Küfre düşmek

Küfre düşmek

| M. Ali Demirbaş
Arkadaşsız olmaz!

Arkadaşsız olmaz!

| M.Said Arvas
Kâinatın mükemmelliği...

Kâinatın mükemmelliği...

| Prof. Dr. Ramazan Ayvallı
İki yolun farkı

İki yolun farkı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir din büyüğüne kavuşan, her şeye kavuşmuş olur. Böyle bir büyüğe kavuşmayanın işi çok...

İmanın esası

İmanın esası

Hubb-i fillâh ve Buğd-ı fillâh, imanın esasıdır. Cenab-ı Hakkın en çok beğendi şeydir. Allahü teâlâ, Mûsâ aleyhisselâma,...

Salihlerin sohbetinde bulunmalıdır

Salihlerin sohbetinde bulunmalıdır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmam-ı Rabbânî hazretleri gibi büyük zatların hakkı ödenmez. Onlar olmasaydı kim bilir ne kötü yollara...

Kınalızâde Ali Çelebi

Kınalızâde Ali Çelebi

Kınalızâde Ali Çelebi ilk tahsilini doğduğu yer olan Isparta’da yaptıktan sonra İstanbul’a gelir. Burada akrabalarından Kadir Efendi’nin...

Annen uykuda günah işlemiyor

Annen uykuda günah işlemiyor

İbadetini beğenmek çok kötüdür. Hele kendi ibadetine bakıp başkasını küçük görmek felakettir. Adam çocuğuyla ibadet...

Dert ve belâdan kurtulmak için

Dert ve belâdan kurtulmak için

Hadis-i şerifte buyuruldu ki, “Birinize derd ve belâ gelince, Yûnüs Peygamberin duâsını okusun! Allahü teâlâ Onu muhakkak...

Sahih-ül yed olmak esastır

Sahih-ül yed olmak esastır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i sünnet gemisinin kaptanı, İmam-ı a’zam hazretleridir. Kaptan bellidir, çünkü silsilede sahih-ül yed...

Bahri Dede ve Zigetvar’ın fethi

Bahri Dede ve Zigetvar’ın fethi

Avusturya arşidükü Maksimilyan, İstanbul Antlaşması’nı bozmuş, vergisini ödememiş üstelik de Erdel’e girmişti. Bunun üzerine, Kanuni...

Evlat unutur, baba unutmaz

Evlat unutur, baba unutmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Her insanın genelde üç babası vardır: Dünyaya gelmesine sebep olan babası, kayın babası, kendisine ilim öğreten babası...

O aslında bizi değil, hizmetlerimizi seviyor

O aslında bizi değil, hizmetlerimizi seviyor

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ehl-i sünnet itikadı ve bu yolun büyüklerinin sevgisi bir cevherdir. Allahü teâlâ bu cevheri...

Allah bizi şeytanların şerrinden korusun!

Allah bizi şeytanların şerrinden korusun!

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Silsile-i aliyye büyüklerini tanıyıp, yollarında dinimize hizmet edenlerin biri, bine bedeldir. Çünkü Ehl-i...

İlme hizmet etmek nasıl…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Suların aktığı...

Son yongam sensin ama ö…

Sene 1915... Sonbaharın serin yağışlı günlerinden...

Ameller, niyete bağlıdı…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimizde esas...

Benim hediyem de budur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ...

Kâ'b Bin Mâlik

Peygamber efendimizin şâirlerinden. Kâ'b bin Mâlik, babasının...

Üsâme Bin Zeyd

Resûlullahın çok sevdiği sahâbîlerden. Peygamber efendimizin Hazret-i...

Kainatin Efendisi

Süt anne Halime Hatun

Amine validemiz, nurlu yavrusunu kucağına...

Kavmini azab ile korkut!

Sevgili Peygamberimize, peygamberliği bildirildi ve...

Dünya karanlığa gömül…

Fahr-i kâinat efendimiz doğmadan önce...

Eshab-ı kiram

Ebüdderdâ

Kâdılık yapan sahâbîlerden. Ebüdderdâ hazretleri, Bedir...

Hansa Hatun

Meşhur kadın şair sahabilerden. Peygamber efendimiz...

Sevde Binti Zem'a

Peygamberimizin hanımlarından. Hazret-i Sevde, amcasının oğlu...

Hikmetli Sözler

Kalb, his organlarına tâb…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Kalb...

Başarının yolu gönül alma…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize...

Dine hizmet, ateşten göml…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dine...

Her ilmin, her fennin şubeleri vardır. Şubelerin birleştikleri noktaları bulunur ki, bu noktalarda, o ilmin bütün kolları tek birşey olur. İşte bu tek nokta, o ilmin konusudur. Mesela, tıpilminin muhtelif şubeleri vardır. Fakat her kolu, insan bedeninin hastalık ve sağlığında birleşir. Bu da, bu ilmin konusu demektir.

Bir ilmi kolay öğrenmek için, konusunu anlamak lâzımdır. Ahlâk ilminin konusu, insanın rûhudur. Rûhu ve kalbi, kötü huylardan temizlemeği ve iyi huylar ile süslemeği öğretir. Bunun için, evvela rûhu, sonra iyi ve kötü huyları öğrenmek lâzımdır. İmâm-ı Şâfi’î, kötülüğü öğrendim, kötü olmak için değil, kötülüğü bilmiyen, düşer içine, iyi bil! demiştir.

Kalbi ve rûhu, mümkün olduğu kadar tanımak, görünen ve görülemiyen kuvvetlerini bilmek ve saadetinin ve felâketinin nelerde olduğunu iyi anlatmak lazımdır.

Kalb, gönül ve rûh nedir? Bu iki varlığa eski yunan feylesofları ve onların taklîdcileri, Nefs de demişlerdir. Hâlbuki, tasavvuf ve ahlâk bilgilerinin mütehassısı, İmâm-ı Rabbânî hazretleri, nefsin, kalbin ve rûhun birbirinden farklı varlıklar olduklarını bildirmektedir.

İsrâ sûresinin seksenbeşinci âyetinde meâlen, “Sana rûhdan soruyorlar. Rûh, Rabbimin yarattığı varlıklardan biridir diye cevap ver” buyuruldu.

Bu âyet-i kerîme, rûhun ne olduğunu anlatmağı men etmektedir. Bunun içindir ki, İslam büyükleri rûhun ne olduğunu konuşmaktan kaçınmışlardır. Ancak, rûhun yalnız hakîkatini, ne olduğunu konuşmak yasaktır. Yoksa hassalarını, özelliklerini anlatmak yasak değildir.

Bunun için, âlimlerin çoğu, talebeye ve süâl edenlere, kalbin ve rûhun cisim olmadıklarını, bir “Cevher-i basît” olduklarını söylediler. Aklın erdiği bilgileri anlıyan, his organlarından beyne gelen duyguları alan, bedendeki bütün kuvvetleri, hareketleri idâre eden, kullanan hep bu ikisidir. Tasavvuf büyükleri ve kelâm âlimleri böyle söylemişlerdir.

Kalb ve rûh hakkında, şâfi’î mezhebi âlimlerinden şeyh Şihâbüddîn Ömer Sühreverdînin “Avârif-ül me’ârîf” kitapı ile ikinci bin yılının yenileyicisi, büyük âlim İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendînin “Mektûbât” kitapında geniş bilgi vardır. “Mektubat” kitabı, “Müjdeci Mektuplar” ismi ile Hakikat kitab evi (0212 523 45 56) tarafından baştırılmıştır.