Sarık ve sakal

Sarık ve sakal

Eski elbiseli, fakir ve köse bir alim, bir kadı'nın mahkemesinde alimler sırasında üst sırada oturur. Kadı gerek giyiminden gerese tanımadığından olacak sert...

Burada bir incelik var

Burada bir incelik var

Bir zaman, karı koca, Mısır’dan hacca gelmişler. Hac dönüşü Medine’ye uğramışlar. Bu sırada develerini kaybetmişler. Yol paraları da yok. Ortada...

Osmanlılarda kılıç ustalığı

Osmanlılarda kılıç ustalığı

Türkler, kılıç kullanmakta da ustaydılar. Bu, şimşirbazlık denilen bir sporun, yani bugünkü eskrim sporunun doğmasına sebep olmuştur. Türk...

Sultan Selîm ve “Dede Molla”

Sultan Selîm ve “Dede Molla”

Yavuz Sultan Selîm Han Mısır seferine giderken, yolu Dede Molla isimli zâtın bulunduğu köyden geçer. Sultan, atı üzerinde ordusunun...

Allahü teâlânın merhameti sonsuzdur

Allahü teâlânın merhameti sonsuzdur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir kul, Rabbine az da olsa yaklaşırsa, Rabbi, ona daha çok yaklaşır. Kalbimizi Ona çevireceğiz. Kul, (Yâ Rabbî!)...

Sa’d Bin Ebî Vakkâs

Sa’d Bin Ebî Vakkâs

Resûlullahın okçusu. Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri, Hazret-i Ebû Bekir vâsıtasıyla Müslüman olmuş, Eshâb-ı...

Kalb ve ruhu anlayabilmek için

Kalb ve ruhu anlayabilmek için

Güzel ahlâklı, iyi bir insan olabilmek için kalbi ve ruhu tanımaya ve kalb ve ruh temizliğine ihtiyaç vardır. Kalb ve ruhu anlayabilmek için...

Değişen sizin kalbiniz

Değişen sizin kalbiniz

Bir padişah, bir iki vezirini ve diğer erkandan birkaçını yanına alarak payitahta (başkente) yakın yerleşim merkezlerinde bir gezintiye çıkmıştı Payitahttan...

Fâtima Binti Esed

Fâtima Binti Esed

Hazret-i Ali’nin annesi. Fâtima binti Esed, İslâmın başlangıcında Müslüman olmuştur. Resulullah efendimiz, İslâmiyeti, önceleri...

Saîd Bin Âmir

Saîd Bin Âmir

Hazret-i Ömer'e benzeyen vâli. Saîd bin Âmir hazretleri, Yermük savaşından sonra Abbâs bin Ganem'den boşalan Humus...

Allah'ın takdirine kulun aklı ermez

Allah'ın takdirine kulun aklı ermez

Vehb b. Münebbih’ten rivayet edilmiştir, diyor ki: - “İsrailoğullarının abidlerinden biri vardı ki, nehrin kenarındaki ibadethanesinde ibadet ederdi....

Ebû Talhâ

Resûlullahın fedâisi. İslâm Güneşi Mekke'de parlarken, Ebû...

Allah için yapmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kur’an-ı kerimde...

Ehli sünnet âlimleri

Kur’ân-ı kerîmden ve hadis-i şeriflerden çıkarılan...

Sultan yine tebdil-i kı…

Sultan İkinci Mahmud Han, musahibi (sohbet...

Muaz bin cebel

Helâl ve harâmı iyi bilen sahâbî. Peygamber...

Fatih ve Hocazade

Sultan Mehmed Han (Fâtih) Osmanlı tahtına...

Kainatin Efendisi

Zulüm, had safhadaydı...

Yeryüzünün merkezi olan mübarek Mekke’de...

Doğduğu geceki olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce...

“Hacer-ül-Esved”in yeri

Resulullah efendimiz otuz beş yaşında...

Eshab-ı kiram

Hamza bin Abdülmuttalip

Şehîdlerin efendisi. Abdullah ibni Mes’ûd buyuruyor...

Huzeyfe Bin Yemân

Sevgili Peygamberimizin sırdaşı. Huzeyfe bin Yemân...

Sevde Binti Zem'a

Peygamberimizin hanımlarından. Hazret-i Sevde, amcasının oğlu...

Hikmetli Sözler

Habercinin vazifesi haber…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmanımızı...

Ramazan ayı, istiğfar zam…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ramazan-ı...

Sevgi, birlik beraberlik …

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hazret-i...

Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, “Helâl kazanmak her Müslümana farzdır”. Helâl kazanabilmek için, önce helâli öğrenmek lâzımdır. Helâl ve haram meydandadır. İkisi arasında şübheli olanları tanımak güctür. Şübhelilerden sakınmıyan, harama düşer. Bunu tanıtmak geniş bir ilimdir.

Müminûn sûresi, elliikinci âyetinde meâlen, “Ey Peygamberlerim. Helâl ve temiz yiyiniz ve bana lâyık ibâdetler yapınız!” buyuruldu. Resûlullah efendimiz bunun için, “Bir kimse, hiç haram karıştırmadan, kırk gün helâl yerse, Allahü teâlâ, onun kalbini nûr ile doldurur. Kalbine, nehirler gibi hikmet akıtır. Dünya muhabbetini, kalbinden giderir”.

Dünyalık kazanmak için çalışmak günah değildir. Dünyalık sevgisi, dünyaya gönül bağlamak günahdır. Sa’d bin Ebî Vakkâs “radıyallahü anh” dedi ki, “Yâ Resûlallah, Düâ buyur da, Allahü teâlâ, benim her duâmı kabul etsin!”. Cevâbında buyurdular ki, “Düâ kabûl olmak için, helâl lokma yiyiniz!”.

Bununla ilgili diğer hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

”Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp düâ ederler. Böyle düâ, nasıl kabûl olunur?” “Haram yiyenlerin ne farzları, ne de sünnetleri kabûl olmaz” (Yani sevapına kavuşamazlar.) “On liralık elbisenin, bir lirası haram olsa, o elbise ile kılınan namazlar kabûl olmaz”. “Haram ile beslenen vücûdün ateşde yanması daha iyidir” “Malın helâlden mi, haramdan mı geldiğini düşünmiyenler, Cehenneme, neresinden atılırsa atılsınlar, Allahü teâlâ, onlara acımıyacaktır”. “İbâdet on kısmdır, dokuz kısmı, helâl kazanmakdır”.

Hazreti Ebû Bekir, hizmetcisinin getirdiği sütü içti. Sonra helâlden olmadığını anlayınca, parmağını buğazına sokarak kay etti. O kadar zahmetle çıkardı ki, ölüyor sandılar. Sonra, “Yâ Rabbî! Elimden geleni yapdım. Midemde ve damarlarımda kalan zerrelerden sana sığınırım!” diye yalvardı. Hz. Ömer de, Beyt-ülmâla âid zekât develerinin sütünden, yanlışlıkla verilip içtiği zaman, böyle yapmıştı.

Abdüllah bin Ömer buyurdu ki, “Kanbur oluncıya kadar namaz kılsanız ve kıl gibi oluncıya kadar oruc tutsanız, haramdan kaçınmadıkca, kabûl edilmez, faydası olmaz”.

Süfyân-ı Sevrî buyuruyor ki, “Haram para ile sadaka veren, câmi’ yaptıran, hayrât yapan kimse, kirlenmiş elbiseyi idrâr ile yıkıyan kimseye benzer ki, daha çok pislenir”.