18 Mayis 2012 Cuma - 01:36:47

Zemzem kuyusu Yazdır e-Posta

Dede Abdülmuttalib’e, bir gün rüyasında bir kimse; Ey Abdülmuttalib! Kalk Tayyibe’yi

kaz!”diyerek kayboldu. Ertesi gün; Kalk, Berre’yi kaz!” dedi. Üçüncü gün de aynı kimse; Kalk,

Mednune’yi kaz!” emrini verdi. Dördüncü gün ise, yine o kimse; Ey Abdülmuttalib! Kalk, Zemzem

kuyusunu kaz!” deyince, Abdülmuttalib; Zemzem nedir? Kuyu nerededir?” diye sordu. O zat da şöyle

cevap verdi:

Zemzem bir sudur ki, hiç eksilmez ve dibine erişilmez. Dünyanın dört bucağından gelen

hacılara kifayet eder. Cebrail aleyhisselamın kanadıyla vurduğu yerden çıkmıştır. Allahü teâlânın,

İsmail aleyhisselam için yarattığı sudur. Susuzları kandırır, açları doyurur. Hastalara şifa olur.

Kurban kesilen yere git. Sen orada iken kırmızı gagalı bir karga gelir. Gagasıyla yeri eşer. Onun

eştiği yerde, bir de karınca yuvası görürsün. İşte orası Zemzemin yeridir” dedi.

Böylece rüyada bahsedilen zemzemin ne olduğunu öğrenmiş oldu.

Peygamber efendimizin dedesi Abdülmuttalib, sabah erkenden yanına oğlu Haris’i alarak gece

rüyasında bildirilen yere gitti ve heyecanla beklemeye başladı. Bir ara rüyada söylenildiği şekilde kırmızı

gagalı karga gelip, oradaki bir çukura kondu ve gagası ile yere vurmaya başladı. Altından karınca yuvası

çıktı. Abdülmuttalib ile oğlu Haris, derhal orayı kazmaya başladılar. Bir müddet kazdıktan sonra kuyunun

ağzı göründü.

Abdülmuttalib bunu görünce; Allahü ekber, Allahü ekber!” diyerek tekbir getirmeye başladı.

Başından beri, kuyunun kazılmasını dikkatle takib eden Kureyşliler, yanına gelerek; “Ey Abdülmuttalib!

Bu, babamız İsmail’in kuyusudur. Onda bizim de hakkımız vardır. Bizi bu işe ortak etmelisin!” dediler.

Abdülmuttalib ise, Hayır! Bu iş, sadece bana ihsan edilmiş bir vazifedir” diye cevab verdi.

Bunun üzerine Kureyşliler; “Sen yalnızsın. Tek oğlundan başka kimsen de yok. Bu şekilde bize karşı

koyman mümkün değil!” dediler.

O zaman içi burkuldu. Tek çocuğu olduğu için üzüldü. Bu üzüntü ile ellerini kaldırarak; Ya Rabbi!

Bana on çocuk ihsan eyle. Eğer bu duamı kabul buyurursan, içlerinden birini Kabe’de kurban

edeceğim” diye yalvardı.

Abdülmuttalib, kazı işinin tehlikeli bir hal aldığını, neticede şiddetli çarpışmaların olabileceğini

düşündü. Sonunda kazmayı bırakarak anlaşma yoluna gitti. İşin bir hakem tarafından halledilmesini istedi.

Sonunda, Şam’da oturan bir kahinin buna çare bulacağına karar verdiler. Kureyşin ileri

gelenlerinden bir grup ile yola çıkıldı. Yolda susuzluktan ve sıcaktan ziyadesiyle bunalan kervan, hareket

edemez oldu. Artık bir damla suya can atacak hale gelmişlerdi.

Tek arzularının bu olmasına rağmen, kavurucu çölün ortasında su bulmak imkansızdı. Herkesin

ümidini kestiği bir anda, Abdülmuttalib onlara;

- Geliniz, geliniz! Toplanınız! Hem size, hem de hayvanlarınıza yetecek kadar su buldum! diye

bağırdı. Muhammed aleyhisselamın mübarek nurunu alnında taşıyan Abdülmuttalib, su ararken, devesinin

ayağı büyük bir taşa takılmış ve taş yerinden oynayınca altında su çıkmıştı. Herkes koşarak geldi, kana

kana su içerek yeniden hayat buldu.

Abdülmuttalib’in bu büyüklüğü karşısında mahcub olan Kureşyliler;

- Ey Abdülmuttalib! Artık sana diyecek bir sözümüz kalmadı. Zemzem kuyusunu kazmaya en

layık olan sensin. Bu hususta seninle bir daha münakaşa etmeyeceğiz. Artık hakeme gitmeye de

lüzum kalmadı, geri dönüyoruz, dediler ve geri döndüler.

Abdülmuttalib, alnında parlayan nurun hürmetine, Zemzem kuyusunu kazıp, suyu çıkarma şerefine

kavuştu.

 

Rabbim hidayet versin!..
Resim
Müşriklerin, Müslümanlara uyguladıkları üç senelik ablukanın... Devamı...
Doğruyu öğrenmek
Resim
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bu dinin temeli öğrenmek ve öğretmektir.... Devamı...
Kâr ne zaman?
Resim
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hazret-i Ömer, Musul’a bir vali tayin eder.... Devamı...
Kaçırılan büyük fırsat
Resim
Sevgili Peygamberimiz, her türlü engellemelere rağmen İslâmiyeti... Devamı...
Türk gibi kuvvetli
Resim
Osmanlı İmparatorluğu en geniş sınırlarına ne zaman ulaştı, biliyor... Devamı...

Kelam-ı kibar

Bir din kardeşinizi seviyorsanız, sevdiğinizi kendisine bildiriniz!
Hadîs-i şerîf -