İnsan ile hayvanın farkı

İnsan ile hayvanın farkı

İnançsızlar, ateistler, milletin dînini, ahlâkını yıkmak için küçücük çocuklardan başlıyorlar işe. Çocuklara,...

Kim sevilir, kim sevilmez?

Kim sevilir, kim sevilmez?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müslüman edepli olur. Allah değil, Allahü teâlâ der. Peygamber değil, Peygamber efendimiz der, sallallahü...

İcâzetin sırrı

İcâzetin sırrı

Akşemseddin hazretleri, Fâtih Sultan Mehmed Hân hazretlerinin hocasıdır. Soyu, Hazreti Ebû Bekir’e dayanır. Kendisini ilim tahsiline adamış, Hacı...

Vücut yenileniyor

Vücut yenileniyor

Orucun sağlığa olan etkileri sadece Müslüman alemi tarafından değil, dünyaca ünlü bilim adamlarınca da takdir edilmiştir. 1940 Nobel Tıp...

Bilâl-i Habeşî

Bilâl-i Habeşî

Peygamber efendimizin müezzini. Bilâl-i Habeşî hazretleri, ilk îmân edenlerden olup, müşriklere karşı Müslüman olduğunu...

Osman Bin Talhâ

Osman Bin Talhâ

Kâbe'nin hizmetinde olan sahâbî. Osman bin Talhâ, Mekke'de Kâbe Kayyımlığı ile vazîfeliydi. Sülâlesi câhiliye...

Hasreti çekilen insan

Hasreti çekilen insan

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müslümanın imanının parlaklığı, işlerindeki hassasiyetle ölçülür. Konuşurken, alışverişte veya başka bir iş...

Kâbe yerine Horasan’a gitmek

Kâbe yerine Horasan’a gitmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Okyanusun ortasındayken karayı bulmak çok zordur. Hele bir de yanlış yol gösterenler çoksa, insan mahvolur. Biz...

Cimrilik ateşi

Cimrilik ateşi

Resul-i ekrem efendimiz, Kâbe’yi tavaf eden birinin gözyaşları içinde (Ey Beytin sahibi, bu beytin hürmetine beni affet) diye ağlayarak dua...

Ahde vefa

Ahde vefa

Hazreti Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler, derlerki -Ey halife bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü...

Hansa Hatun

Hansa Hatun

Meşhur kadın şair sahabilerden. Peygamber efendimiz zamanında, Amr’ın kızı olan meşhur kadın şair Hansa, çok güzel kahramanlık şiirleri söylerdi....

Ebu Bekr-i Sıddık

Peygamberlerden sonra insanların en üstünü. Hazret-i Ebû...

Her türlü zarardan ko…

Yâ Allah-ür-rakîb-ül-hafîz-ür-rahîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-halîm-ül’azîm-ür- raûf-ül-kerîm. Yâ...

Hasreti çekilen insan

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müslümanın imanının...

Ramazan ayı, istiğfar z…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ramazan-ı şerifin...

Osmanlı paşasının siyas…

Hasan Fehmi Paşa, bir aralık hususî...

Biz çok bahtiyarız

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı Rabbani...

Kainatin Efendisi

Misk kokulu Abdülmuttali…

Peygamber efendimizin babası Hazreti Abdullah...

“Hacer-ül-Esved”in yeri

Resulullah efendimiz otuz beş yaşında...

En güvenilir kimse...

O; doğru, doğruların doğrusu... Hiçbir...

Eshab-ı kiram

Ebû Sa’îd-i Hudrî

Çok hadîs rivâyet eden yedi...

Ribi Bin Âmir

Eshab-ı kiramın elçilerinden. Hazret-i Ömer'in hilafeti...

Aliyyül Mürteda

Allahın arslanı ve Resûlullahın dâmâdı. Halifeliği...

Hikmetli Sözler

Altın silsile

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir...

Karşılık, niyete göredir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: (Ameller...

Ramazanın son on günü

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ramazan-ı...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Dinimize ihlâsla hizmet edenler, bir vücut gibi olmalıdır. Bu birliğin esası, bu yolun büyüklerine dil uzatmamaktır. Büyüklere karşı edep sınırının aşılması, felaketin başlangıcı olur. Bu yolda, birlik ve beraberlik içinde olmak ve âmirine peki demek esastır. Zaten sevginin alameti de budur.

Bir sepet sağlam üzüm, bir tek çürük üzümü ıslah edemez. Ama o bir çürük, yavaş yavaş yanındakini, o da onun yanındakini, derken bir müddet sonra sepetin tamamını çürütür. Eğer hizmet edenler arasında bir çürük, yani büyüklere muhalif olan biri varsa, onu bünyeden ayırmak gerekir. Yoksa o bir kişi yanındakini de mutlaka çürütür. O çürük elma veya o çürük üzüm, yavaş yavaş bütün bünyeyi çürütür de farkına varılamaz. İhlâs arttıkça çürümeler azalır, ihlâs azaldıkça çürümeler artar ve çürüklerle dolu bir sepet, bir kamyon da olsa, hiç işe yaramaz.

600 yıllık Osmanlı devletinin her teşkilatı düzgün çalıştığı hâlde, en sonunda araya çürükler girince, içte ve dışta çürümeler görüldü ve sonunda koca devlet çöktü. Dolayısıyla, görev verilecek kişiler çürükse, (Efendim, bu çok başarılı, bundan zarar gelmez) dememeli. Çünkü büyüklerimiz, (Başarılı olmak için, kabiliyetli olanları değil, ihlâslı olanları seçin, peki diyenlerle, söz dinleyenlerle çalışın! Kabiliyeti veren Allahü teâlâdır ve ihlâsları sebebiyle onlara üstün kabiliyetler verir. İhlâssız kabiliyet, başa beladır) buyururlardı.

Büyüklerin yolunda gitmeyenin, onlara peki demeyenin, diplomaları, kabiliyetleri ve gayretleri bir işe yaramaz. Bunlar, ancak büyüklerin emirlerini yerine getirmede, dine hizmette vasıta olarak kullanılırsa işe yarar.

Allahü teâlânın dinini yaymak için yürümek, oturup ibadet etmekten üstündür. Bunun için mücahidler, âbidlerden daha faziletlidir. Cennetin en yüksek derecesi İslamiyet’i yayanlara verilecektir. Bu uğurda çok kişi şehit olmuştur.

İman sahibi bir müminin ellerine kollarına zincir vurulsa, o yine İslamiyet’i yayar, başkalarını Cehennemden kurtarmak için uğraşır. Çünkü onun içindeki ateş, birilerini kurtarmak için yanar. Bu ateşi içinde hissetmeyenin, imanı ya çok zayıf veya hiç yoktur.