Büyük zatları inkâr etmek felakettir

Büyük zatları inkâr etmek felakettir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müslümanlar bir araya geldikleri zaman, bilseler de bilmeseler de, anlasalar da anlamasalar da, konuşsalar da konuşmasalar da,...

Ezan-ı Muhammedi ile iftar...

Ezan-ı Muhammedi ile iftar...

Osmanlı’da iftar açmak için iftar topundan ziyade minarelerden gelecek ezan-ı Muhammedi’ye kulak kabartılırdı. Top atacak zabit ezâna...

İftiranın neticesi

İftiranın neticesi

Bir zaman Hasan Ünsî Efendiyi sevmeyen birisi gelip, devlet adamlarından Mustafa Paşa’ya onun aleyhinde sözler söyledi. Cezâlandırılmasını...

Padişaha Yumurta-yı Hümayun

Padişaha Yumurta-yı Hümayun

Padişah sofrası sadece iftarda kadar zengin olurdu. İftar çorba ile başlardı. Et veya tavuk suyuna şehriye, yahut hindi derisiyle hafif sirke ve sarımsaklı tuzlama...

Korkulu zamanlarda okunacak

Korkulu zamanlarda okunacak

Korkulu zamanlarda, “Kelime-i temcîd”, yâni “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil'aliyyil'azîm” (9)...

Cennetlik hanım isteyen...

Cennetlik hanım isteyen...

Bir gün Peygamber Efendimiz buyurdular ki: - Cennetlik hanım isteyen, Ümmü Eymen’le evlensin!.. Ümmü Eymen iyi kalbli ve Habeşli bir...

Günahların affı için

Günahların affı için

Her günahın affı için, kalb ile tevbe etmek ve dil ile istigfâr etmek ve beden ile kaza etmek lâzımdır. Yüz kere tesbîh etmek, yâni...

BRE HAŞMET hani gidiyordun?

BRE HAŞMET hani gidiyordun?

Sadrazam Koca Ragıp Mehmed Paşa “Turfa dükkan-ı hikemdir bu köhen tâk-ı felek, Ne ararsan bulunur derde devadan gayri” (Sayısız hikmetlerle dolu...

Büyüklerin etrafındaki insanlar

Büyüklerin etrafındaki insanlar

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Tıpkı Güneş'in ışınlarının her yere ulaşması gibi, Peygamber efendimizden de sürekli feyzler ve bereketler yağar. Yalnız,...

Kapasiteyi artırmak

Kapasiteyi artırmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dine hizmet ederken, insan, kapasitesini arttırmaya çalışmalı. Büyük başarılar, aynı mevcutla, aynı himmet ve gayretle,...

Orhan Gâzi ve Alâeddîn Esved

Orhan Gâzi ve Alâeddîn Esved

Sultan Orhan Gâzi, âlimleri, evliyâyı görüp gözeten bir zât-ı muhterem idi. O mübârek kimse, bir gün...

Niye talaş ettünüz?

Vezir-i azâm Koca Ragıp Paşa’nın sırdaşı...

İyi arkadaş bulmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz...

Elçi Hazretleri Merak E…

Kırım harbi arefesinde Rusya, fevkalade elçi...

Gerçek güzellik ruh g…

İnsanın ahlâkını düzeltebilmesinde ruh ve kalbin...

Yaver’in ‘iştahsız’ ift…

Baba Yaver’in hikayeleri her ramazanda dilden...

Muhammed Bin Mesleme

Resûlullah efendimizin fedâîlerinden. Bedir savaşından sonra Mekkeli...

Kainatin Efendisi

Nur’un yaratılması

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, Allahü teâlânın...

Ümmetim!.. ümmetim!..

Kâinatın efendisi doğduğu sırada, hazret-i...

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce...

Eshab-ı kiram

Ebû Hüreyre

En çok hadîs-i şerîf rivâyet...

Mikdâd Bin Esved

Resûlullahın süvârilerinden. Hicretin ikinci yılında Bedir...

Ömer-ül Faruk

Adâletin timsâli ikinci büyük halîfe. Hazret-i...

Hikmetli Sözler

İyilik edene teşekkür

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünyanın...

En güzel fren

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsan...

Sabır acıysa da, sonu sel…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Nimetlerin...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
(Men hadime hudime) yani (Hizmet edene hizmet edilir) hadis-i şerifi gösteriyor ki, kim hizmet ettiyse, mutlaka birileri de ona hizmet eder. Birine iyilik yapanın, yani hizmet edenin, bunun karşılığında ne kadar çok iyilik göreceğini ancak Allah bilir. Ona insanlardan iyilik gelmezse, melekler yardıma gelir. Çünkü Cenab-ı Peygamber, hâşâ boş konuşmaz. Onun için bir lokma ekmekle de olsa, yani küçük bir şey de olsa, bir şeyler yapıp iyilik etmelidir.

Hazret-i Ali, (Ben, hayatta hiç kimseye iyilik etmedim, her şeyi kendim için yaptım) buyurunca, bunu duyanlar, (Size inanıyoruz, ama bu söylediğinizi anlayamadık, sizin çok iyilik yaptığınızı biliyoruz) derler. Bunun üzerine buyurur ki:
(Kime ne iyilik yaptıysam, o kimse sadece sevindi, ama bana da en az on kat sevab yazıldı. Yani en az bire on aldım. Ben şimdi kendime mi, yoksa karşımdakine mi iyilik etmiş oldum? Elbette asıl iyiliği kendime yaptım. O birkaç günlük dünyada biraz sevindi, hâlbuki benim kazandıklarım âhirette karşıma çıkacak. Esas kazanç, âhirette ele geçendir. Âhirette benim defterim açıldığı zaman, yaptığım iyiliklerin karşılığını Allahü teâlâ bana bol bol ihsan edecek, çünkü Kur’an-ı kerimde, (İyilik etmenin karşılığı iyilik bulmaktır) buyuruyor.)

O hâlde akıllı mümin, elinden geldiği kadar iyilik etmelidir. İyiliğin de azı var, ortası var, çoğu var, ama bir de en çoğu var. İyiliğin en çoğu, birini ateşte yanmaktan kurtarmaktır. Biri ateşe gidiyorsa, onu ateşten kurtarmaktır. İşte bunun yolu da, itikadını düzeltmesi, dinini doğru öğrenip yaşaması için, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından insanlara vermektir.

İnsan kimi severse, kime itaat ederse elbette âhirette de onunla beraber olacaktır. Sevmek, kuru kuruya seviyorum demek değildir. Sevgi itaattir, kendi aklına değil, sevip bağlandığı evliya zatın bildirdiklerine itaat etmek lazımdır.

İnsanın kalbi, iradesi, arzusu neye meylederse, Cenab-ı Hak, o yolu ona kolaylaştırır. Mesela bir meslek sahibi olmak için çalışan, sonunda maksadına ulaştığı gibi, insanlara iyilik etmek isteyene de, Allahü teâlâ, Ehl-i sünnet âlimlerinin sevgisini, yolunu, hizmetlerini nasip eder. Buna kavuşan da kurtuluşa erer.