18 Mayis 2012 Cuma - 00:39:36

Emri maruf için üç ana şart Yazdır e-Posta

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Emr-i bil maruf, nehy-i anil-münker yapmak her mümine farzdır. Yani her mümin bir şey anlatmak veya bir şey anlatılmasına sebep olmak zorundadır; ancak herkes emr-i maruf ve nehy-i anil-münker yapamaz. Bunu yapması için üç ana şart lazım. Bu üç şart noksansa faydalı olamaz.

1- İlim sahibi olacak. İlim de üçe ayrılacak. Hem fıkıh ilmi, hem tasavvuf ilmi, hem de fen ilimlerinde mahir olacak, bilecek. İlimsiz emr-i maruf olmaz.

2- Adil olacak. Yaptığı işlerinde, hizmetlerinde adalet ön planda olacak. Adalet nedir? Çobanla sultan aynı haklara sahiptir. Babası olsa, dedesi olsa, oğlu olsa, kızı olsa, fark gördüğü anda, farklı muamele yaptığı anda, o adil değildir.

3- Güzel ahlak sahibi olacak. Güzel ahlak nedir? Kalb kırmamaktır, bağırmamak, darılmamaktır, gücenmemektir. Ne kadar zor iştir! O halde, güzel ahlaklı olmayan emr-i maruf yapamaz.

Bunlardan biri noksan olursa, hizmet de noksan olur. O zaman bunları en iyi derleyen, toplayan, anlatan bir kitabı [mesela Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye’yi] birine veririz veya verilmesine sebep oluruz. Böylelikle emr-i maruf yapma farzının sevabına kavuşuruz. Yoksa fitneye sebep oluruz. Fitne de çok tehlikelidir, adam öldürmekten daha büyük günahtır.

Herkes bir arzu ve istek peşinde... Kavuştukları ise ancak ölümüne kadar... Öldükten sonra bunların hiçbiri mezara girmiyor. Bunlar ona dost olmuyor. Bunların hiçbirini ona vermiyorlar. Diyorlar ki, bunlar sana ait değil. Peki, ne yapmalı? Kabrimize girecek olanı seçmeli. Bu nedir? O da, Allahü teâlâya ihlâsla ibadet etmektir.

Gök her yerde mavidir. Dünyanın neresine gidersek gidelim, gök rengi hep aynıdır, mavidir. Büyükleri sevenler, yollarında olanlar, dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, bu yolda olduktan sonra, hiçbir şekilde ayrı olamazlar. Hindistan’da, Dağıstan’da, Amerika’da, Avrupa’da her yerde olabilirler. Bu mesafe hiç mühim değil, eğer sevgisi ve muhabbeti varsa, o her zaman beraberdir.

Ahir zamanda en büyük tehlike, sağı solu dinlemektir. İmam-ı Rabbani hazretleri gibi ehl-i sünnet âlimlerinin kıymetli kitaplarına kavuşanlar, hazineye kavuşmuş demektir. Bu hazine kıyamete kadar onlara yeter. Ama o hazine rafta, vitrinde beklemek için değildir. İlaç rafta istediği kadar beklesin, insan hastaysa ölür gider. O ilacı içmek lazım.

 

Dünyanın kokusu olsaydı
Resim
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir şeyi tanımak için, ilmin ve görmenin... Devamı...
Ebu Leheb’in elleri kurusun!..
Resim
Peygamber efendimizin evi, Ebu Leheb ile Ukbe bin Ebi Mu’ayt denilen iki... Devamı...
Prof. Dr. Orhan Karmış
Resim
Fransızca, İngilizce, Arabî, Farisî bilirdi. Başta Tatarca olmak üzere... Devamı...
En âlâsından daha âlâdır
Resim
Allahü teâlâ bir kuluna iyilik yapmak isterse onu bu büyüklerle... Devamı...
Kulaklarına pamuk tıkadı
Resim
Peygamber efendimiz Mekke’de gece-gündüz insanlara nasihat veriyor;... Devamı...

Kelam-ı kibar

Eskiden iyilik yaparlardı söylemezlerdi. Sonra hem yapmaya hem de söylemeye başladılar. Şimdi ise yapmıyorlar fakat söylüyorlar.
Ömer bin Hâris Rahmetullahi Aleyh -