Değişen sizin kalbiniz

Değişen sizin kalbiniz

Bir padişah, bir iki vezirini ve diğer erkandan birkaçını yanına alarak payitahta (başkente) yakın yerleşim merkezlerinde bir gezintiye çıkmıştı Payitahttan...

İslamın emir ve yasakları

İslamın emir ve yasakları

İslamiyetin bildirdiği emir ve yasaklar, aklın, beyin gücünün dışında ve üstündedir. Bunlar, hiçbir zamanda, kimse tarafından...

Kolesterolü düşürüyor

Kolesterolü düşürüyor

Yapılan araştırmalarda; ramazan boyunca total kolesterolde yüzde 8 ile yüzde 12 civarında düşme gözlenmiştir. Kolesterol, bilindiği gibi damarlarda...

Çürük elma için ne istersin

Çürük elma için ne istersin

Bir zimmi, Sultan İkinci Murad Hana der ki: - Bir maruzatım var Padişahım, müsaade buyurun anlatayım? - Elbette, söyle nedir maruzatın? - Askerleriniz benim...

Kalp ramazanda BAYRAM eder

Kalp ramazanda BAYRAM eder

Kalp hücreleri enerji yakıtı olarak glikozu ve yağ asitlerini beraberce bulabildiği durumlarda her zaman için yağ asitlerini seçer. Ramazanda açlık...

Allah’ın yeryüzünde en sevdiği yer

Allah’ın yeryüzünde en sevdiği yer

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünya, âhiretin ufak bir misalidir. Burada mescitlere, camilere gelenler, orada hakiki saadet yurdu olan Cennete gideceklerdir....

Büyük zatların kıymetini bilmenin önemi

Büyük zatların kıymetini bilmenin önemi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı Rabbânî hazretleri gibi büyük zatlar, insanın uzun zaman uğraşarak elde ettiğini bir anda verebilirler. Bir...

Hoş geldin ya Resulallah

Hoş geldin ya Resulallah

Yedi kat yer, yedi kat gök, kısaca bütün âlem büyük bir hürmet ve sevinç içinde; Seyyid-il-Mürselin,...

Kendinden tiksinmeyenin hâli

Kendinden tiksinmeyenin hâli

Cüneyd-i Bağdadi hazretlerinin talebelerinden biri, gördüğü rüyalar üzerine, "Artık ben kemâle geldim. Sohbete lüzum...

Hamne Binti Cahş

Hamne Binti Cahş

Peygamber efendimizin halasının kızı. Ası Ümeyme binti Abdülmuttalib’in kızıydı. Aynı zamanda Resulullah efendimizin hanımlarından Zeyneb binti...

Cimrilik ateşi

Cimrilik ateşi

Resul-i ekrem efendimiz, Kâbe’yi tavaf eden birinin gözyaşları içinde (Ey Beytin sahibi, bu beytin hürmetine beni affet) diye ağlayarak dua...

Gece uyanınca

Peygamberimiz buyurdu ki: “Gece uyanınca, şu...

Türk Adaleti

Büyük ve uzun ömürlü devletler üstün...

Hüseyin bin Ali

Cennet gençlerinin seyyidi. Ümm-i Hâris hazretleri anlatır: Birgün...

Katade bin Nu’man

Eshab-ı kiramın okçularından. Eshab-ı kiramdan Cabir bin...

Kullanma kılavuzu

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kendi kurallarımızı...

Yatarken okunacak duâl…

Yatağına E’ûzü ve besmele okuyarak girmeli...

Kainatin Efendisi

Ümmetim!.. ümmetim!..

Kâinatın efendisi doğduğu sırada, hazret-i...

Süt annenin anlattıkları

Halime Hatun, Peygamber efendimizi, süt...

Kavmini azab ile korkut!

Sevgili Peygamberimize, peygamberliği bildirildi ve...

Eshab-ı kiram

Mikdâd Bin Esved

Resûlullahın süvârilerinden. Hicretin ikinci yılında Bedir...

Beşir Bin Sa'd

Hazret-i Ebû Bekir'e ilk bîât...

İkrime Bin Ebî Cehil

Meşhur İslâm kumandanlarından. İkrime bin Ebî...

Hikmetli Sözler

Dünyaya kıymet vermek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimizin...

Kapalı olan kaba su dolma…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i...

Dindar olanı tercih

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bileşik...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Şah-ı Nakşibend hazretleri, (Sohbetimize bir defa gelenlerin bazısı, kapıdan çıkınca şeyhlik ilan ediyor, âlim kesiliyor) buyuruyor. Birkaç kelime öğrenip de, kendini bir şey zannedenlerden, kendi aklına göre din anlatanlardan çok çekiyoruz. Hâlbuki bize düşen, kendinin ne olduğunu anlamak, cahilliğini bilmek, hele din konusunda mümkün mertebe susmaktır. Konuşmak gerekirse de, din büyüklerinden bir şey nakletmektir. Kendi aklımızla söylediğimiz bir bilgi, âhirette başımıza çok büyük iş açabilir. Çünkü merhum hocamız, (Dînî konularda konuşurken çok korkun! Çünkü sizin yüzünüzden biri Cehenneme giderse, “Ben bunu şu kimseden duydum, onu da cezalandırın” der) buyurmuştu. Onun için çok korkmalı, (Bilmiyorum) diyerek vebalden kurtulmalı. Çünkü ağızdan çıkan bir cümle, namludan çıkan bir kurşun gibidir, geri gelmez. Kıyamete kadar da, onunla amel edilir. Bu bakımdan, Emr-i maruf yapmak isteyen, din büyüklerimizin kitaplarından bir kitap vermeli, gerisine karışmamalı. Dünya işlerinde söylenen bir söz, daha sonra düzeltilebilir. Ama dînî konularda, insanlar onunla amel edeceği, âhirette de hesabını vereceği için, çok dikkatli davranmalı. Bize bir şey sorulduğu zaman, (Bilmiyorum, kitaplara bakalım) demeli. Hele kitaplarımızda varsa, asla cevap vermemeli. Merhum hocamıza da çok sual soruluyordu. (Sualinizin cevabı S. Ebediyye’de vardır, oradan bakın!) diye cevap yazarlardı. Hattâ bir de ilmihal verirlerdi. Cevabı ilmihalin içine koyarlardı.

Lüzumsuz konuşmak
Horasan’dan salih bir kimse, hacca gitmeye karar verir. Oradakiler, (Bağdat’ta evliya bir zat var, elini öp, duasını al, ondan sonra hacca git!) derler. Bağdat’a gelip o mübarek zatın elini öper, sohbetini dinler. O zat, nereye gittiğini sorar. Genç de, (Efendim, hac için yola çıktım) der. Mübarek zat, (Arkadaşsız yola çıkılır mı? Bir talebemi vereyim onunla gidersin) buyurunca, (Peki efendim) der. Yolda giderken o talebeye ismini sorar. (Ali oğlu İbrahim) der. Hacdan döndüklerinde, o mübarek zat, (Talebemi nasıl buldun?) diye sorar. O salih kimse de, (Efendim, çok iyi hizmet etti, ama biraz çok konuşuyor. İsmini sordum, bana babasının ismini de söyledi. Babasını sormamıştım) der. Demek ki, sorulmayan şeyi söylemek bile uygun görülmüyor.