Temelsiz bina olmaz

Temelsiz bina olmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Elbette temelsiz ev, köksüz ağaç olmaz. Dinimizde bu temel ve kök, doğru imandır, imanın ve İslam’ın...

Abdullah Bin Zübeyr

Abdullah Bin Zübeyr

Medîne'de muhâcirlerden ilk doğan sahâbî. Abdullah bin Zübeyr, Medîne’de muhâcirlerden ilk dünyaya gelen...

Kalbi kırıkların duası kabul olur

Kalbi kırıkların duası kabul olur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz, (Hastalık, Allahü teâlânın bir kemendidir, fakirlik de zindanıdır. Bunun ikisini de sevdiklerine...

Hikmet Baba

Hikmet Baba

Çeşitli hâlleriyle hikmet saçan bir derviş, “Bunda da bir hikmet var” sözünü çok edermiş. Bu yüzden kendisine...

Sultan-ı selâtin-i zaman!

Sultan-ı selâtin-i zaman!

Kanuni Sultan Süleyman, Atlas okyanusundan Umman denizine, Macaristan, Kırım ve Kazan’dan Habeşistan’a kadar uzunan büyük imparatorluğu, Allahü...

Bir şeye düşkün olmak

Bir şeye düşkün olmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ, peygamberleri vasıtasıyla kendi rızasına götüren bir yol vermiştir. Bu yolun ismi dindir. Her...

Hoca hakkı ödenmez

Hoca hakkı ödenmez

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhum hocamız, (Hayat hayâldir, insan ise âciz demektir) sözünü çok tekrar ederdi. Mesela insanın...

Bahira’nın beklediği misafir

Bahira’nın beklediği misafir

Efendimiz on iki yaşlarında iken, Ebu Talib’in Şam’a giden ticaret kervanına katıldı.. Bu, O’nun ilk yolculuğu... Kervan, Busra’da, bir manastırın...

Cüveyriyye Binti Hâris

Cüveyriyye Binti Hâris

Müminlerin annelerinden. Hazret-i Cüveyriyye, benî Mustalak kabilesi reisi Hâris bin Dırar’ın kızıdır. Hicretin beşinci yılında yapılan...

İslâm ahlâkı üçe ayrılır

İslâm ahlâkı üçe ayrılır

Ahlâk bilgilerini öğrenmek, istekle olur. Zor ile olmaz. İslâm ahlâkı üçe ayrılır: 1 - İnsan yalnız iken, başkasını...

ELİF ıramazan-ı şerif’in neresinde?

ELİF ıramazan-ı şerif’in neresinde?

Koca Ragıp Mehmed Paşa Devlet-i Osmanî’nin yetiştirdiği tarihe adını şerefle yazdıran müstesna zatlardan biriydi. Üçüncü Mustafa Han ve...

Doğruyu yanlışı öğrenm…

“Allahümme erinel hakka hakkan verzuknâ ittibâ'ahu...

İhtiyaçsızlık, azgınlığ…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Küfürden sonra...

Huy değişir mi?

Huy değişir mi? İnsanın huyunu bırakıp...

Kimsenin yaptığı yanına…

Abbasi halifelerinin beşincisi Harun Reşid, sarayının...

Günahların affı için

Her günahın affı için, kalb ile...

Her hastalığa devâ

Ülkemizde Prof. Dr. Münip Yeğin ve...

Kainatin Efendisi

Hazret-i Hadice ile evlen…

Hazret-i Hadice validemiz, Varaka bin...

“Hacer-ül-Esved”in yeri

Resulullah efendimiz otuz beş yaşında...

Zulüm, had safhadaydı...

Yeryüzünün merkezi olan mübarek Mekke’de...

Eshab-ı kiram

Halime Hatun

Peygamberimizin sütannesi. Mekke'nin havası, yeni doğan...

Dıhye-i Kelbî

Cebrâil aleyhisselâmın, şekline girdiği sahâbî. Dıhye-i...

Safiyye Binti Huyey

Peygamberimizin hanımlarından. Safiyye binti Huyey, Hayber’de...

Hikmetli Sözler

Kalbi kırıkların duası ka…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber...

Cennete nasıl kavuştunuz?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Vefatından...

Ramazan ayının her günü b…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Her...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, peygamberleri vasıtasıyla kendi rızasına götüren bir yol vermiştir. Bu yolun ismi dindir. Her peygambere gönderilen dinin ismi farklıdır. Son din olan, bizim dinimizin ismi İslamiyet’tir. Allahü teâlâ, İslamiyet’ten ve Müslümanlardan razıdır. İslamiyet’in dışındakilerden razı değildir. İnsanlar kimi razı ederse, âhirette o razı ettikleriyle beraber olur. Bu bakımdan, eğer dünyadayken, kullarının rızasını, onların sevmesini veya kötülemesini değil de, Allahü teâlânın ve Onun sevdiklerinin rızasını tercih edersek, âhirette de Allahü teâlânın razı olduğu yerde, Onun sevdiği kimselerle beraber oluruz. Allahü teâlâ, bize kendi razı olduğu, sevdiği yolu göstermiştir. Bize düşen o yolda yürümektir.

Her insanın tabiatında, içinde bir şeylere düşkünlük vardır. Kimi yemeğe düşkündür, kimi hizmete, kimi başka bir şeye düşkündür. İşte insan, dünyada neye düşkünse âhirette de, onlara düşkün olanlarla beraber olur. Eğer bir mümin, Allahü teâlâya, Onun dinine, Onun sevdiklerine düşkün olmuşsa, elbette onlarla beraber haşrolur. Eğer bir kul, paraya, şöhrete, dünyaya düşkünse, Allahü teâlâ ona, (Benimle ne alakan var, kime, neye düşkünsen, git onunla beraber ol!) der. Bu çok kesindir. Yalnız bu, hiç kimseyle görüşmemek demek değildir. Dikkat edilecek husus şudur ki, kalb bir kişiye aittir. Bir kalbde iki kişi olamaz, bir kalbde iki ortak olamaz, bir toplulukta iki baş olamaz. Bir gemide iki kaptan, aynı hakla olamaz. Bir gemide kaptan birdir, yardımcısı olabilir, o ayrı. Bu yolun sonu, neresi olursa olsun, hep tekliğe gider. Yaratıcı birdir, iki olamaz. Onun için insanın kalbinde neyin hâkimiyeti varsa, işte âhirette o hâkim olan düşkünlüğüyle haşrolur.

Kurtulmanın çaresi, kurtulanlarla beraber olmaktır. Kalb göze tâbidir. Göz neye bakarsa kalbin yönü o tarafa döner. Ya alır, ya kaybeder. Salihlerle beraber olmak, gözlerin hep onları görmesi, büyük nimettir. Çünkü bir hadis-i şerifte, (Bir müminin yüzüne sevgiyle, muhabbetle bakan, Mahşer’de herkes buram buram güneş altında yanarken, Arş’ın altında gölgelenir) buyuruldu. O hâlde iyilerle beraber olmaya çalışmalıdır.