18 Mayis 2012 Cuma - 01:01:37

Helâl olduğunu bildiğinizi yiyiniz! Yazdır e-Posta

Çok kimseler, dünya malını, hep haram sanır. Bazısı da, dünyadaki şeylerden çoğu haramdır der. Burada, insanlar üç türlüdür: Bir kısmı ileri gidip, yalnız meyve, balık, av eti gibi şübheli olmıyan şeyleri yeriz der. Bir kısmı da, tenbel, miskîn oturup, her istediğimizi yeriz, hiçbirşey ayırd etmeyiz der. Üçüncü kısım, herşey yemeli ama, lüzûmu kadar, der. Bunların üçü de yanılmakdadır. Doğrusu şöyledir ki; “Helâl meydandadır. Haram meydandadır. Şübheliler ikisi arasındadır. Kıyâmete kadar böyledir”. Nitekim, Resûlullah böyle buyurmuştur.
Dünya malından çoğu haram diyen yanılıyor. Evet, haram çoktur. Fakat, daha çok değildir. Çok başkadır, daha çok, başkadır. Nitekim, hasta çoktur, tüccar çoktur, asker çoktur. Fakat, insanların çoğu değildir. Zâlimler çoktur. Ama mazlûmlar daha çoktur.
Şunu iyi bilmelidir ki, insanlara, “Muhakkak helâl olan, Allahü teâlânın helâl bildiği şeyleri yiyiniz!” diye emir olunmadı. Bunu kimse yapamaz. “Helâl olduğunu bildiğinizi yiyiniz!” denildi. Haram olduğu meydanda olmıyan şeyleri yeyiniz denildi ki, bunu herkes yapabilir.
Nitekim, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, bir müşrikin destisinden abdest aldı. Hazret-i Ömer, hıristiyan kadının destisinden abdest aldı. Eshâb-ı kirâm, kâfirlerin verdiği suyu
içerlerdi. Hâlbuki, pis, necs olan şeyleri yimek haramdır. Kâfirler ise, çok kerre pis olur. Elleri ve kapları şarâblı olur. Hepsi leş yer. Yani, Besmelesiz kesilen veya kesilmeyip başka sûretle öldürülen hayvanları yerler. Fakat, pisliği görülmedikce, temiz deyip yirlerdi. Aldıkları kâfir şehirlerinde, kitaplı kâfirlerden et, peynir satın alır, yerlerdi. Hâlbuki, o şehirlerde Müslüman olmıyanlar arasında içki satan, fâiz alıp veren ve dünyaya gönül bağlıyan yok değildi.
Bir kimsenin sâlih mi, fâsık mı belli değilse, meselâ, bir köye gidince, herkesle alış veriş etmek câizdir. Herkesin elinde bulunanın, kendi malı olduğunu kabûl etmelidir. Haram olduğunu gösteren bir nişân bulunmadıkca, helâl bilmeli ve satın almalıdır.
İyi, sâlih bilinen kimselerin malını yemek câizdir. Yimemek vera’ olmaz. Belki vesvese olur. Yemediğin için, o kimse incinirse, yimemek günah olur. Sâlih kimselere sû’i zan, yani kötü gözle bakmak günahdır.
Zâlim kimselerden, hırsızlardan, malının hepsi veya çoğu haramdan olan kimselerden
birşey almak câiz değildir. Ancak, helâl olduğu bilinen veya helâl alâmeti bulunan kimsenin
malını satın almak câiz olur.

 

O’nun düşmanı benim düşmanımdır!
Resim
Müşrikler, düşmanlıklarının dozunu gün be gün artırıyorlar...... Devamı...
Canım feda olsun!
Resim
Resulullahın Miraca çıktığını öğrenen, hazret-i Ebu Bekir, hemen... Devamı...
Bunu niçin yaptın?
Resim
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünya hayaldir. Öldükten sonra iki yer var:... Devamı...
Emri maruf için üç ana şart
Resim
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Emr-i bil maruf, nehy-i anil-münker yapmak... Devamı...
Kalbdeki gözün önemi
Resim
* Bu göz çok iyidir; ama çok da yanıltıcıdır. Birçok insanın... Devamı...

Kelam-ı kibar

Kul için güzel ahlâktan daha iyi mertebe yoktur. İnsan, güzel ahlâkı ile dünya ve âhırette yüksek derecelere kavuşur.
Ebû Osman Hîrî Rahmetullahi Aleyh -