18 Mayis 2012 Cuma - 01:27:16

Müslüman olan ilk sekiz kişi Yazdır e-Posta

Peygamber efendimiz, bir gün hazret-i Hadice validemizle namaz kılarlarken, hazret-i Ali onları gördü. O zaman on yaşında idi. Namazdan sonra;
- Bu nedir? diye sordu. Resul-i ekrem efendimiz; - Bu, Allahü teâlânın dinidir. Seni bu dine davet ederim. Allahü teâlâ birdir, ortağı yoktur.
Seni, bir olan, eşi, ortağı bulunmayan Allah’a imana davet ediyorum... buyurdu. Hz. Ali ; - Önce babama danışayım, dedi. Resulullah ona, - İslâm’a gelmezsen, bu sırrı kimseye söyleme! buyurdu. Hazret-i Ali ertesi sabah, Resulullah’ın huzuruna gelerek;
- Ya Resulallah! Bana İslâm’ı öğret, dedi ve Müslüman oldu.
Hazret-i Ali, Müslüman olanların üçüncüsüdür. Resul-i ekrem efendimiz uğrunda gösterdiği fedakarlık ve O’nu kendine tercih etmesi ise her türlü takdirin üstündedir.
Zeyd bin Harise de, ilk iman edenlerdendir. Hz. Hadice, Hz. Ebu Bekir (ve arkadaşları) ve Hz. Ali’den sonra dördüncü olarak ve azad olmuş köleler içinde ilk Müslüman olmakla şereflendi. Kendisiyle beraber, hanımı Ümmü Eymen de Müslüman olmuştu.
Hazret-i Hadice validemizden sonra Müslüman olan sekiz kişiye Sabıkun-ı İslâm, yani ilk Müslümanlar denir.
Hazret-i Osman, Müslüman olmasını şöyle anlatır:
Benim kahin bir teyzem vardı. Bir gün onu ziyaret etmiştim. Bana; “Sana bir hanım nasib olur. Fakat ne sen ondan önce bir hatun görmüş olursun, ne de o, senden önce bir erkek görmüş olur. O, güzel yüzlü, zahide bir hanım ve bir büyük peygamber kızı olsa gerek” dedi. Ben, teyzemin bu sözüne hayret ettim.
Yine bana dedi ki:
“Bir peygamber geldi. O’na gökten vahy nazil oldu.” Ben dedim ki: “Ey teyzem! Böyle bir sır, şehirde hiç duyulmadı. O halde bu sözü açık söyle.” O zaman teyzem; “Muhammed bin Abdullah’a peygamberlik geldi. Halkı dine davet eder. Kısa zamanda O’nun dini ile âlem nurlanır” dedi.
Teyzemin bu sözleri, bana çok te’sir etti. Endişeye düştüm. Hazret-i Ebu Bekir ile aramızda büyük bir dostluk vardı. Birbirimizden hiç ayrılmazdık. Bu mes’eleyi görüşmek üzere, iki gün sonra Ebu Bekir’in yanına gittim. Teyzemin söylediklerini anlatınca, bana;
- Ya Osman! Sen akıllı bir kimsesin. Hiç görmeyip, işitmeyen; bir şeye fayda ve zarar vermekten uzak olan birkaç taş, tanrılığa nasıl layık olur? dedi. Bunun üzerine ben;
- Doğru söylüyorsun, teyzemin sözü gerçektir, dedim.
Hz. Ebu Bekir, Hz.Osman’a İslâmiyet’i anlattıktan sonra, onu, Resulüssekaleyn, yani insan ve cinlerin peygamberi olan Efendimizin huzuruna götürdü.
Sevgili Peygamberimiz, hazret-i Osman’a şöyle buyurdu:
- Ya Osman! Hak teâlâ, seni Cennet’e misafirliğe davet eder. Sen kabul et! Ben, bütün insanlara hidayet rehberi olarak gönderildim.
Hazret-i Osman, Resulullah’ın yüksek halleri ve güler yüzle söylediği sözler karşısında kendinden geçip, büyük bir şevk ve teslimiyetle;
“Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulüh” deyip, Müslüman oldu.

 

Adsız kahramanlar
Resim
Hacı Çalık Ali Paşa, Merzifon’dan çıkan ikinci büyük sadrazamdır.... Devamı...
Aynı inançta olmanın önemi
Resim
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Fizikte bir kaide vardır: Artı artıyı,... Devamı...
En büyük keramet
Resim
Hasan Feyzi Efendi “rahmetullahi aleyh”, Denizli toprağını nurlandıran... Devamı...
Merhametten maraz doğar
Resim
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İslamiyet’e zarar verenlere kızmak... Devamı...
Kulaklarına pamuk tıkadı
Resim
Peygamber efendimiz Mekke’de gece-gündüz insanlara nasihat veriyor;... Devamı...

Kelam-ı kibar

Dört şey vardır ki, onların azı da çoktur: 1- Ateş, 2- Düşmanlık, 3- Fakirlik, 4- Hastalık.
Hazret-i Ali Radıyallahü anh -