Ehl-i sünnet âlimlerinin dinimizi doğru olarak anlatan kitaplarını yaymak, bu kitapların yayılmasına vesile olan yayın yapmak çok sevabdır, ama çok da tehlikelidir.

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Âhirette herkes, kul haklarından hesaba çekilir. Oradaki en büyük zorluk, kul hakkıdır. Mümin, kul hakları sebebiyle günaha girmişse, mesela birine hakaret etmişse, birinin gıybetini yapmışsa veya birine iftira etmişse, onunla helâlleşmedikçe affa uğramaz. O kimseyi arayıp bulması, bulamazsa o kimse için hac veya başka ibadetler yapıp sevabını ona bağışlaması veya o kimsenin çoluk çocuğuna bir şeyler vermesi, yani bir çareye başvurması gerekir.

Bir kimse, çok kötü bir çığır açmışsa, bir bid'at veya bir küfür yolu ihdas etmişse, bu felaketin önünü alamaz. Mesela bir kimse, din bilgilerini yanlış anlatan bir kitap çıkarsa, o bozuk kitaba göre, Allah'a yanlış iman edenler veya ibadetlere bid'at karıştıranlar, o kötülüğü işledikçe, o kitabı yazana da günah yazılır. Beş on sene sonra bu kitabın bozuk olduğunu anlasa bile, bu işi nasıl düzeltebilir? Elinden geldiği kadar, tevbesini ve önceki yazdıklarının yanlış olduğunu duyurması gerekir.

KENDİNE BAĞLAMAK FELAKETTİR!

Ehl-i sünnet âlimlerinin dinimizi doğru olarak anlatan kitaplarını dağıtmak, yaymak, bu kitapların yayılmasına vesile olan yayın yapmak çok sevabdır, ama çok da tehlikelidir. Allah korusun kötü bir şey yapılsa, bir kelime yanlış yazılsa veya konuşulsa, kendini ön plana çıkarsa, büyüklere giden yolu kesse, etrafındakileri zerre kadar da olsa büyüklerden uzaklaştırıp, kendine bağlamaya çalışsa, millet de ona sarılıp Cehenneme giderse, buna sebep olan da onlarla birlikte gider. O artık durmadan zikretse de, bin kere hacca gitse de, felaketten kurtulamaz. Çünkü kazandığı sevablar, o kul haklarını ödemeye yetmez. Bu sebepten dolayı, büyük bir zat, (Aman ha, sizin yüzünüzden kimse Cehenneme gitmesin. Sonra sizi de beraber götürür) buyuruyor.


Evlada dînî terbiyeyi vermek, güzel ahlâkı, dinini diyanetini öğretmek şöyle dursun, onun kötü yola düşmesine biz sebep olursak, onu günaha biz teşvik edersek, (İşte benim oğlum! Aferin evladım!) diyerek ateşe benzin sıkarsak, o çocuk Cehenneme giderken bizi de beraberinde götürür. Mesul olduğumuz, sözümüzün geçtiği herkes de böyledir. Çünkü onlara, (Senin buraya gelmene kim sebep oldu?) diye sorulduğunda, (Annem, babam, patronum, âmirim) deyince, (Tamam, onlar da senin yanına) denilecektir. Nitekim dünyadaki mahkemelerde de böyle yapılıyor. Yalnız suçu işleyen değil, onu azmettiren de, ona yardım eden de cezalandırılıyor.