Abdullah Bin Ebi Bekr-i Sıddîk

Abdullah Bin Ebi Bekr-i Sıddîk

Hazret-i Ebû Bekir’in oğlu. Zekî ve kabiliyetli bir genç olduğundan, babasının emir ve direktiflerini harfiyen yerine getirirdi....

İman cevherini korumak

İman cevherini korumak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı Rabbânî hazretlerinin zamanında da, şimdiki kadar olmasa da, helalle haram, sünnetle bi’dat birbirine...

Helâl yemenin önemi

Helâl yemenin önemi

Ebû Süleymân-ı Dârânî hazretleri buyurdu ki, helâlden bir lokma az yemeği, akşamdan sabaha kadar namaz kılmaktan daha çok...

Ne ben karışırım, ne de sen karış!..

Ne ben karışırım, ne de sen karış!..

Devlet-i Osmanî’de ramazan ayında idareciler ve amirler, emri altındaki işçinin, memurun, askerin işlerini hafifletirlerdi. Bu sebeple padişah dahi...

Ana Hakkı ve Alkama'nın sonu

Ana Hakkı ve Alkama'nın sonu

Hazreti Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) eshabıyla oturmuş sohbet ediyordu. Bir kadın sahabe Resulullah'ın huzuruna telaşla girerek: - Ya...

Sofu Baba

Sofu Baba

Aşağıda Silsile-i aliyye büyüklerinden Seyyid Fehim Arvasi hazretlerinin teveccühüne kavuşan bir gencin hâli anlatılıyor. Hazret-i Seyyid Fehim,...

Sehl Bin Sa'd

Sehl Bin Sa'd

Medîne'de en son vefât eden sahâbî. Sehl bin Sa'd çok genç yaşta olduğundan Peygamberimizle hiçbir savaşa katılamadı,...

Başarılı olmak için

Başarılı olmak için

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize hizmet ederken başarılı olmak için günahtan sakınmak şarttır. Halife Hazret-i Ömer, Sa’d bin Ebi Vakkas...

Îmân duâsı

Îmân duâsı

Allahümme innî e’ûzü bike min en-üşrike bike şey-en ve ene a’lemü ve estagfirü-ke li-mâ lâ-a’lemü...

Orhan Gâzi ve Alâeddîn Esved

Orhan Gâzi ve Alâeddîn Esved

Sultan Orhan Gâzi, âlimleri, evliyâyı görüp gözeten bir zât-ı muhterem idi. O mübârek kimse, bir gün...

Nevfel Bin Hâris

Nevfel Bin Hâris

Hâşimoğullarının en yaşlısı. Nevfel bin Hâris, Kureyş kervanını kurtarmak ve Müslümanlarla savaşmak için hazırlanan müşrik ordusuna...

Çalışıp helal kazanmak …

İslâm âlimlerin ve Allah dostlarının büyüklerinden...

Safiyye Binti Abdülmutt…

Peygamberimizin halası. Resulullah efendimizin halası olan Hazret-i...

Nimetin kıymeti elden ç…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir padişah...

Can yakıcı güzellik

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz...

Oruç, tansiyona karşı i…

Vücut kendisine verilen fuzuli besinlerin zararından...

Gerçek güzellik ruh g…

İnsanın ahlâkını düzeltebilmesinde ruh ve kalbin...

Kainatin Efendisi

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce...

Allah’ın adı ile oku!..

Peygamber efendimiz kırk yaşında... Ramazanın...

Nur’un Amine’ye geçmesi

Kurban edilmekten kurtulan, Abdullah, büluğ...

Eshab-ı kiram

Cafer-i Tayyar

Cennete uçarak giden sahâbî. Peygamber efendimiz...

Ebû Katâde

Resûlullahın süvârilerinden. Peygamber efendimizin develerini Medîne’de...

Âmir Bin Füheyre

Meleklerin defnettiği sahâbî. Âmir bin Füheyre...

Hikmetli Sözler

Teslimiyetin önemi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Silsile-i...

Anlamak, kalbe nakşetmek …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber...

Bana rahmet kapısını aç!”…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Bir din büyüğüne kavuşan, her şeye kavuşmuş olur. Böyle bir büyüğe kavuşmayanın işi çok zordur.

Cennetin anahtarı besmeledir, ama kapısı, büyüklerin gönlüdür. Böyle bir gönle giremeyen, o gönle kavuşamayan, kapıyı zor bulur. Bunun kestirme yolu, bir büyük zatı tanımak ve onun kalbine girmektir. İmam-ı Rabbani hazretleri, (Allahü teâlâ bir kulunu severse, ona iki şey verir. Birincisi, onu sevdiği kullarıyla tanıştırır. İkincisi de, ona hayırlı iş nasip eder) buyuruyor. Dünyada en hayırlı iş, Allahü teâlânın dinini yaymak ve öğretmektir. Merhum hocamız buyuruyor ki:
Silsile-i aliyye büyüklerinin çok üstün bir âdetleri vardır. Bu, başka hiçbir yolda yoktur. Sadece bu yola mahsustur. Zaten diğer yollardan ayıran fark da budur. Diğer yollarda olanlar, kendilerini sevenleri alırlar, yetiştirirler ve ana caddeye çıkartırlar, (Bu yolun sonu Cennettir, Allah yardımcın olsun, şimdi çalışmana devam et, yolun açık olsun) derler. O talebeler de çalışırlar, uğraşırlar ve kavuşan kavuşur, kavuşamayan yolda kalır. Çünkü o yolun düşmanları çoktur, bunlar kendi başlarına kaldığı için yan yollara sapabilir, bid’atlere bulaşabilirler. Fakat Silsile-i aliyye yolunun büyükleri ise, kendilerini sevenleri tutup, Cennete sokuncaya kadar bırakmazlar. Hattâ köşklerine kadar götürürler. Bu ne saadettir! Onlar tuttuklarını artık bırakmazlar. Yeter ki biz bırakmayalım.

Büyükler, (Biz verdiğimizi geri almayız) buyuruyorlar. Büyüklüğün şanı da budur. O büyükler, inkâr veya imtihan edilmedikçe, verdiklerini asla geri almazlar. Zira onların affı, mağfireti, sevgisi, bizimkine benzemez. Çünkü ehlullah, yani Allah adamları, Allahü teâlânın sıfatlarıyla sıfatlanmaya çalışmışlardır.

Büyükler, (Bizi arayanlar, kitaplarımızın satırları arasında bulur) buyurmuşlar. Bu büyüklerin kitaplarından başka dinî kitap okumak, akıl kârı değildir. İnsan bulduğu her şeyi yemediği gibi, her bulduğunu da okumamalıdır. İnsan, kendi vücudunu düşündüğü kadar dinini de düşünmeli. Nasıl ki, sağlığını korumak için yediği gıdalara çok dikkat ediyorsa, dinimizi korumak için de, okuduğu kitaplara çok dikkat etmelidir. Bazı gıdalar, bedeni zehirlediği gibi, bazı kitaplar da imanı zehirler.