Damar sertliğine birebir

Damar sertliğine birebir

Orucun insan sağlığına tesîri, sayılamayacak kadar çoktur. Bunların içinden en önemlileri olarak karaciğer ve damarlar üzerindeki etkileri olarak...

Mürşid-i kâmil kimdir?

Mürşid-i kâmil kimdir?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müminler dört kısımdır: 1- Kelime-i şehadet getirenler. 2- Salihler: Allahü teâlânın rızasına kavuşmak...

Şehid olarak ölebilmek için

Şehid olarak ölebilmek için

Hergün yirmibeş kere “Allahümme bârik lî filmevt ve fî-mâ ba'd-el-mevt” okuyanlar, Duhâ yâni kuşluk namazı...

Kendimizi düzeltmeden başkasını düzeltemeyiz

Kendimizi düzeltmeden başkasını düzeltemeyiz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Asıl cihad, nefsle yapılan cihaddır, yani günah işlememektir. Günah ateştir. Bu ateşten, önce kendimizi kurtarmaya...

Nevfel Bin Hâris

Nevfel Bin Hâris

Hâşimoğullarının en yaşlısı. Nevfel bin Hâris, Kureyş kervanını kurtarmak ve Müslümanlarla savaşmak için hazırlanan müşrik ordusuna...

Ammâr Bin Yâser

Ammâr Bin Yâser

Şehîd oğlu şehîd. Ammâr bin Yâser, ilk Müslümanların otuzuncusudur. Süheyb-i Rûmî ile birlikte, Dâr-ül...

İstişarenin önemi

İstişarenin önemi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir işin ciddiyeti, ancak o işi yapanların ciddiyetine bağlıdır. Yaptığımız iş ne kadar ciddi olursa olsun, eğer biz ciddi olamazsak, o iş...

Hastanın iyileşmesi için

Hastanın iyileşmesi için

Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Osman bin Huneyf bildiriyor: İyi olması için duâ istiyen bir âmâya, abdest alıp, iki rekât...

Sevaba ortak mânevî şirket

Sevaba ortak mânevî şirket

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bu zamanda hak ile bâtıl, imanla küfür, iyi ile kötü karıştı, insanlar bunları ayırt edemez hâle geldi. O...

İki yolun farkı

İki yolun farkı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir din büyüğüne kavuşan, her şeye kavuşmuş olur. Böyle bir büyüğe kavuşmayanın işi çok...

İmanı korumak

İmanı korumak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İmanın muhafazası çok zorlaştı. Allah korusun, insan, yanlış bir söz söyler, yanlış bir iş yapar veya bozuk bir şeye...

Nelere iman edilecek?

İman, dinden olduğu sözbirliği ile bildirilmiş...

Müslüman başkalarına…

İslam ahlâkı ile ahlâklanmış, nefsini terbiye...

Saadetin başı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir mümin...

Din ve vicdan hürriyet…

Amerika ve Avrupa, Müslüman çocuklarını dinlerinden...

Allah'ın emaneti

Ümm-i Süleym radıyallahü anha, gayet temiz...

Sürâka Bin Mâlik

Eshâb-ı kirâmın süvârilerinden. Peygamber efendimize, Peygamberliğinin bildirildiğinin...

Kainatin Efendisi

Süt anne Halime Hatun

Amine validemiz, nurlu yavrusunu kucağına...

Nur’un temiz alından temi…

Âdem aleyhisselamın alnına nakşedilen bu...

Nur’un yaratılması

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, Allahü teâlânın...

Eshab-ı kiram

Hassan Bin Sabit

Peygamber efendimizin şairlerinden. Hassan bin Sabit...

Sa’d Bin Ubâde

Ensârın sancaktarlarından. Sa’d bin Ubâde, ikinci...

Abdullah Bin Mes'ûd

Kur'ân-ı kerîmi açıktan okuyan ilk...

Hikmetli Sözler

Alın yazısı insanın icraa…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünyada...

Ameller, niyete bağlıdır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimizde...

Birlik ve beraberlik için

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize...

Hint-Türk imparatorluğunun büyük hükümdarlarından Ekber Şah, bütün eyalet valilerinin önünde "Din-i İlahi" diye bir şey kurduğunu resmen ilan etti.

İslamın vartalı dönemleri-6-

Hicretten bin yıl geçtikten sonra, İslam coğrafyasının Moğol istilası ile yıkılıp yakıldığı, binlerce âlimin kılıçtan geçirildiği ve yazılan on binlerce kitabın yok edildiği karanlık bir devir başlamıştı. Türkistan’da Semerkant, Buhara ve daha sonra Bağdat civarı ve hatta Anadolu toprakları da bundan nasibini almıştı. Hindukuş Dağlarının berisindeki bütün İslam ülkeleri tarihte eşine rastlanmadık biçimde yıkıma uğratmıştı. Bu istilâdan kurtulabilen birkaç şanslı ülkeden birisi de Hindistan'dı. Fakat Allah tarafından bağışlanan bu huzur ve asayiş, insanları azdırdı. Yönetici sınıfı ile zenginler zevk ve sefahate düştü, haram yollardan para kazanma ve harama harcama normal hâle geldi, zulüm ve zorbalık hâkim oldu, Allah'tan gaflet ve dinden uzaklaşma tırmandı. Bütün bu yanlışlıklar, Hint-Türk imparatorluğunun büyük hükümdarlarından biri olan Ekber Şah (öl. 1014/1605) zamanında zirveye ulaştı. Ekber Şah, ülke topraklarını adım adım genişleterek, Hindistan'ı tek bir merkezi idare altında toplamayı başaran ilk hükümdardır. O, savaşçı ve ıslahatçı bir hükümdardı. Vergi konulması ve tahsili, idari teşkilat ve ordu sistemi gibi konularda çok önemli yenilikler getirmiştir.

Bütün bunların yanında Ekber Şah'ın gerçekleştirdiği olumsuz icraatları da olmuştu. Bunların en büyüğü ve en kötüsü yeni bir din kurmaya kalkışması idi. Zamanında, Peygamber Efendimizin miracı ve diğer mucizeleri tartışılıyor, mübarek şahsiyetine, hanımlarına, savaş ve akınlarına tenkitler yöneltiliyor, O'nun Ahmed ve Muhammed gibi güzel isimleri ile öteki Müslüman isimleri başka isimlerle değiştiriliyordu. Namaz, oruç, hac ve diğer ibadetlerle alay edilmeye başlanmıştı. Zaten Peygamber Efendimiz, bu bozulmanın başlayacağı kesime işaret eden hadis-i şeriflerinde “İnsanlar arasında iki grup vardır ki, onlar düzgün olurlarsa, halk da düzgün olur, onlar bozulurlarsa halk da bozulur: Âlimler ve yöneticiler” buyurmuştu ve ne yazık ki, âlimlerden başlayan bozulma yöneticilere doğru yol bulmaktaydı.

Ekber Şah, 12 Rebiülevvel 987 (9 Mayıs 1579)'te düzenlenen bir mevlid merasimi münasebetiyle Fetihpur Sikri Ulu Camii'nde minbere çıkarak, Feyzi en-Nagori tarafından kaleme alınan ve kendisini ilahi mertebeye yücelten manzum bir hutbe okudu. Bu olaydan sonra Şeyh Mübarek en-Nagori, Ekber Şah'ı "sultanü'l-İslâm, emirü'l-mü'minin, zıllullahi ale'l-âlemin" olarak tanıtan ve onu dini ve dünyevi meselelerde tartışılmaz otorite olarak kabul eden bir belge düzenledi, ileri gelen yanlış yollara sapan âlimler de bu belgeyi imzaladılar (Eylül 1579)

Ve nihayet 1582 yılında Ekber Şah, bütün eyalet valilerinin önünde "Din-i İlahi" diye bir şey kurduğunu resmen ilan etti. Yeni dini şöyle savunuyorlardı: "Hak, doğruluk gibi evrensel gerçekler yalnız ve sadece bir dinde bulunmaz. Bunlar her din ve millette bulunur. O hâlde her dinde hak ve gerçek olan ne varsa alınmalı, bunlardan, hepsini bir araya toplayan tek bir din meydana getirilmeli, bütün insanlar da ona çağrılmalıdır. Böylece milletler ve dinler arası anlaşmazlıklar son bulacaktır. İşte insanları bir araya toplayacak olan Dîn-i İlâhî budur."

İmâm-ı Rabbânî hazretleri, Ekber Şâh’ın hükûmeti zamanında, Müslümanların başına gelen bu sıkıntıları ve felâketleri, Müslümanlara yapılan zulüm ve işkenceyi (Mektûbât)’ında uzun bildirmektedir.