Medenî olmanın iki şartı

Medenî olmanın iki şartı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Medeniyet, şehirleri, ülkeleri imar etmek ve bütün insanları, ruh, düşünce ve beden bakımından rahat yaşatmaktır....

Halime Hatun

Halime Hatun

Peygamberimizin sütannesi. Mekke'nin havası, yeni doğan çocuklara yaramıyordu. Sıhhatli ve gürbüz büyümelerine maniydi. Bu sebeple...

İftiranın neticesi

İftiranın neticesi

Bir zaman Hasan Ünsî Efendiyi sevmeyen birisi gelip, devlet adamlarından Mustafa Paşa’ya onun aleyhinde sözler söyledi. Cezâlandırılmasını...

Vücutta bütün organlar birbirine muhtaçtır

Vücutta bütün organlar birbirine muhtaçtır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize, Ehl-i sünnet kitaplarını yaymak sûretiyle yapılan hizmetlerin maddi sahibi yoktur, bu hizmetler hepimizindir. Yani her...

Gerçek iflas nedir?

Gerçek iflas nedir?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri, vasiyetnamesinin sonunda, (Hiç kimsenin kalbini incitmeyin!) buyuruyor....

Berâ Bin Âzib

Berâ Bin Âzib

Kıblenin değiştiğini haber veren sahâbî. Berâ bin Âzib, Resûlullahın hicretinden önce Medîne-i münevverede...

Midenin bir aylık dinlenme dönemi

Midenin bir aylık dinlenme dönemi

Her yemekten vücut hazım ve sindirim işlemi sırasında yoğun enerji kullanılır. Bu enerji ihtiyacını karşılamak için yemeklerden sonra kalp tarafından, mide ve...

İnsana yakın olan daha üstündür

İnsana yakın olan daha üstündür

Canlıların en üstünü insandır. Diğerleri insanlara yakınlığına göre üstündür. İnsana en yakın olanları at, maymûn, fil ve...

Sevmek lafla değil, itaatle belli olur

Sevmek lafla değil, itaatle belli olur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Muhabbet, gayet ince ve hassas bir yoldur. Bir Ehl-i sünnet âlimini sevdiğini söyleyen kimsenin, ona itaat etmesi gerekir....

Sâbit Bin Kays

Sâbit Bin Kays

Peygamber efendimizin hatîblerinden. 630 senesinde henüz Müslüman olmamış Benî Temim kabîlesinden 80-90 kişilik bir heyet, Peygamber...

Huzeyfe Bin Yemân

Huzeyfe Bin Yemân

Sevgili Peygamberimizin sırdaşı. Huzeyfe bin Yemân hazretleri şöyle anlatıyor: "Hendek savaşının en şiddetli safhaya ulaştığı bir sırada, bir gece...

Veren de Allah'ü teâlâd…

Osmanlı pâdişâhı Sultan Selîm Han Mısır'ı...

İnsan âciz bir varlık…

Allahü teâlâ, insanları olgunlaştırmak ve kalblerindeki...

Dürüstlük, güven ve sev…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Din büyüklerinin...

İman nimetine nasıl şük…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allah için...

Vücudun her organı kıym…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize yapılan...

Padişaha Yumurta-yı Hüm…

Padişah sofrası sadece iftarda kadar zengin...

Kainatin Efendisi

Kurbanlık oğul

Abdülmuttalib’in, Zemzem kuyusunu kazdıktan sonra...

Kavmini azab ile korkut!

Sevgili Peygamberimize, peygamberliği bildirildi ve...

Zulüm, had safhadaydı...

Yeryüzünün merkezi olan mübarek Mekke’de...

Eshab-ı kiram

Ebû Talhâ

Resûlullahın fedâisi. İslâm Güneşi Mekke'de parlarken...

Sa’d Bin Ubâde

Ensârın sancaktarlarından. Sa’d bin Ubâde, ikinci...

Abdullah Bin Zeyd

Sâhib-ül ezân. Hicretten sonra Medîne'de Peygamber...

Hikmetli Sözler

Sonra yaparım diyenler

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünya...

Hizmet için üç şart

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İslamiyet’e...

Kalb, his organlarına tâb…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kalb...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Ehl-i sünnet gemisinin kaptanı, İmam-ı a’zam hazretleridir. Kaptan bellidir, çünkü silsilede sahih-ül yed olmak esastır, yani hocalarının silsilesi Peygamber efendimize kadar belli olmalıdır. Mutlaka hocasını görerek, severek, elini öpmesi ve duasını, icazetini alması şarttır. Dolayısıyla bu iş rüyada, hayâlde olmaz. Arada bir kopukluk olursa kabul olmaz. Bu büyükler hep, (Ben mübarek hocamdan böyle işittim) buyuruyor. Zaten böyle olmazsa çok tehlikelidir.

Mesela bir gün merhum hocamız şöyle buyurmuştu: (Bizim kitaplarımızın hepsi Ehl-i sünnet âlimlerinin buyurduklarıdır. Biz kendimizden bir tek kelime yazmadık. Bu pırlantaların arasına biz cam kırıkları koymayız. Köşeli parantez içinde yapılan ilaveler de, yine başka kitaplardan aldıklarımız ve Abdülhakim efendi hazretlerinden duyduklarımızdır.)

İşte silsilesi belli olan böyle mübarek zatlar, kendilerine inananları alıp, doğru istikamete giden otobüse bindiriyor. Sadece bu otobüs, emniyet içerisinde Sırat köprüsüne giriyor ve karşıya geçiyor. Bid’at ehli olan diğer otobüslerin ise frenleri tutmuyor, doğru Cehenneme gidiyorlar. Çünkü Peygamber efendimiz, (Benim ümmetim 73 fırkaya bölünecek, bunun 72’si dalalette olacak, Cehenneme gidecek, yalnız biri kurtulacaktır. O da benim sünnetime ve Eshabıma tâbi olandır) buyuruyor. Burada sünnet demek İslamiyet, Eshab-ı kiram da Resulullah’ın cemaatidir. İşte bunun için doğru yola Ehl-i sünnet vel-cemaat deniyor. Dolayısıyla Resulullah efendimiz, (Sünnetime ve Eshabıma tâbi olanlar kurtulacaktır) buyuruyor.

Hâl böyleyken, maalesef Eshab-ı kiram efendilerimize küfredenler, kabirlerini tahrip edenler, bir kısmını severiz, diğerlerini sevmeyiz diyenler var. Bunların hepsi felakettedir. Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimde, Eshab-ı kiram için, (Hepsini Cennete koyacağıma söz verdim) buyuruyor. Peygamber efendimiz de, (Eshabımı seven, beni sevdiği için sever, sevmeyen de, beni sevmediği için sevmez) buyuruyor. O hâlde Ehl-i sünnet vel-cemaat demek, dinimize uymak ve Eshab-ı kiramın hepsini mutlak sevmektir. Onların aralarında, âdil ve sâdık olmak bakımından zerre kadar fark düşünmemektir.

Netice, insan kendisini uçuruma yuvarlanmadan emniyetle karşı tarafa geçirecek, yani Cennete götürecek vasıtaya bindiren zata Kıyamete kadar dua etse onun hakkını ödeyemez. İşte büyükleri bu kadar sevmemizin hikmet ve sebebi budur.