Büyük zatların kitaplarını severek her gün okuyan, zamanla onlara benzeyerek, dertlerden zevk almaya başlar.
 
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

İslamiyet hasta olmamanın şartlarını bildirmiştir. Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uyanlar kolay kolay hasta olmazlar. Bunlara uyulduğu hâlde gelen hastalık, lütf-u ilâhîdir, mümine hediyedir.

Kimyada katalizör denilen maddeler vardır. Mesela kendi hâline bırakılınca beş sene süren bir deney, katalizör madde konulunca, beş saniyede biter. Yani senelerin işi, katalizör sayesinde saniyeler içerisinde tamamlanır. Allahü teâlâ, insanları kendisine kavuşturmak için yarattı. Mümin kulun bu dünyadaki tek gayesi budur. Fakat bu gayeye ulaşmak çok uzun sürebilir, belki bir ömür dahi yetmeyebilir. İşte Allahü teâlâ, kulunun vuslatını çabuklaştırmak için, katalizör madde olarak musibetler verir.

İmam-ı Rabbânî hazretleri, (Allahü teâlâ tarafından gelen derd-ü bela, kemend-i mahbubdur) buyuruyor. Sevileni kendine çekici işlerdir. İnsan dünya nimetlerine kavuşunca, Allahü teâlâdan yüz çevirip başka yerlere kaçmak ister. İşte Cenâb-ı Hak o zaman kulunun boğazına kement atar. O kement, insanın boğazından geçer, fakat henüz gevşektir. İnsan Allahü teâlâdan uzaklaşırken, kement daralır, boğaz sıkılmaya başlar. Biraz daha uzaklaşacak olsa boğulacağını anlar. Onun için yine geriye döner. İşte Allahü teâlânın kuluna verdiği sıkıntılar, o kulun azmaması, kaçmaması için bir kementtir. Bu ne büyük nimettir!

Allahü teâlâ kullarını yaratırken, kalblerini hasta yaratmıştır. Ama o hastalık, hastanede tedavi olmaz. Zira yürek başka, kalb başkadır. Bu vücuda rahatsızlık veren her şey, insanın âcizliğini anlamasına, Allah'a dönmesine sebep olur. Onun için de bu sıkıntılar kalb için şifadır. İlacı bu dünyada verilmezse, Allah korusun, âhirette şifaya kavuşması çok daha zordur. Çünkü kalbdeki o hastalık, ancak ateşle temizlenir. Allahü teâlâ kulunu yakmamak için, ona dünyada biraz rahatsızlık verir. Kul da tevbe ve istiğfar eder.
 
(Her ne gelirse yahşîdir, zira o dostun bahşidir) buyurulmuştur. Allah'tan geleni kime şikâyet edeceğiz? Allahü teâlâ bu nimeti, sevdiği kuluna verir. Nimetten şikâyet edilir mi? Evliya zatlar bunu bildiği için, onlara dertler çok tatlı gelir. Günümüzde ise böyle zatlar yok gibidir. Sahtelerine de aldanmamalı, sadece bu büyüklerin kitaplarını okumalıdır. Büyüklerin istediği sohbet de, beraber kitap okumaktır, başka türlüsü uygun değildir. Onların kitaplarını severek her gün okuyan, zamanla onlara benzeyerek dertlerden zevk almaya başlar.