...

Âsım Bin Sâbit

Arıların koruduğu sahâbî. Asr-ı saâdette küfür...

Hikmetli Sözler

Dinin yarısı sabır, yarıs…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Öfke...

Zafere kavuşmak için iki …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İki...

Kendini tanıyan Rabbini t…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, çok sevdiği kullarına, Allah desin diye çok dert ve bela verir. Her Allah deyişte, ağaçtan yaprak dökülür gibi o kulun günahları dökülür. Sevmediği kullarına ise, genelde istedikleri her şeyi verir. Peygamber efendimiz, (Günahları affoluncaya kadar mümine, bela ve hastalık gelir) buyuruyor. Büyüklerimiz de, (Dert ve bela, günahların çok affedildiğini gösterir. Günahların çok olduğunu göstermez) diye bildiriyor.

Bir derviş, yıllarca hocasına hizmet ettiği hâlde, kendisine herhangi bir manevî makam verilmez. Bir gün abdest alırken, Allahü teâlâ zaman içinde zaman halk eder. Kendini yabancı bir ülkede görür. O ülkede bekâr insan bırakmazlar, zorla evlendirirlermiş. Buna, (Hanımın var mı?) diye soruyorlar. O da, (Memleketimde vardı, ama burada yok) diyor. (Seni evlendireceğiz. Eğer yalan söylersen, hırsızlık edersen, bir de gaybdan bahsedersen, biri ile bir talak olur, üçünü de yaparsan üç talakla hanımın boş olur. Hanımı boşayınca, şu gördüğün dağın tepesine çıkarıp, aşağı atılarak öldürülürsün. Ona göre hareket et!) derler.

Derviş mecburen evlenir. Havayı bulutlu görünce (Yağmur yağacak) der. Hanımı (Gaybdan haber verdin, talakın biri gitti) der. Kocası, bahçe kenarındaki elmayı alıp getirir. (Bu elma dereden akan suyun üstünde geliyordu, ben de aldım) der. Kadın elmayı tanır, (Bu şu komşunun elmasıdır, senin yalan söylemenle bir talak daha gitti, elmayı çaldığın için de üçüncü talak da gitti) der.

Olay mahkemeye intikal eder. Kanunların gereği, dervişin kayalardan atılarak öldürülmesine karar verilir. Görevliler, dervişi sallayıp kayalıklardan aşağı atarlar. Derviş, boşlukta uçarken öyle bir (Allah!) der ki, sanki kayalar sarsılır. Birden gözünü açınca kendisini şadırvanda abdest aldığı yerde bulur. Hocası da oradadır. Dervişe, (Evladım, ömründe bir kere böyle Allah deseydin sana evliyalık makamı verilirdi) buyurur. Derviş, layık olmadığı hâlde makam istemekte haklı olmadığını anlar.